Fitre ve Zekat üzerine 10 güncel soru ve cevapları

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Fitre ve Zekat üzerine 10 güncel soru ve cevapları
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Fitre ve Zekat üzerine 10 güncel soru ve cevapları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Fitre ve Zekat üzerine 10 güncel soru ve cevapları  (Okunma Sayısı 6659 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hakanalper
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 158


bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!


WWW
« : 20 Ağustos 2010, 08:34:27 ÖS 20 »

Konu var mı diye arattım ama, içerik olarak birebir örtüşen bir konu bulamadım...varsa gereği yapılsın Roll Eyes

1- Benim param var; ama hem borcum hem de alacağım var. Bu durumda zekatımı nasıl hesap edeceğim?

Zekatın hesabı çok kolay. Yeter ki verme azim ve aşkınız zayıflamasın.
Yoksulun malınızın içindeki hakkını vermenin sorumluluğunu olanca ağırlığıyla hissedin ve ‘Rabb’ime şükürler olsun, bana da zekat verme mutluluğu nasip etti’ diye şükür sevincini yaşayın.

Bu konuda kısaca denebilir ki: En baştan zekatı vereceğiniz sırada elinizde mevcut olan paranızı tespit edin, sonra buna alacaklarınızı ilave edin, vereceklerinizi de çıkarın. Bundan sonra geride kalan yekûnun her bin lirasına 25 lira zekat takdir edin..

Tekrar ederek ifade edecek olursak diyebiliriz ki; alacağınızın zekatını siz vereceksiniz, borçlu olan değil. Çünkü alacağınız para sizindir, borçlunun parası değil. Nitekim vereceğinizin zekatını da siz değil, alacaklı verecektir. Çünkü borcunuz olan para da sizin değil, alacaklınındır.

Ancak, alacağınızı alma ümidi zayıfsa, hemen değil de alınca verirsiniz. Alamazsanız zaten bir zekat borcu da söz konusu olmaz.

2- Bir işyerine ortağız.. Zekatımızı nasıl vereceğiz?

Ortaklar kendi hisselerine ait olan miktarın zekatlarını kendi başlarına verirler. Herkes kendi hissesinin sorumlusudur çünkü..

3- Dükkanımda malım var. Ben zekatımı nasıl hesap edip de vereceğim? Malın alış fiyatını mı; yoksa satış fiyatını mı esas alacağım?

Malın alış değerinden zekatını vereceksin, diyenler olduğu gibi, alış değeri ile satış değerinin ortasını esas almak daha adil olur, diyenler de vardır. Tercih size aittir.

4- Ticaret için değil de binme ihtiyacım için aldığım arabam var. Ayrıca oturduğum evim, kirada olan mülküm de mevcut. Bunlara zekat vermem gerek mi?

Bindiğiniz arabaya, oturduğunuz evinize, kirası için beklettiğiniz mülkünüze zekat vermeniz gerekmez. Bunlar alıp satmak için beklettiğiniz ticaret malı değil, gelirinden geçinmek istediğiniz sabit değerlerdir.

5- Elimde ev almak ya da hacca gitmek, yahut da bir temel ihtiyaç almak için beklettiğim param var. Bunların da zekatını verecek miyim?

Bir görüşe göre, beklettiğiniz parayı ya almak istediğiniz ihtiyaca harcayacaksınız, yahut da zekat zamanında elinizde bekliyorsa zekatını vereceksiniz. Bir diğer görüşe göre ise bu para ihtiyaç almak için beklediğinden zekatını verme mecburiyeti yoktur.. Denebilir ki, vermekte emniyet var; ama mecburiyet yoktur..

6- Zekat ve fitre vereceğim adam günahkar da olsa verebilir miyim?


Günahkar Müslüman’a zekat fitre vermek caizdir. Ancak dindar, takva sahibi insanlara vermek elbette daha sevaplıdır. Aldığı parayı harama, içkiye harcayacağını sandığınız muhtacın hanımına gıda maddesi olarak vermek de caizdir.

7- Zekat verirken (temlik) şartını ileriye sürenler, alacaktaki para zekata sayılmaz, diyorlar.. Bunun bir kolayı yok mu?

Diyanet ilmihalinde borçlunun lehine olan bir tutumu tercih etmenin uygun olacağı ifade edilerek, borçluya, ‘Alacağımı zekata sayarak borcunu sildim, rahat et’ demenin yeterli olacağı görüşü ifade edilmiştir. Temliki geniş manada anlayan bu hükmü ben de uygun bulmaktayım. İsteyenler borçluya, ‘Alacağımı zekata saydım, rahat et’ diyerek borçluyu rahatlatabilirler. Diyanet’in ilmihalinde bilgi vardır.

8- Zekat ve fitre kimlere verilmez, kimlere verilir?

Anneye, babaya, dedeye, nineye; oğula, kıza, bunların çocukları olan torunlara zekat, fitre verilmez.. Bunlara zekatla değil öz servetle bakılır, destek verilir.. Bunların dışında zekat ve fitre verilecekleri de şöyle sıralamak mümkündür:

Evlenip başka aileye karışmış ihtiyaç sahibi kız kardeşe, ayrı ev kurmuş oğlan kardeşe, bunların çocukları olan yeğenlere, kayınpedere, kayınvalideye, ihtiyaç ciddi ise damada, geline, halaya, teyzeye, dayıya, diğer akraba ve komşulara.. bilhassa yoksul öğrencilere, onların vekillerine zekat fitre verilebilir. Verilmelidir de..

9- Bu seneki zekatımı verirken çok ihtiyaç duyulan bir yer olursa gelecekteki muhtemel zekatımı da şimdiden verebilir miyim?


Evet, verebilirsiniz. Gelecek senede bu miktarı zekatınızdan düşebilirsiniz..

10- Zekat verirken kalpteki niyet yeterli midir?

Evet, yeterlidir. Dille söyleme mecburiyeti yoktur.

A.Şahin
Logged

İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15
hakanalper
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 158


bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!


WWW
« Yanıtla #1 : 29 Ağustos 2010, 10:53:07 ÖS 22 »

Fıtır Sadakası (Fitre)

...:::...Ramazan'ın sonunda orucu açma (el-fıtr) veya insan olarak yaratılma (el-fıtra) sadakası hicretin ikinci yılında oruç ile beraber farz (veya vacip) kılınmış bir ibâdettir ve zekâttan farklı olarak mal üzerine değil, kişi başına yüklenmiştir. Abdullah b. Ömer'den rivâyet edilen bir hadîse göre Hz. Peygamber (s.a.) Ramazan'dan çıkış sadakasını hurmadan bir sâ' veya arpadan bir sâ' miktarı olmak üzere, her Müslüman hür, köle, erkek ve kadına farz kılmıştır. Mâlik, Şâfiî ve Ahmed'e göre fıtır sadakası hadîste geçen lâfız ve mânâya uygun olarak farzdır. Hanefîlere göre ise hadîsin delâleti kat'î olmadığı için vacîbdir.

...:::...Bu sadakanın hikmeti, bir yandan oruç ibâdetini yapmış Müslümanlardan sâdır olması muhtemel kusurları telâfî etmek, diğer yandan bir sevinç ve bayram gününde fakirleri anmak, onları günlük ihtiyaçlarından kurtarmaktır.

Zikri geçen hadîsin başka rivâyetlerinde "küçük, büyük, fakir, zengin" ifadeleri de yer aldığından bu mâli ibâdet, zekâttan farklılık arzetmektedir:

a) Ebû Hanife'ye göre kadına -kocası olsun olmasın- bizzat vâcibdir. Diğer üç imâma göre kadın namına kocası öder; çünkü "bakmakla mükellef olduklarınız namına ödeyin" hadîsi vardır.

b) Çocuğun malı varsa velisi onun namına öder; yoksa nafakasını temin eden bizzat öder. İmam Muhammed'e göre çocuğun malı olsa bile babası öder.

c) Hanefîlere göre bu sadakanın vâcib olabilmesi için kişinin nisâba malik olması gerekir, çünkü sadakayı zengin verir; diğer üç imâma göre hadîsler bu şarta mânidir, bayram günü 24 saatlik yiyeceği olan aile bunun fazlasından fıtır sadakası verecektir.

...:::...Buğday ve kuru üzüm dışında kalanlardan verilecek miktarın bir sâ' (buğdaya göre 2176 gr.) olduğunda ittifak vardır. Hanefîlere göre buğdaydan yarım sâ' verilecektir. Medîne'de buğday nâdir olduğu için arpa ve hurma üzerindeki kesinlik buğdayda hâsıl olmamış, her müctehid kendi ölçülerine göre sağlam gördüğü rivâyete dayanmıştır.

Cumhura göre hadîslerde geçen hurma, arpa, kuru üzüm, buğday, peynir vb. maddeler, "bunlardan başkasından verilmez" gibi bir sınırlama maksadıyla değil, o zamanın temel gıda maddeleri olduğu için zikredilmiştir. Bu sebeple bir memleketin temel gıda maddesi ne ise o esas alınabilir ve buğdaydan 2176 gram miktarını alan bir kap o madde ile doldurulup verilir; veya bu miktar tartılarak karşılığı hesaplanır ve para olarak verilir. Tartı ve ölçü bulunmayan yerlerde dört koçam (müdd: iki elin birleştiği avuç) miktarı verilir.

Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ilan ettiği miktarlara uymak en kestirme yoldur.


Prof. Dr. Hayrettin Karaman
Logged

İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15
hakanalper
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 158


bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!


WWW
« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2010, 11:13:21 ÖS 23 »



Kurulumuz, fıtır sadakasının Müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından veriliyor olmasını da dikkate almak suretiyle;

Hem sadaka-i fıtır’ın asgarî miktarını belirleyen hadis-i şeriflere dayanarak, hem de ülkemizdeki mevcut sosyo-ekonomik hayat şartlarını ve bir kişinin günlük asgarî gıda ihtiyacını göz önünde bulundurarak 2010 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2011 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede sadaka-i fıtır miktarının 7.00 (Yedi Lira) olarak belirlenmesine,

Belirlenen bu miktarın, “asgarî miktar” olduğunun, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınırın olmadığının hatırlatılmasına,     

Bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesinin tavsiye edilmesine,

Söz konusu meblağın, gıda gibi aynî olarak veya para şeklinde nakdî olarak ödenebileceğine karar verildi.


DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARI
Logged

İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu