Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Kurban > Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Kurban > Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil  (Okunma Sayısı 2164 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1182


« : 18 Kasım 2010, 09:54:20 ÖS 21 »

Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil





Kurban; Allah’a ibadet etmek maksadıyla belirli vakitlerde, belirli şartlara sahip hayvanları usulüne göre kesmek demektir. Sözlükte “yaklaşmak” anlamına gelen kurban; Allah’a yaklaşmayı, Allah yolunda malı feda etmeyi, Allah’a teslimiyeti ve şükrü ifade eder.

“Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız.” (Kâf, 16)

“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.” (Bakara, 186)

Kurban; işte bu derece bize yakın olan Allah’a, “Acaba biz O’na ne kadar yakınız?” sorusu için bir cevap arayışıdır…

Allah adına her türlü feragat ve fedakarlık için bir kararlılık göstergesidir… Bir boyun eğiş olan kurban, bununla beraber rahmet eşiğine baş koymaktır… “Boynum kıldan ince.” dercesine…

Kurban, bireysel ve toplumsal arınmanın bir aracı veya sembolü olarak kabul edilmiştir… Allah için her şeyden vazgeçilebileceğinin bir ifadesidir kurban…

İslam’ın şiarı olan kurban, aynı zamanda bir fedakarlık nişanesidir…

Kurban, adayış ruhunun bedene galebe çalmasıdır… Çünkü kurban kesmenin ötesinde bir de “kurban kesilmek” vardır…

Kurbanda ölen bir canlı olmakla beraber, bunun üzerinden gerçekleşen, insanın özgürlük hamlesidir… Tutkulardan, tutsaklıktan, tamahlardan soyutlanma eylemidir…

Kurbanın temel mantığı; kulun kendini temsilen temiz bir canlıyı takdim etmesidir… Kişinin günaha ve hayatına karşı fidye ödemesidir…

Kurban, Allah ile barışık olmaktır… Ve Allah’a bağımlı kalmaktır…

Allah evreni insanın emrine vermiştir. Kesilen kurbanlık hayvanlar da buna dahildir. Ta ki, bu sayede insan, Allah’ın emrine amade olsun diye…

Altı çizilen gerçek şudur: Kainat sana teslim, sen ise Kainatın Sahibi’ne… Tıpkı bir kurban gibi…

Kurban İsmailce bir teslimiyetin tekrarıdır… Kulluk bağlamında kurban, İbrahimi bir tutumdur… Halil olmanın, veli olmanın yolu bıçaklara yatmaktan geçiyor… Kendinden vazgeçerek kulluk vazifesini sürdürmek gerekiyor…

Kurban bir gelenek değil, bir gösteri de değil, bir et şöleni hiç değil…

Kurbanı kanla özdeşleştirenler de yanılıyorlar… Kurbanı kurban kılan, akıtılan kan değildir… Çünkü her kulun kurbanı kabul değil… Gözlerini kan bürüyen Kabil’in kurbanı kabul görmedi… Kurban, Habil’in kurbanıydı…

“Elbette onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır…” (Hac, 37)

Kasap olmakla, kurban sahibi olmak arasındaki fark burada kendini gösteriyor…

Kurbanla verilen mesaj şudur: Ey “kan dökücü” ve “bozguncu” insan, haksız yere kan dökme! Dökülecek bir kan varsa, o da Rabbin için kurban kesmendir… Ne kendi adına ne de sahte ilahlar adına kan dökme! “Rabbin için kurban kes.”

Kurban keserken sadist duygularını sök at… Bıçağı öfkene, hevana, şehvetine, ihtiraslarına çalıver!

Dünya bir kurban arenasıdır… Bu arenada kim kime kurban? Bir ömür kime heba? Bir gençlik kime feda?

Belki de en önemli sorumluluk; Allah için kurbanlaşmaktır… Aklımızda kurban bilinci, alnımızda secde izi, kalbimizde adayış ruhu ile Rabb’e yürümektir…

Kurban olma ufkuna ulaşamayanlar kölece bir yaşamın kıskacından kurtulamadılar… Kurban ulvi bir iklimde zirveye tırmanıştır…

Her adayışın mutlaka bir semeresi vardır; kurbanın semeresi de kevserdir… İmran’ın hanımı Hane, rahmindekini Rabbine adadı… Bu adayışın semeresi, Meryem oğlu İsa’ydı…

Kur’an bize hem kurban olmayı hem de kurban kesmeyi öğretiyor… Bu öğreti ile yola çıkanlar hep şunu söylediler: “Fedake ya Rasulullah!” (Canım sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü!)

O da, ümmetinin kendisine olan bu düşkünlüğünü karşılıksız bırakmadı…

Rasulullah (s.a.s.) kurban keserken şöyle niyet ediyordu:

“Bismillahi vallahü ekber, bu koç benim ve ümmetimden kurban kesemeyenler içindir.”

Bu ümmet, kurbansız kalamazdı… Yoksa kulluk, kusurlu olurdu…

Ramazan Kayan
     
 

 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu