Tasavvufi Bilgiler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Muhtelif Konular (Moderatör: Yonetim) > Tasavvufi Bilgiler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Muhtelif Konular (Moderatör: Yonetim) > Tasavvufi Bilgiler
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Tasavvufi Bilgiler  (Okunma Sayısı 25870 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 214


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #30 : 21 Temmuz 2014, 03:32:05 ÖS 15 »


bu çok yaygın bir yanlış... halifelik yani vekil atama, kendi türünden ve denginden kişilere yapılır/yaptırılır. insanlar, hayvanları vekil seçmedikleri gibi.. Allah da insanı kendinin vekili seçmez.
halife kıldığı insan, Allah'ın değil yeryüzünün halifesidir.

aklıma gelmişken bir diğer yanlış kullanımı da belirtmiş olayım:
Allah 'yoktan var etti' denilir. bu kullanımda, buradan çıkan anlam; insanın ham maddesinin yokluk olduğudur, oysaki insanın yaradılış maddeleri sıralanmıştır ve bunlar arasında 'yokluk' yoktur, olamayacaktır. doğrusu şöyledir ''Allah, canlıları yok iken'' var etti.
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #31 : 21 Temmuz 2014, 04:29:25 ÖS 16 »


satırlarda yakışıksız olan nedir? 'sizin savunumunuz, algınızla bu sonuca varılabilir ve bu durumda yapılacak ve yapılmayacak olan bellidir' demek istedim. saygıda kusur olarak sezinlediyseniz, saygıda kusur satırlarımda değil, birine sizin düşünceniz ile yaklaşan kişinin algısında tezahür eder..


Aşağıdaki ifade size göre yakışıklı ise, demek istediğiniz bu ise, benden yana denecek bir sözüm yoktur..

merak ettim, siz bu satırları gerçekten inanarak mı yazdınız? çünkü bu dediğinize inanıyorsanız bu durumda -tabi olduğunuz şahsı/evliyanızı da- deli olarak görüyorsunuzdur. ki bu durumda da bilirsiniz ki, delilere tabi olunmaz.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 214


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #32 : 21 Temmuz 2014, 04:49:34 ÖS 16 »

Ezhatim,
soruları cevaplamak istemiş, bunu tercih etmişsiniz bir şey diyemem.
ancak, o sorular osisko'ya sorulmuştu ve sorular bana değil, kendisine aitti

ilginç olan şu ki; osisko'nun kendisinin bile sorularını tanımayıp, ben soruyorum gibi algılaması ve yansıtmış olması. nasıl oldu ise ihale üzerime kaldı.. 'tasavvuf ayrı bir din' başlığı altında duruyor o sorular, isteyenler bakabilir.
 
sorularını ona yöneltmemin nedenine gelince: soruları birkaç üyeye yöneltince,
-tasavvufi öğretinin ona kattığının- bu soruların cevabı olduğunu düşünmüştüm.

ve kendisinden cevapları beklerken, soruları cevaplamak yerine(canı sağ olsun) kendimi -demagoji içerisine çekilmeye çalışır- buldum. bundan hiç hazzetmem, müsaade de etmem.

emek verip derlediğimden ötürü bu sebeple geriye kalan sorularını da yazacağım ve bu konuda yazmayı sonlandıracağım inşaAllah! dilerse cevaplar, dilemezse öylece kalır. sorun değil!
zira, kendisinin tasavvuf hakkında yazdıkları(tekrar teşekkür etmiş olayım)paylaşmış olduğu kadarıyla 'tabi olduğu evliyanın, kendisine tazim ettirmemesi ve halka infak uygulaması dışında' mevcut anlayışın çok da ötesinde ve farklı olmadığı sonucunu çıkardım.

çıkarımım bu olduysa da; şayet bundan sonrasında yine mutasavvıf biriyle karşılarsam aynı şekilde davranacak, genelleme yapmayıp ön yargı ile yaklaşmayacak aynı alaka içinde dinleyeceğimi biliyorum. doğru olanın da bu olduğunu düşünüyorum.
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 214


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #33 : 21 Temmuz 2014, 04:52:51 ÖS 16 »

Ezhatim, soruların finali şimdi olacak;

Hazret-i ALLAH, Davut a.s 'a:
“Ya Davud, cehaleti özür olarak kabul etmiyorum ” buyurdu.!

-Nerede geçiyor bu?

*Dünyanın yaratılışındaki sırrı bilir isen,

-nedir bu sır?

Dün, bugün ve yarın olması gereken her şeyi kendin mi belirliyorsun.?

-sizce?

*Rüyayı bana açıklayabilir misin.? Maneviyat nedir, açıklayabilir misin.?

Allah 'ın ilmini bir beşer ölçemez, anlayamaz, idrak edemez, yorum da yapamaz.

-İlmi bile ölçülemiyorsa, Allah'ı tanımak nasıl mümkün olur ve gerçekleşir?

*Tasavvufta izah edildiği gibi "kavis" tabir edilir. Ruhlar cesetli olarak kavisi tamamlamak mecburiyetindedirler. Dünyada kavislerini tamamlamaya ömrü yetmeyen iman ehlinin kabir hayatına imanlarını götürebilenlerine kabir hayatında kavislerini tamamlama imkanı verilmiştir. Fakat dünya gibi kabir hayatı kazançlı olmayıp müddeti daha uzundur.

-kavis nedir? yani kabirde de imtihan devam edebilecek öyle mi?

Samimiyetle yapılan rabıta ret olunmaz. Yeter ki mürşidi sahte olmasın,.

-bunu nasıl bilecek, kıstası nedir?

*Allah 'ı biliyor musunuz.? Allah 'ı nasıl tanıyorsunuz.? Allah 'ı nasıl tasavvur ediyorsunuz.?

-yapılabilir mı sizce? yukarıda sınırlı idrak ile ölçülemez yazmıştınız da...

Ne bileyim abdestte, namazda, hacda, oruçta ve sair ibadetlerde Allah 'ı nasıl düşünüp, nasıl tefekkür ediyorsunuz.?

*Allah 'ı, yalnızca varlığını kabul ettiğiniz bir varlık olarak mı düşünüyorsunuz.?

-nasıl düşünmeliyiz?

Allah 'ı görür gibi yaşamak nasıl olabilir .?
İbadetlerinizde ne düşünüyorsunuz.?

*Akıl, nasıl ve neden devre dışı kalır hiç düşündünüz mü.? Size verilmiş olan akıl ile, Allah 'ın ilimini nasıl anlarsınız.? Yani cüz-i irade ile "KÜLLİ İRADE" yi anlayabilmek mümkün müdür.?

Tasavvufta Akıl : "Çamura batmış merkebe" benzetilmiş. bana izahını yapabilir misiniz.?

BÜTÜN ALEMDE GÖRÜNEN MADDİ ZUHURATLAR BİZATİHİ DEĞİLDİR, İZAFİDİR, MECAZİDİR.
HAKİKATİN MADDE ALEMİNE YANSIMASIDIR.

*Yüce Allah 'ı nasıl düşünüyorsunuz.? Nasıl idrake çalışıyorsunuz.? "YOKTAN VAR EDEN" bir Allah 'ı ne zannediyorsunuz.?

Kendinizde olan ve olmayandan haberdar mısınız.?

*Şerefli mahluk, eftâl-i mahluk nedir, bu sıfatları nereden almışız.? Niçin insanoğlu için böyle bir deyim kullanılmış.
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #34 : 21 Temmuz 2014, 05:34:03 ÖS 17 »


elbetteki hem akıl hem de fikir. fikir aklı, akıl da kişiyi yönetir. fikir kötü/yanlış ise, akıl da bu yanılgı ile kişiyi yanlışa sürükler. dolayısıyla aklımızı yanlıştan korumamız için fikirlerimizi düzeltmemiz doğruya(sırat-ı müstakim) yönlendirmemiz lazım. ilmin kaynağı Allah olduğundan fikrin kaynağı da -insanlar değil- vahiy olmalıdır.

Akıl, dünyalığı tercih eder. Ahiretle ilgilenmez. İlgileniyormuş gibi görünse de, her daim öteler, erteler, sonraya bırakır. Fikir aklı yönetiyorsa, yönetilmeye muhtaç olan bu akıl, insana idrakı sunmada yeterli değildir.

Hele ki, maneviyatta akıl tamamen devre dışıdır.

Tasavvuf 'ta İlmin kaynağı da, fikrin kaynağı da Allah 'tır. Kitaplar ve peygamberler vesiledir, Evliya ve Mürşid 'de.  Bunların ifadeleri de Kuran dışında değildir. Tek ölçü Kuran 'dır.

Neyi öğretiyor, Din,i İslam 'ı. Neyi uygulatıyor, Hz. Kuran 'ı. Kimi örnek alıyor, Hz. Resulullah 'ı. Dolayısı ile vahyin dışında değildir.




daha evvel belirtmiştim bunu, son kez yineliyeceğim: sorular, şahsınızla ilgilendiğimden değildi; sorularınızı size yönelterek, fikrinizin kaynağına dair bilgiye ulaşma adına idi. yani bir nevi sizi aracı kıldım, amaç değil araçtınız, sizin Allah'a ulaşmak için evliyanızı aracı yapmanız gibi. bunu savunan biri olarak bundan rahatsızlık duymamalıydınız..

Örnek ben olmadığıma, Tasavvuf olduğuna göre, Tasavvuf 'taki haller olarak sorabilirsiniz. Nasıl yapıyorsun, nasıl bakıyorsun, nasıl görüyorsundan ziyade, Tasavvuf 'ta nasıldır, nasıl bakılır, nasıl görülür şeklinde olması gerekmez mi.?

Tasavvufta kullanılan bazı terimleri kullanmamak için çaba sarfediyorum. Anlaşılabilir olsun diye, tefekkür edilebilsin diye. Allah inancı olmadan ne abdest namazın, ne oruç ve haccın hiç bir önemi yoktur. Önce Allah inancı olacak ki, Allah 'ın emir ve yasakları uygulanabilir, insan için bir değer ifade ediyor olabilsin.



şayet siz bir kul olarak bundan rahatsızlık duyduysanız insana şah damarından yakın olan Rabbimizin 'kullarının bizzat kendisine müracaatını arzularken' O'nu uzağına itip aracılık kurumuyla, uzun uzadıya sıralanmış protokol bir yaklaşımla ulaşmaya çalışmalarına nasıl baktığını da siz etraflıca bir düşünün derim.

Öncelikle şah damarı değil, "VERİD" damarı.. Tüm vücudu ihata eden, kaplayan.

Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil "verîdi".

VERİD DAMARI : Bütün vücudu ihata eden hücrelerin hepsinde mevcut olan damardır.

Peygamberlerin vazifeleri ne idi.? Allah ile kulun arasında protokol bir yaklaşım aracı mı.? Yoksa sizin de ifadelerinizde kullandığınız gibi, sebep ve vesile mi.?

Peygamberler efendilerimiz insanlara, Allah ile kul arasında hangi mesabede oldularsa, Evliya da aynı mesabededir. Farklı gören, bakışlardaki farklılıktır. Yani özde değil, sözde farklılıktır..



hüsnüzanla emrolunmanıza karşın, suizanla yaklaşmayı tercih ediyorsanız sizi iknaya, samimiyetimi ıspata çalışmayacağım. zira buna inanmayı seçmişseniz, yemin de içsem sonuç değişmeyecek. bu sizin iç aleminizdeki bir sorun ve temizlemek bunu gidermek de benim yapabileceğim bir şey değil... zannınızın değişmesi için beni tanımanız, bunun için de 'benim, size kendimi tanıtmam lazım' buna gerek duymuyorum. bu sebeple sizi zannınız ve vicdanınızla başbaşa bırakmak en doğrusu sanırım..

hadi varsayalım ki öyle.. dediğiniz gibi bu sorular sorgulama ise, bu da size rahatsızlık verdiyse, siz neden o halde başka üyelere bu şekilde yaklaşıp bu soruları yönelttiniz? bunlardan biri de bendim. kendinize yapılmasını istemediğinizi, başkalarına yapmamanız gerekmiyor muydu? eleştirdiğiniz şeyi yapıp, yaptığınızı yapanları da eleştirmeniz doğru mudur?

Aşağıdaki cümlenin yazılmasına sebep, suizan mıdır, hüsnüzan mı.?

siz bu satırları gerçekten inanarak mı yazdınız? çünkü bu dediğinize inanıyorsanız bu durumda -tabi olduğunuz şahsı/evliyanızı da- deli olarak görüyorsunuzdur. ki bu durumda da bilirsiniz ki, delilere tabi olunmaz

Aynı şekilde benim de hiç bir şeyi ispata çalıştığım yok. Tasavvuf 'a, Evliya 'ya inanmamayı seçmişseniz yemin de içsem sonuç değişmeyecek. bu sizin iç aleminizdeki bir sorun ve temizlemek bunu gidermek de benim yapabileceğim bir şey değil...

zannınızın değişmesi için beni tanımanız, bunun için de 'benim, size kendimi tanıtmam lazım' buna gerek duymuyorum. bu sebeple sizi zannınız ve vicdanınızla başbaşa bırakmak en doğrusu sanırım..

Benim yapmaya çalıştığımı sen göremezsin. Dolu kaba su konur mu.? Ne ifade etsek kabın ağzından geri boşalıyor. Bildiklerin var, inandıkların var, yaşadıkların var. Arayan değilsin, dün ile bugünün bağdaşmasını, ya istemiyorsun, ya da bağdaştıramıyorsun.

Peygamberler zamanı ile bu gün arasında "yaşanırlılık olarak" hiç bir fark yok. Asrı saadette ve öncesi Peygamberler efendilerimiz zamanı nasıldı ise, bu gün de aynı tertip ve tanzim devam ediyor. Kıyamete kadar da devam edecek.

İnkar veya ret sonuç değişmez..! Uygulama ve yaşam aynı, fark etmez. İmtihan aynı değişmez. Dün onlar Peygamberler efendilerimiz ile imtihan edildiler, bugün bizler Evliya ile imtihan edilmekteyiz. Aksini düşünmek Kuran 'a zaten terstir.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #35 : 21 Temmuz 2014, 05:47:26 ÖS 17 »

siz o soruları sorduğunuzda, hüsnü-niyetimle -soru sorduğunuzu düşünmüştüm- oysaki tepkinizden ve ifadenizden anlaşılıyor ki, siz inandıklarını/bilgilerini paylaşmak isteyen bir kaç samimi insanın samimiyetine inanmamış ve savunma refleksiyle onları sorgulamışsınız...?!

soru soracağım dedim siz de kabul ettiniz verdiğiniz sözde de durmanız gerekirdi.
ayrıca, soru soracağım demek anlatacağınız her şeyi sorgusuz kabul edeceğim anlamına gelmez. elbetteki düşüncemi söylemem gereken yerlerde söyleyecek, söyledikleriniz üzerinde düşünüp kabul edebileceğim yanlar var ise kabul edeceğim gibi, ters gelen yerlerde de reddiyemi ortaya koyacağım. bu en normali ve doğal olanıdır, sorgusuz itaati red eden ve akletmeyi benimsemiş biri için bunda şaşılacak bir şey de yok.


Yukarıda kullandığın ifadelerini zaten yapıyorsun. Senin düşüncen, kabul veya reddin beni ilgilendirmiyor. Tercih kulun kendi iradesine bırakılmış. Hz. Allah ilk adımı Kulundan bekliyor.

Akıllı kardeşim. Akletmeyi benimsemiş, sorgusuz itaati reddeden kardeşim.

Hesap kendi hesabın. Başlangıcı belli, ortası belli, nihayeti belli olan Allah 'ın şer-i kuralları, bizden istenen, evvelkilerden istenenden farklısı değil.

Kuran 'a bir bütün olarak bakabiliyorsan, Kuran 'ı evrensel olarak kabul edebiliyorsan.. Dün ile bugünü bağdaştırabiliyorsan..!

Emin ol sonuç değişmeyecek..
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #36 : 21 Temmuz 2014, 05:51:42 ÖS 17 »

Ezhatim, soruların finali şimdi olacak;


Bir an sanki dedim, belki dedim, acaba dedim..! Ama ;

Mızrak çuvalda durmaz.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #37 : 21 Temmuz 2014, 07:26:31 ÖS 19 »

Hazret-i ALLAH, Davut a.s 'a:
“Ya Davud, cehaleti özür olarak kabul etmiyorum ” buyurdu.!

-Nerede geçiyor bu?  

C : Musa a.s 'ın Allah ile konuşmasına inanmıyor musun ki Davud a.s 'a yapılan hitabı sorarsın..

*Dünyanın yaratılışındaki sırrı bilir isen,

-nedir bu sır?

C : Bu sır, Adem olarak yaratılan kulun, kulluğunu idraki ile İnsan olmaya namzet yaratıldığı bilincine varması,

Rabbin, Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şâhid tutmuştu. "Evet, şâhidiz!" dediler. kıyâmet günü "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz.
Â'râf 172

Yukarıdaki hitaba "evet şahidiz" cevabını veren senin, vermiş olduğun bu sözü yerine getirmen için verilmiş ikinci bir fırsat olarak yaratılmıştır dünya hayatı..!



Dün, bugün ve yarın olması gereken her şeyi kendin mi belirliyorsun.?

-sizce?

C : Bence kimsenin belirlediği diye bir şey olamaz. Bazı şeylerin önceden hesabı yapılabiliyor gibi görünse de, Allah 'ın lütfu dışında gelişen, değişen hiç bir şey yoktur. Yaratılışında hiç bir dahli olmayan beşerin, ne yaşarken ve ölümünde de hiç bir dahli olamaz.

Hz. Allah dünyanın ve ilk insan Adem a.s 'ın yaratılışından, kıyamet ve ahiret hayatından bahseder. Tüm her şey belirlenmiş bir zamanı vardır. Yapan ve yaptıran Hz. Allah 'tır.


*Rüyayı bana açıklayabilir misin.? Maneviyat nedir, açıklayabilir misin.?

C : Metafizik boyutunda olan hiç bir şey, yaşanılırlık olarak izah edilebilir değildir. Bu sorum, Rabıtayı şirk olarak ifade eden kişiye idi.


Allah 'ın ilmini bir beşer ölçemez, anlayamaz, idrak edemez, yorum da yapamaz.

-İlmi bile ölçülemiyorsa, Allah'ı tanımak nasıl mümkün olur ve gerçekleşir?


C : Hz. Allah baş gözü ile görülemez ancak, zati, subuti, fiili sıfatları ile bilinir. Zati sıfatlar, Zatına aittir, hiç bir beşere maledilemez. Fiili sıfatları, İhya etmek,  Diriltmek, Öldürmek, Yaratmak, Rızıklandırmak..

Subuti sıfatları ise;

Hayat : Diri olmasıdır. Diriliği ebedî ve ezelîdir. Hiçbir kaynağa muhtaç değildir.
İlim : Her şeyi bilmesidir. Yegane alim O ’dur. İlmin her dalı O ’nun yedindedir.
Semi : Her şeyi işitmesidir. İşitmesinde de sınır yoktur.
Basar : Her şeyi görmesidir. Cümle yaratılmışların görgü ufku vardır. O ’nun görüşünde ufuk yoktur.
İrade : İstediğini dilemesidir. Hiçbir yarattığına karşı sorumlu değildir.
Kudret : Her şeye gücü yetendir. Alemde görülen güç ALLAH ’ın taktiri kadardır.
Kelam: Söylemesidir. Her zerrenin anlayacağı lisanı konuşur.
Tekvin: Her şeyi yaratan odur. Başka yaratıcı aramak şirktir.


Bu sıfatları beşer olarak ölç, anla, idrak et. Verilen cüz-irade ile "KÜLLÜ" iradeyi "ALLAH" ı anlat bakalım..! Allah 'ı bilmek başka, Allah 'ın ilmini ölçmek, ilmini anlamak, ilmini idrak etmek, ilmi hakkında yorum yapmak daha başka.



*Tasavvufta izah edildiği gibi "kavis" tabir edilir. Ruhlar cesetli olarak kavisi tamamlamak mecburiyetindedirler. Dünyada kavislerini tamamlamaya ömrü yetmeyen iman ehlinin kabir hayatına imanlarını götürebilenlerine kabir hayatında kavislerini tamamlama imkanı verilmiştir. Fakat dünya gibi kabir hayatı kazançlı olmayıp müddeti daha uzundur.

-kavis nedir? yani kabirde de imtihan devam edebilecek öyle mi?

C : Kabir hayatı elbette var.

‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
Mümtehine 13

Kavis, insanoğlu ezel-i ervah 'ta var edildi, sonra cesetlendi, ve tekrar cesetten kurtulacak. Bunun adı kavistir. Dünya hayatı, "Evet sen bizim Rabbımızsın" sözünü yerine getirmesi, kendisini ispat etmesi için insanoğluna verilmiş ikinci bir fırsattır.  

Yazılanları gale almadığın belli. Kuran dünya ve insanın ilk var edilişlerinden, bugünden, yarından, kıyametten ve ahiretten bahsediyor. Bir düşün ne anlam taşıyor.? Kavisi daha iyi idrak etmen için..



Samimiyetle yapılan rabıta ret olunmaz. Yeter ki mürşidi sahte olmasın,.

-bunu nasıl bilecek, kıstası nedir?

C : Cevabını vermiştim.



*Allah 'ı biliyor musunuz.? Allah 'ı nasıl tanıyorsunuz.? Allah 'ı nasıl tasavvur ediyorsunuz.?

-yapılabilir mı sizce? yukarıda sınırlı idrak ile ölçülemez yazmıştınız da...


C : Hz. Allah bu iradeyi her kuluna vermiştir. Sıfatları ile, tecelliyatları ile bilinir. Ben Rabbımı biliyorum. "İŞTE ALLAH" budur dememi istermisin..?

Bilinemeyen, Allah 'ın ilmidir. "OL" dediğinde oldurması izah edilebilir, kavranılabilir bir ilim değildir. Sebepler, vesileler izah edilebilir değildir. Fani evsaf ile "BAKİ" evsaf çözülemez, idrak edilemez, izah edilemez.


Ne bileyim abdestte, namazda, hacda, oruçta ve sair ibadetlerde Allah 'ı nasıl düşünüp, nasıl tefekkür ediyorsunuz.?

*Allah 'ı, yalnızca varlığını kabul ettiğiniz bir varlık olarak mı düşünüyorsunuz.?

-nasıl düşünmeliyiz?

C :Sen kendi anladığın, idrak edebildiğin kadar. Fakat ben Rabbımı biliyorum. Bildiğim Rabbımı düşünüyoruım.


Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #38 : 22 Temmuz 2014, 03:16:02 ÖS 15 »

Maide suresi 51. ayetinin de doğru manasını paylaştık. Ne değişti.? Mümtehine suresi 13. ayet de bunlardan birisi.

‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
Maide 51


‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
Mümtehine 13


https://kurul.diyanet.gov.tr/SoruSor/Cevap.aspx?ID=37151&q=kabir-azabi-var-midir-#.U85F7eN_u_9


Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata kabir hayatı denilir. İslam inancına göre kabir azabı vardır.

Buna delalet eden ayetler (İbrahim, 14/27; Mü’min, 40/46) ve hadis-i şerifler bulunmaktadır.

Nitekim bir hadis-i şerifte;

“Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.”
(Tirmizi, Zühd, 5)

buyrularak ölümle ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir.

 İnsan öldükten sonra kabre konulunca Münker ve Nekir adında iki melek kendisine gelerek soru soracaklar, iman ve güzel amel sahipleri bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak cennet gösterilecektir.

Kafir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılacak ve cehennem gösterilecektir. Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir
(Tirmizi, Cenaiz, 70).
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #39 : 22 Temmuz 2014, 03:30:30 ÖS 15 »

Hazret-i ALLAH, Davut a.s 'a:
“Ya Davud, cehaleti özür olarak kabul etmiyorum ” buyurdu.!

-Nerede geçiyor bu? 

C : Musa a.s 'ın Allah ile konuşmasına inanmıyor musun ki Davud a.s 'a yapılan hitabı sorarsın..


Davud'a yapılan bu hitap, mushafın hangi bölümünde geçmektedir?


Bir kıssa diyeyim..
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #40 : 22 Temmuz 2014, 03:32:18 ÖS 15 »

osisko,

sorum çok açık:

ben size kabir azabı/hayatı var mıdır diye sormadım, sorum şu:

üstteki yazdığınız çeviri kime ait? ayetin metninde kabir hayatı ifadesi yokken nerden bulup getirmişler?


Benim cevabım da kapalı değil.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #41 : 22 Temmuz 2014, 03:57:13 ÖS 15 »

Smiley

sorumun cevabı yok ortada ne kadar açık yazarsanız yazın

o meali nereden aldınız?

ayet metninde olmayan bir ibare oraya nasıl konur?


Ayetin manası, (belki) öldükten sonra dirilmek olarak sana, fakat kabir hayatı ahiret hayatının başlangıcı olarak bana hitap etmekte..


Ateş! Sabah akşam ona sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de: "Fir'avn ailesini azabın en çetinine sokun".!
Mu-min 46

Kabir hayatı var mı, yok mu .? 

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #42 : 22 Temmuz 2014, 04:14:26 ÖS 16 »

Üzerinde bir-az düşünmek istersen buyur..


Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yüzlülüğe iyice alışmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azab edeceğiz, sonra da onlar, büyük azaba itileceklerdir.
Tevbe 101


Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Nuh 25


Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma; hayır, diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.
Âli İmrân 169


"Ama kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için de dar bir geçim var. Kıyamet günü onu kör olarak süreriz."
Tâhâ 124
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #43 : 22 Temmuz 2014, 04:20:39 ÖS 16 »

Arkadaşım,

Senin kullanmış olduğun şu cümle;

"ayet metninde geçen ashâbi-lkubûr ifadesi türkçeye "kabir/mezar halkı" olarak çevrilebilir ama o ifadeye "kabir hayatı" demek metne söylemediği şeyi zorla söyletmek anlamı taşır".

Şahsi kanaatini konuşturma yeri değil.

Verdiğini zannettiğin cevabı ne kadar uygun düşünüyorsan, benim cevabım da o derecede uygundur.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #44 : 22 Temmuz 2014, 04:33:03 ÖS 16 »

Ateş! Sabah akşam ona sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de: "Fir'avn ailesini azabın en çetinine sokun".!
Mu-min 46


Ölüm, yok olmak anlamında değilidir. Cesettir ölen, toprağın altına giren, tekrar diriltileceği güne kadar bekleyen.. Ruh ebedi kalıcıdır.

Yukarıdaki ayette Hz. Allah, firavun ailesinin sabah, akşam ateşe sunulduğunu ifade etmiş.

Buna göre kabir hayatı var mı, yok mu.?  Ayet senin evirdiğin gibi mi.? Sonuç ortada..

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.148 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu