Bana Hadisini söyler misin?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Hadisler > Bana Hadisini söyler misin?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Hadisler > Bana Hadisini söyler misin?
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Bana Hadisini söyler misin?  (Okunma Sayısı 35379 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #15 : 07 Şubat 2015, 11:06:54 ÖS 23 »

tahrim 3. ayette peygamberimize KAYIT altına alınmamış kuranda bahsi geçmeyen bir bilginin (vahyin) geldiği açıkca belirtiliyor ama

nasıl bir çözümleme yapacaksın merak ettim..
Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #16 : 08 Şubat 2015, 12:27:38 ÖÖ 00 »

Hacım  öncelikle Kuran analitik okuma yapmak gerekecektir.Zira  Kuranın anlattıkları ,anlatmak istedikleri ve işaret ettikleri vardır.

Tahrim 1 den itibaren olayları bildiğini kabul ederek devam ediyorum??

Tahrim 3  Bir de hani Peygamber, eşlerinden bazılarına bir sözü/ olayı sırlaştırmıştı. Sonra eşlerinden biri bunu haber yapınca ve Allah, Peygamber'e bunu açığa vurunca, Peygamber bir olayın kısmını belirlemiş, bir kısmından mesafelenmişti/ vazgeçmişti. Sonunda o eşe, bunu kendisi haber verince o eş: “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. Peygamber, “Bana iyi bilen, iyi haber alan haber verdi” demişti.

Ayeti analiz edelim:

Hz Peygamberin eşine verdiği sırrın mahiyeti Kur’ân'da bildirilmemiştir. Âyetteki حديث [hadîs] kelimesi, hem “olay” hem de “söz” olarak anlaşılabilir. Bunun mahiyetine dair birtakım şeyler nakledilmiştir:Bunları bildiğinizi kabul ederek

 Ayette özet olarak  , Rasûlullah'ın evinde cereyan eden önemli bir olaya değinilmektedir. Mahiyeti Kur’ân'da bildirilmeyen bir olay/söz, Rasûlullah tarafından eşlerinden bazılarına –ki aşağıda iki eş olduğu anlaşılmaktadır– sır olarak veriliyor. Eşlerden biri bu sırrı ifşa ediyor. Rasûlullah da ona sırrı ifşa etmiş olduğunu bildirince, bunu nereden öğrendiğini soruyor. Rasûlullah da, “Onu çok iyi bilen, çok iyi haber veren” haber verdi diye cevap veriyor. Âyetin özü, işte böyledir

Bu âyete göre Rasûlullah'a, eşlerinden istediğini seçme hakkı verilmiş, buna rağmen Rasûlullah eş hatırına bir iş yapmış, Allah da Rasûlullah'tan, daha evvel inzâl edilen bir âyet ile amel etmesini istemiştir

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alabilirsin. Ayrıldıklarından, istek duyduklarına dönmende artık senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, her şeyi bilendir, çok yumuşak davranandır. (Ahzâb/51)

Peygamberin eşlerine … iyilerden olmanıza, Allah'ın koruması altına girmenize, insanlar arasını düzeltmenize, Allah'ı, yeminleriniz için engel yapmayın; “Yapardım ya Allah'a yemin ettim, artık yeminimi bozamam” demeyin. Ve Allah, en iyi işitendir, en iyi bilendir. (Bakara/224)

Ayrıca, Peygamber'in sır verdiği tek eş değildir. O [Peygamber] bir kısmına bildirmiş, bir kısmından yüz çevirmişti ifadesi, “bir kısmına haddini bildirmiş, bazısına da seslenmemişti” demektir.
Ve Allah, ona bunu açığa vurunca… ifadesi, Allah'ın vahyi ile açığa vurmasını değil, eşlerin bu önemli sırrı ifşa etmelerini ve dile düşürmelerini” ifade eder.
Bana iyi bilen, iyi haber veren haber verdi ifadesi, iki şekilde anlaşılabilir:

Birincisi: Bunu Peygamber'e bildiren, halktan bir kimsedir. Zira alîm ve habîr sözcüklerinin kullar için kullanıldığı âyetler de vardır (bkz. Furkân/59; A‘râf/109, 112; Yûsuf/55, 76; Hicr/53 ve Şu‘arâ/34, 37).

İkincisi: İyi bilen, iyi haber alan, Allah'tır. Ama bu, Allah'ın bizzat haber vermesi anlamına gelmez. Örfte, bu tarz ifadeler, asıl faili gizlemek için kullanılır; ki burada da bu ifade, haberi vereni gizlemek için kullanılmıştır.

Bunun bir örneği de Âl-i İmrân/37'de bulunmaktadır: Meryem, kendisine gelen yemeklerin kaynağını bildirmez; O, Allah katındandır diye cevap verir:

Bunun üzerine Rabbi Meryem'i güzel bir kabul ile kabul etti. Ve onu güzel bir bitki olarak bitirdi ve ona; Meryem’e, İsa’yı gayri meşru şekilde doğurmayıp Allah’ın iradesi çerçevesinde babasız doğuruşuna Zekeriyyâ’yı kefil kıldı. Zekeriyyâ ne zaman onun üzerine/özel odaya girse, onun yanında bir rızık bulurdu. Zekeriyyâ, “Ey Meryem! Bu sana nereden?” dedi. Meryem de: “O, Allah katındandır” dedi. Şüphesiz Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır. Gerçi şaşı bakanlar bunuda yanlış görüyorlar ama?Huh?

Bizinde günlük hayatta kullandığımız her olayın sebebini Allaha bağlama düşüncesi yani her şeyden haberdar olan HABİR??? Haber veriyor vediriyor.Birçok işlerde çalışıyoruz ama Rızkımızı REZZAK olan Allah veriyor Bu bu  vahiyle bilidrdiğine dair bir kayıt yoktur,Rabbimiz Resulluhanın duymasını istediği bilgiyi duyurmuştur/duymasını sağlamıştır.

Logged
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #17 : 08 Şubat 2015, 01:20:07 ÖÖ 01 »

Alıntı
Birincisi: Bunu Peygamber'e bildiren, halktan bir kimsedir.

bu kimse kimdir nasıl halktan biri olduğuna kanaat getirdiniz kuranda mı yazıyor ..şaka tabi bu yönde bir merakım yok !! sadece tek kaynağı kuran olan ve rivayetlerin neredeyse tümünü geçersiz kılan size bu yönde sorul sorulması anlamsız olur dimi..

tahrim 3. ayette dikkatinizi alıntıladığım bölüme çekeyim..

Alıntı
fe lemmâ nebbeet bihî ve azherehullâhu aleyhi arrefe ba’dahu ve a’rada an ba’d(ba’dın),

Alıntı
İkincisi: İyi bilen, iyi haber alan, Allah'tır. Ama bu, Allah'ın bizzat haber vermesi anlamına gelmez.

ayette Allah diyor ama ..alim ve habir sıfatlarıda bu bildirimi peygamberine yapanın Allah olduğunu tekid eder mahiyette zikredilmiş..siz nedense alıntıladığım bölüme hiç değinmemiş..fazlaca kurcalamaya değer görmediğim bir tarzda meseleyi kotarmaya çalışmışsınız..


Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #18 : 08 Şubat 2015, 02:15:42 ÖÖ 02 »

vahyin 2 türde vucud bulduğunu belirtir islam alimleri..bunda şüphe yok üstelik sadece ..kitaba konu ayetler bağlamında ve peygamberimiz nezdinde de değil

isa a.s mesela...ali imran 49. ayette kendisine verilen mucizevi nitelikleri sayarken..evlerde yenen biriktirilen şeylerden bile haberdar olduğunu görürüz..Allahın bildirmesi ile tabi..

incilde evlerde kimin ne yediğini bildiren veya ne saklandığını haber veren ayetler mi vardı..

ama isa a.s bilirim  diyor  Wink
Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #19 : 08 Şubat 2015, 12:14:31 ÖS 12 »

Allahın haber vermesi bizzat vahiyle bildirmesi anlamına gelmez bunu söyledim,Tıpkı REZZAK olan Allahın Rızkı gökten indirmediği gibi ???Burada Hz peygamberin olayı öğrenmiş olamsı ve kendine bu bilgiyi vereni söylememek ve zor durumda kalmaması için DAHA DA ÖNEMLİSİ YAPILAN EYLEMİN ALLAH ın gözünden kaçmadığı ve kötü eylemin gizili kalmadığı ve kalmacağı vrgulamak için tüm bilgilerden haberdar olan Allahın verdiğini söyler

Burada asıl sorun bu değil ,sorun Allahın dine karşı din yani popüler deyimle PARALEL din üretme çabısıdır.Bu durum insanlığın başından beri vardır.

İkinci üçüncü bir kaynak türetirseniz ikinci beşinci ve onuncu dinleriniz olur sorun bu oysa Rabbimiz

6/114 ALLAH’tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki
size kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine
kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından
indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan
olma.

6/115 Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle
tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek
yoktur. O, İşitendir, Bilendir.

50/45 Biz onların neler söylediklerini çok iyi                !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O
halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la
öğüt ver.

16/44 Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da
bu Zikir’i/Kur’an’ı vahyettik ki, kendilerine
indirileni insanlara açık-seçik bildiresin (beyan) de
derin derin düşünebilsinler

Hadisi vahiy yapamadılar Sünneti vahiy yapamadılar, Allahtan kayıt dışı vahiy almaya başladılar bu tarihsel sorunların sonucu islam dünyasının hali bu kafa ve zihniyet karışık net olmayan düşünme tedebbür ,tefekkür yoksunu kalmıştır.Daha neyi nereden alacağını bilmeyen bir din olur mu Huh?

iman emin EMN olmaktan geçer şüphe karmaşa kaos kagaşa ile din olmaz  DİNİN TEK SAHİBİ VAR ODA ŞANI YÜCE RABBİMİZDİR.Diğerleri dini öğrenme çabasıdır
Logged
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #20 : 08 Şubat 2015, 03:07:03 ÖS 15 »

sünneti ve beraberinde hadisi kurandan ayrı farklı bir kaynakmış gibi algılama sizin sünnete tavır almanıza sebeb oluyor..ilgili ayette halkdan herhangi birine dair en ufak ima dahi yokken siz var olmayan bir kişiyi ayetin içeriğine dahil edip..benzer sandığınız başkaca örnekler üzerinde meseleye açıklık getirmeye çalışıyorsunuz..o örneklere sonra geliriz

bakın ali imran 49. ayeti pekiştirme amaçlı sundum..İsa a.s evlerde olup bitenide bilirim diyor..!! bu bilgi gaybe dairdir ..nasıl olurda bilebilir..eğer vahiy yazılı kayıtlı metinlerden ibaret ise isa a.s bu bilgiye nasıl ulaştığını bana nasıl izah edeceksiniz..halktan birileri evleri kontrol edip gözetleyip ne olup bittiğini mi haber veriyordu isa as. ..?

isa a.s evlerde ne olup bittiğini haber veren Allahdır  tıpkı tahrim suresi 3. ayetde bahsi geçen kimselerin sırrı faşş etmelerini bilip haber vermesi gibi..

siz kurandan başka kaynakların dinin kökünü kazıyacağını söylerken çoğu kez  meal çerçeveli kurana bakışın (sünnetden bağımsız şekilde tabi)..nasıl sonuçlara yol açacağını dikkatden kaçırıyorsunuz..

dinin en iyi şekilde anlamış ve yaşamış peygaberi "vahyi koruma kutsama" adına devreden çıkarıp yok sayarsanız ..herkesin aklı var kuran açık seçik anlaşılır kuran bize yeter derseniz ..nelere yol açarsınız bunu hiç düşündünüz mü..

sizin kuranın herhangi bir ayetinden anladığınız herhangi bir şeyi bir başkası farklı anlasa ve yorumlasa ..mesela..     nasıl çıkacaksınız işin içinden

sapığın biri çıksa ve deseki..kehf suresinde musa a.s yolculuk yapan kul peygamber değildi ama peygamberden daha fazla bilgiye sahipti peygamberden üstündür dese ne cevap vereceksiniz..

yahu yani normal muhakameye sahip biri bile sünnetin devreden çıkarılmasının nasıl facialara yol açacağını kavrar size ne yapmışlar böyle..nasıl olurda sünneti elersiniz ..üstelik bunu dini en saf ve doğru şekilde yaşama adına yaparsınız..

sürekli hz meryem üzerinde ve sıfatların sebebler dairesindeki..tecellesinden dem vuruyorsunuz..hz zekeriyya rızkın nasıl ve kimden geldiğini bilmiyormuydu..neden geçimini bakımını ve korumasını üzerine aldığı hz meryeme bunlar nereden diye sual sormak zorunda kaldı hiç düşündün mü..

yahu hz meryeme günlük iaşesini getirende zekeriyya a.s

ah be kardeşim..yazık ediyorsunuz kendinize ..insan evvela kendisne acıyacak merhamet edecek ki başkasında acısın

Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #21 : 08 Şubat 2015, 03:48:11 ÖS 15 »

Elbette Kuran ve Sünnet hadis farklı şeylerdir,İnsan yapımı ile Allah yapımını karıştırırsan şaçma bir din karşına çıkar hangisi Allahtan hangisi kuldan olduğunu anlayamazsın Allah insan yapımı diye bir şey yoktur.Sünnet denen şey dini anlama tekniği olarak değerlenrilir. okadar ila hi bir yönü yoktur.Ama yol ve yöntem olarak kullanılabilir Kuran süzgecinden geçirmek şartı ile

Haberi verenin kimliği önemli değil Allah HABİR sıfatının hiç bir şeyin gizli kalmayacağı vurgu ile ilgili vurgudur bu  Allahın haber almasını sağlaması önemli buradan kayıt dışı merdiven altı vahiy anlayışı çıkmaz

 ali imran 49 bambaşka şeyler anlatılıyor 46 dan itibaren çözümlemeniz gerekecek musait olduğumda inşallah bu çözümlemeyi yaparız bambaşka anlamlar var Huh? Bu konuyu 5/6 sayfalık biz düzenlem ile anlatabiliriz Huh?? fırsatım olursa

Peygamberi devreden çıkarmak  kimsenin haddi olamaz ançak  bazılarının  anladığı yarı
İLAH GAYBİ BİLEN ALLAH ORTAK bir peygamber algısı yanlış buluyorum çarpık peygamber anayışı çarpık din anlayışını getirir ONUN İÇİN MİŞNALARI örnek verdim Yahudilerin yaptığını bu gun Müslimler??? aynen yapmakta bu kanuyu araştır.

Hz Musanın yol arkadaşı ile ilgili olarak da o vatandaşın kim olduğu önemli değilKURAN KISSALARININ SÜRECİ DEĞİL SONUCU önemlidir.Zira Rabbimiz bazen MESALA Huh??olayları anlatır.Bu kıssadan çıkan sonuç nedir. Örnek alınıcak kimdir :Musa mı Bilgin Kul mu ?  ve ne sonuç çıkaracaksınız önemli olan bu

Kuran ibret öğüt ve ders çıkarmak için gönderilmiş bir kitaptır.

Rabbimiz takva sahiplerini öyle rızıklandırır ki kendileri bile şaşırır .ve takva adamalrı kendilerine sunulan nimetleri  getiren ve götürenden değil kim getirirse getirin Rabblerinden bilirler

Kuranı düz okumalar insanı yanıltır baştan beri diyoruz bazı ibretlik olayları analitik olarak okumak gerekecektir/ çıkmam lazım yoksa  dayak yiyecem birazdan
Logged
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #22 : 17 Haziran 2017, 02:16:24 ÖÖ 02 »


(İfrat ve tefritten uzak durun!) [Buhârî]

(Aşırı giden -ifrata kaçanlar- helak olur. [Müslim]

(Orta yolu tutun, istikametten ayrılmayın!) [Müslim]

(Orta yolu tutun, doğru yoldan ayrılmayın!) [Buhârî]

(İşlerin faziletlisi -en iyisi- vasat olanıdır.) [Deylemi, Beyheki]

(Her hususta vasat olmak, peygamberlik işlerinden biridir.) [Tirmizî]

(Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni, din mağlup eder.) [Nesai]

(İfrat ve tefritten uzak durun, vasatı seçin, çünkü işlerin en iyisi orta olanıdır.) [Beyheki]

(Zenginlikte, fakirlikte orta yolu güzel tutmayan, kullukta da orta yolu güzel tutamaz.) [Bezzar]
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
Hêja
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 39



« Yanıtla #23 : 04 Şubat 2019, 11:54:57 ÖÖ 11 »


“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” (Müslim, İman 78; Tirmizi, Fiten 11) 

* Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin, eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir * [Müslim - Ebû Dâvûd]
Logged

Ancak Hayata Katlanabilenler, Ölüme Katlanabilirler..
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.097 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu