Ö L Ü M

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > Ö L Ü M
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > Ö L Ü M
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ö L Ü M  (Okunma Sayısı 23874 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
enderun
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15


« Yanıtla #15 : 12 Mart 2014, 11:09:05 ÖS 23 »

Gerçekten insanı düşünceye sevk eden bilgiler . Allah sizden razı olsun
Logged
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #16 : 06 Haziran 2014, 12:38:54 ÖS 12 »




ÖLÜMCÜL  ESPRİLER


Bir belgeselde izlemiştim. Bir uzman , Everest tepesine tırmanma hakkında konferans veriyordu.

Konu tırmanışın en riskli aşamalarından birine gelmişti. İki yanı dik ve derin uçurumlarla çevrili bir sırttan geçişi anlattı.

‘’ Burası tırmanması çok zor bir yerdir. Ve çok da risklidir. Zira her an iki taraftan birine düşebilirsiniz.
   Eğer sol tarafa düşerseniz , 2400 metre aşağıya düşersiniz. Sağ tarafa düşerseniz de, 3500 metre aşağıya . ‘’

Ve bir an durup , ‘’ Galiba sağ tarafa düşmek daha iyi.’’ Dedi.  ‘’ Böylece biraz daha uzun yaşarsınız.’’

Seyircilerin çoğu ancak birkaç saniyelik bir şaşkınlıktan sonra güldüler. Espri ilk anda anlaşılmayan bir incelikteydi zira.
İki tarafa da düşünce de ölüm kesindi aslında. Ama sağ tarafa düşünce , dibe varana kadar biraz daha fazla zaman
 geçeceği için  ‘ daha uzun ‘ yaşamış oluyordu kişi. Trajikomik bir anlatımdı gerçekten de.

Ve bu anekdotu anlattığım hemen herkes de , espriyi ancak birkaç saniye sonra anlayıp güldü. Ama çoğu bunu
ömür boyu unutmayacaktır muhtemelen.

Zira anlatılan olay , olağan dışı bir koşulla ilgili görünse de , derinde gerçek hayatımızla birebir örtüşüyor. Günümüzün moda
konularından olan ‘’ Ne yaparsak daha uzun yaşarız ‘’ sorusunun gerçek cevabı da burada. Ne yaparsak yapalım , ancak
‘ biraz daha uzun ‘ yaşarız. Ama sonuç aynıdır. Her şartta kabre ‘ düşeceğiz ‘.

+++

Geçenlerde dini yaşantısı pek olmayan bir arkadaşla sohbet ediyorduk.

          Sordu : ‘’ Ne yapıyorsun ? ‘’
          ‘’ Koşturuyorum. ‘’ dedim.
         Gülerek  ‘’ Nereye ? ‘’ dedi.
        ‘’ Kabre.’’ Dedim.
        ‘’ Ne diyorsun ya ? ‘’ dedi. ‘’ Nasıl cevap o ? ‘’
       ‘’Ne demeliydim sence ?’’ diye sordum.
        ‘’ Kısa vadeli bir hedef belirleyip , örneğin çocukların eğitimi için filan mı demeliydim ? Uzun vadede yolun sonu belli . ‘’
        ‘’ Hık mık.’’ Deyince de bir örnekle açtım :

        ‘’ Bu hayat 110 metre engelli koşusu gibi. Arka arkaya engeller var.İlkokul ,lise , üniversite ,iş , evlilik,emeklilik ,çocukları
          evlendirme vs… Ama bitiş çizgisi mutlaka ölüm. Şu an önümde olan engelden mi bahsetmeliyim sence , varacağım son çizgiden mi ? ‘’

Ve hayali bir örnek verdim : 110 metre engelli finali başlamak üzere. Spiker bir atlet ile röportaj yapıyor : 

       ‘’ Hedefiniz nedir ? ‘’
      ‘’ İlk engeli geçmek .’’
      ‘’ Peki sonra ? ‘’
      ‘’ İkinci engeli geçmek ‘’
      ‘’ Sonra ? ‘’
      ‘’ Üçüncü engeli geçmek.’’….’’???’’

Dünyada böyle cevap verecek bir atlet yoktur herhalde. Ama öylesi cevaplar veren insan hayli çok.


Psikiyatrist  Mehmet TÜZÜN

ZAFER DERGİSİ – MAYIS  2014




Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #17 : 25 Aralık 2014, 04:52:17 ÖS 16 »



"Mevti veren O'dur, yani hayat vazifesinden terhis eder, fânî dünyadan yerini tebdil eder,

külfet-i hizmetten âzâd eder, yani hayat-ı fâniyeden seni hayat-ı bâkiyeye alır...

sizlere müjde! Mevt îdam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firâk-ı ebedî değil,

adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil;

belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarfından bir terhistir, bir tebdîl-i mekandır, saadet-i ebediye tarafına,

vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır, yüzde doksan dokuz ahbâbın mecmâı olan âlem-i berzâha bir visal kapısıdır. "


++

Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz.

Zira dünya durmuyor gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak ihtiyarlık şafağı kulaklarının üstünde tulu etmiştir.

Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır.

Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-i bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır.

Senin o ömr-i bakiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel, uyan!


++


Evet, ölümü fikren yaşamak, yani ölmeden evvel ölmek, yani lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikretmekle; ubudiyetin ruhu olan ihlâs

kazanılır. Nefsin desiselerinden ve riyadan kurtulunup, dünyanın ve insanın fani olduğu idrak edilir; bu sayede insan; hubb-u dünyadan kurtulur,

ahiretine ciddi çalışır, “ahiretini dünyaya feda etmez, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmaz, malayani şeylerle ömrünü telef

etmez, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket ederek, kabir kapısını kendi hakkında saadet-i ebediyeye

çevirir.”


++


Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!

Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar,

zillet verici  elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum.

Bilmüşahede, göre göre, gayet süratle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve

akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.


O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü'l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu

bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, katî bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede,

içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara

şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.



Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!

  '' küllü atin garîb '' sırrıyla ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim.

Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: "El-aman,

el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!"



İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp

bütün kuvvetimle feryad edip nidâ ediyorum: "El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!"

İşte, kabrime girdim, kefenime sarıldım. Teşyîciler beni bırakıp gittiler. Senin af ve rahmetini intizar ediyorum. Ve bilmüşahede gördüm ki,

Senden başka melce ve mence yok. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşî şeklinden ve o mekânın darlığından, bütün kuvvetimle nidâ

edip diyorum:

"El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî,

Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li'l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve

halimi Sana şekvâ ediyorum.




"Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!

Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi',

hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet

etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ

olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o

Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var?

Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin."


+++++




Said Nursi ( R.a. )

RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI





Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #18 : 25 Aralık 2014, 05:03:52 ÖS 17 »

isabet oldu ..bende dün gece ölümü düşünüyordum...neredeyse tamamen unuttuğum..ölümü..

çok acı aslında ..binlerce insan imansız ölüyor..ebedi hayatları perişan olup gidiyor..yaşadığımız gün içerisinde..dünya değirmeni öğütüp duruyor insanları..

kalbimi kontrol aklıma geldiği zamanlarda ilk baktığım şeylerden biri de son nefes konusunda taşıdğım endişe ...eğer bu konuda hassasiyetimin şu yada bu sebeble zaafa uğradığını fark edersem..üzülüyorum..

ümidi terk etmeden bu endişeyi edebli şekilde taşımak gerekli..

Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #19 : 25 Aralık 2014, 06:11:30 ÖS 18 »

bi süre önce yaşanan bir olaya şahit olan arkadaşım anlattı..

yaşadıkların semtin camii imamının hastalığı sebebi ile ziyaretine gitmişler .. zaten adam o gün ölmüş..

ama öncesinde yaşananlar dehşet verici..hasta yatağında yatan o kişi ..duvarda asılı duran kuranı kast ederek ..şu kitabı oradan indirin...30 yılımı ona hizmet etmekle heder ettim demiş hışımla..

buz kesmiş ortalık..şok olmuşlar..

itibar son nefese ..


Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #20 : 19 Mayıs 2015, 06:00:43 ÖS 18 »



1)  ÖLÜM SEVGİLİYE KAVUŞMAKTIR - FATİH YAĞCI :

     https://www.youtube.com/watch?v=XqhDrjW52hA


2)  Kabirdesin, Yapayalnızsın. Şimdi Ne Olacak?  - FATİH YAĞCI  :

     https://www.youtube.com/watch?v=X5CYJq6bEDs



Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #21 : 07 Aralık 2015, 02:33:54 ÖS 14 »




“Sırdaşım kiramen katibin, Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail benim dostum” diyebiliyor musunuz..

 “Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rinde” Ölümlü dünya bir sürgün yeridir aslında.

Ölüm dediğiniz, acıların hazlarla yoğrulduğu dünya sürgününün sonudur.

Ruhun bedenin tutsaklığından kurtuluşudur. Anayurda dönüş.. Suyun akış yönü bu. Hayat ırmağı ebediyete akar bu şekilde.

Sahi, bizi bu dünyaya böylesine bağlayan ne. Suçluluk duygusu mu yoksa.

Ahiret bir mükafat, özgürlük, güven içinde olmak, zamanın ve mekanın ötesine geçmek size heyecan verici gelmiyor mu..

Dünyaya bağlılığımız, zaafların, geçici hazların ve acıların kutsanması mı yoksa.


Yorulmamak, acıkmamak, doymamak, korkmamak, bizi korkutan bu mu?


Elbette günahkarların cehennem korkusunu anlıyorum.. Ah şu apaçık bir düşman olan, kör, sağır, akılsız Şeytana bende olan insan..


Aklını Şeytana kiralayarak ekmeli mahlukat, eşrefi mahlukattan olmaktan akılsızca belhum adal olmaya koşan zavallı insan.

İnsanlar bazan kaçtığını sandığı şeye doğru koşar.


Akacak kan damarda durmaz. Aslında bizi korkutan ecelimiz ömrümüzün kefilidir aslında.


Kader, rızık, ecel... İnsanlar tam zamanında gelir dünyaya ve tam zamanında giderler. Ne bir saniye önce, ne bir saniye sonra. Azrail

hep altın vuruşunu yapar. İnsanların, toplumların, ülkelerin de kaderleri içinde rızıkları ve ecelleri vardır.


Dönüşü olmayan bir yolculuk olduğu için mi korkar insan ölümden! Oysa her ölünün gitti yerdeki yakınları her zaman yaşayanlardan

fazladır. Ve o yaşayanların da sırası geldiğinde gelecekleri yer orasıdır.


Evet, “ağzımızın tadını kaçıran ölümü sıkça analım.” Resulullah öyle der, “bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz”




ABDURRAHMAN DİLİPAK - YANİ AKİT - 07.12.2015  '' X PLÂNI '' ADLI YAZIDAN  KISMÎ ALINTI.



Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #22 : 22 Aralık 2016, 12:39:16 ÖS 12 »




Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin. Eğer nefis ve şeytana tâbi isen, senin komşuların, belki akrabaların, senin şerrinden kurtulmak için mesrur olacaklar. Eğer

اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

deyip Kur'ân'a ve Habib-i Rahmân'a tâbi isen, o vakit semavat ve arz ve mevcudat, herkesin derecesine nisbeten, senin derecene göre senin firâkından müteessir olup mânen ağlarlar. Ulvî bir matemle ve haşmetli bir teşyî ile, kabir kapısıyla girdiğin bekà âleminde senin derecene nisbeten senin için bir hüsn-ü istikbal var olduğuna işaret ederler.

Said Nursi ( 13.Lem'a / 12. işaret )

Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu