KİMLERE ŞEFAAT ? SEBE 23 !

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KİMLERE ŞEFAAT ? SEBE 23 !
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KİMLERE ŞEFAAT ? SEBE 23 !
Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: KİMLERE ŞEFAAT ? SEBE 23 !  (Okunma Sayısı 22083 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #15 : 29 Temmuz 2008, 08:37:14 ÖS 20 »

BAKARA 81=NİSA31=NECM 32=ŞURA 37=CASİYE 23

Ayetleri arasında sıkı bir bağlantı ve bir anlam bütünlüğü vardır, Şöyle ki,

BAKARA 81: Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar


NİSA 31: Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız

NECM 32: Israr etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir. O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir

ŞURA 37: Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere

CASİYE 23- Ey Muhammed! Heva ve hevesini ilah edinen ALLAH'ın bir bilgiye dayalı olarak şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu ALLAH'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala anlamıyor musunuz?


Bakara 81 ayeti açık ve net ki, suç batağına batanlar günahlarında sürekli ısrar eden ve ALLAHa devamlı isyan halinde olanlara çok büyük günahlar işleyenlere ebedi sonsuz cehennem azabı hak görülmüşken,  nisa, necm ve şura ayetlerinde ise bu büyük günahlardan kaçınanlara ve bu büyük günahları işlemeyip, sakınanlara Yani Günah batağına batmayanlara, günahları kendisini çepeçevre kuşatmayanlara,  diğer günah ve kusurların bağışlanabileceği müjdesi verilmiştir Bu müjde af müjdesi ve cennet müjdesidir.

Casiye 23 ayetin de Heva heves  ve arzusunu ALLAHın emir ve yasaklarından üstün tutanlar, Nefslerini ilah edinmiş olanlardır ki, bu ilahlık ALLAHa şirk koşmaktan başka bir şey değildir.

Ayeti kerimesinin tefsirinde peygamber (sallALLAHu aleyhi ve sellem)'in şu hadisini zikretti:

"Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer kişi, o hatadan nefsini uzaklaştırır, af talep eder ve tevbede bulunursa kalbi cilalanarak leke silinir. Bilakis, aynı günahı işlemeye devam ederse, kalpteki leke artırılır. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar. İşte bu durum Cenabı-ı Hakkın: "Bilakis, onların irtikap edegeldikleri, kalplerini mühürleyip,paslandırmıştır." (Mutaffifin: 83/14) buyurduğu pastır. 
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #16 : 31 Temmuz 2008, 05:15:32 ÖS 17 »

GÜNAHLARIN AFFININ AHİRETTE TECELLİ EDECEK OLMASI

Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. O zaman hiç kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan her işi, bir hardal tanesi kadar da olsa, adalet terazisine getiririz. Herkesin hesabını görmeye yeteriz.) [Enbiya 47

(Yaptıkları her şeyi kendilerine bir bir anlatacağız; çünkü onlardan uzak değiliz.) [Araf 7]
 
(Kıyamet günü kurulacak mizan haktır, gerçektir. Tartıda sevapları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.) [Araf 8]

(Sevapları tartıda hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.) [Araf 9]

(Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur.) [A.İmran 185


Peki Günahkar müminlere Şefaat yok mudur ? Şefaat olmayacak mıdır ?

Olmaz olur mu ! Elbette olacaktır. Ama nasıl ? Tabii ki, şefaat edilmenin şartları var. Nedir bunlar ?


KULLARINDAN MÜMİN OLANLARA BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINANLARA yaptıkları günahlardan pişman olup tevbe dileyenlere ve kendilerini düzeltenlere amel defterlerindeki günahlar silinerek hatta bu günahlar sevaplara çevrilerek amel terazisinde tartıldığında artık günahları ağır basmaz.

Mümin kul günahlardan pişmanlıkla  tevbe etmiş , Büyük günahlardan sakınmış ve o hal üzerine ölmüş ise

De ki: Ey günah işlemekte haddi aşarak nefislerine karşı cinayet işlemiş kullarım! Allâh'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Kuşkusuz Allâh bütün günahları bağışlayıcıdır.’ Zümer suresi, 39/53.

O, kullarından tövbeyi kabul eder. Günahlardan (tövbe edenleri) af buyurur ve bütün yaptıklarınızı bilir.” (Şûra, 25)

Yüce ALLAH da, bu hususta şöyle buyurur: “Ancak, tövbe ve iman edip iyi amellerde bulunan kimseler müstesnadır. İşte, ALLAH, onların günahlarını sevaplara çevirir. ALLAH, çok bağışlayıp, affedici ve çok esirgeyicidir.” (Furkan, 70)

İbrahim Suresi, 37-41 ........... Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü''minleri bağışla
 

ŞUARA-82- Hesaplaşma günü günahlarımı affedeceğini umduğum da O'dur. ( Evet, İşte ibrahim as böyle der.)

Demek ki, Günahların affı bu dünyada olmuyor , ahirette amel defteri üzerinde olacak ve okuyun diye  de gösterilecek.

Evet, bağışlanma ve af ahiret günü vuku buluyor. Kafirler ve münafıklar için af ve bağışlanma söz konusu değil iken durum Büyük günahlardan sakınan, Tevbe etmiş, günahkar müminler için aynı değildir.  Amel defterlerinde yazılıp sayılanlar, günahların af olunup, silinmesi, günahların sevaba çevrilmesi, derecelerin yükseltilmesi veya alçaltılması kul hakkına göre amel defterinin belirlenmesi ve son şeklinin alması Kişi daha hayatta iken meleklerin ve peygamberin şefaat dualarına göre günahların affının  kabul edilip edilmemesi günahlarının ne kadarının af olunacağı, af edilip edilmemesi o gün ALLAHın  takdiri ile karara bağlanır ve bu haliyle ALLAHın adalet terazilerinde tartılır ve karara bağlanır.

AYETE VE YARDIMA BAKIN

MÜMİN-51- Elbette biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde de yardım ederiz.

İŞTE BÖYLECE GÜNAHLARININ AFFI İÇİN ALLAHIN ŞEFAATİ, ŞEFAAT ETTİKLERİNİN DUASI VESİLE OLUP FAYDA SAĞLAYACAKTIR .

YANİ İŞ İŞTEN GEÇTİKTEN SONRA AHİRETTE PİŞMAN OLDUM VE ŞİMDİ BEN TEVBE EDİYORUM DEMEDEN ÖNCE
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #17 : 02 Ağustos 2008, 08:17:30 ÖS 20 »

ŞEFAAT EDECEK VE ŞEFAAT ETTİRECEK OLAN ANCAK ŞEFAAT SAHİBİ ALLAHTIR.

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an’la uyar. Onlar için ALLAH’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. ..”  [En’am 51 )

O, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün hüküm yalnız ALLAH’ındır.” [İnfitar19]


O GÜN  PEYGAMBERLER DAHİL, KİMSE KİMSEYE YARDIM EDEMEYECEĞİ GÜNDÜR. ANCAK ALLAH HARİÇ.  ALLAH BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMIŞ GÜNAHLARINDAN TEVBE ETMİŞ SÖZÜNDEN ÖZÜNDEN HOŞLANDIĞI MÜMİN KULLARINA BU GÜNDE YARDIM EDECEKTİR.

Hesap günü sorgulanma sırasında tüm insanların yanında bulunacak olan iki meleğin bilgisi Kuran'da şu şekilde verilmektedir:

(Artık) her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir. (Kaf Suresi 21 )


MÜMİN-51- Elbette biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde de yardım ederiz


EVET SÖYLEDİKLERİMİZİ AYETLERLE İSPATLAYIP, DELİLLENDİRELİM

NİSA-31- Eğer size yasaklanan BÜYÜK GÜNAHLARDAN kaçınırsanız, küçük günahlarınızı bağışlar ve sizi onurlu bir konuta (CENNETE ) yerleştiririz.

NECM-32- İyilik işleyenler BÜYÜK GÜNAHLARDAN  çirkin davranışlardan uzak dururlar. Sadece küçük GÜNAHLARI olabilir. Senin Rabb'inin  AFFI bağışlayıcılığı geniş kapsamlıdır.......

ŞURA-37- Onlar BÜYÜK GÜNAHLARDAN ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da affederler


BAKARA 81 AYETİ DE ÇOK AÇIK VE NET Kİ, suç batağına batanlar  ve ALLAHa devamlı isyan halinde olanlara çok büyük günahlar işleyenlere cehennem azabı hak görülmüşken,  nisa, necm ve şura ayetlerinde ise bu büyük günahlardan kaçınanlara ve bu büyük günahları işlemeyip, sakınanlara Yani Günah batağına batmayanlara, günahları kendisini çepeçevre kuşatmayanlara,  diğer günah ve kusurların bağışlanabileceği müjdesi verilmiştir Bu müjde af ve cennet müjdesidir

Büyük günahlar işlemeyip, amel terazisi ağır basmayan fakat Salih amalleri de CENNETE GİRMEYE yeterli olmayan Günahkar Müslümanlara arafta bir müddet kalarak, beklemek ve af ve şefaat müjdesi verilmiştir


ARAF AYETLERİ VE   SEBE 23 AYETİNİN TEFSİRLERİ İLE DEVAM EDECEĞİM İNŞALLAH


Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #18 : 08 Ağustos 2008, 03:47:51 ÖÖ 03 »

VE AHİRETTE ŞEFAAT YANLIZ ARAF HALKINA OLACAKTIR. BUNUNLA İLGİLİ KURANDA AÇIK İŞARET VE DELİLLER VAR VE MUHTEMELEN AMEL DEFTERLERİ EN SON VERİLECEK   VE CENNETE EN SON GİRECEK OLANLARDIR ONLAR.

Şefaata nail olacaklar ALLAHa iman etmiş ve günahları nedeni ile cenneti tam olarak haketmemiş müminler üzerinedir ki, bu müminler aynı zamanda yaptıkları amellerden ( BÜYÜK GÜNAHLARDAN SAKINDIKLARI İÇİN ) dolayı da cehennemi haketmemiş olanlardır.

Yani araf ehli olanlardır ki, bunlar sürekli endişe ve korku içinde sürekli af ve bağışlanma beklerler yüzleri bir cennet ehline bir cehennem ehline döndürülür. Bu gayet sıkıntılı ve aynı zamanda umut dolu bir bekleyiştir. Orada bulunanlar Cennet ve cehennemdekiler ile de konuşurlar. Yüzleri cehennem ve azaplarına çevrildiğinde sürekli af ve bağış ve şefaat dileyeceklerdir. Bir de cenneteeki nimetler de onlara gösterilecek ve orada olmayı çok isteyecek olanlardır. onlar.

İşte sonunda rabbimizin himmeti ve şefaatı ile şefaata görevlendirelecek kullar devreye girer ve onları bu tasadan kurtarır onlara şefaat ederler.

İŞTE ARAF SÜRESİ AYETLERİ

ARAF 46- "İki taraf arasında bir set ve bu setin tepelerinde her iki grubu simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennete girememiş, fakat gireceklerini uman bu kimseler cennetliklere "selâmun aleyküm" diye seslenirler. "

47- "Bunların bakışları, cehennemliklere doğru kaydırılınca da "Ey Rabbimiz, bizi zalimler ile biraraya getirme" derler.

48- "Bu tepelerdekiler, simalarından tanıdıkları bazı azılı kâfïrlere de şöyle seslenirler. "Ne kalabalığınız ve ne de şımarmanıza yolaçan güçleriniz size yarar sağlamadı. "

49- ' `ALLAH onları hiçbir rahmete erdirmez " diye haklarında .yemin ederek küçümsediğiniz kimseler bunlar mıydı? Bu arada ALLAH onlara ' `Giriniz cennete, sizin için hiçbir korku sözkonusu değil artık, hiç üzülmeyeceksiniz " der.


İşte bu araftan cennete geçiş günah batağına batmayan Fakat işledikleri küçük günahlar nedeni ile Kalblerindeki imanı  karartmayan bu imanı söndürmeyenlere ve  Elbette ki, ALLAHın şefaatı ve onun izin verdiklerinin( Başta peygamber efendimizin ) duası ve şefaatı hak olacaktır

SEBE 23 AYETİNİN TEFSİRİ

İŞTE SEBE 23 AYETİ YUKARIDA MEALLERİNİ VERDİĞİMİZ ARAF SURESİNİN AYETLERİYLE BAĞLANTISI OLAN BU AYETLERİ TEFSİR EDEN AYETTİR


SEBE-23: ALLAH, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez, şefaati fayda vermez. Kalblerindeki müthiş korku giderilince, [şefaat bekleyenler, şefaat edenlere]

 “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” diye soracaklar. Onlar [şefaat edenler] ise, “Hak olanı buyurdu [şefaate izin verdi]” diyecekler.


Sebe 23 Ayeti ALLAH’ın izin verdiklerine şefaat eder deniyor. Yani şefaat edenler de , şefaat ettirilen de ALLAHın iznine tabi olanlardır. O halde hem şefaat edenler ve hem de şefaat edilenler Alahın izin verdikleridir. Bunları ayette geçen konuşmalardan anlıyoruz

ÇOK BÜYÜK BİR İHTİMALLE BU AYET ARAF HALKINA İŞARET EDİYOR

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde de hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: «Selam size» derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip-umanlardır.'  (araf/46)

Bu konuda izin bekleyenlerin yüreklerini ürperten korku yatıştırılınca , O MÜTHİŞ KORKUNUN SONA ERMESİ, ERDİRİLMESİYLE ayet neye işaret etmektedir ? OLUMLU YÖNE RAHMETE,  YANİ AFFA , ŞEFAATİN ÇIKTIĞI VE AFFEDİLDİĞİNE DAİR MÜJDE VERİLİYOR KENDİNELERİNE ( Öyle değil mi ! Eğer bu cevab olumlu yöne olmasaydı korku ve endişe halinde bekleyişte olanların, kalblerindeki o müthiş korku niye ortadan kaldırılsın ki, Bu korku öylece sürer, öylece devam ettirilirdi kendilerine ) VE  BU AFLA , BU RAHMETLE, MÜJDELENİYORLAR biribirlerine `Rabb'iniz ne dedi?' diye sorduklarında ise Cevap verenler `O gerçeği söyledi O yüce ve büyüktür' derler.

PEKİ ALLAH ONLARA HANGİ GERÇEĞİ SÖYLEMİŞ OLABİLİR ?

ARAF-156:......RAHMETİME gelince, o her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Ben onu; sakınıp ( BÜYÜK GÜNAHLARDAN ) korunanlara, zekâtı verenlere, AYETLERİMİZE İNANANLARA YAZACAĞIM." Demişti.

MÜMİN-51- Elbette biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde de yardım ederiz. DE DEMİŞTİ

ARAF-49:............Bu arada ALLAH onlara ' `Giriniz cennete, sizin için hiçbir korku sözkonusu değil artık, hiç üzülmeyeceksiniz " der.

Bunlar YUKARIDAKİ ARAF AYETİNDE AÇIKLAMASINI YAPTIMIZ ÜZERE akibetlerinin ne olacağına dair endişeli, henüz daha cennete girmemiş, cennete girmeyi uman kimselerdir ki,

Bu sahne "zor gün"ün, yani kıyamet günün sahnelerinden ( Araf sahnelerinden ) biridir. Burada kalabalıklar ayakta dikiliyor. Gözleri bir cehennemedekilere ve bir de  bir cennetekilere çevriliyor. Durumlarının ne olacaklarına dair hala umut dolu fakat endişeli bir bekleyiş var.


Bu endişeli ve korkulu bekleyiş aynı zamanda bir umudu da beraberinde hissetiriyor. ŞEFAAT BEKLEYENLER, ŞEFAAT ETMEYE LAYIK GÖRÜLÜNLERE YÜCE ALLAH TARAFINDAN ŞEFAATA İZİN İZİN VERİLMESİNİ BEKLİYORLAR.

 Bekleme suresi uzuyor. Süre uzadıkça bekleyenlerin sabrı daralıyor. Yüzler endişeli ve gergindir. Hiç kimseden çıt çıkmaz. "Acaba yüce ALLAH bize  bu İZNİ verecek mi?" beklentisinin heyecanı ile çarpan kalpler yuvalarından fırlayacak gibidirler.

Bu arada yüce ALLAH'ın korkunç buyruğu duyulur. Bunun üzerine hem ŞEFAAT yetkisi isteyenler ve hem de ŞEFAATTEN medet umanlar titreme nöbetine tutulurlar. Kavrama yetenekleri işlemez olur. Fakat;
"Bu konuda izin bekleyenlerin yüreklerini ürperten korku yatıştırılınca" Kapıldıkları korku hafifletince ve tutuldukları titreme nöbeti geçince; "Biribirlerine `Rabb'iniz ne dedi?' diye sorarlar."

Bu soruyu biribirlerine sorarlar. Belki de bazıları kendilerini zorla da olsa toparlayabilmişlerdir. Bu arada;
"Cevap verenler `O gerçeği söyledi' derler."

Bu konuda izin bekleyenlerin yüreklerini ürperten korku yatıştırılınca , O MÜTHİŞ KORKUNUN SONA ERMESİ, ERDİRİLMESİYLE ayet neye işaret etmektedir ? OLUMLU YÖNE YANİ AFFA , ŞEFAATİN ÇIKTIĞI VE AFFEDİLDİĞİNE DAİR MÜJDE VERİLİYOR KENDİNELERİNE VE  BU AFLA MÜJDELENİYOR biribirlerine `Rabb'iniz ne dedi?' diye sorduklarında. Cevap verenler `O gerçeği söyledi ( ŞEFAATE İZİN VERDİ ) O yüce ve büyüktür' derler

AYETTE  GEÇEN “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” SORUSUNU SORANLAR BU SORUYU KİME SORMAKTADIRLAR ? PEKİ KİMDİR BUNLAR !
 
BUNLARIN RABBİMİN SÖZÜNDEN VE ÖZÜNDEN HOŞLANDIĞI DAHA ÖNCEDEN DE ( DAHA DÜNYADA İKEN ) MÜMİNLERE ŞEFAAT DUALARI OLANLARDIR.ALLAH ONLARIN ŞEFAAT DUALARINI AFFA VE BAĞIŞLANMAYA VESİLE KILMAKTADIR Kİ,  MUHTEMELEN BAŞTA PEYGAMBERİMİZ HZ MUHAMMED MUSTAFA AS OLMAK ÜZERE ALLAHIN SEÇKİN KULLARI, VE YAKINLAŞTIRILMIŞ MELEKLERDİR.

VE ÇOK BÜYÜK BİR İHTİMAL Kİ,  PEYGAMBERİMİZ  DÜNYADA İKEN MÜMİNLERE YAPMIŞ OLDUĞU ŞEFAAT DUASINI AHİRETTE DE TEKRARLAYACAKTIR. ALLAHTA PEK ÇOK SEVDİĞİ NEBİSİNİN HER İKİ DÜNYADA  ETTİĞİ DUASINI GERİ ÇEVİRMEYECEKTİR VE İŞTE AYET BUNA İŞARET EDİYOR OLABİLİR

BU  kısa ve özlü cevabı verenlerin, en başında ,en önde gelen PEYGAMBERİMİZ hZ Muhammed mustafadır( sav )Alahın seçkin kullarıdır veya  meleklerdir. Evet O gerçeği söyledi. Rabb'iniz gerçeği söyledi. Genel geçerli, ezeli ve dolaysız gerçeği. Zaten O'nun her sözü gerçektir. Çünkü;
"O yüce ve büyüktür."
.
Bu kısa ve özlü cevap, sahneye egemen olan korkunun, dehşetin çapını gösteriyor. Duyulan korku o kadar büyüktür ki, ağızlardan sadece bir tek cümle çıkabiliyor!
İşte korkunç şefaat sahnesi ve işte ALLAHın seçkin kullarının veya meleklerin, yüce ALLAH'ın huzurunda gerçekleşen bu sahnedeki pozisyonları. Bu sahneyi izledikten sonra hiç kimse onların yüce ALLAH'ın ortakları ve müşriklerin ALLAH katındaki aracıları olduklarını ileri sürebilir mi?

ARAF-156 "Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de âhirette! Dönüp dolaşıp sana geldik." Buyurdu ki: "Azabıma dilediğimi çarptırırım. RAHMETİME gelince, o her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Ben onu; sakınıp ( BÜYÜK GÜNAHLARDAN ) korunanlara, zekâtı verenlere, AYETLERİMİZE İNANANLARA YAZACAĞIM."


 
Logged
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #19 : 08 Ağustos 2008, 04:13:13 ÖÖ 04 »

MAHKEME-İ KÜBRÂ’DA İLTİMAS OLUR MU? (1)

              (ŞEFAAT)

   Arapça Ş-F-A kökünden türemiştir.Üç anlamda kullanılmıştır.

1-Torpil ve iltimas anlamında cahiliyyeden günümüze kadar kullanılmıştır.Cahiliyye Arapları Allah’tan başka taptıkları  ilahları Allah’a yaklaştırsınlar diye  aracı(şefaatçı) kabul etmişlerdir.(Yunus/18)

2-Bir şeyi çift yapmak,ikilemek anlamında kullanılır.”Bilal ezan okurken her cümleyi ikilemekle emrolundu”(Buhari,Ezan,1/2)

3-Kelimenin bir başka türevi şüf’â sigasıdır.Satılmakta olan bir malı ortağın veya yakınların öncelikli alma hakkıdır.

   Geçmişten günümüze bu kelimenin kullanılışı; torpil,bir sayıyı çiftlemek,ve ortaklık hakkı.Allah müşriklerin ilahlarını şefaatçi kabul etmelerini şirk olarak kabul edip reddediyor.Müşriklerin şefaat anlayışı  aracıları iltimasçı konumuna getirmekle onları Allah’a ortak yapıyor affetme konusunda onlara şuf’â hakkı tanımak anlamını taşıyor.

ŞEFAAT KONUSUNDAKİ AYETLER

Şirkin şefaat şeklinde belirdiği bir toplumda indirilen Kur’an’ın bazı ayetleri çok açık bir şekilde reddeder.Bazı ayetler de toplumun şefaat anlayışını açıklama ve şefaatin imkansızlığını delillendirme sadedinde bilgiler içerir.

A-Şefaati açıkça ve bütünüyle reddeden ayetler: 


  -“Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez”74/48
    -“…Allah’tan başka bir veli ve şefaatçiniz yoktur.Düşünüp öğüt almıyor musunuz?” 32/4
    -“Kıyamet koptuğu gün,suçlular umutsuz kalıverirler.Koştukları ortaklarından da kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmaz ve onların ortaklarını inkar ederler.”30/12,13
   -Kimsenin kimseye bir yararı dokunmayacağı,kimseden fidye alınmayacağı,kimseye şefaatın fayda vermeyeceği ve kimsenin yardım görmeyeceği günden korkun” 2/123
 -Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler.De ki “Ya onlar hiçbir şeye malik değillerse ve akıl da etmiyorlarsa?”De ki” Şefaatin tümü Allah’ındır
Göklerin ve yerin mülkü O’nundur.Sonra O’na döndürüleceksiniz.”39/43,44
 -Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun,ve hiçbir şefaatın olmadığı gün gelmeden evvel,size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler zalim kimselerdir.2/254 Burada dikkat edilmesi gereken şefaatin reddi kafirlere has olsaydı, neden ey iman edenler diye hitap edilecekti veya infakı emredecekti?Kafirlerin infak diye bir yükümlüğü yoktur.
  “Sadece sana kulluk eder,sadece senden yardım dileriz” Fatiha/5 ayetin de geçen iki hükmün kulluk kısmını alıp yardım talep etme kısmını atacak mıyız?

B-Şefaat konusunda yoruma müsait ayetler:

  -Allah dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe,göklerde bulunan nice melekler vardır ki onların şefaati bir işe yaramaz.53/26
  -Rahmanın katında bir söz almış olandan başkası asla şefaatte bulunamaz.19/87
  -O gün Rahmanın izin verdiği ve konuşmasına rıza gösterdiği kimseden başkasına şefaat fayda vermez 20/109
  -..O’nun izni olmadan şefaat edecek yoktur.Rabbiniz Allah budur.O’na kulluk edin.Hala öğüt almayacak mısınız? 10/3
  -O’nun katında,O’nun izin verdiklerinin dışında kimseye şefaat yarar sağlamaz.34/23
  -Allah onların geçmişlerini de geleceklerini de bilir.Bunlar,Allah’ın razı olduğu kimselerden başkasına şefaat edemezler.Halbuki onlar da Allah korkusundan titrerler.21/28


   Bu ayetlerde de görüleceği gibi şefaat edecek kimseye de, şefaat edilecek kimseye de Allah’ın izin vermesi,onlardan razı olması,ahid vermesi,konuşmasına izin vermesi gibi istisnalardan söz ediliyor.

   Buradan; “Biz size veya şefaatçilerinize izin verdik mi ki siz onlardan şefaat bekliyorsunuz? Veya biz size şefaat edebilecek birilerinin bulunduğuna dair ahid mi verdik,yada bizim razı olmadığımız insana kim şefaat edebilir? “gibi bir mesaj çıkmaz mı?

   Bu bölümde son olarak hem şefaat edecek,hem de şefaat edilecek kimseye izin çıkması gerekiyorsa kime izin verildi?Böyle bir ahid kimler arasında gerçekleşti ve buna dair bir ayet varmıdır?Zaten Allah razı olmuşsa şefaate ne gerek var?

../.. (1)

Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #20 : 08 Ağustos 2008, 04:18:05 ÖÖ 04 »

MAHKEME-İ KÜBRA’DA İLTİMAS OLUR MU? (2)

             (ŞEFAAT)

ŞEFATLA KONUSUNDAKİ  HADİSLER

   Kur’an O elçinin Allah’ın ayetlerine muhalefet etmeyeceğini söylemesine rağmen (69/44-47)  bazı hadislerin ayetlerle örtüşmediği görülmektedir.


A-Şefaate delil getirilen hadisler:

 Meşhur hadis mecmualarının hemen hepsinde zikredilen çok uzun meşhur şefaat hadisi özetle;
 -Kıyamet günü insanlar bütün peygamberleri dolaşırlar.Hz Adem’e(as) varırlar işlediği günah sebebiyle,Nuh (as) duası nedeniyle insanlığın helak olmasından dolayı, İbrahim (as) söylediği yalandan dolayı,Musa (as) adam öldürdüğünden dolayı,İsa (as) şefaat etmesinin mümkün olmadığını belirterek onları Hz.Muhammed (sav) ‘e gönderir.Peygamber Efendimiz (sav) de kalbinde zerre kadar hayır bulunanlar dahil herkesi cehennemden çıkarır.(Buhari,Enbiya3- Müslim,İman 327-Tirmizi,Kıyamet 10-Ahmed,Müsned 2/435-Darimi,Rikak 84-İbn-i Mace,Zühd 37)

  Hz.Muhammed (sav) dışındaki peygamberlere isnat edilenlere haşa demek zorundayız.Çünkü Adem (as) günahının affedildiğini Kur’an söylüyor(2/37) Günahın kıyamete kadar sürdüğüne inananlar ise Hıristiyanlardır.Tufan cezasını Allah takdir etmiş,cezanın geri çevrilmesi için müracaat etmemesi yönünde  Nuh (as) uyarmıştır.(11/37,46-47) İbrahim (as) yalan söylememiş,bunlar Tevrat’a sokulmuş iftiralardır.Musa (as) adam öldürmesi peygamberliğinden öncedir,affedilmese peygamber olamazdı.(26/19-20)Hadise baktığımızda Hz.Peygamber’imizi(sav) yüceltmek için diğer peygamberlere hakaret edildiğini ve Allah’ın açık ayetlerini iptal etmek olduğu düşündürücü.

 -“Cennette şefaat edeceklerin ilki benim,tabi olanları en çok olanda benim”
(Müslim,İman 330-332)

Cennete girdikten sonra şefaate gerek yoktur.Şayet Peygamberimiz (sav) ilk şefaat edecek olansa başka şefaat edeceklerde var demektir. Bu durumda diğer peygamberlerin şefaatını reddeden yukarda ki hadisle çelişki ortaya çıkmaz mı ?

   Görüleceği gibi ayetlerle çelişen bu hadisler aşağıdaki hadislerle de çelişmektedir.

  B-Şefaatın olmadığına dair hadisler:

 -“Annemin kabrinde şefaat istedim de bundan men edildim”(Ahmed,Müsned 5/357)

 -Ubade bin es-Samit’ten(ra)” Ölümü esnasında Rasul’ün (sav) huzuruna girip ağladığımda bana şöyle dedi;Dur bakalım niçin ağlıyorsun?Allah’a yemin olsun ki şehadetim mümkün olarsa şahitlik ederim,şefaat etmem mümkün olunsa sana şefaat ederim.Gücüm yeterse sana fayda veririm..Ubade (ra) daha sonra; Bu konuda Rasulullah’tan rivayet ettiğim hadisler arasında bundan daha hayırlısı yoktur.İnanın nefsim gamla doldu.”(Müslim,İman 47)

  Hadiste şehadetle şefaatin birlikte zikredilmesi ilginçtir.Şehadet kısmı ayetlerle uyum arz ederken şefaat bölümü ters düşmektedir.

-Peygamber’imiz (sav)”Kızım Fatıma! Babam peygamber diye güvenme,sana faydam dokunmaz.”

 Tüm bunlardan sonra Peygamber’imizin (sav) şefaat etmek için izin aldığını farz etsek bu durumda O’nun şefaat edeceği insanlar için Allah’ın izin vermesi ve razı olması gerekiyor.(20/109,34/23)Dolayısıyla O’nun şefaat etmesi garanti olsa bile şefaat edeceği insanların bir garantisi yok.Allah’ı razı etmek için çalışmak doğru ve kaçınılmaz olanı.

Allah Rasulu’nun (sav) Kur’an dışında Allah’tan bir vahiy alabileceği hesaba katılsa bile vahiy almamış Şehidin şefatı (Ebu Davud cihad,26),Osman Bin Affan’nın(ra)(Tirmizi Kıyamet,12),Sıddıkların (Ahmed 1/5)şefaatleri, Arapları aldatanın şefaatten mahrum kalması (Tirmizi ,Mehakip 69)…. O halde dileyen dilediğini yapsın.

Sonuç:


 Kur’an ayetleri şefaati reddetmektedir.Hadislere gelince ne kendi çinde tenasüd var nede Kur’an ayetleriyle.Mü’minlerin yapması gereken “Ey (Allah’ın vahyi ile) tatmin olmuş kişi,Allah’ı razı etmiş ve karşılığında razı edilmiş olarak Rabbine dön.Allah’ın kullarına katil ki cennete gir.”(fecr 27-30) İnsanların yaptıkları amellerin insana şefaat edeceğini söyleyen  hadislere sözümüz yok.(Ebu Davud Ramazan 10-1400, Ahmed 2/174)
Meleklerin,Peygamberlerin,insanların birbirine şahadeti ise Kur’an beyanlarına göre olması gereken bir durum.Bu şehadeti şefaate çevirmek ,tamamı Allah’a ait olan şefaat kavramını yanlış anlamaktan ibarettir.

 Allah’ı,peygamberleri,melekleri,ashabı,şehidleri,sıdıkları ruhunda kutsal barındıran herkesi torpilci ve iltimasçı yapan bir zihniyetin oluşturacağı bir toplum iradesi kaybetmiş,önüne gelene kul olan ,yükümlüğü başkalarına havale eden sorumsuzlardan oluşacaktır.Bir avuç gözü açıkta bu durumu istismar edip Allah’ın kullarını kendisine kul yapacaktır.Dünyayı torpil dünyasına çevirenler ahrette ki iltimasın olmayacağı  o büyük mahkemede bütün şefaatin Hakimler Hakimi’ne (cc) ait olması sebebiyle hüsrana uğrayanların ta kendisi olacaktır.

  Allah’ı razı etmek için çalışmak,şefaati ondan beklemek duasıyla.

Kaynak:Fecre Doğru Sayı: 23

(abdulhamit hocam sanırım sinizle şefaat konusunda farklı bakış açılarımız var:)birde yukardaki gibi düşünsek mi acaba? Allah'a emanet kalınız.selametle..)
 
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #21 : 08 Ağustos 2008, 04:38:12 ÖÖ 04 »

Alıntı
abdulhamit hocam sanırım sinizle şefaat konusunda farklı bakış açılarımız var:)birde yukardaki gibi düşünsek mi acaba? Allah'a emanet kalınız.selametle..)
 


Görüş belirttiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Evet sizin Şefaat konusundaki bakış açısı ile benim ki oldukça farklı neden öyle oldu acaba ? Siz hadislere ağırlık verirken ben ayetler üzerinde görüş belirtmişim. O halde buyrun ayetler üzerinde konuşalım. Hangi ayetin anlamı nasıl ve niçin öyle değildir. ? Buyrun görüş belirtin ve ayetlerle de delillendirin

Saygılar
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #22 : 08 Ağustos 2008, 04:44:29 ÖÖ 04 »

Sakın olaki konuyu Hadisler üzerinde konuşmayalım. Eğer öyle yapacak olursanız şimdiden mağlubiyeti kabul edin derim.

Çünkü, Hadislerin çoğunluğu sizin görüşün aksi istikamatinde söylenmiş olup ve pek çok islam alimlerince de bu kabull görmüş durumda.  Dikkat edecek olursanız ben konuya dahil olacak Tek bir hadisi bile almadım ama siz konuyu şimdiden hadisler üzerine oturttunuz
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #23 : 08 Ağustos 2008, 05:07:57 ÖÖ 05 »

AYETLERDE ŞEFAATTEN MAKSAT TORPIL , İLTİMAS DEĞİL HAKEDİLMEYENİ VERME DEĞİL TERSİNE HAKEDİLENİ VERME ŞEKLİNDE ANLAŞILMAKTADIR.

Sanırım Konuyu En baştan okumanız gerekiyor ki, belki de bu zamanızı alabilir.

AMA BİR DEĞERLENDİRME YAPMAK İSTİYORSANIZ BU ŞART.

Buyrun ayetler üzerinde konuşalım. Hangi ayetin anlamı nasıl ve niçin böyledir veya  niçin öyle değildir. ? Buyrun görüş belirtin ve ayetlerle de delillendirin görüşlerinizi. ve bilhassa benim yorum yaptığım ayetleri görüşleriniz doğrultusunda delillendirin








Logged
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #24 : 09 Ağustos 2008, 12:05:33 ÖÖ 00 »

 Saygıdeğer Abdulhamit bey kardeşim,

Öncelikle bir konuya açıklık getirmek isterim izninizle.

Hiçbir konuşmamda konuştuğum kişiyi “mağlup edeyim”,bak ne güzel bilgilere sahip desinler için asla (Buna Rabbim şahit) diyaloga girmem. Hele ki söz konusu olan Allah’ın Kelamı’ysa.
 Yine Okuduğum/araştırdığım/ dinlediğim bilgilere kesin doğruyu söylüyor, bu ayette, evet, Allah bunu murat etmiştir de demem. Kalbimi mutmain kılan bilgiyi paylaşır anlatılanlarla karşılaştırır Furkan’ı doğru yanlış cetveli kabul ederim.”Onlar sözün güzeline uyarlar” ı kendime rehber edinirim ve Furkan’a uyuyorsa yanlışlarımdan vazgeçip yerine, Rabbim doğruyu ancak ve yalnızca Sen bilirsin bana/bize razı olacağın ilimi ve “kulum” diyeceğin Salih ameli nasip et duasıyla onu koyarım
Bu forumda ki kardeşlerimin ve sizinde amacının bu olduğunu adım gibi biliyor ve inanıyorum..Bu açıklamamı sizin öyle kast ettiğinizi söylediğiniz için değil  “EĞER ÖYLE YAPACAKSANIZ ŞİMDİDEN MAĞLUBİYETİ KABUL EDİN” sözünüze istinaden  bir arz ediş olarak algılanmasını rica ederek sunuyorum.

Geleyim Şefaat konusuna;
.
Şimdi “Kur’an’da Şefaat” kavramına ilişkin asmış olduğum yazının birinci bölümü ayetlerle izahatı, ikinci bölümü ise “Hadisler’le Şefaat” Kavramının izahıydı. Sanırım yukarıdaki ayetler gözünüzden kaçmış.
Sizin emek sarf edip çok uzun uzun açıkladığınız(Rabbim ecrini versin) ayetler birbirinden o kadar kopuk geldi ki bana! Özellikle parantez içine alıp zorlama bilgilerle birilerinin şefaatının/iltimasının varlığını ispata yönelik ayetler.
Örneğin; Bakara/81;Nisa/31;Necm/32;Casiye/23 vd…

Bunların tamamı tevbe ederek durumunu düzeltmemiş günahkârların muhatap kalacakları durumlarının ve sonuçlarının tespiti Buradan parantez içine aldığınız (BÜYÜK GÜNAH) ları vurgulayıp bunun dışında kalanların veliler, peygamberler, melekler,”Allah dostları” vs kişiler tarafından Allah’a torpil yapılacağı ve neyse o “KÜÇÜK GÜNAHLAR” için şefaat/aracılık edeceği sonucuna varmışsınız. Allah’ın Kur’an’da bildirdiği (Peygamberler, mü’minler, melekler vs) dostluklar dışındaki hele de “nokta tayin” le “Filanca hoca, filanca hazretleri, filanca melek, filanca peygamber, filanca evliya vs “ Allah’a zorla isim isim dost isnat etmekten Allah’a sığınırım. Çünkü ben bilmem Rabbim bana onların isimlerini bildirmedi Smiley

 Araf Suresindeki Araf Ehli’ni de bu konu ile hiçbir alakası yokken sırf şefaatin varlığını kanıtlamak için bu mevzuya dâhil edilmiş gibi bir izlenime vardım. Bu konuda sizden ayrı düşündüğümden Araf’ı hiç karıştırmıyorum ben.

Aslında konunun püf noktası ne biliyor musunuz?

Allah Arapların;  Şefaatı, araya girmek, aracılık etmek, iltimas etmek, yardım etmek, ricada bulunmak, destek olmak, tavassut etmek anlamlarına geldiğini ve o anlam alanında kullandıklarını biliyordu.

Kur’an bütünlüğünde baktığımızda cahiliyye Araplarının kendi putlarını/ilahlarını “bizi Allah’a yaklaştıracaklar ve hesap günü şefaat edecekler, bizi azaptan kurtaracaklar” çarpık inancına ve onların ilahlarına reddiyedir tüm şefaat ayetleri. Hayret! Bu güne ne kadar da benziyor!

Şefaat kavramının sahih bir şekilde anlaşılması için öncelikle TEVHİD ve ŞİRK kavramlarının Kur’an Eksenli çok iyi anlaşılması şarttır. Yani Mü’min olduğunu iddia eden insanlar Allah’ın ve şefaat edecek dediklerinin sınırlarını çok iyi öğrenip içselleştirmedikten sonra şirke düşmemesi imkânsızdır. Hani “ŞİRK; Kara bir gecede, kara bir taşın üzerindeki, kara bir karıncanın ayak izleri” gibi bir sapmaya karşın hassas ve teyakkuzda olmamız adına.

Bu da; Kur’an’daki Müşrik insanların özellikleri Tevhid’le bağdaşmayan söylemleri/davranışları karşısında Allah’ın reddedişine kulak vermekle mümkündür.

“Bütün şefaat Allah’ındır…”Zümer/44 ayeti Kâfirleri kapsar öylemi?

Siyak ve sibak gözetilerek okunduğunda sizin örnek verdiğiniz ayetlerin tamamın da Allah’ın birilerinin (Büyük günaha bulaşmamış, küçük günahları işlemeye devam etmiş ama yinede Elhamdülillah müslümanım dediği için Müslüman kalabilmiş!) ricasını kabul etmeyeceğini görürürüz..
Zaten Allah razı olmadıktan sonra kimse “torpil yapamayacaksa/şefaat edemeyecekse”,
Allah’ta razı olduktan, affettikten sonra kimin şefaatine ihtiyaç hissedilir ki?

 Rabbimiz!
”Yalnız sana kulluk eder, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ
deyip bu konuya burada nokta koyuyorum.

 Sürçü lisan ettikse affola  Smiley Dua ile kardeşim..

(şüphesiz Allah en doğruyu ve hep doğruyu bilir)

Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #25 : 09 Ağustos 2008, 07:54:53 ÖS 19 »

Alıntı
Hiçbir konuşmamda konuştuğum kişiyi “mağlup edeyim”,bak ne güzel bilgilere sahip desinler için asla (Buna Rabbim şahit) diyaloga girmem. Hele ki söz konusu olan Allah’ın Kelamı’ysa.
 Yine Okuduğum/araştırdığım/ dinlediğim bilgilere kesin doğruyu söylüyor, bu ayette, evet, Allah bunu murat etmiştir de demem.

Çok değerli kardeşim, bu ne alıngalık, böyle tepki vereceğinizi hiç düşünmemiştim. Allah şahit sizi aşağılamak için bu sözleri söylemedim . Üstelik sizi mağlup ederim de demedim size.. Mağlubiyeti kabul edin derken bir konuya dikkat çekmişim o kadar. O konu ki, eğer hadisler üzerine konuşacaksınız.  Sonucu belli bir tartışmadan yenik ayrılırsınız demek istedim.
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #26 : 09 Ağustos 2008, 08:13:45 ÖS 20 »

Alıntı
Buradan parantez içine aldığınız (BÜYÜK GÜNAH) ları vurgulayıp bunun dışında kalanların veliler, peygamberler, melekler,”Allah dostları” vs kişiler tarafından Allah’a torpil yapılacağı ve neyse o “KÜÇÜK GÜNAHLAR” için şefaat/aracılık edeceği sonucuna varmışsınız. Allah’ın Kur’an’da bildirdiği (Peygamberler, mü’minler, melekler vs) dostluklar dışındaki hele de “nokta tayin” le “Filanca hoca, filanca hazretleri, filanca melek, filanca peygamber, filanca evliya vs “ Allah’a zorla isim isim dost isnat etmekten Allah’a sığınırım. Çünkü ben bilmem Rabbim bana onların isimlerini bildirmedi

Değerli kardeşim, ben konuşursam belgeli konuşurum. Yani havadan civadan konuşmam. Belge ile hitap ederim. Bu belgeler Rabbimin ayetleridir.  Bir defa siz benim yazdıklarımı iyi tahlil edememişsiniz  ve bakın ne demişsiniz.

Buradan parantez içine aldığınız (BÜYÜK GÜNAH) ları vurgulayıp bunun dışında kalanların veliler, peygamberler, melekler,”Allah dostları” vs kişiler tarafından Allah’a torpil yapılacağı ve neyse o “KÜÇÜK GÜNAHLAR” için şefaat/aracılık edeceği sonucuna varmışsınız.

Parentez içinde aldıklarım benim düşüncelerim mi yoksa ALLAHIN TAAHÜT SÖZLERİ Mİ ?

Üstelik ifadenize bakın Allah korusun benim böyle sözler söylediğimi sizin gibi anlayan bir başka kimse çıkarsa ve ben konuyu böyle ifade etmemişken ALLAHA KİM TORPİL YAPABİLİR ? O KÜÇÜK GÜNAHLARI RABBİM KENDİSİ AFFEDİYOR VE SEBEB DE VESİLE OLARAK DA ŞEÇKİN KULLARININ DAHA ÖNCE ( bu DÜNYADA İKEN ) DUASINI KABUL EDİYOR DEMİŞTİM

YANİ ALLAH AŞKINA KONUYU YANLIŞ ANLAYIP DEĞERLENDİRMEK DEĞİLSE BU NEDİR  ? ANLAYAMADIM

NİSA 31: Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız

NECM 32: Israr etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir. O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir

ŞURA 37: Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #27 : 09 Ağustos 2008, 08:21:25 ÖS 20 »

Alıntı
Araf Suresindeki Araf Ehli’ni de bu konu ile hiçbir alakası yokken sırf şefaatin varlığını kanıtlamak için bu mevzuya dâhil edilmiş gibi bir izlenime vardım. Bu konuda sizden ayrı düşündüğümden Araf’ı hiç karıştırmıyorum ben.

NASIL YOK ALLAH HAYRINI VERSİN ! O HALDE SEN AÇIKLA BU ARAF AYETLERİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ NE NASIL OLUYOR ANLAYALIM.

SİZCE ARAF EHLİNE TORPİL VEYA İLTİMAS GEÇİLMİŞ OLABİLİR Mİ ? ALLAHIN ADALET VASFINA UYGUN DÜŞER Mİ ? YOKSA HAKKETTİKLERİ ŞEFAATE Mİ KAVUŞUYORLAR ?
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #28 : 09 Ağustos 2008, 08:31:03 ÖS 20 »

KONU İLE İLGİ BAZI NOT ALINTILARI TEKRAR YAZMA GEREĞİNİ HİSSETİRDİNİZ BANA

ŞEFAAT EDECEK VE ŞEFAAT ETTİRECEK OLAN ANCAK ŞEFAAT SAHİBİ ALLAHTIR.

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an’la uyar. Onlar için ALLAH’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. ..”  [En’am 51 )

O, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün hüküm yalnız ALLAH’ındır.”
[İnfitar19]

O GÜN  PEYGAMBERLER DAHİL, KİMSE KİMSEYE YARDIM EDEMEYECEĞİ GÜNDÜR. ANCAK ALLAH HARİÇ.  ALLAH BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMIŞ GÜNAHLARINDAN TEVBE ETMİŞ SÖZÜNDEN ÖZÜNDEN HOŞLANDIĞI MÜMİN KULLARINA BU GÜNDE YARDIM EDECEKTİR.

Hesap günü sorgulanma sırasında tüm insanların yanında bulunacak olan iki meleğin bilgisi Kuran'da şu şekilde verilmektedir:

(Artık) her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir. (Kaf Suresi 21 )

MÜMİN-51- Elbette biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde de yardım ederiz

EVET SÖYLEDİKLERİMİZİ AYETLERLE İSPATLAYIP, DELİLLENDİRELİM

NİSA-31- Eğer size yasaklanan BÜYÜK GÜNAHLARDAN kaçınırsanız, küçük günahlarınızı bağışlar ve sizi onurlu bir konuta (CENNETE ) yerleştiririz.

NECM-32- İyilik işleyenler BÜYÜK GÜNAHLARDAN  çirkin davranışlardan uzak dururlar. Sadece küçük GÜNAHLARI olabilir. Senin Rabb'inin  AFFI bağışlayıcılığı geniş kapsamlıdır.......

ŞURA-37- Onlar BÜYÜK GÜNAHLARDAN ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da affederler




Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #29 : 09 Ağustos 2008, 09:37:32 ÖS 21 »

İŞTE ARAF SÜRESİ AYETLERİ

ARAF 46- "İki taraf arasında bir set ve bu setin tepelerinde her iki grubu simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennete girememiş, fakat gireceklerini uman bu kimseler cennetliklere "selâmun aleyküm" diye seslenirler. "

47- "Bunların bakışları, cehennemliklere doğru kaydırılınca da "Ey Rabbimiz, bizi zalimler ile biraraya getirme" derler.

48- "Bu tepelerdekiler, simalarından tanıdıkları bazı azılı kâfïrlere de şöyle seslenirler. "Ne kalabalığınız ve ne de şımarmanıza yolaçan güçleriniz size yarar sağlamadı. "

49- ' `ALLAH onları hiçbir rahmete erdirmez " diye haklarında .yemin ederek küçümsediğiniz kimseler bunlar mıydı? Bu arada ALLAH onlara ' `Giriniz cennete, sizin için hiçbir korku sözkonusu değil artık, hiç üzülmeyeceksiniz " der.


İşte bu araftan cennete geçiş günah batağına batmayan Fakat işledikleri küçük günahlar nedeni ile Kalblerindeki imanı  karartmayan bu imanı söndürmeyenlere ve  Elbette ki, ALLAHın şefaatı ve onun izin verdiklerinin( Başta peygamber efendimizin ) duası ve şefaatı hak olacaktır

NİSA-31- Eğer size yasaklanan BÜYÜK GÜNAHLARDAN kaçınırsanız, küçük günahlarınızı bağışlar ve sizi onurlu bir konuta (CENNETE ) yerleştiririz.

NECM-32- İyilik işleyenler BÜYÜK GÜNAHLARDAN  çirkin davranışlardan uzak dururlar. Sadece küçük GÜNAHLARI olabilir. Senin Rabb'inin  AFFI bağışlayıcılığı geniş kapsamlıdır.......


BURAYA DİKKAT !

ŞEFAAT EDEN YALNIZ ALLAH OLMAKTADIR ARACI OLAN KİMSE YOK. ALLAHIN ŞEFAATİ SÖZÜNDEN HOŞLANDIĞI ( DUASINDAN ) KİMSELERİN DUASINA İCABET EDECEK OLUP, BU DUAYI AFFA VESİLE KILIP KABUL ETMESİ İLE KENDİSİNİ GÖSTERİYOR Kİ, BU DUA PEYGAMBERİN ALLAHIN EMRİ İLE ETTİĞİ DUADIR( AHİRETTE DEĞİL DAHA DÜNYADA İKEN ) , YİNE ALLAHIN EMRİ İLE MELEKLERİN MÜMİNLERİN AFFI İÇİN ETTİKLERİ DUADIR

Logged
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.218 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu