“öZGüVeN” GüVeNSiZLiK YaPMaYa BaŞLaDı…!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Psikoloji > “öZGüVeN” GüVeNSiZLiK YaPMaYa BaŞLaDı…!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Psikoloji > “öZGüVeN” GüVeNSiZLiK YaPMaYa BaŞLaDı…!
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: “öZGüVeN” GüVeNSiZLiK YaPMaYa BaŞLaDı…!  (Okunma Sayısı 1872 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« : 03 Ağustos 2010, 02:05:25 ÖS 14 »

“Özgüven” Güvensizlik Yapmaya Başladı…!

Bir “özgüven” kavramıdır aldı başını gidiyor…! Gidiyor ama ardında
ciddi bir
“güvensizlik” oluşturarak uzaklaşıyor.

Gençler, ergenler, orta yaştaki insanlar, okumuşlar/okumamışlar,
üniversite
mezunu veya değil hiç fark etmiyor… herkes özgüven sorunu yaşadığını
söylüyor.



“…kendime güvenim yok…”



“…yaptığım hiçbir şeyden emin değilim…”



“…herkes yaptıklarıma bir bahane uyduracak sanıyorum…”



“…kendimi ifade edemiyorum…”



“…yapmak istediğim hiçbir şeyi beceremiyorum…”



“…yanlış şeyler yaptığımı düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum…”…vs.
şeklinde
birçok söylem.



Aslına bakarsanız özgüven herkes için gereklidir.

Yaşamak için…

yemek için…

çalışmak için…

koşmak için…

başımızı göğe kaldırıp, gökyüzünde uçuşan kuşlara bakmak için…

sevdiğimize, ona olan duygularımızı açmak için…

patronumuzdan hafta sonu izin istemek için…

öğretmenimize, yapamadığımız ödevin gerekçelerini açıklamak için…

annemize, dağıttığımız odayı, en kısa zamanda toplayabileceğimizi
söylemek
için…

akşam eve yorgun argın gelen babamıza, onu ne kadar çok sevdiğimizi
söylemek
için…

alışveriş yapmaya gittiğimiz markette, uğradığımız haksızlığı dile
getirmek
için…

üzerimize atılan bir iftirada, kendimizi temize çıkarmak gibi bir
sorumluluğumuzun olmadığını bilip, iftirayı atanların bu iftirayı
belgelemelerini talep edebilmek için…

başörtümüzden dolayı bizimle alay edenlere, aslında alay edilecek
kişilerin
kendileri gibi düşünen kişiler olduklarını hatırlatabilmek için… vs.



Yazılanları okuyup da “Ee iyi de bunlar bende zaten var… ama ben yine
de
kendime güvenemiyorum. Bende özgüven sorunu var…” diyorsanız lütfen
okumaya
devam edin.



Dikkatimi çekiyor, kendisinde özgüven olmadığını dile getiren kişiler,
aslında aynı şeyleri söylemiyorlar. Yani kimi okula gitmekten rahatsız,
kimi
eve gelen misafirlerine ikram yapamamaktan… kimi kayınvalidesinin
haksızlıklarına göğüs gerememekten rahatsız kimi kocasının
hakaretlerine
cevap verememekten…



…herkes bir şeylerden şikayet ediyor ama temelde yapabildikleri farklı
başarıları görmüyor.



Eşinden yana ezilen bayan, komşularla ilişkide iyi olduğunu göremiyor
çoğu
zaman…

…kız kardeşiyle çatışmaları olan bayan, okulda öğrencileriyle kurduğu
olumlu
diyalogdan habersiz…

…patronunun aşırı isteklerinden rahatsız olup bir türlü dile
getiremeyen
beyefendi, vakıf toplantılarında inanılmaz başarılı işler yapıyor…

…tıp fakültesinde veya mühendislik fakültesinde okuduğu halde, özgüven
sorunu yaşadığını söyleyen genç, arkadaşlarıyla kurduğu iyi ilişkilerin
farkında değil…



…sorun ne…??



Bana göre sorun şu… etrafta bir “özgüven sorunum var…!” furyasıdır
almış
başını gidiyor. Önüme çıkan herkeste özgüven sorunu var…! Sanki tüm
yurtta
kendine güvenen bir Allah’ın kulu kalmamış gibi…



Oysa…  herhangi bir alanda kendinize güvenememeniz,
falanca
konuda ne yapacağınız konusunda şaşkınlık yaşamanız, belirlenen bir
tarihte
yetiştirilecek işler için koştururken bocalama yaşamanız, sizde özgüven
sorunu olduğu anlamına gelmez.



Hayat içinde kendinize olan güveninizi sarsacak engeller vardır. Ama bu
engeller aşıldığında, üstesinden geldiğinizde hayatın bir de bakarsınız
ki
işler yoluna girmiş. O nedenle altını çizerek tekrar söyleyeyim ki,
sürekli
özgüven sorununuzun olduğunu söyleyip durmanız, bu konuya vurgu
yapmanız
sizi yıpratır. Belirli bir alanda varolan sorun, farklı alanlara da
kayar.



Örneğin; diyelim ki araba kullanma konusunda kendinize yeterince
güvenemiyorsanız, “Bende özgüven sorunu var… bir arabayı bile
kullanamıyorum… millet ne güzel kullanıyor… kahretsin! Ben ne zaman
özgüvenimi kazanıp da bu işi halledeceğim…” diye kendinizi kahretmenize
gerek yok ki… ne olmuş yani bir arabayı kullanamıyorsanız. Eminim ki
sizin
de yaptığınız işleri yapamayan başka kişiler vardır. Hem “yeryüzüne
gönderilen kişiler mutlaka araba kullanmayı da öğrenecekler” diye bir
kural
yok ki… kimileri kullanır, kimileri kullanamaz… burada geliştirmeniz
gereken
düşünce aynen şu olmalı… “Denedim, araba kullanmayı bir türlü
öğrenemedim.
Demek ki benim bu konudaki yeteneklerim tam olarak gelişmemiş. Belki
tekrar
denerim… olmazsa? Aman ne yapayım canım… olmazsa olmaz…”



Bana göre sizi rahatlatacak en güzel stil böyle bir şey olmalı. Çünkü
herkesin her şeyi aynı anda ve aynı düzeyde yapabilmesi mümkün değil.
Birileri ekrana çıkar program yapar, birileri aynı cesareti kendisinde
bulup
da yapamaz… ama ekrana çıkan kişinin yapamadığı ve cesaret bile
edemediği
bir faaliyeti de, ekran fobisi olan kişi kolaylıkla yapabilir.



Yakın bir arkadaşımdan biliyorum… benim her sabah ekranda canlı yayında
hiç
heyecanlanmadan nasıl da yayın yaptığıma şaşırıp duruyor..! Ve onu
ekrana
çıkaramıyorum canlı yayın konuğu olarak… ama gelin görün ki benim
rüyamda
bile görmeye cesaret edemediğim bir faaliyeti korkusuzca yapıyor.
Uçaktan
paraşütle atlıyor… şimdi bu durumda hangimizde özgüven sorunu var
sizce?
Ekrana çıkamayan arkadaşımda mı…? yoksa paraşütle atlayamayan bende
mi…?





Engelleri kaldırdığınızda, kendisine güvenen kişiler olduğunuz
göreceksiniz.
Nedir bu engeller…? Hemen sıralayayım:



Öncelikle utanma duygusu sizlere geri adım attırır. Tedirgin olan ve
çekinen
kişiler, zaten heyecanlandıkları bir işi yaparken, herkesin kendilerini
izlediğini ve sürekli kendilerine eleştirel gözlerle bakıldığını
zannederler. Tam da bu nedenle izlendiğiniz duygusundan kurtulmaya
çalışın.



Kendisini beğenen, kibirli insanlarla kendinizi karıştırmayın. Çünkü
birçok
kereler etrafınızda gördüğünüz ve “Vayy be adamdaki kendine güvene bak…
kimseye laf bile söyletmiyor…” diye imrendiğiniz insanların, aslında
gizli
kibirliler olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Çünkü özgüven dışardan
bakınca löp diye anlaşılmaz. Kişi bağırıp çağırıyorsa, bir restoranda
ortalığı karıştırarak hakkını aradığını iddia ediyorsa, biz bunun adına
“kendine güven” değil, “görgüsüzlük” ya da “edepsizlik” diyoruz.
Kendine
güveni olan insanlar genelde sakindir. Bağırıp çağırmaya ihtiyaçları
yoktur.
Bir işi güzellikle düzeltebileceklerse düzeleceğine inanırlar. Yok
olmuyorsa, karşılarındaki insanların durumuna düşmemek için “kötülüğü,
iyilikle savıyorlar”…



Kendine güvenin en tipik düşmanı, başaramama korkusudur. Her şeyi
başarmak
zorunda olmadığınızı düşünmeye başlayın bence. Çünkü her el attığımız
durumda illaki başaracağız, aksi halde olmaz gibi bir mantık
geliştirirsek,
korkak insanlar olur çıkarız. Sonuca kendinizi kilitlerseniz, arada
“emek
harcadığınız sürecin güzellikleri”ni kaçırırsınız. Ve o kadar
uğraştıktan
sonra “0 elde var 0” dersiniz. Başka bir oluşumda daha baştan, “sonunda
kaybedeceksem ne gerek!” var dersiniz. Alın size güvensizlik…
söylediğim
gibi her şeyi başarmak zorunda değiliz. Ama uğraşmak zorundayız…



En sosyal engellerden birisi de alay edilme korkusu. Alay ederlerse
diye
başlarsak bir işe, daha adım atmadan da vaz geçeriz. Alay edicilerin
alayından, kınayıcıların kınamalarından korkmamalıyız. Onlar zaten
bilseler,
ilerde başlarına ne işler alıyorlar, öyle kınamalar da yapmazlar ama…
bizler
müslümanız ve biliyoruz ki, alay edicilerin alayları, onların kendi
ayaklarına dolanacak… o halde? Devam…



Güven sorunu yaşayan kişilerin ortak bir özellikleri de “incitilmeye
karşı”
aşırı duyarlılık. Hemen her şeye inciniyorlar. Birisi bir laf söylese
geri
adım atıyorlar. Günlerce üzülüyorlar… yeniden farklı bir duruma el
atamıyorlar… birilerinin söylediği sözleri aşırı derecede ciddiye
alıyorlar.
Oysa istekleriniz ve hedefleriniz doğrultusunda sizin engeliniz
olmamalı.
Birilerinin sözü, sazı, lafı…vs. sizi yıldırmamalı. Herkesin ağzından
çıkacak tek bir kelimeyle yıkılıyor olmanız bence çok kötü. Kaldı ki
Allah(cc) insanı gerçekten son derece donanımlı ve mükemmel yaratmış.
Her
türlü sıkıntı ve zorlukla baş edebilecek düzeyde var etmiş. Neden
yaratılıştaki özümüze uygun hareket etmeyelim ki…?



Yaptığınız her işi herkese beğendirmek zorunda değilsiniz. Üstelik
istediğiniz kadar uğraşın, ne yaparsanız yapın birileri beğeniyor,
birileri
beğenmiyor. O nedenle ana hedef herkesin onaylayıp beğenmesi olmamalı.
Ana
amaç toplumsal ve ailesel ilişkiler bağlamında sakıncaları olmadıktan
sonra,
sizin kendiniz için uygun olduğuna inandığınız, içinize sinen şeyler
yapmanız olmalı. Hayat sizin hayatınız… onu başkalarının keyfine göre
yaşamak… zor olsa gerek… ve üzücü…



Son olarak bir şey daha … önemli
olan

adım atmanız… harekete geçmeniz… sonucun ne olduğunu kimse bilemez… her
adımın sonunda bir “risk” vardır… illaki beklediğiniz sonuçlara
ulaşamayabilirsiniz. Ama ulaştığınız her sonuç, sizin tecrübe hanenize
yazılacaktır. Bence bu da sonuçların en güzelidir zaten…


MeHTaP KaYaoĞLu
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu