Haftanın Konuğu:R.İHSAN ELİAÇIK

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Haftanın Konuğu:R.İHSAN ELİAÇIK
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Haftanın Konuğu:R.İHSAN ELİAÇIK
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konuğu:R.İHSAN ELİAÇIK  (Okunma Sayısı 23610 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« : 17 Ağustos 2009, 08:26:32 ÖÖ 08 »



İHSAN ELİAÇIK KİMDİR?

Yazar ve Düşünür. 23 Aralık 1961’de Kayseri’de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı. Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilgi Adam, Zaman gibi bir çok gazete ve dergide 30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor… En son (Mart/2008) Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde aylık, Gerçek Hayat Dergisi ve www. haber10.com haber sitesinde haftalık yazıları yayınlanıyor. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor.

ESERLERİ:
İtikat Üzerine (1992)
İslam ve Sosyal değişim (1994)
Devrimci İslam (1995)
İslam’ın Yenilikçileri (üç cilt, 2000)
Adalet Devleti; ortak iyinin iktidarı (2003)
İhyadan İnşaya İslam düşüncesi (2003)
İslam’ın 3 çağı (2004)
Mehmet Akif (2004)
Muhammed İkbal (2004)
Aliya İzzet Begoviç (2004)
Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal (2006)
Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (üç cilt 2006)
Daru’s-Selam; Evrensel adalet ve barış yurdu (2006)
Gerçek hayat dini (2006).
Nuzül sırasına göre Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (tek cilt 2007)
Bana dinden bahset (çıkacak)
Diriler için tevhid(çıkacak)
Arkadaş Peygamber(çıkacak)
Kur’an’ı giriş(çıkacak)
Bu belde(çıkacak)
Logged

FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #1 : 17 Ağustos 2009, 08:35:04 ÖÖ 08 »

İHSAN Hocam,bizleri kırmayarak İslami Düşünce Forumunun "Özel Konuk" teklifini kabul ettiğiniz için teşekkürlerimizi sunarız.Allah razı olsun.
Öncelikle giriş açısından bir kaç soru ile başlayalım inş.
-Yukarıda anlatılan kısa özgeçmişin dışında bizlere kendinizi tanıtır mısınız?
İhsan Eliaçık;
A-Bir baba-aile reisi  olarak
B-Bir yazar olarak
C-Bir müslüman olarak
                               Nasıldır?
Logged

Aysegul
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3128



WWW
« Yanıtla #2 : 18 Ağustos 2009, 10:18:04 ÖÖ 10 »

Hoşgeldiniz İhsan abi Smiley

Ben Faruki'nin 'bilginin islamileştirilmesi' projesiyle ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?


Logged
İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #3 : 18 Ağustos 2009, 10:22:31 ÖÖ 10 »

Forumda olan herkese merhaba
İyi bir baba sayılmam. İyi bir yazar mıyım siz karar verir. İyi bir Müslaman olup olmadığımı da Allah bilir.
5 çoçuğum var, 20 yıldır evliyim. Yazar ve düşünce adamları evlerini ihmal etmeleriyle tanınırlar. Bende de var bu biraz onun için iyi bir baba olup olmadığımı evdekilere sormak lazım.
İlk makalemi lise yıllarında okulun duvar gazetesine yazmıştım. O gün bugündür yazarım. Yaklaşık 30 yılı buluyor. Yeni çıkacak olanlarla birlikte 30 yılı buluyor. Şu ana kadar yerel gazeteler hariç genellikle aylık dergilerde yazdım.   Ulusal bir gazetede hiç yazmadım. En son da haber10.com da yazıyorum ve ihsaneliacik.net sitem var orada arşivleniyor yazılar.
Bir müslüman olarak nasıl olduğuma gelince sıradan olmayı severim. Fazla öne çıkmaktan hazzetmem. Daha çok islamda dini düşüncenin yeniden inşası çabalarını önemserim. Özgür ve bağımsız ruhluyumdur. Şu an cemaaatsizliği savunuyorum. Müslümanları yıkan üç şey olduğunu  gördüm: Mülk, Mucize ve Mevzu (3M) diye ifade etttiğim bu meseleler etrafında yazıyorum. Yazdıklarımın özeti budur. Zamanın ruhu değişitği içinde iktidara muhalifim, her hangi bir mezhebe tabi değilim, kendimi sadece  müsülman olarak adlandırırım. Şiilik veya Sünnilik aşılmalıdır diye düşünürüm.
Logged
Said KOTAN
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 54



WWW
« Yanıtla #4 : 18 Ağustos 2009, 10:28:59 ÖÖ 10 »

Selamun Aleyküm!

Hocam hoşgeldiniz. gerçekten sizi burada görmekten mutluluk duyduk.

Sizin dikilitaş ile ilgili yazdığınız makalenizi okudum. Bununla beraber kuran'a bakışta daha yere yakın bir anlayışa sahip olan diğer yazarları da takip etmeye çalışıyordum. -son sıralar kitap okuma fırsatı bulamıyorum- Mesela Muhammed Abduh'un fil ashabına atılan çamurdan pişirilmiş taşların aslında taş değil hastalık mikrobu olduğu ve ebabillerin aslında o mikropları bacağında taşıyan sinekler olduğu yönündeki yorumu yada özellikle modern müffessirlerden Muhammed Esedi'in Hz.Musa'nın mucizesi olarak kabul edilen, Asayı taşa vurma yada kızıldenizin ikiye bölünmesi ile ilgili yaptığı tefsir -ki pozitifizme eylimli olduğu şeklinde yapılan yorumlar var- bu açıdan baktığımız zaman yakın zamandaki bir çok müfessir oldukça değişik yorumlar yapıyor ve ortaya meal okurken yüzyıllardır çıkmamış metinler çıkıyor. Sizin mealinizi, islamoğlu hocamın mealini ve sevgili Muhammed Esed'in mealini etraflı olmasa da inceledim. Bu metinler, bu yorumlar 1400 yıldır müslümanların içinde bulunduğu bir kör dövüşünde kazananların hep gelenekselciler olduğunu mu gösteriyor? çünkü sadece onlardan bu güne kalan çeviriler geniş kitlerin dünyasında makes bulmuştur. yoksa yukarıda zikrettiğim müfessirler yeni yorumlar mı yapıyor? bu yorumlar daha önceden varsa bizden gizlenmiş midir? çünkü sizin "modernist mütealalar" başlıklı yazınızı okudum ve orada aslında değişik yorumlar yapan insanların bir anlamda linç edildiğini gördüm.

Bizimle ilgilenme zahmetinde bulunduğunuz için teşekkür ederim.
Logged

İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #5 : 18 Ağustos 2009, 10:35:17 ÖÖ 10 »

Ayşegül'e...

Faruki'nin bilginin islamileştirilmesi projesi sorunlu bir mesele. Burada üretilmiş bilginin islamişletrilmesi sözkonusu oluyor. Halbuki bilgiyi doğrudan üretmek lazım. Bizim işimiz başkalarının üreteği bilgiyi islamileştirmek mi yoksa doğrudan bilgiyi kendimizin mi üretmesi mi. Doğru olan ikincisi. Hem bilginin islamileştirilmesi ne demek? Mesela su 99 derecede kaynar diye bir bilgi üretilmiş bunu nasıl islamileştiriceğiz? Veya evrim teorisi diye bir bilgi üretilmiş bu nasıl islami olacak. Başına "İslam" getirilmekle mi? Kanımca bilgi islamileştirilmez, doğrudan üretilir veya üretilmeye eleştiri getirilir veya lehte veya aleyhte katkı sağlanır. Bilgi üretim süreçlerine müslümanlar katılmalıdır. Bir bilgiyi müsülmanın üretttiği vurgulanmak isteniyorsa bu üretilen bilginin başına islami etikete yapıştırılarak olmaz, bu bilgiyi kimin ürettiği belli olunca zaten mesele hallolur. Doğada varolan ve keşfedilmeyi bekleyen bilginin değerden bağımsız olduğu kanaatindeyim. Değer doğada değil bizim içimizdedir, bilgiye bakışımızdadır vesselam...
Logged
İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #6 : 18 Ağustos 2009, 10:57:22 ÖÖ 10 »

bilgekralaliya'ya...

Sevgili kardeşim mucize konusu yüzyılların tartışma konusudur. Kanımca İslam'ı (müslümanların algısını) yıkan üç şeyden birisidir. Mucize bir Kuran kavramı değildir. Kuran'da geçmez. İkinci yüzyılda islam kelamına germiş o gün bugün de tartışılmaktadır. Birinci yüzyılda ortalığın mucize anlatımlarıyla doluduğu görülünce Mutezile düşünürlerinden Nazzam buna esastan karşı çıkmıştır. İbn Kuteybe'nin muhtelifi'l-ehadis kitabı ona cevap olarak yazılmıştır. Orada "Mucize haktır, keramet haktır" diye Nazzama cevaplar verilir.
Genellikle usul uleması Hz. Peygambere mucize olarak sadece Kuranın verildiği, ama önceki peygamberlere öteki mucizelerin de verildiği noktasına gelmiştir. Ben bunu yetersiz bulmaktayım ve tüm peygamberlerin aynen Hz. Peygamber gibi olduğunu savunuyorum. Yani hiç birine bildiğimiz anlamda mucize verilmemiştir. Peygamberler arasında ayırım yapılamaz.
Ben mucizenin "varlığını" değil "mahiyetini" tartışıyorum. Mucize aciz bırakan demektir. Dolayısıyla insanı aciz birakan şeyler vardır ama bunlar nedir, mahiyeti neden ibarettir diye soruyorum. Maide (sofra) kıssası bize mucizenin ne olduğunun dersini vermek için anlatılmıştır. Mucize "olağanüstü olan şey" değil "olmakta olan şey" dir. Mesela güneş, ay, yıldızlar, gece ve gündüz, insan ve organları, bitki, böcek, buğday, meyveler vs. hepsi ayetttir yani apaçık ortada olan ve ortada olmasıyla da insanı aciz bırakan şeylerdir. Kurana göre mucize bu demek.
Kıssalardaki mucizelere gelince bunların hepsinin izahı vardır. 23 kıssa var kuranda bunların hepsini burada tek tek anlatamam. Ama bunun da kitabını resimli, arkeolojik kanıtlı olarak hazırlıyorum, o zaman göreceksiniz. Bu tür kanıtlı savunmalar pozitivizm filan değildir. Abduh'un ebabil kuşları izahı yanlış okunuyor. Modern bilimi ebabil kuşları mikrop diyerek filan ispat etmeye çalışmıyor. Seyyid Kutup'ta fizilal de onu yanlıış anlamış. Oradan kaynaklanan bir yanlış anlama sürüp gidiyor. Tefsiri Menar'da dedği şu: Ebabil kuşlarının saldırısı sonucu Ebrehe ordusu perişen oldu. Çöl sıcağının da etkisiyle ağır kayıplar verdiler. Yaralı ve ölü bırakarak geri çekildiler. Bu arada ordu içinde hastalık yayıldı. Muhtemelen çiçek hastalığını tutuldular ve çoğu öldü. Söylediği bu. Bende ekleyeyim: Ebrehe ordusunun leşlerine akbabalar üşüştü. Leşleri gagalarıyşla deşelerem iliklerini çıkardılar ve onları yüksekten sert taşlara attılar. Çünkü belgesellerde söyrettimyırtıcı çöl kuşu olan akbalbalar hep öyle yapor. Mesele bundan ibarettir ve gayet güzel bir tefsirdir. Neyin nasıl olduğunu açıklamaya çalışmak neden pozotivizim olsun ki? Keza Musanın denizi yarması da öyle. "Deniz nasıl yarıldı" başlıklı yazımda fotoğraflarıyla Kuzey Kore'de benzer bir deniz yarılması olayını gösterdim. Oraya bakılabilir vessalam.
Logged
İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #7 : 18 Ağustos 2009, 11:29:38 ÖÖ 11 »

rahmetliye:

Cevap yazmıştım, resmi koyaacğım derken silindi yazı. Tekrar yazamam valla epey uzundu artık yazılar ve linke bakacaksın cevap için. özür.

http://www.popofan.com/forum/d%FCnya-haberleri/1999-deniz-ortadan-ikiye-yarildi.html

Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #8 : 18 Ağustos 2009, 12:21:40 ÖS 12 »

Verdiğiniz cevaplara teşekkür ederiz.
Vahyi metlüv ve vahyi gayri metlüv olayına nasıl yaklaşılması lazım.?
Ayrıca Hadisi Kudsi diye ifadelendirilen hadislerin çıkış kaynağı ne zamandır?.Sahabe ve Rasulullah zamanında bu tabir kullanılmış mıdır?.
Logged

İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #9 : 18 Ağustos 2009, 12:52:51 ÖS 12 »

Fecr'e...

Vahy-i gayri metluv yoktur. Kur'andan başka "ıstılahi" anlamda vahiy yoktur. Kelime kökü olarak ise Allah arıya da vahyeder, bu ayrı.

Kanımca dini değeri olan tek şey Kur'andır. Hadisler dini bir değer ifade etmez sosyolojik bir değer ifade eder. Yani bir kimse hadislere hiç ulaşmasa, okumasa, amel etmese Allah hesap sormaz. Allah kendi kitabından hesap sorar. Dini değer bu demek.

Hadisleri dönemi iyi anlamak için okumalıyız, ben okurum, uydurma hadisleri bile okurum, kutsi hadis denilen rivayetleri de okurum ama bunlar dönemi anlamaya yarar. Peygamberimizin hadisleri esasında Kur'andır. Kur'an kendisine en güzel hadis (ahsenu'l-hadis) der vesselam
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #10 : 18 Ağustos 2009, 12:58:03 ÖS 12 »

Burada şu soru ortaya çıkıyor:
Hz.Peygambere Kur'an dışında vahiy gelmiş midir? Ya da Kur'an dışında Allah-Rasul iletişimi olmuş mudur?.Cevabınıza göre yeni sorularımız olacaktır inş.
Logged

İHSAN ELİAÇIK
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #11 : 18 Ağustos 2009, 01:17:10 ÖS 13 »

Vahiy fısıldamak demek olduğu için Allah arıda olduğu gibi herkesle ve her şeyle iletişim halindedir. Allah beşerle konuşur. Şu anda da konuşuyor. Fakat bu lügavi anlamdadır ıstılahi anlamda değildir.

Peygamberle böyle lugavi anlamda bir şey olmuşsa bile-ki olmuştur- bu bizi ilgilendirmiyor. Kur'an'a girmiş olması lazım. Tabiri caizse hayatının eserini Kur'anla ortaya koymuş. Bu şu demek olur: Bundan başkasını esas almamızı istemiyor. İsteseydi kesin Kur'an'ı girerdi.

Bu bir adamın bir ömür boyu mücadele edip temel eseri olan bir kitap ortaya çıkarmasına benzer. Öldükten sonra ondan geriye kalan sadece bu kitap olur. Size lazım olanı aldım buraya der. Ama bu  kitap dışında hiç bir şey söylemedği anlamına da gelmez. Bilakis kitabına aldıklarıyla anılmak istendiğini gösterir. Kur'an işte bu geriye bırakılan miras oluyor ondan başkası bu değerde olmaz. Biz de buna bakarız.
Logged
ilahisevda
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 72



« Yanıtla #12 : 18 Ağustos 2009, 01:46:57 ÖS 13 »

değerli hocam islami düşünceye konuk olarak hoşgeldiniz.

1-İslam tarihinde kur'an üzerinden çok değişik söylemler yapıla gelinmiştir kur'an üzerinde çeşitli gruplarca çok çarpık süpekülasyonlar yapılmıştır bu noktadan bakıldığında sizce kur'an yeterince açık olmadığı için mi bunlar yapılmıştır/yapılıyor yoksa bunun sebebi başka bir bakış açısımıdır.
2-din söylemi üzerinden geçinenler neden ayetlerle amel etmezlerde hadis ve sünnetti ön plana çıkarırlar.
3-ehli sünnet tanımını ilk olarak kimler ne amaçla ortaya atmışlardır.

saygılar hocam.
Logged
ilahisevda
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 72



« Yanıtla #13 : 18 Ağustos 2009, 02:10:59 ÖS 14 »

3-Allah kur'an ''allah'ın resulünde sizin için güzel örnekler vardır'' der buna rağmen bazı kesimlerin peygamberi ulaşılamaz yapmalarının altında yatan temel sebep ve beklentiler nelerdir.
4-islami literatüre israiliyat hangi tarihlerde ve kimler tarafından karıştırılmıştır.
5-keramet olgusu nasıl anlaşılmalıdır mesela peygamberin bile ''rabbim bildirmedikçe ben hiç bir şey bilmem'' dediğini biliyoruz buna rağmen keramet adı altında ordan oraya koşanlar var bu nasıl açıklanabilir keramet veya keşif diye bir şey varmı?
Logged
narcicegi
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1784



« Yanıtla #14 : 18 Ağustos 2009, 02:21:57 ÖS 14 »

Sitemize Hoşgeldiniz İhsan Bey,

Din işlerinde gönüllü çalışan veya resmi dairede görev yapanların bu alanlarda zenginleşmesinin haram olduğunu söylüyorsunuz ve hırsızlık, yolsuzluk vb.suçları işlemiş gibi olurlar diyorsunuz.

Bu bağlamda, Müslümanların mülk edinmesi, zenginleşmesi konusunu bize nasıl ifade edersiniz? Dinen “yeterli olan ” zenginliğin ölçüsü sizce nedir?

Şimdiden teşekkür ediyorum...
Logged
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.159 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu