|
Yazar kutbay
|
'Emperyalistler bir hesap yaptılar mı o hesap kesin tutar' anlayışından yaka silkiyorum. Hep aynı şey. Libya mevzuunda da aynı şey. 'Emperyalistler kararlarını vermişler bir kere. Libya'yı işgal edecekler ve orada işbirlikçi bir hükümet kurup bir güzel saltanat sürecekler' muhabbeti. Hakikaten muhabbet yani. Hem de ihtiraslı bir muhabbet. Yüzlerinden adeta şehvet okunuyor bunu söyleyenlerin. Bunu söyleyenlerin hepsinin değil, ama 'Budur' diye kestirip atanların.
Yahu, insan bir 'Maazallah' der. 'İnşaallah emperyalistlerin hesapları tutmaz' der. 'Bu işin sonu hayr olur inşaallah' der. Böyle demedikleri gibi, diyenlere de demediklerini bırakmıyorlar. 'Rüya görüyorsun, saçmalıyorsun, salaklık ediyorsun' falan filan. Emperyalistler adına racon kesiyorlar ve o racona ters düşenleri tefe koyuyorlar. Nedir bu? Amerika'yı, İngiltere'yi, Fransa'yı kadir-i mutlak gibi mi görüyorlar? Libyalıların ve cümle Ümmet-i Muhammed'in iradesiz bir koyun sürüsü olduğunu mu düşünüyorlar? Öyleyse niye 'Her şey bitti' deyip bir kenara çekilmiyorlar da gazetelerde ve televizyonlarda yana yıkıla çaresizlik ve umutsuzluk propagandası yapıyorlar? Bu nasıl bir dava aşkı? Hangi davanın aşkı? 'Ey Müslümanlar! Ne deseniz boş, emperyalistlerin dediği olacak' mesajını yaymaktan ibaret bir dava mı olur?
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Selam İslam
|
|
Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-qformat:yes;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin:0cm;
mso-para-margin-bottom:.0001pt;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-fareast-font-family:"Times New Roman";
mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;}
Atasoy Müftüoğlu: Türkiye'de şu anda sadece bir tüketim devrimi yaşanıyor. Onun dışında başka bir şey yok. Hepimiz hızla bu neo-liberal iklimine girdik, onu teneffüs ediyoruz. Bu noktada da herkes demokrasiyi mutlaklaştırıyor.
"Şimdi, demokrasi üzerinde tartışmalar yapabiliriz. Fakat biz Müslüman olmamız hasebiyle demokrasinin bir ahlak içermediğinden hareketle demokrasi eleştirileri yapıyoruz. Demokrasi bir ahlak içerseydi bundan teknik olarak yararlanıp yararlanamayacağımızı konuşabilirdik. Ahlak içermediğini şu noktadan hareketle söylüyorum; demokrasiler iyileri seçebileceği gibi kötüleri de seçebilir. Hırsızları seçebileceği gibi katilleri de seçebilir. Nitekim Bush'u, Blair'i seçti. Büyük katilleri demokrasiler seçti."
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Şükrü Hüseyinoğlu
|
|
Şükrü Hüseyinoğlu / İktibas
İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu tektipçilik dayatması, yalnızca baskıcı rejimlerle ilgili bir sorun mudur? Özellikle liberal kesimler meseleyi böyle algılıyor olsa da, ben bu yaklaşımın bugün yeryüzünde olup bitenleri anlamaktan uzak olduğunu düşünmekteyim.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Abdurrahman DİLİPAK
|
Baykal gitti, gider.. Geri dönemez.. Geri dönse de, dönmese de bu Baykal’ın sonu. Sadece Baykal’ın değil, CHP’nin de sonu.. Baykal olayı çok su götürür.. İşin aslı bir kenara bırakıldı; kim sızdırdı, o konuşuluyor..
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Cihan AKTAŞ
|
|
Son dönemlerde Avrupa’da burka (veya peçe) yasağı, başörtüsüne yönelik bir baskıyı makulleştirmenin sebebi olmak üzere gündemde bir hayli yer tutuyor. İtalya’nın kuzeybatısındaki Piemonte bölgesinin Novara kentinde bir Müslüman kadının, peçeyle postaneye girdiği için para cezası ödeme riskiyle karşı karşıya kalması son örneklerden biri. Burkanın, Müslüman kadını, çirkin ve anlaşılmaz bulunan görüntüsü nedeniyle kamusal alanda namevcut kılmanın sembolüne dönüşmesi, Don Kişot’taki Morisko, yani din değiştirmeye zorlanan Endülüslü Müslüman kıyafeti giymiş Zoraida’yı çağrıştırdı bana. |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar YORGO KIRBAKİ
|
Davutoğlu: İsviçreli bakan tehlikenin farkında ve kaygılı olduklarını söyledi
İsviçre hükümeti, sandıktan çıkan minare yasağına Avrupa ve İslam aleminden gelen tepkilerin ardından Türkiye’den yardım talep etti. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) toplantıları için bulunduğu Atina’da İsviçreli meslektaşı Michelle Calmy-Rey ile görüşen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsviçre hükümetinin referandum sonuçlarının yarattığı tehlikenin farkında olduğunu ve durumu düzeltmeye çalıştığını söyleyip Türkiye’nin her türlü katkıya hazır olduğunu ekledi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar kutbay
|
|
İsviçre’de minarelerin yasaklanması gereksiz bir yabancı düşmanlığı, ama İsviçre Müslümanlarının dini özgürlüğünü ihlal etmiyor. Minareler Müslüman ülkelerde camilerin simgesi ama Batı’daki ibadethanelere böyle kuleler eklenmesini gerektiren teolojik bir neden yok. Minarelerin ilk baştaki amacı, namaz çağrısını iletebilmekti. Bugün bu iş artık modern teknolojiyle yapıldığından minare çağdaş camilerde olmazsa olmaz değil. Avrupa’daki camiler Doğu tasarımlarını körü körüne taklit etmeyi bırakıp, çevresiyle uyum içinde harmanlanan namaz mekânları yapmalı. İsviçre’ye (veya Avrupa’nın herhangi bir yerine) yerleşmiş Müslümanlar kültürle imanı karıştırmasın. Entegre olmak için eski vatanlarının kültür bagajından vazgeçmeli, köklerini içinde yaşadıkları toplumdan alan bir tür İsviçre İslamı uygulamalı. İsviçreliler aşırı sağcılar tarafından minarelerin sorun olduğuna ikna edildiyse de, Müslümanlar şimdi kurban psikolojisine girmemeli. Bilakis inançlarının diğer ülkelerden ithal edilen zehirli radikalleşmesiyle mücadele etmeliler. |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Cihan AKTAŞ
|
|
Doğu ve Güneydoğu illerinden Batı’daki yerleşim merkezlerine gelen vatandaşlarımıza yönelik tepkiler ne denli kendiliğinden, ne denli kurgusal, emin olamıyoruz. Sahiden de kızlara laf mı attılar yoldan geçerken? Yoksa sadece oradan geçmekle mi kalmışlardı? Taşkınlık diye adlandırılan, “Kürtler dışarı, Kürtler dışarı” diye bağrışmalara sebep olan tam olarak neydi? |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Ahmet Turan ALKAN
|
|
Köşe kapmaca diye bir oyun vardı, hatırlar mısınız bilmem; oyuncular genellikle sokak, bahçe gibi bir köşe tutulacak belirli yerleri olan bir mekân seçerler. Ebe -her kimse- ortada durur ve oyuncular ebeye yakalanmadan kendi aralarındaki işaretleşmeye göre köşe değiştirmeye çalışırlar. Hareket ânında ebeye yakalanan oyuncu ebenin yerine geçer. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |