Âkıbetimiz hayrolsun!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Köşe Yazıları > İlyas UÇAR > Âkıbetimiz hayrolsun!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Köşe Yazıları > İlyas UÇAR > Âkıbetimiz hayrolsun!
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Âkıbetimiz hayrolsun!  (Okunma Sayısı 2146 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Evvâh
idp yazarı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


İnne İbrahîme Le Evvâhun Halîm (Tevbe-114)


WWW
« : 12 Şubat 2010, 01:22:22 ÖÖ 01 »


Hamd Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz (s.a.v.) üstüne olsun.
Rahman ve Rahîm olan ALLAH'ın adıyla...

Rabbimizin bize bahşetmiş olduğu en büyük ikramlardan biri olan "dua" hakkında daha önceden kaleme aldığım "En büyük silah nedir?" yazısında vurgulamadığım ve eksik kalan bir yönü sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazımda.

Biz insanoğlu hayrı ve şerri bilme noktasında aciz,  verilen nimetlerden güzel bir şekilde istifade etme noktasında yetersiz kalabiliyoruz. Yüce Rabbimizin bize acıdığı ve merhamet ettiği kadar biz kendimize acımıyor ve merhamet etmiyoruz, edemiyoruz. Çoğu kez gayyaâara yuvarlanıp, kör kuyulara düşüyoruz. Ayaklarımıza dikenler batıyor, canımız acıyor, sıkıntıdan, buhrandan, bunalımlardan kendimizi bir türlü kurtamıyoruz. Bunlar yetmediği gibi çıkış yolu olarak bizlere gösterilen "Rabbiniz buyurdu ki, bana dua edin, size icâbet edeyim." (Ğafir, 40/60) ayetini de görmüyoruz veya göremiyoruz. Evet bu çok önemli mesele ama burada da şu sorular sorulabilir.  "Dua nasıl edilir? Nelere dikkat edilir? Duada da usul var mıdır?" Bu önemli noktaları kaçırmamak gerekiyor. Hemen konuyu biraz daha açıp, örneklendirelim. Tıpkı "Âfiyet, âfiyet diyen adam" kıssasında anlatıldığı gibi dualarımızda birçok hata ve eksiklik bulunuyor. Kaş yapalım derken, göz çıkarabiliyoruz. Yani dualarımızda bile aceleci, menfaatperest, bencilce bir tavır sergiliyoruz. Böyle olunca da îlahi ikazlara maruz kalıyoruz. Bazen bizim için hayır olan birşeyi "dua!" ettiğimizi sanarak zarara dönüşterebiliyoruz. Bazen de sığ bir fikir ile bugünümüzü düşünerek yarınımızı ateşe atabiliyoruz. O yüzden büyüklerimiz hep "akıbetin hayrolsun!" diye dua ederlermiş. Cümleten âkıbetimiz hayrolsun inşaALLAH.
 
Dua, içten gelen bir yakarıştır. Dua, içten gelen duyguların gözlerden akmasıdır. Dua gecelerimizi aydınlatan bir misbahtır. Dua, bitmek tükenmek bilmeyen bir ummandır. Böyle bir nimetten hakkıyla istifade edebilmek için ne yapmak lazım diye soran olursa eğer şöyle tavsiyede bulunabilirim. Başta hidâyet rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim ve her konuda bize ışık olan Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın s.a.v o güzel dudaklarından dökülen bereketli dualar, sonra diğer peygamberler ve ulemânın, sulehânın güzel dualarından istifade edebiliriz. Böylece dualarımıza bereket, hayır ve ihlas bulaşır inşaALLAH.
Konumu her yazımda olduğu gibi dua ile başlatıp, dua ile bitirmek istiyorum. Mevlâ cümlemize verdiği nimetlerden hakkıyla istifade edebilmeyi, dualarında samimi, içten, alçakgönüllü, bilinçli olabilmeyi, kendisini razı olacağı bir kul, habîbinin s.a.v hoşnut olacağı bir ümmet gibi yaşayabilmeyi, son nefesini bu şekilde verebilmeyi ve huzuruna iman dolu bir kalb ile çıkabilmeyi nasib eylesin. Bu vesileyle, biz aciz İlyas Uçar kardeşinizi de dualarınızdan unutmayınız. Selam ve muhabbet ile...

Yazının kaynağı: Âkıbetimiz hayrolsun! - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi

İlyas Uçar - Evvâh - Ebu Rudeyha
11.02.2010 - 20:36
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.18 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu