Yanılgılar Manifestosu

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Köşe Yazıları > İlyas UÇAR > Yanılgılar Manifestosu
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Köşe Yazıları > İlyas UÇAR > Yanılgılar Manifestosu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Yanılgılar Manifestosu  (Okunma Sayısı 1478 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Evvâh
idp yazarı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


İnne İbrahîme Le Evvâhun Halîm (Tevbe-114)


WWW
« : 04 Ekim 2010, 12:32:55 ÖS 12 »

Hamd Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz (s.a.v.) üstüne olsun.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...


"(Yahudiler) 'Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız' dediler."

Gönlün,  gözün, aklın ve kulakların mühürlenmesi öyle birşey ki; en cahili  dünyanın en alimi, en korkağı dünyanın en cesuru yapabilir. Zaten  Alemlerin Sultanı da (s.a.v) öyle demiyor mu: "Cahil, cesurdur."  İşte bu tipteki insanlarla her an her yerde karşılaşmamız mümkün,  söylemler farklı, üsluplar farklı olabilir ancak mantalite hep aynıdır.  Batıl, hep suyun üstünde kalmak ister. Böylelerine en güzel cevabımız  şudur: "De ki: 'Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız.  O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.' Deyin ki: 'Biz Allah’a, bize  indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına  indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer  peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini  diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.'

Bu  tesirli ve bir o kadar da manidar cevap karşısında azcık da olsa aklını  çalıştırıp, kalbine danışan olursa bu onun dünya ve ahiret mutluluğuna  vesile olur. Aynı hali ile kalan ya da daha azgınlaşıp, ağzından  salyalar akıtmaya devam edenin ise vay haline. Yâ veyl! Kör kuyularda,  kör kör uyumaya devam denlere! "Eğer onlar böyle sizin iman  ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz  çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa  düşmüş olurlar. Allah,  onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla  bilendir."

Hristiyanlar'dan bu profile sahip olanlar,  fıtratları itibariyle müslüman olan çocuklarını kendileri gibi yakmak,  iki cihânda da hüsrana uğratmak için doğdukları 7. günde Mamudiye  denilen bir suya batırırlar. Bu hareket ile çocuk günahlarından  temizlenmiş (müslüman olarak doğmak günah gibi sayılıyor) ve hakiki bir  hristiyan olmuş oluyor. Yani hristiyanlık boyası ile özü kapatılmaya  çalışılıyor. İşte bu yanlışlıklarını ve körlüklerine aldanmamak için  Mevla bizleri şöyle uyarıyor: "Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ın boyasından daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz.'" Evet biz hamd olsun asli boyamız üstüne sahte boyalar sürmedik, biz çakma boyalara hiç meyletmedik!

Yahudiler'den  bu profile sahip olanlar ise, her zaman olduğu gibi tüm egoist ve  bencil davranışları ile bu dünyada en üstün kendilerinin olduğunu,  herşeyin en iyisinin kendilerine ait olduğunu sanarak, diğer insanları  ve yaşamları hiçe sayarak sahte liderlik sıfatına girişiyorlardı. Hatta  binbir mucize ve ayet ile geleceği kesin olan peygamberi bile gelmeden  sahiplenmişlerdi. Doğru ya başka bir kavme gelemezdi, tek onlar vardı bu  dünyada! Düşündükleri ve bekledikleri gibi olmayınca tüm hırçınlıkları  ve körlükleri ile mücadeleye giriştiler, sanmışlardı ki sonuç değişecek  ama nafile. Olan olmuş ve bir kez daha mağlub olmuşlardı bir kez daha  hüsrana uğramışlardı ama nerde düşünecek ve ders çıkarak akıl. Akıl hep  şerle meşgul olduğu için, hakka zaman ayıramıyordu. Buna rağmen şefkati  ve merhameti bol olan Allah buyuruyordu ki: "Onlara de ki:  'Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de  Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin  işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.'

Tüm  bu ayetlere ve ikazlara rağmen ketum bir davranış içinde giren, gerçeği  anladığı halde gizlemekte inat eden, yanılgılar içinde kısır bir  döngüye giren ve çıkamayan ehl-i kitab, nefse ve hevaya kapılmaktan  dolayı helak olacaklarını hiç hesaba katmamışlardı. Onların bu tutumları  biz müslümanlar için hep birer ibret vesikasıdıydı. İnatlaşmak, ahh ne  kötü birşey. Yanlış olduğunu bile bile, hata ettiğini kabul ede ede  inatlaşmak. Oysa herşeyi gören ve en ince detayına kadar bilen biri var:  Allâh! Hafizanallâh! Ve bundan sonra GâlAllâh: "Yoksa siz,  'İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya  da hıristiyan idiler' mi diyorsunuz? De ki: 'Sizler mi daha iyi  bilirsiniz, yoksa Allah mı?' Allah tarafından kendisine ulaşan bir  gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan  habersiz değildir." Evet amennâ ve saddagnâ!

Ey okuyucu!  Okudukların sana, anladıkların sana. Anlamadıysam yazık bana,  anlamadıysan yazık sana! Aç gözünü, kulağını, gönlünü. Hakka kapalı  kalma, uzak durma, helâk olma. Herşey gelip geçici, herşey birgün bitici  sen sonunu güzel getirenlerden ol. Sakın sapıtan ve saptıranlardan olma  ve son kez kulak ver Rabbinin çağrısına: "Onlar gelip geçmiş  bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız  sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz."
 
İlyas  Uçar - Evvâh - Ebu   Rudeyha
04.10.2010 - 10:54
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.227 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu