HÜSEYİN BİN ALİ&FATIMA

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Şehidler > HÜSEYİN BİN ALİ&FATIMA
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Şehidler > HÜSEYİN BİN ALİ&FATIMA
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: HÜSEYİN BİN ALİ&FATIMA  (Okunma Sayısı 3429 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maveraî
Haymatlos..
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 477


ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ


« : 05 Aralık 2011, 03:05:51 ÖS 15 »


İmam Hüseyin, milâdî takvime göre, 625 (626) Medine’de doğmuştur. 10 ekim 680’de Kerbelâ’da şehit edilmiştir. İmam Hüseyin, İslâm Peygamberi Muhammed’in torunudur. Birinci İmam, Ali’nin oğlu ve aynı zamanda üçüncü İmamdır.

İmam Hüseyin, yaşantısıyla, davranışlarıyla, cesaretiyle sadece İslâm âleminde değil, bütün insanlık için görkemli bir abidedir. İmam Hüseyin’in yaşadığı dönemde zalim Emevi egemenliği hüküm sürüyordu. Emevi iktidarını kurumlaştıran Muaviye, İmam Hüseyin’in babası Ali’yi (ra) ve abisi ikinci İmam Hasan’ı kendi iktidarı için tehlikeli görmüş ve binbir entrikayla onları şehit etmişti. Muaviye ölünce yerine oğlu Yezid’i tayin etmişti. Oğul Yezid’te babasının kanlı iktidarını korumak istiyordu. Muaviye, Muhammed Resulle yıllarca savaşmış olan, Mekkeli müşriklerin önderi olan bir ailedendi. Muhammed Resulün hicretinden sonraki dönemde İslâmiyet’in gelişmesi ile beraber bu aile artık Müslümanları yenemeyeceğini görünce takiyye yaparak İslamiyet’i seçmişlerdi. Oysa bilinir ki; bu ve benzer ailelerin amacı gelişen İslâmiyet’in değerlerine sahip olmaktı. Bunlar bu amaçla İslâmiyet’i benimsiyorlardı. Dolayısıyla İslâmiyet’in ilk temsilcileri olanları, yani gerçek Müslümanları saf dışı bırakıyorlardı. Bu müşrikler günümüze değin sürecek bir çatışmanın tohumlarını o zaman başarıyla ektiler. İşte sevgili İmam Hüseyin, böylesi bir çağda ya dedesinin, babasının ve abisinin yolunda gidecekti, yani Hak yolunu bütün zorluklarına rağmen taviz vermeden savunacaktı, ya da müşriklerin temsilcisi Yezid’e boyun eğip, biat edecekti.

İmam Hüseyin, Emevi iktidarının halkı baskı ve zulüm altında inlettiği bu dönemde Küfe kentindeki halktan bir davet aldı. Bu davette Kûfeliler artık Yezid’in zulmünden bıktıklarını ve kendisini önder (Halife) olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardı. İmam Hüseyin insanları dolayısıyla Küfelileri iyi tanıyordu. Ve giderse başına neler geleceğini biliyordu. Bütün bunlara rağmen İmam Hüseyin kendisine bağlı ailesi ve bir grupla Kûfe şehrine doğru yola çıktı. İmam Hüseyin`in yola çıktığını haber alır almaz hemen planlara başlayan Yezid, onu durdurmanın ve kendisine biat ettirmenin yollarını aradı. Yezid beş bin kişilik bir orduyla Kerbelâ çölünde İmam Hüseyin’e pusu kurdu. Ordunun komutanları, İmam Hüseyin’e Yezid’e biat ettiğini beyan etmesini istediler. İmam Hüseyin Yezid’e boyun eğmekten ve onun kanlı zulüm iktidarını tanımaktansa şehit olmayı yeğlediğini, kararlılıkla 'Yezid’in gözlerini para hırsı bürümüş askerlerine ve korkup sözlerinin arkasında durmayan Küfelilere' haykırdı. Bundan sonrası dünyanın gördüğü en haksız savaşlardan biriydi. Bir tarafta İslâm Peygamberinin torunu, diğer tarafta kanlı iktidarın temsilcileri. İmam Hüseyin’in gücü 72 kişiydi. Yezid’in askerleri ise 5000. İmam Hüseyin ve arkadaşları şerefli bir şekilde Yezid’in askerlerine karşı direndiler. Ama güç dengelerinin eşitsiz olduğu bu savaşta yenildiler.

İmam Hüseyin aldığı onlarca kılıç ve ok darbesi sonucu yaralı düştü. Yezid’in askerleri vahşete doymuyordu. Ve Yezid’in komutanlarından Şimr, İmam Hüseyin’in mübarek başını keserek bir tepsi içinde Şam’daki sarayında Yezid’e sundu. Daha sonra sevgili imamın başı Şam sokaklarında gezdirildi.

Tarihe Kerbelâ olayı olarak geçen bu hadise İslâm aleminde safları netleştirmişti. İmam Hüseyin sadece yaşantısıyla değil, şehadetiyle bütün insanlığa bir mesaj vermiştir. İmam Hüseyin bir semboldür. Yiğitliğin, fedakârlığın, mazlum olmanın sembolü. İmam Hüseyin; verdiği mesajda sonu ne olursa olsun asla ama asla Yezid’e, dolayısıyla zalime ve onun zulmüne boyun eğmeyeceğini bütün dünyaya şehadetiyle kanıtlamıştır. İnsanlık var oldukça İmam Hüseyin var olacaktır.


Remzi Kaptan
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Maveraî
Haymatlos..
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 477


ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ


« Yanıtla #1 : 02 Mayıs 2014, 06:45:57 ÖS 18 »


Bugün şehitler, çağrılarını kendi kanlarıyla duyurmuş bulunmaktadır. Tarih boyunca oturanları ayaklanmaya çağırmak üzere, gözlerini gözlerimize dikip yere serilmişlerdir.

Kendi kültür ve tarihimizde; insanlığın yaratmış olduğu yüce cevherler, tarihi diriltip harekete geçiren canlı maddeler ve insana Allah'a doğru yükselebileceğini öğreten ilahi dersler saklıdır. Bütün bu yüce ve ilahi değerlerin mirası da biz güçsüzlerin eline düşmüştür!!!!

Biz cihatların, şehadetlerin ve yüce değerlerin varisiyiz. Öyleyse içimizden insanlığa örneklik edecek ümmet çıkarmalıyız.
 
"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık! İnsanlar üzerine tanık olasınız; Rasul de sizin üzerinize tanık olsun diye" [2/143]
 
Biz; şehitlerimizin, mücahitlerimizin, imamlarımızın, inanç ve kitabımızın mirasından örnek bir ümmet oluşturmakla yükümlüyüz. Böylece insanlar üzerinde tanık olacağız. Rasul de bize örnek ve tanık olacaktır.
 
İnsanlığı diriltecek ve harekete geçirecek bu ağır risalet, günlük hayatlarını bile sürdürmekten aciz olan bizlerin sırtına yüklenmiştir... Allah'ım, bu ne hikmettir? Bu nedir, Allah'ım!

Oysa biz, Hüseyin için ağlama, Hüseyin'i sevme görüntüsü altında Yezid'le el ele vermiş, aynı yaşam öyküsünü paylaşmaktayız. Hüseyin ise bu öykünün son bulmasını istiyor...

Şehitler işlerini bitirmiş bulunmaktadır.. Hepsi rollerini güzelce oynadı. Öğretmen, müezzin, yaşlı, genç, kadın, hizmetçi, efendi, soylu ve çocuk; her biri bütün çocuklara, yaşlılara, kadınlara; büyük küçük herkese örnek olacak bir ölümü seçerek orada kendi sınıflarını temsil ettiler...
 
Bu şehitler o gün iki şey yaptı:

*Hüseyin'den kölesine, çocuğundan kardeşine, öğrencisinden öğretmenine, soylusundan sade vatandaşına kadar hepsi, tarih boyunca yaşayacak bütün insanlara; güç yetirdiklerinde nasıl yaşamaları gerektiğini, yetiremediklerinde ise nasıl ölmeleri gerektiğini öğretmek üzere şehadetle yüz yüze gelmiştir.
 
Bu şehitler bir şey daha yapmıştır:

*Her biri; egemen rejimlerin politika, din, sanat, felsefe, ahlak, duygu, düşünce ve insanlığı kendi isteklerine kurban edip, zulüm ve cinayetlerine araç olarak kullandıklarına tanıklık ettiler.
 
Şimdi ise; Hüseyin, bütün varlığıyla tarih mahkemesinde tüm mazlumlar yararına tanıklık etmek üzere Fırat'ın yanı başına gelmiş bulunmaktadır.
 
Tarihe egemen olan bu celladın, tarih boyunca genç beyinleri yediğine tanıklık edecektir.

Cinayet rejimlerinde, kahramanların nasıl öldürüldüğüne tanıklık edecektir. {Kendisini adayarak tanıklık edecektir!}
 
Tarihe egemen rejimlerde, kadınların ya tutsaklığı seçerek harem kulları olmaları gerektiğine; ya da özgürlüğü seçerek şehit olmaları gerektiğine tanıklık edecektir. {Zeyneb'iyle!}
 
Zulüm ve cinayet rejimlerinde celladın, bebeklere bile acımadığına tanıklık edecektir. {Kendi bebeğiyle!}
 
Ve Hüseyin bütün canlılığıyla;
Tarihin cinayet mahkemesinde, mazlum ve savunmasız kalmış kimselerin yararına tanıklık etmek üzere gelmiştir. Hüseyin davetini, bütün varlık ve imkanlarıyla duyurmuştur.

Tüm sevdiklerini kanlar içinde gören Hüseyin, karşısında kindar ve yağmacı düşmandan başkasını göremeyen Hüseyin seslenir: "Bana yardım edip öç alacak kimse yok mu?" Ona yardım edip öç alacak kimse olup olmadığını bilmiyor mu?
*Bu soru geleceğe ve bize sorulmuş bir sorudur.*

Bu soru, Hüseyin'in beklentisini açıklıyor. Şehitleri sevip sayan herkese, şehadet çağrısı yapıyor. Ancak biz, her dönemde taraftar isteyen bu çağrıyı, bu yardım beklentisini söndürdük!!!!
Her türlü aşağılığa sessiz kalanlar ise, yaşadıkları sürece tarihin sönük ve aşağılık ölüleri olmaya mahkumdurlar.

Bir bakın! Bugün; kaçabilecekleri yüzlerce sığınak, sığınabilecekleri yüzlerce şeri hüküm varken Hüseyin'le birlikte ölümü seçenler mi, yoksa Hüseyin'i bırakıp Yezid karşısında susmayı tercih edenler mi yaşıyor? Halâ diri olanlar kimler?... Diriliği, hareket eden bir vücut olarak algılamayan herkes, Hüseyin'in diri ve tanık oluşunu bütün varlığıyla duyumsar. Aşağılık karşısında susmuş kimselerin de yaşadıkça ölü olduklarını bilir.

 
Onlar; güç yetirememenin zulme karşı cihattan muaf kıldığını düşünen kimselerle, düşmana üstün gelmeyi yenmek olarak algılayan kimselere "Hayır!" diyorlar. Böylece şehit, 'güç yetirememe' ve 'yenememe' dönemlerinde düşmana kendi ölümüyle üstün gelen; yenemezse de rüsvay eden kimsedir.. İşte Hüseyin bu mesajı öğretti ve bunun gerçekleşebileceğini gözler önüne serdi.


Şehit Tarihin Kalbidir
 
Kalbin, kurumuş damarlara kan gönderip dirilttiği şehit; ölüme kendiliğinden koşan bireylerin imanlarını kendiliğinden bıraktığı aşamalı bir ölümle karşı karşıya gelmiş, boyun eğen, sorumluluğunu unutmuş, insan olma inancını yitirmiş bir toplum ile yaşam, hareket ve yaratıcılıktan yoksun bir tarihi diriltir. Şehadetin en büyük mucizesi ise; her kuşağa yeni bir kendine inanma duygusu kazandırmasıdır.
 
Şehit aramızda bulunuyor! Sürekli olarak yaşıyor! Nasıl kaybolsun!
 
Hüseyin bize, şehadetinden de büyük bir ders vermiştir. Bu ders, haccı yarıda bırakıp, şehadete doğru yola çıkmasıdır. İbrahim'i sünnet; hacc merasimini 'imametin tavafa denk olduğunu öğretmeden' bitirmez.

Hüseyin'in haccı yarıda bırakarak Kerbela'ya doğru yola çıktığı an; tavaflarını(!) onsuz sürdürenler o esnada Muaviye'nin Yeşil Saray'ını tavaf edenlere denktir. Çünkü şehit, adalet savaşlarına tanıklık eder.

Hazır oluşuyla da bütün insanlara: "Hak ile batıl arasında geçen savaşa katılmadıktan sonra; çağının şahidi, toplumunun şehidi olmadıktan sonra nerede olursan ol! İster namaza dur, ister içki sofrasına otur; ne fark eder?!" mesajını verir.



                                                    ALİ ŞERİATİ
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.17 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu