Seyirlik Filmler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Gönül Muhabbet ister... (Moderatör: Yonetim) > Seyirlik Filmler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Gönül Muhabbet ister... (Moderatör: Yonetim) > Seyirlik Filmler
Sayfa: [1] 2 3 ... 5   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Seyirlik Filmler  (Okunma Sayısı 102620 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
siyahî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 299



WWW
« : 16 Eylül 2010, 02:40:43 ÖS 14 »

selamun aleykum,
değerli islami düşünce platformu üyeleri,
bu sayfada izleyip beğendiğiniz ve bizim de izlememizi tavsiye edebileceğiniz seyirlik filmleri paylaşırsanız, bizleri memnun ve mutlu etmiş olursunuz.
selametle...
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
erbaiin
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 845



« Yanıtla #1 : 03 Ekim 2010, 04:19:08 ÖS 16 »

ve aleykum selam siyahi.

selam ve sadân sahipsiz kalmış ama muhtemelen gözden kaçmıştır.
yoksa - en - karşılık bulması gereken, oldukça güzel bir başlık açmışsın.
orjinal filimler ve değerlendirmeleri sistenin eksiklerinden biri..
insan bazen izlediği filmler hakında konuşmak ve görüş alışverişi yapmak istiyor.
mesela bir ara trt de "kelebek" isminde  "şakirt production" u bir film izlemiştim
afganistanı ve oradaki halleri konu alan ve orada yapılması mümkün faaliyetlerden bahs ediyordu.
tek kelime ile rezalet bir film.

psikodrama tarzında sunulan kurgunun tek amacı bölge halklarını ve direniş örgütlerini karalamaya çalışmak ve onların  kurtuluşunu  -aslında onların bu durumuna neden olanların bir silahı olan-  modernizasyona bağlamaktı.
Kurgunun genelinde alternatif olarak sunulan düşünceler, bir bakıma  islam dünyasına karşı durudkları yer {?}i ve takındıkları tavrı meşrulaştırmanın bir çabası göze çarpmakta.

konu hakında bilgi sahibi olmayan bir çok izleyicinin kafasında  yanıltıcı imaj çizen  kelebek etkisinde ki bu saçmalığın mutlaka tartışmaya açılması gerekirdi.

kelebek-girdap-takva-büşra vs  türünden iyi niyet taşımayan filmler ve  siyahi'nin de belirtiği gibi "tavsiye" filmler {mesela mejid mejidi'nin enfes filmleri}i burda paylaşıma sunup üzerinde konuşabiliriz.


Sağolasın Siyahi...


Logged
vesâir
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 680


I'm muslim don't panic


WWW
« Yanıtla #2 : 04 Ekim 2010, 02:20:12 ÖS 14 »

kelebek i bende izledim tavsiye edilebilir
benim en sevdiğim filimlerden biri "esaretin bedeli "tim robins ve morgan freeman ın başrol oynadığı film haksız yere  hapishaneye atılan bir adamın öyküsünü anlatıyor ..tavsiye ederim izlemeyen varsa
birde "yağmur adam " tom cruz un başrol oynadığı en önemli yapıtlardan biri
Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
siyahî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 299



WWW
« Yanıtla #3 : 06 Ekim 2010, 01:35:51 ÖS 13 »

bir eksikliği farkettiğim için kendi adıma seviniyorum:)
lakin son günlerde dikkat yoğunluğu eksikliğinden kaynaklı çeşitli problemler yaşıyordum:)

gelelim asıl meseleye,
evet sinema önemli bir sanat (entelektüel bir tavır takınacağımı zannetmeyin hemen:)Smiley
malumunuz yakın bir zaman önce mübarek ramazan ayını geride bıraktık.
işte geçirdiğimiz o ayda hemen hemen her gece bir film izledik kuzenlerimle(bu kuzen kelimesini de pek sevemedim ama neyse)
çok güzel filmler yani seyirlik filmler yanında izlerken sıkıldığımız filmler de vardı repertuarda.
öncelikle majid majidi'nin ilk defa izlediğim filmi "söğüt ağacı" ve güney kore'li yönetmen kim ki duk'un üçüncü defa izlediğim "boş ev"ini burda anmam gerekecek. (inşaallah ilerde bunlar hakkında daha geniş ve ayrıntılı konuşuruz)
tarkovsky'nin "stalker"ini de unutmamak lazım...

bunların yanı sıra özellikle erbain hocamın üzerinde durduğu nokta önemli.
kelebek'i izlemedim lakin "uçurtma avcısı" diye bir film izledim,
khalid huseyn'inin aynı adlı romanından uyarlanmış bir holivud yapımı.
film afganistan'da çevrilmiş,
malum söz konusu işgal edilen yerler olunca yerel direniş hareketleri mutlaka vardır. hani bir zamanlar internette kafa kesme görüntüleri nev'inden görüntüler vardı ya işte onlar gerçekmiş dedirtecek türden görüntülerle kötüleme politikası güdülmeye devam ediliyor.


bu vesileyle konuya sahip çıkan başta erbain hocama ve ilgi gösteren, yorum yazan, yazacak olan, takip edecek olan bütün değerli üyelere ve üye olmayanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Smiley

selam ile...
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
narcicegi
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1784



« Yanıtla #4 : 06 Ekim 2010, 09:23:57 ÖS 21 »

Majid Majidi deyince, aklıma onun çok beğendiğim iki filmi geldi: İki kardeşin hikayesinin anlatıldığı "Cennetin Çocukları"  
(İngilizce adı “Children of Heaven” Türkiye’ye getiren firma tarafından: “CENNETİN ÇOCUKLARI” diye izleyicilere sunulan, Farsçası (aslı) “Gökyüzü Çocukları” isimli 1997 yapımı olan ve özellikle çocuklara güzel yapıcı örneklik teşkil etmesi bakımından, ebeveynlerince çocuklarıyla beraber izlemeleri gereken, ailece izlenebilecek bir film.
Tanıtım yazısı: http://www.mbirgin.com/?c=HTML&ID=168&t=cennetincocuklarichildrenofheaven)

Ve  erkek kıyafetine bürünerek bir inşaatta kaçak işçi olarak çalışan Afgan kızın, Baran(Yağmur)'ın öyküsü...

Aklıma gelen bir diğer film, Ölü Ozanlar Derneği. Robin Wiliams oynuyor. Sıradışı bir edebiyat öğretmeni ve öğrencilerini anlatıyor...
Logged
siyahî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 299



WWW
« Yanıtla #5 : 03 Ocak 2011, 07:10:45 ÖS 19 »

Mustafa Özcan`ın köşe yazısı

‘Hür Adam’ filmiyle alakalı olarak yazıp yazmama arasında gidip geldim.  Lakin sorumluluk duygusu ağır bastı. Elbette Bediüzzaman’ın filmi çevrilebilir ve insanların ilgisine ve istifadesine sunulabilir. Zaten son sıralarda üzerinde yazılanlar ve çizilenler kendisinin de ibret için gençliğinde sinemaya gittiğini gösteriyor. Bunu Ertuğrul Özkök bile yazdı. Skolastik bir hoca olmadığını kendisi de söylüyor, ayrıca biz de biliyoruz. Filmi seyretmiş değilim lakin iki husus dikkatimden kaçmadı ve bu iki husus Bediüzzaman algısında bir tahrifat ve eksen kaymasına işaret ediyor ya da ben öyle algıladım. Pişmiş aşa su katmak istemem ama yine de sağlıklı zemine oturmak için konuyu irdelemek gerekiyor. Kanaatim şu ki, bazı Nurcular Bediüzzaman algısında bir eksen kayması yaşıyor. Ve bu film de adeta onu somutlaştırmış durumda. Meseleye son derece kompleksli bir biçimde yaklaşıyorlar. Bu iki mesele üzerinden bu kesimlerde güce prestişin izlerini görebiliyorsunuz. Halbuki, Bediüzzaman güç eksenli değil hizmet eksenli ve manevi eksenli bir şahsiyettir ve bu yönde hizmet etmiştir.

Sözgelimi, Hür Adam ifadesi Bediüzzaman’ın hayatında nereye tekabül ediyor? Şeyhülislam Mustafa Sabri ile birlikte Bediüzzaman adeta Ankara rejimi altında dindarların bir nevi esaret altında olduklarını söylüyor. Bu anlamda ‘hem esiriz’ mealinde sözler sarf eden bir zat için hür adam ifadesi kullanmak fazlasıyla kompleksli bir durumdur. Elbette ki gençlik günlerinde günün modası çerçevesinde hürriyet meselesiyle ilgilenmiş ve buna vurguda bulunmuştur. ‘Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam’ demiştir. Bu doğru olmakla birlikte genelde hürriyet meselesini tadil etmiş, dengesini bulmuş ve şer’i çizgisine oturtmuş ve çekmiştir. Meşrutiyet-i meşrua veya hürriyet-i meşrua ifadelerini kullanmıştır. Kürtler hakkında bile Prens Sabahaddin’in tezi olan adem-i merkeziyetçi yaklaşımı benimsememiştir. Dolayısıyla aşırı hürriyet anlayışlarını bir nevi rafiziliğe veya başka bir ifade ile Protestanlığa benzetmiştir.

Bu açıdan filmin başlığı Hür Adam değil, kul adam olmalıydı. Zira herkese yakışan husus kulluktur. Peygamberimiz bile Hazreti Süleyman’la mukayese babında kendisinin kral peygamber değil, kul peygamber olmayı yeğleyeceğini söylemiştir. Dünyada kulluktan daha büyük mertebe yoktur. Onun dışında ve onu aşan mertebe arayanlar başka vadilerin adamlarıdır. İkinci sahne ise, Mustafa Kemal ile karşılaşmada Bediüzzaman’ın hilaf-ı mutat bir biçimde bacak bacak üstüne atmasıdır. Orada Kemalistlerin kendisine göre kutsalları vardır. O bizim analizimizin dışındadır. Biz burada ikinci ucu analiz sadedindeyiz. Bu da kompleks yüklü bir duruştur. Buradaki karşılaştırma aslında aynileştirme olmuştur. Sürekli Bediüzzaman’la Mustafa Kemal’i karşılaştırma havası içinde olan bazı Nurcular meseleyi işte buraya kadar taşıyarak Bediüzzaman’ın şahsiyeti ve kimliğiyle Mustafa Kemal’in kimliğini karıştırmışlardır. Burada bir algı hatası ve Bediüzzaman’ın şahsiyetini tahrif etme zihniyeti karşımıza çıkıyor. Onun ötesinde Bediüzzaman kompleksli bir şahsiyet olarak tasvir ediliyor. Sanki ulemadan birisi değil de Mustafa Kemal’in siyasi rakibi. Bediüzzaman namazla alakalı muhatabına nasihat ederken neden bacak bacak üstüne atma ihtiyacını hisseder? Bu kendisinin mi yoksa bazı taraftarlarının mı kompleksidir? Orada Bediüzzaman nefsini öne çıkarmıyor, aksine Allah lillah için nasihat ediyor ve namazın önemini anlatıyor. Halbuki, orada Bediüzzaman nasih bir üstadı değil daha ziyade bacak bacak üstüne atmış ve dünyevi meselelerden bahseden bir salon adamını andırıyor!

***

Dolayısıyla filmin ruhu bir sapma zeminine işaret ediyor. Burada bir eksen kayması var ve onun ötesinde Bediüzzaman bacak bacak üstünde bir surette sanki Mustafa Kemal’in başka bir versiyonu olarak takdim ediliyor. Yani zarf mazruftan daha önemli hale getirilmiş. Dolayısıyla bu portre kesinlikle Bediüzzaman’a tekabül etmiyor. Bediüzzaman bu anlamda hür olmaya çalışan bir dünya adamı değil, dünyanın esaretinden kurtulmaya çalışan abid bir adam abdullah yani mümin kuldur. Asıl hürriyet dünya bağlarından ve kayıtlarından kurtulmaktır. Kulluktur ve Bediüzzaman da öyle yapmıştır. Bazı Nurcuların Bediüzzaman anlayışı ne zaman yeniden kulluk ekseni üzerine oturursa o zaman doğru bir Bediüzzaman portesine ulaşabilir ve filmini çekebilirler. İlla da gerekiyorsa…

Minyeli Abdullah’dan Hür Adam’a; nereden nereye?

Yeni Akit
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
meryemdua
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #6 : 22 Ocak 2011, 03:17:16 ÖS 15 »

çok faydalı bir konu gerçekten.öncelikle teşekkür ederim.
yazılan filimlerin hepsi birbirinden güzel ..
ancak burda bir şey eksik.beğenilerden öte sinemanın temsil gücü üzerinde durmakta fayda var.
tabirim yanlış anlaşılmasın  lüten ancak kuranı kerim  ilahi temsili ,sanat da beşeri temsili yansıtıyor ..bu açıdan sinemayı, olayın perde arkası nedir ,çekilen filmin çağının temel argümanı ,vakası nedir ? cinsinden ele almak gerekiyor..
aslında güzel bir çalışma yapılabilirse bu bölümde ,sinema tarihini ve sinemaya yön veren akımları filmler üzerinden hareketle faydalı bir bahis ve kompozisyon haline getirebilirz diye düşünüyorum.
selametle
Logged
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #7 : 17 Aralık 2011, 06:27:08 ÖS 18 »

Merhaba...

Öyle güzelim filmlerin fragmanların arasına kaynamasına içim elvermedi..

İlk filim önermizi Hakan Albayrak'tan aldık.

Sneijg/Kar

Henüz izlemedim altyazısını ayrı indirdim, nasıl birleştirilip izleniyor çözebilmiş değilim. Uygun zamanda ona da bakacağım inşallah..

Hakan abi filmin yönetmenini epey bi övdü. Filmde iyi imiş....

İyi seyirler...
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
siyahî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 299



WWW
« Yanıtla #8 : 17 Aralık 2011, 08:13:49 ÖS 20 »

bay kim ki-duk'un Hwal/Yay filmini geçenlerde izlemiştim..

"öleceğim güne kadar bir yay gerginliğinde güzel güçlü bir ses gibi yaşamak istiyorum"

kim ki-duk... bu isim sinema tarihine altın harflerle yazılmayı hak eden bir isim. eğer şimdiye kadar herhangi bir filmini izlemediyseniz klasik deyimle "çok şey kaybetmişsiniz" derim ben. daha önce "boş ev", "ilkbahar yaz sonbahar kış ilkbahar" filmlerini izlemiştim. şimdi çok güzel bir site keşfettim ki bu sitede bay kim ki-duk'un bütün filmleri mevcut. Hwal/Yay filmiyle uzun bir aradan sonra tekrar sinemanın keyfine vardım diyebilirim.

izlediğim diğer iki filmde olduğu gibi bu filmde de söz çok nadir kullanılmış. daha çok görsellik ve müzik ön planda ve bu unsurlar sinemada şiirsellik kavramıyla zihinlerde yer buluyor. filmin görünürde çok basit bir konusu var gibi görünse de aslında yönetmenin -iyi bir sinema izleyicisine- arka planda hissettirmeye çalıştığı derin mevzular var.

bir okyanusun ortasında bir tekne.. bütün dünyası genç kız olan yaşlı bir adam.. yaşlı adamın 6 aşında bulup yanına aldığı, şimdi 16'sında bütün dünyası yaşlı adam, tekne, sonsuz su ve gökyüzünden ibaret olan genç bir kız.. genç kız 17 yaşına girmek üzeredir ve yaşlı adam genç kızın 17'sine ayak bastığı günü "düğün günü" olarak işaretlemiştir takvime... evet yaşlı adam genç kızla evlenecektir... (daha fazla anlatmayacağım Smiley)

kore sinemasının da tıpkı iran sineması gibi kendine has bir üslubu var. Hwal/Yay filmini izledikten sonra garip bir hisse kapılıyor insan. bir kere ilginç yani hiç beklemediğiniz bir son sizi bekliyor. biraz önce filmin içinde derin mevzular barındırdığını söylemiştim ki zaten filmi özel ve özgün kılan da bu aslında. zihnimizde var olan bazı algıların canlanmasını sağladığı gibi ruhumuzda da derin izler bırakıyor. insanlar yani bizler hepimiz bazen kendimiz dışındaki insanların nasıl düşünmeleri, neler hissetmeleri gerektiğine karar verecek kadar vahşileşebiliyoruz. oysa her insan farklıdır. duyuşlarıyla, düşünüşleriyle, tavırlarıyla, davranışlarıyla...

iyisi mi siz bu filmi izleyin...

not: sayın serender, filmi indirin, açın ve alta yazıyı videonun üzerine sürükleyip bırakın.. hepsi bu kadar Smiley
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #9 : 19 Aralık 2011, 07:14:55 ÖS 19 »

Amir Khan'ın "Taare zameen par".. Sevgili Ayşegül'ün tavsiyesiydi... harikaydı.

Arkasından "Üç idiot"u da yine güzeldi....

"Fanaa" da, Kaşmir sorunu istemediğimiz tarzda ele alınsa da yine de izlenir..

"Benim Adım Khan" ve Ben Terörist Değilim de izlenir. Siyasi mesajları görmeyelim...

Yine aynı adamın "Veer zaara": Veer ile Zaara'nın aşkının imtihanı.

Yine aynı adamdan "Kabhi Khushi Kabhie Gham": Dağılan bir ailenin toplanma seruveni....

Hint filmlerine sardıysanız.... Bunlardan keyif alırsınız...

Birde İran sinemasından: "Mim mesle madar": anne gibi...(adı gibi çok güzel:))

İyi seyirler.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #10 : 19 Aralık 2011, 08:20:25 ÖS 20 »

'Fetih 1453'ün İlk Fragmanı Yayınlandı!

Dev bütçesiyle ve görsel efektleriyle adından çokça söz ettireceğe benzeyen 'Fetih 1453' filminin ilk fragmanı yayınlandı...

Film 1451 yılında Fatih Sultan Mehmet'in fetih planlarını yaptığı andan itibaren başlıyor. Filmde Molla Gürani, yani Fatih’i yetiştiren üstadı ve Fatih Sultan Mehmet'in çocukken aldığı eğitim süreçleri de yer alıyor. Gerçek oyuncuların yer aldığı filmde 3 boyutlu animasyonlar da olacak.
Logged
siyahî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 299



WWW
« Yanıtla #11 : 19 Aralık 2011, 09:50:07 ÖS 21 »



Sır Çocukları

Filmin konusu Türkiye'nin kanayan yarası sokakların çocukları.. Aslında bu konuda söylenecek çok şey var.. Çünkü bu sorun sadece sokaklarda kalan, köprü altlarında yatıp kalkan, tiner, bali, uyuşturucu vb. maddelerle hayata tutunmaya çalışan bu insanların sorunu değil hepimizin sorunu. Birer şahsiyet olarak hepimizin bu konuda sorumluluğu vardır. İşte film bu sorumluluk bilincini hatırlatmaya çalışıyor.

Hikayeyi anlatmadan, izlerken özellikle üzerinde durmanız gereken bazı sahneler üzerinden değerlendirmek istiyorum..

1.   Çocukların bir köpeği vardır. Bir gün hastalanır ve hemen alıp bir doktora götürürler. İçerde sıra beklerken zengin olduğu halinden belli olan bir kadın köpeğe doğru yaklaşır ve çocuğa şöyle der: “bu köpeğin karnını doyuruyor musun?” bu sahne asla hayali bir sahne değildir. Burada zengin ama ruhsuz insanların hayvana olan sevgisi ve hayvanın açlığına dair kaygılarının altında aslında bir vicdan körelmesi kendini bütün çıplaklığıyla gösteriyor.

2.   Çay ocağında çalışan yaşlı bir amcaları vardır çocukların. Arada gelirler sıcak çay verir onlara bu amca. Bir gün yine Velit(çocukların bir nevi koruyucusu) ve birkaç çocuk çay ocağının kapısında beklerken polisler gelir ve hemen kükremeye başlarlar. Tam o sırada yaşlı amca elinde çaylarla gelip çocukları polislerin gazabından kurtarır. Bu sahneye de pek yabancı sayılmayız. Son günlerde emek, adalet, özgülük platformunun dikkat çektiği sokak çocuklarına polis şiddeti yadsınamayacak bir kerteye varmıştır. Bir diğer husus da şu ki; polisi bir çay ile de susturmak mümkündür…

3.   Şehrin içinde sığınabildikleri çok yer vardır sokak çocuklarının. Ne ki bu yerler soğuk, karanlık, kirli ve harabedir… işte bu yerlerden farklı bir yer vardır. Bu bir berber dükkanıdır. Berber ağabeyleri, çocukların sıkıştıklarında çaldıkları birkaç kapıdan biridir. iyi kalpli bir adam olan berber; “Velüt, bir ara çocukları getiriver de saçlarını bir kırpıvereyim he” derken çok sevimli bir hal alıyor.. bir gün yine çocuklar berber ağabeylerinin yanındayken dahası tam çıkacakları sırada içeri bir müşteri girer ve girer girmez hemen akıl vermeye kalkar: “Ya hu ne diye alıyorsun bu pis çocukları içeri, bir gün başına bela olacaklar.” Evet, bu tavır ve bakış açısı da çok yabancısı olduğumuz bir bakış ve tavır değil. Malumunuz medyada ‘tinerci dehşeti’, ‘tinerciler saldırdı’ vb. manşetler hiç eksik olmaz. Ve bu aslında bizleri farkında olmadan bu çocukların varlığından uzaklaştırma çabası olarak algılanmaz çoğu zaman.

Filmi izledikten sonra vicdanınızın sizi ayaklandıracağını umuyorum. Dediğim gibi eğer birileri, birçok oda boşken, dışarıda yatmak zorunda kalıyorsa bu bizim vicdanımızın yaralı hatta can çekişmekte olduğunu gösteren açık bir delildir…

http://www.sinematurk.com/film_genel/8136/Sir-Cocuklari
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #12 : 24 Aralık 2011, 06:22:53 ÖS 18 »

Sarhoş Atlar Zamanı

"Güneşi Gördüm" filmi üzerine söyleşi:
-Güneşi gördüm güzel değil!
-Güzel görecelidir. Sen beğenme, ben sevdim.
-Farkında mısın bilmem ama bir zulmu alaşağı ederken(devlet zulmu) diğer zulmu de alkışlıyor(terbiyesizlik)
-Onu demiyorum
-Görmezden gelemezsin
-Heralde görüyorum ve o tarafını zaten beğenmiyorum.
-O zaman filme güzel diyemezsin! Ben de olsam o kardeşimi affetmezdim(öyle kabul etmezdim- Hele hiç onaylayamazdım :S)
-Canım bizde olumlamıyoruz.. Ama ortada apaçık bir gerçek var. Yurtlarından zorla uzaklaştırılmış insanlar var...
-Tuzağa gelme. Senin "Hak"larını kullanarak Senin "hak"kını değersizleştirenleri onaylama!
- he he he hee....


Eğlenceli güzel bi film arıyorum...?
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
bbetull
bbetull
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1591



« Yanıtla #13 : 24 Aralık 2011, 07:50:18 ÖS 19 »

Eğlenceli güzel bi film arıyorum...?

aşk ve gurur u izle.edebiyat uyarlaması.eğleneceli değil ama güzel:) pişman olmazsın.tabi izlemediysen.
Logged
vesâir
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 680


I'm muslim don't panic


WWW
« Yanıtla #14 : 24 Aralık 2011, 11:17:41 ÖS 23 »

http://www.imdb.com/title/tt1832382/

Jodaeiye Nader az Simin
İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin biten bir evliliği konu alan Jodaeiye Nader az Simin/Nader ve Simin, Bir Ayrılık adlı filmi

Film, boşanmak üzere olan ama çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşen bir çiftin öyküsünü anlatıyor. Simin, kocası Nader ve kızı Termeh’le birlikte İran’ı terk etmek istemektedir. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadını tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.
Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
Sayfa: [1] 2 3 ... 5   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.276 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu