insan -kader-cehennem-dua

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > insan -kader-cehennem-dua
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > insan -kader-cehennem-dua
Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: insan -kader-cehennem-dua  (Okunma Sayısı 13840 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
esen
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 926


"lalüebkem"


« Yanıtla #30 : 07 Ağustos 2008, 02:36:09 ÖS 14 »

şimdi oldu sanırım ,anladım
sayın abdulhamit ve max yazdığınız son iki mesaj çok faydalı oldu benim için
yani sadece musibetler değil sıkıntısız rahat bi hayatında imtihan sebebi olduğunu ne yalan söyleyeyim hiç düşünmedim
aslında ayetleri okuyunca hep işin musibet kısmıyla ilgilendiğim için rahatlığında bi imtihan olduğu kısmını kaçırmışım yada o açıdan bakamamışım diyeyim
ikinizinde dediği gibi aslında zor olan imtihan evet ikincisi
ayrıca max ben hep bu durumdayım hayatımda hiç sıkıntılar yok diye sormadım sorularımı
aksine  sıkıntılarım oldu hep hayatımda ama bana hep teselli olarak gunahlarıma keffaret olduğu söylendiğinden
bu durumu kanıksadım sanırım
bu durumdan çıkıncada açıkcası korktum
 yazdığın şu cümle de  'MÜMİN ALLAHIN DİNİ İLE DERTLENMİŞ İNSANDIR' balyoz gibi indi diyebilirim
cümllede ne diyoooor ben neredeyim Sad Sad
ve son yazdığın slogana binaen umarım  şükredenlerrden ,paylaşanlardan oluruz ve rabbimin razı olduğu kullardan...
tekrar ikinizede teşekkür ediyorum ...




Logged

cici sözlerine karşılık çıkarıp masalarına koyacağımız bir din taşımıyoruz yüreğimizde
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #31 : 07 Ağustos 2008, 05:16:21 ÖS 17 »

Alıntı
ama sıkıntılarımın benim hayatımda birşeylerin yolunda gitmediğinin ,günah işlediğimin göstergesi yada sizin dediğiniz gibi günahlarıma kefaret oldugu için istiyorum diyeyim

Değerli kardeşim sorunuza çok iyi cevab verildi sanıyorum. Allahın illaki kuluna günahlarına karşılık olsun diye ceza verip vermemesi onun takdiridir. İsterse verir ve dener. İsterse vermez, onu affeder. Ayete bakın. Günahlarının çoğunu af ediyor ve bunların karşılığını bize keffaret olarak ödetmiyor ki,  Çünkü af ediyor.

şura 30
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.


Günahlarımızın çoğunu af ediyor ve bunların karşılığını bize keffaret olarak ödetmiyor ki,  Çünkü af ediyor demiştim peki nasıl bir af bu. Yaptığınız her iyilik ve her salih amel de günahlarınıza kefaret olur. Örneğin Verilen bir sadakanız varsa bu günahlarınıza karşılık gelecek, bela ve musibeti defeder. Günahı nötürleştirir. Yani günahınızı yok eder. İşlenmemiş duruma getirir. HUD AYETİNE BAKIN

Günahları yok etmek için tevbe etmek ve her zaman iyilik etmek gerekir. Kur'an-ı kerimde mealen, Şüphesiz iyilikler, kötülükleri yok eder buyurulmaktadır. (Hud,114)

Fakat şunu unutmayın ki, bazı musibetler de yalnız ve yalnız imtihan amaçlı verilmektedir. Eğer siz şu ana kadar BAKARA 155 AYETİ GEREĞİ  imtihan olmamışsanız DİKKAT !  Her an hazır olun derim Bunun vakti ergeç yakın derim. Ve bu yazdığımın da altını çizin.

Alıntı
DİKKAT ! YAŞAM TARZLARI GÜLLÜK GÜLİSTANLIK OLAN KİMSELER DE MUHAKKAK BİR MUSİBET İLE DE DENENECEKLERDİR. NEDEN MUHAKAK DEMİŞİM. BAKARA 155 ÖYLE DEDİĞİ İÇİN

BAKARA 155- Muhakkak ki, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mal, cari ve ürün eksiltmesi ile deneriz. Sabredenleri müjdele.




Logged
esen
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 926


"lalüebkem"


« Yanıtla #32 : 07 Ağustos 2008, 09:03:09 ÖS 21 »

sayın abdulhamit heralde son yolladığım mesajı okumadınız ..
özellikle max a hitaben yazmıştım zira;o abla sende bu şekilde imtihandasın diyerek hayatımın hep bu şekilde sıkıntısız olduğunu sanmış.
orda da ifade ettiğim gibi benimde hayatımda hatta çoğu insandan fazla sıkıntılar geçti
 belki şu sıralar normalinden biraz fazla refah bi hayat döneminin olmuş olması beni bu sorulara yöneltmiştir
ama siz yinede Bakara 155 ayetine dikkat edin ,yakındır ,altını çizin sözlerimin v.s. diyorsanız başımız gözümüz üstüne derim başka bişi diyemem zaten (umarım sabredenlerden olurum ki daha önce imtihanı baştan kaybetmişliğimde var. Sad)
ayrıca bi önceki mesajımda teşekkür edip anladığımı belirtmiştim tekrar edeyim o zaman kesinlikle anladım çok sagolun..
Logged

cici sözlerine karşılık çıkarıp masalarına koyacağımız bir din taşımıyoruz yüreğimizde
murat
Ziyaretçi
« Yanıtla #33 : 18 Ağustos 2008, 03:08:20 ÖÖ 03 »

Alıntı
İnsan belirsiz gelecekten korkar...


inanç konusunda eksikliğimiz var ise doğrudur KORKU  duyarız!


Alıntı
eğer Allah benim cehenneme gidip gitmeyeceğimi biliyorsa ve O'nun ilmi değişmez ise
kaçınılmaz sonum belli olduğuna göre cehennemden neden korkalım...


Eğer yasakladığımız büyük günahlardan kaçınırsanız sizin, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız. nisa 31

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.
zilzal 99/7-8

Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: "Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun." zümer 65

Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

Hud / 114.

Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz. hacc 77


Bununla beraber, şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.   Taha 82

Alıntı
ayrıca Allah'a kulluk cehennem korkusu ile yapılınca değersizse ve bunun sonucunda ibadetlerden haz alınmasını engelliyor ise ancak ve ancak Allah'ı anlamak bu hazzı hissetmekle başlıyorsa Allah neden bu engeli koymuştur evet engel diyorum çünkü cehennem korkusu rızanın önünü kesen engeldir...

adam öldürürsen hapse girersin veya idam edilirsin (TC de kakmış olabilir ama çoğu yerde hala yapılıyor)
ceza kesin ve nettir! ve bunu herkes bilir
allah'ta seni uyarıyor :"Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun" insana hür bir irade vermiştir!



Alıntı
ayrıca geleceğin belli olmasıda dua yapmayı sebepsiz kılar benim cehenneme gideceğim kesin ise dua etmenin anlamı kalmıyor ve hiçbir şey değiştirmiyor anlamını yitiriyor..bu nasıl bir çelişkidir...

Kullarım, sana beni sorarlarsa bilsinler ki ben, muhakkak onlara pek yakınım. Beni çağıran, bana dua eden kişiye çağırdığı, dua ettiği anda icabet ederim. Artık onlar da benim çağırmama koşsunlar, bana inansınlar da doğru yolu bulsunlar.
bakara-127

Alıntı
sorulamı net,anlaşılır ve kaynak olan ayetlerle cevap verirmisiniz başka kaynakları kabul etmiyorum ...hadislerde dahil
şimdiden çok teşekkür ediyorum ...


yeterince açık mı?
Logged
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 212


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #34 : 10 Mart 2017, 01:07:25 ÖÖ 01 »


Evvel ve ahir ilmine sahip olan, geçmiş ve geleceği aynı anda gören Rabbimiz herkesin ne yapıp ne yapmayacağını önceden bildiği için, yaşanmış ve yaşanacak her şeyi Mübin bir Kitap olan Levh-i Mahfuz'da kayıt altına almıştır. Nitekim bu konuyla ilgili birçok ayet-i kerime bulunmaktadır.

"Yerde ve sizin nefislerinizde başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan (gerçekleştirmeden) önce bir Kitap'ta (yazılmış) olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır. (57-Hadid 22)"

Bu ve aynı konudaki benzer ayetleri dikkate alarak yaşanmış ve yaşanacak her şeyin önceden yazılmış olması gerçeğini İlahi boyuttan değerlendirdiğimiz zaman, şimdiki zamanda gerçekleşen hiçbir şeyin Rabbimiz katında yeni bir gelişme olarak algılanmadığını, bunun zaten önceden bilinip-akıbetinin de önceden takdir edildiğini ve İlahi düzende sürpriz veya beklenmedik hiçbir gelişme olamayacağını anlayabiliriz.

Yaşanmış ve yaşanacak her şeyin önceden yazılmış olması gerçeğinin, yani bireye yansıyan tanımıyla kader meselesinin müslümanlar arasında asırlardır devam eden bir tartışmaya dönüşmesi ise, genel olarak iki boyuttan değerlendirilmesi gerekirken bu meselenin (tarafların tercihine göre) tek boyuttan yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Bilinmelidir ki her insanın kaderinde yazılı olan şeyler, biz insanların açısından ihtiyari ve gayri-ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır. Mesela, herhangi bir insan evden çıktığı zaman o gün nelerle veya hangi olaylarla karşılacağını genel olarak kendisi belirleyemez. Kaderinde yazmasına rağmen kendi ihtiyarında olmayan yani kendisinin belirlemediği bu boyut, o kişi için kaderinin takdir boyutu olduğundan
bu gayri-ihtiyari boyuttan sorumlu tutulmayacak ve "O şeyle veya o olayla neden karşılaştın?" sorusuyla hesaba çekilmeyecektir.

Fakat bu kişi gayri-ihtiyari olarak o olayla karşılaştıktan sonra bir ihtiyar, yani bir tercih hakkına sahip olmakta ve o olay karşısında tercih ettiği tepkiyi veya tepkisizliği vermektedir. İşte kaderimizde yazılı olan şeylerin ihtiyari olan yani kendimizin müessir olduğumuz bu boyutu, kulluk sorumluluğumuz çerçevesine giren ve hesaba çekileceğimiz boyutudur. O olay karşısında hangi tavrı tercih edeceğimiz Rabbimiz katında önceden bilindiği için Kitap'ta yazılmış ve biz daha yaratılmadan kaderimizde yer almıştır. Burada anlamamız ve tekrar tekrar altını çizmemiz gereken gerçek, bizler söz konusu olay karşısında kaderimizde yazdığı için o tavrı göstermiyoruz, o tavrı göstereceğimiz Rabbimiz katında önceden bilindiği için kaderimizde yazmaktadır.

Kaderimizin gayri-ihtiyari yani takdir boyutunda karşılaştığımız ve karşılaşacağımız şeyler kişilere ve kişilerin önceden yaptıklarına göre değişebilen şeyler olmasına rağmen...kaderimizin bu İlahi takdir boyutunda kesinlikle ve kesinlikle zulüm yoktur. Yüzünü Allah'a dönen insanlar için kaderin İlahi takdir boyutu her zaman hayır olduğu gibi, diğer insanlar için de Sünnetullah'ın
(yani kişi 'ne yaparsa-neyle karşılaşır' gerçeğinin adil veya rahmetli bir karşılığının) dışında değildir.

Bir insan olarak yaşadığımız yazılı kader meselesi bu iki ayrı boyuttan tanımlandığı zaman, asırlardır sürdürülen birçok tartışma temelsiz kalacak;
"İnsan kendi kaderini kendi yazar" diyenler, kaderin gayri-ihtiyari olan takdir boyutunda müessir olamayacaklarını anlayacakları gibi;
"İnsan kaderin önünde, rüzgarın önündeki kuru bir yapraktır" diyerek bütün yaptıklarını yazılı kadere nisbet edenler de, kaderin ihtiyari boyutunda müessir olduklarını, yani kendi tercihlerini kendi belirlemelerine göre yaşadıklarını ve bu nedenle sorumlu olacaklarını farkedebileceklerdir.


Mehmed Alagaş
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu