Kelile ve Dimne

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > Kelile ve Dimne
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > Kelile ve Dimne
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kelile ve Dimne  (Okunma Sayısı 1737 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hêja
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 43



« : 08 Mart 2013, 05:45:16 ÖÖ 05 »


(1) Dedikoduculara, sır ifşa edenlere, söz götürüp getirenlere asla inanmamalı, dinlenmemelidir.

HİKÂYE ederler ki vaktiyle Çin'de Hümâyun Fal nâmında bir pâdişâh hüküm sürüyormuş. Debdebe ve dârâtı yerinde, şevket ve iclâli büyükmüş. Saltanatı icâbı, kendisine düşen bütün vazifeleri, liyâkat ve adaletle ifâ ettiği gibi, ilim ve irfan sahibi olduğundan, ilim ve basiret erbâbıylada sohbeti ziyadesiyle severmiş. Pâdişâhın dirayet ve fetânette, velinimetine muhabbet ve sadâkatte emsaline ender rastlanan Haceste Ray nâmında bir veziri varmış. Büyük ve küçük meselelere dâir verdiği emirler dâima doğru ve isabetli çıktığından, Pâdişâh, her hususta, veziri ile istişare ederek karara varırmış. İşte bu anlarda Haceste Ray velinimetinin daha ziyâde gözüne girer, takdirini kazanırmış.

Bir gün Hümâyun Fal ava çıkmak istemiş. Bütün mâiyetini, bilhassa veziri Haceste Ray'ı da yanına alarak sahraya çıkmış. Arzusu derecesinde avlanıp, eğlendikten sonra, mâiyyeti halkına geri dönme emrini vererek, kendisi yalnız veziri Haceste Ray ile, yavaş yavaş saraya dönmek için geride kalmış. Halbuki o gün, hava tahammül edilemeyecek kadar sıcak olduğundan, Hümâyun Fal vezirine hitaben: ''—Bu cehennemi sıcağa tahammül etmek güç! Bu havada yol almak imkânsız! Çadır altına girmek de beyhude.. Rüzgârsız havada çadırın sıkıntısı ise, hiç çekilmez!.. Nasıl etsek de, serin bir yer bulsak? Güneş, gurub edinceye kadar, orada istirahat ederdik. Gurubtan sonraki serinlikte sarayımıza gider, rahatımıza kavuşurduk'' deyince Vezir, civarda yüksek bir dağ bildiğinden; serin kaynakları başında, büyük gövdeli ağaçlar gölgesinde, vakit geçirmenin mümkün olacağından bahisle, Pâdişâhı o dağa götürmüş. Hakikaten orası, vezirin dediği gibi, ferah, serin bir yermiş. İstirahat esnasında, Pâdişâhın nazarı dikkatini kuru bir ağaç kütüğü çekmiş. Binlerce arı, kütüğün kovuğuna girip çıkmakta imişler. Arı kovanının ne olduğunu henüz görmemiş olan Pâdişâh, bu hayvanların ne maksatla toplandığını veziri Haceste Ray'dan suâl etmiş.

Vezîr: ''—Padişahım! demiş. Bu hayvanlar cemiyet hâlinde yaşayan, gayet temiz ve pak birer yaratıktırlar. Bütün arılar, Yasub denen bir arı beyine tabidirler. Beylerinin cesameti diğerlerine nazaran biraz daha iricedir. Beyden başka cemiyetin her türlü işlerine nezâret eden subayları vardır. Yasub dediğimiz mezkûr bey, âdeta bu yaratıkların Pâdişâhı hükmündedir. Vüzerâ ve ümerâ, yaverler ve çavuşlar mesâbesindeki mâiyyetiyle beraber cemiyetin bütün işlerine nezâret eder. Bu hayvanların beylerine ve subaylarına karşı gösterdikleri tâat, her birinin kendi vazifelerinde göze çarpan intizâm ve maharetleri, şaşılacak şeydir. Evvelâ, her deliği altı köşe, gayet düzgün gümeçler yaparlar. Bunları, her Allah'ın günü çiçeklerden aldıkları «Bal» denilen, şifalı maya, yâni macunla doldururlar. Temizliğe riayetleri her şeyin üstündedir. Bal aramak için gezip tozdukları yerlerde, en ufak bir pislik ile dahî, ayaklarını ve Kanatlarını bulaştırmamaya mecburdurlar. Kovana dönen her işçi arı, kovanının husûsi bekçi çavuşları tarafından koklanarak, üstleri âdeta bir temizlik muayenesinden geçirilir. Ancak bu teftişten sonra, temizliklerinde en ufak bir kusur yoksa, içeri girilmesine müsâade edilir. Şayet müfettişlerden biri, bu vazifede kusur edecek olur, gizlice bir arı içeriye yol bulursa, bey, derhâl haberdâr olarak diğerlerine ibret olsun diye, evvelâ dikkatsiz müfettişi, sonra da o pis arıyı öldürür. Rivayete göre, ilk saltanat binasını tesis eden Cemşit, teşrifat ve saltanat mertebelerini, devletin idari vazifelerini, bu arılardan mülhem, aldığı ibret üzerine sıralamıştır.''

Vezirin bu izahı üzerine Padişah arı kovanını daha yakından görmek istemiş. Hareket ve yerleşmelerindeki nizâm ve intizâmı müşahede edince, faâliyetlerine hayran kalmış. Hepsi birer iğne ile müsellâh yâni silahlandırıldıkları hâlde, kendi aralarında hiç biri diğerine, silâhıyla taarruza yeltenmediği gibi, hâriçten peteklerine yaklaşan, gerek insandan, gerek sâir hayvanâttan olsun, kendilerine ilişilmedikçe, onlara, asla sataşmayıp vazifelerine devam ediyorlardı. Bu nizâm ve intizâmı gören, Pâdişâh ile veziri arasında şöyle bir muhavere cereyan etmiş. Hümâyun Fal:
''—Arılardaki bu ahenkli nizâmın, insanlarda olması lâzım gelirken, yâni insanların küçükleri büyüklerine hürmet; büyükleri de küçüklerine merhamet etmesi icâb ederken, velhâsıl cümlesi yekdiğerine sevgi ve kardeşlikte bulunacaklarına, ne garîbtir ki, bilâkis birbirlerinin zararına ve üzülmelerine sebebiyet vermekteler!.

Vezir: ''—Pâdişâhım! demiş. Gördüğünüz hayvanların hepsi, aynı fıtrat ve tabiat üzere yaratılmışlardır. Halbuki, beşer nev'inin her ferdi, farklı bir tabiat üzerine yaratılmış olduklarından, her birinin hâli farklı bir mâhiyet arz eder. İlk insanın cesedini teşkil eden balçıkta, melekî bir haslet vardır. İnsan, sâdece bu hasletin iktizâsı mucibince hareket etmiş olsaydı, meleklerin mertebesine yükselir, hattâ geçerdi bile. Her çeşit gayri insanî hâl ve tavırlardan emîn olur, uzak kalırdı... Halbuki insan, bir de şeytanî hasletin icâbını yerine getirmeye kalkarak, ef'âl ve ahvâlini ona göre tâyin ve takdir etmeye kalkacak olsaydı, şeytanı bile geride bırakırdı. Âdeta ona örnek teşkil ederdi. Heyhat, insanların ekseriyeti kendi nefis ve arzularına ram olageldiklerinden şekavet yolunu ihtiyar ederek dalâlet girdaplarına düşerler.

İşte bunun içindir ki; akıl ve hikmet yolunu şiar edinen insanlar, hemen her devirde, nâdir görüle gelmiştir.
Logged

Ancak Hayata Katlanabilenler, Ölüme Katlanabilirler..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.164 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu