KULA TEBLİĞ OLMAYINCA CEHENNEM AZABI HAK OLMAZ

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KULA TEBLİĞ OLMAYINCA CEHENNEM AZABI HAK OLMAZ
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KULA TEBLİĞ OLMAYINCA CEHENNEM AZABI HAK OLMAZ
Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: KULA TEBLİĞ OLMAYINCA CEHENNEM AZABI HAK OLMAZ  (Okunma Sayısı 13027 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1056



« Yanıtla #15 : 18 Mart 2009, 11:06:01 ÖÖ 11 »

53/56-62) Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. O yaklaşmakta olan yaklaştı. Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiç bir güç yoktur). Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?  (Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz. Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz. Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.

37/69-73) Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı. Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı. Onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı. Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik. Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

37/167-182) Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de: "Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı." "Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk." Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir. Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Ve onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir. Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar? Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur. Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir. Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir. Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

102/89 Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.


Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #16 : 18 Mart 2009, 03:59:27 ÖS 15 »

Soru: Yasin 6 ayetinde ifade edilen babaları uyarılmamış ifadesi gerçek anlamda mı kullanılmıştır .

Rahmetli kardeşimiz de benim tefsir çalışmalarıma katkıda bulunmuş kendisine çok teşekkür ederim
.

37/69-73)
Alıntı
Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı. Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı. Onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı. Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik. Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.


EVET SAFFAT AYETİ BÖYLE TEFSİR EDİYOR VE AÇIKLIYOR. YASİN 6 AYETİNİ

SAFFAT 72- Biz onların içine de ( ATALARINA- BABALARINA DA ) uyarıcılar göndermiştik. ·

 Nitekim babaları uyarılmamış ile ifade edilen Arap topluluğu Allahın varlığını çok iyi biliyordu. Fakat şirk toplumuydu. Ayetlere baktığımızda onlarda Allah inancının hakim olduğu putlara tapış sebebenin ise sadece onların bize Allaha çok yaklaştırması amacı ile tapındıklarını ifade etmektedir.

Üstelik, Arap kavmi içinde bulunan ve kendileri de Arap olan yahudi ve hiristyanların varlığıda dikkat çekicidir.  Babaları da ,Onlar da etkileşim ile  yani önceki din ve şeriat olan hz isa ve hz musa şeriatinden etkilenerek bazıları. muvahhit olmuşlardı .Nasıl etkilenmiş olabilirler ? Elbetteki onlara tebliğ edici uyarıcılar gönderilmişti yani Allahın dinini tebliğ edenler ortaya çıkmıştı.. Bu tebliğ sonucu bazıları yahudi- hirstyanlığı seçerken bazıları da red etmiştir. Ve kendi putlarına tapmaya devam etmişlerdir.

AYETLERLE YASİN 6 AYETİNİ TEFSİR ETMEYE DEVAM EDECEĞİM
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #17 : 18 Mart 2009, 04:18:00 ÖS 16 »

Soru: Yasin 6 daki hitap hangi toplulağa hitaptır. Hangi topluluğa hitap etmektedir ? Sadece o arap kavmi toplulağa mı hitap vardır Yoksa... ?

Uyarıcı bir peygamber olarak yalnız mekkede yaşayan bir topluluğa gönderilmiş değil, veya o coğrafyada yaşayan sadece arap kavimine değil tüm insanlığa ve yeryüzündeki tüm topluluklara gönderilmiş bir uyarıcı  bir peygamber midir ?.

Ey resulüm! Seni bütün insanlara elçi gönderdik. Allah’ın buna şahit olması yeter de artar! [2,124; 7,113; 8,27; 42,30]
 
Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (Nisa Suresi, 165)

De ki: Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi Allah’ın elçisiyim." (A’ raf:158.)

"Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik." (Sebe: 28.)

Dolayısıyla ayetin muhatabı sadece bu topluluk değil tüm insanlık ve yeryüzündeki tüm topluluklara bir hitaptır ki, Babaları son kitap  kuran ile uyarılmamış ve bu yüzden tüm topluluklar gaflet halinde kalmış, Kurandan ve onun hükümlerinden  habersiz yaşayan gerek bu toplumu ve gerek yeryüzündeki tüm toplulukları uyarman için bu kitap sana indirilmiştir.

Şeklindeki tefsir bence kuran ayetlerine uygun en güzel tefsir olacaktır.

Allah kulları üzerindeki nimetini tamamlamıştır. Son peygamberini tüm insanlığa, tüm topluluklara göndererek dinini tamamlamış ve kemale erdirmiştir
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #18 : 18 Mart 2009, 04:27:32 ÖS 16 »

 Ayet mütaşabih ayettir. Ayette geçen  Babaları uyarılmamış ifadesi onlara tebliğ yapılmamış  anlamında ANLAŞILIRSA VE O ANLAMA  GELİRSE, kuranın pek çok ayeti ile çelişir. Halbuki kuranda çelişki olamaz. Ve olmasına da İmkanı yoktur. Böyle bir tefsirde bulunmak, Önceki toplumların ve atalarının da bir uyarıcı ile uyarılmamış gerçeği ortaya çıkar ki, saffat ayeti ile çelişir.

SAFFAT 72- Biz onların içine de ( ATALARINA- BABALARINA DA ) uyarıcılar göndermiştik. ·

Ve  hem fatır 24, Araf 35, Taha 123, hem Bakara 38,39 ile çelişir ve hem de insanın yaratılış amacına uygun düşmez.. Çünkü Allah apaçık söylüyor ki, ben  insanı emirlerimle bana itaatla sınavdan geçireceğim ve bunun için de onlardan ne ile sorumlu olacakları bildiren elçilerimi göndereceğim

ZARİYAT-56- Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk ( Beni tanıyıp, emirlerime itaat ) etsinler diye yarattım

4- HUD-7- Sizi sınavdan geçirerek hanginizin daha iyi işler yapacağınızı belirlemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur

5- MÜMİNUN-115- Sizi boşuna yarattığımızı ve huzurumuza döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

6- ANKEBUT-2- "...... Hiçbir sınavdan geçirilmeksizin bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?"

ANKEBUT-3- Biz onlardan önceki kuşakları sınavdan geçirdik. Bu sınav sonucunda Allah, doğru sözlüler ile yalancıları kesinlikle belirleyecektir.

İnsan, kendi başına ve sorumsuz bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyamet/36)[/color

HİÇBİR FERT VEYA  TOPLUM DÜŞÜNÜLEMEZ VE OLAMAZ Kİ ALLAHIN AYETLERİ İLE UYARILMIŞ OLMASINLAR VEYA TEBLİĞ EDİLMİŞ OLMASINLAR.

Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın. (Fatır Suresi, 24)

İnsan, kendi başına ve sorumsuz bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyamet/36)

BU AYETLERDEN SONRA Allah hem onları ve hem de onların babalarını bir imtihandan geçirmeden  sorumsuz bırakılacağı söylenebilir mi ?

ALLAH APAÇIK SÖYLÜYOR Kİ,  SİZE DOĞRU VE EĞRİ GÖSTERECEĞİM VE BUNUN İÇİN SİZE BENDEN GELEN ELÇİLER OLACAK

BELED-12-Biz ona eğri ve doğru iki yol göstermedik mi?

Bakara 38,39. -Dedik ki: “İnin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size doğru yolu gösteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hiç bir korku olmayacak, hiç üzülmeyecekler de. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedî kalacaklardır.” [20,123; 7,24-35]

TAHA- 123- Allah dedi ki; Her ikiniz de cennetten yere ininiz. Sizler birbirinizin düşmanısınız. Benden size bir hidayet geldiğinde kim benim doğru yola çağıran mesajıma uyarsa o, ne sapıtır ve ne de sıkıntıya düşer.

Araf- 35- "Ey insanoğulları, size sizden olan peygamberler gelerek, ayetlerimi açıkladıkları zaman kimler kötülüklerden sakınıp kendilerini düzeltirlerse, onlar için artık korku sözkonusu değildir ve onlar üzülmezler de
Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1056



« Yanıtla #19 : 18 Mart 2009, 07:54:55 ÖS 19 »

Bütün bu yazılıp çizilenlerden, aktarılan ayetlerden sonra zihnimizde oluşan tabloyu özetleyecek olursak...
BİR/
Rabbimiz insanı varettiğinde iyi ve kötüyü seçebilecek istidat ve kabiliyette yaratmıştır. Takva ve fucurun ilhamı.
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). (Şems/7-8)
Aslında takva ve fucur kavramlarının açılımları insanın kendisini denetleyip kontrol altına almasıyla, dizginleri salıverip arzu ve isteklerinin esiri olmasıdır.
Yine insan alemlerin Rabbi olan Allah’ı Rab olarak tanıyabilecek kabiliyette var edilmiş, bu kabiliyet fıtratına yerleştirilmiştir.
Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.  (Araf/172)
Ve insanın olumsuzlukları.. En başta verdiği sözden cayan, unutan, nankörlük yapan, kendini kendine yeterli gören yapısıyla, ya heva ve hevesini ilah edinmiş, ya da böylesi kişilere kul köle olarak Allahtan başka ilahlar ve rabler edinmişlerdir. Bilerek ve isteyerek Rahmanın yolundan sapmış bu insanların, maalesef kendisinden sonraki nesillere bıraktığı miras daha korkunçtur. Yanlışı doğru ile bulamış, kafaları karışmış bir nesil.
Rahmeti sonsuz Rabbimiz böylesi şaşkın kullarına yolunu göstermek, fıtratlarında var olan cevheri onlara hatırlatmak amacıyla içlerinden kimi kullarını onlara elçi göndermiştir. Bu elçiler babalarının izi üzere yürüyen kavimlerine hakkı iletmiş, baba mirasını sorgulamaya ve kendilerini yaratana kulluğa davet etmişlerdir.
Uyarıcıların tüm gayret ve çabalarına rağmen hakikatten yüz çeviren ve hakikati yalanlayanları da hem dünyevi hem de cehennem azabıyla tehdit etmiştir. Kuranda zikri geçen bir çok uyarıcı /resulün kavimlerinin bu nedenle helak oldukları sabittir. Ve Rabbimiz hiçbir kavmi uyarmadan durduk yere helak etmez.
İKİ/
Kendisine uyarıcı gönderilmemiş, hak ile muhatap olmamış kavimler var mıdır? Resulullahın bizzat şahsını “kitap nedir iman nedir bilmez” olarak tanımlayan Rabbimizin
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura/52) bu ayetinin ışığında olayı değerlendirdiğimizde, içlerinden bir kulunu seçerek Resul olarak gönderdiği kavimleri, kendilerine Resul gelene kadar ki durumunu uyarılmamış kavim olarak nitelendirmemiz gerekir. Yoksa hak ve hakikati bilen bir topluma ne diye peygamber göndersin. Peygamberler gönderildikleri kavimleri bilmeyen, hak ve doğrudan haberdar olmayan kişiler olarak görmüş, sanki onlar bundan önce hiç doğru ile karşılaşmamış gibi tebliğlerini ve Risalet görevlerini yerine getirmişlerdir. Ve peygamberlere uyan toplumların hak gelmeden önce yapa geldikleri yanlışlarının affedildiği belirtilmiştir. Maide/95,Enfal/38,
Kitap ve iman nedir bilmeyen bir toplumun en pozitif bireyi olan Muhammed el-Emin ile çağdaşı zalimlerin arasında mutlaka fark vardır. Bu fark Rabbimizin başta da belirttiğimiz insana bidayette fıtratına yerleştirdiği takva ve fucuru tercih melekesidir. Zulmün en uç noktası olan diri diri kız çocuğunu toprağa gömmek, yetimin malına el uzatmak, yalancılık, alaycılık vb tüm olumsuz davranışların sahibi insan ile kendisinden her haliyle emin olunan dürüst bir insanı aynı kategoride değerlendirmemiz doğru olmaz.
Peki şöyle bir soru daha aklımıza geliyor. Bu iki zıt kutup insan nasıl oluyor da, kitap ve iman ortada yok iken oluşabiliyor? Biliyoruz ki ayetler sadece kitap ile sınırlı değildir. Rabbimizin yer ve göklere serpiştirdiği kudret ayetleri, insan fıtratını harekete geçiren ve bu muazzam yapıyı yoktan var edene karşı kendisini sorumlu tutmasına neden olur. Bir karganın bile uyarıcı olduğunu bilen bizler, bu anlamda Rabbimizin her daim kullarını uyardığını, ve içinde bulunduğu ortamda var olan doğrulara sahiplenmeyi de bir sorumluluk olarak insana yüklemektedir. Sahip olduğumuz her nimetten sorgulanacağız ve şükreden mi yoksa küfreden bir kişilik mi ortaya koyduk, bunun hesabını vereceğiz...
Selam ve dua ile...

Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #20 : 19 Mart 2009, 10:50:58 ÖÖ 10 »

Alıntı
Kendisine uyarıcı gönderilmemiş, hak ile muhatap olmamış kavimler var mıdır? Resulullahın bizzat şahsını “kitap nedir iman nedir bilmez” olarak tanımlayan Rabbimizin bu ayetinin ışığında olayı değerlendirdiğimizde, içlerinden bir kulunu seçerek Resul olarak gönderdiği kavimleri, kendilerine Resul gelene kadar ki durumunu uyarılmamış kavim olarak nitelendirmemiz gerekir

Kendisine uyarıcı gönderilmemiş, hak ile muhatap olmamış kavimler var mıdır?

SORUNUZA EN GÜZEL CEVABI AYETLER VERMEKTEDİR Kİ, YOKTUR. BU AYETLERİ TEKRAR YAZMAYACAĞIM. ÖNCEKİ İLETİMLERE BAKILABİLİR.

Alıntı
Resulullahın bizzat şahsını “kitap nedir iman nedir bilmez” olarak tanımlayan Rabbimizin

SANIRIM AYETLERE YİNE YANLIŞ ANLAM VERMEKTESİNİZ. NEDİR KİTAP BİLMEZ İMAN BİLMEZ ? BU BİR SAPIKLIK DURUMU DEĞİL MİDİR ? RESULLAH SAPIKLIKTAN MI SEÇİLMİŞ PEYGAMBER OLMUŞTUR.
Logged
m.ufukalp
Mehmet Ufukalp
ÜYELİĞİ SİLİNDİ
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 423



« Yanıtla #21 : 19 Mart 2009, 11:15:49 ÖÖ 11 »

Bir kulun cehennem azabından azade olması için, inanma ve bilmesinin ölçü ve miktarı nedir?
Neye ne kadar inanacak, neyi ne kadar bilecek ki, cehennemden kurtulabilsin.

Eğer herkesin imanının ve Bilgisinin Rasulullah olması kadar denirse, Rasulullahtan başka herkesin cehenneme gideceği anlaşılır.

O kadar değilse, alt limit nedir?
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #22 : 19 Mart 2009, 11:34:37 ÖÖ 11 »

Alıntı
Bir kulun cehennem azabından azade olması için, inanma ve bilmesinin ölçü ve miktarı nedir?
Neye ne kadar inanacak, neyi ne kadar bilecek ki, cehennemden kurtulabilsin.

Eğer herkesin imanının ve Bilgisinin Rasulullah olması kadar denirse, Rasulullahtan başka herkesin cehenneme gideceği anlaşılır.

O kadar değilse, alt limit nedir?

İSRA 15 ayeti herşeyi açıklar.(.........Bir peygamber-UYARICI  göndermedikçe hiç kimseyi azaba çarptırmayız.)]

ÖLÇÜ VE MİKTARI, UYARICININ YANİ ALLAHTAN GETİRDİĞİ VAHYİN TEBLİĞİ İLEDİR.
ALLAH KULLARINI KENDİ VAHYİ İLE SORUMLU TUTMAKTADIR BUNUN ALT VEYA ÜST SINIRI YOKTUR
Logged
m.ufukalp
Mehmet Ufukalp
ÜYELİĞİ SİLİNDİ
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 423



« Yanıtla #23 : 19 Mart 2009, 12:51:23 ÖS 12 »

O halde müslüman olmanın şartı nedir? Bu şarta göre kime müslüman veya değil denebilir?
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #24 : 19 Mart 2009, 12:59:33 ÖS 12 »

UFUKALP KARDEŞİM ÇOK GÜZEL SORULAR SORUYORSUNUZ.

Alıntı
O halde müslüman olmanın şartı nedir? Bu şarta göre kime müslüman veya değil denebilir?

BU SORULARIN CEVABINI GERÇEKTEN Mİ BİLMİYORSUNUZ, YOKSA ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ KONULAR MI VAR
Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1056



« Yanıtla #25 : 19 Mart 2009, 01:35:13 ÖS 13 »

Yazımda ayet numarası vermeden Kuranın bende oluşturduğu kanaatleri dile getirmekle yanlış yaptım. Ve bu yanlışımı kanaatlerimin oluşmasında etken olan ayetleri aktararak düzeltmeye çalıştım. Yazıyı düzenlenmiş haliyle yeniden değerlendirirseniz memnun olurum.

Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.  Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz. Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter, (İsra/15-17)
ayetin siyak ve sibakını dikkate alırsak azabın dünyevi bir azap olduğunu anlarız.
Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz. Senin Rabbin, 'ana yerleşim merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz. (Kasas/58-59)

Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar. Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır. Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir. O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır. Ve kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik; Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için. Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler. (50)Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik. Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver. (Furkan43-52)

Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı(savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (Nisa/165)

Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, biz hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz. (208)(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.  (Şuara/208-209)

(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye. (Kasas/46)

Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik).  Umulur ki hidayet bulurlar. (Secde/3)

Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu, sizi babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir." İnkâr edenler de, kendilerine geldiği zaman hak için: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler. (43)Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik. (Sebe/43-44)

Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın. (Fatır/24)

Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiç bir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik." (Mülk/8-9)
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #26 : 19 Mart 2009, 01:46:33 ÖS 13 »

ayetin siyak ve sibakını dikkate alırsak azabın dünyevi bir azap olduğunu anlarız.
Alıntı

İSRA 15: Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

BU AYETİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ VE SİZ YALNIZCA DÜNYADAKİ AZABIN MI VAR OLDUĞUNU ANLAMAKTASINIZ. O HALDE DÜNYADA VAR AHİRETTE YOK. ÖYLE Mİ ?
Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1056



« Yanıtla #27 : 19 Mart 2009, 01:53:42 ÖS 13 »

Benim bütün bu yazdıklarım ve aktardıklarımdan siz ahiret azabı yoktur anlamını çıkarttıysanız benim sizinle konuşacak bir kelime dahi sözüm kalmaz dostum. Rabbim nefislerimizi öne sürmekten bizleri korusun. Allaha emanet ol, yolun açık olsun...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #28 : 19 Mart 2009, 01:57:04 ÖS 13 »

Alıntı
Benim bütün bu yazdıklarım ve aktardıklarımdan siz ahiret azabı yoktur anlamını çıkarttıysanız benim sizinle konuşacak bir kelime dahi sözüm kalmaz dostum. Rabbim nefislerimizi öne sürmekten bizleri korusun. Allaha emanet ol, yolun açık olsun

BU NE KIZGINLIK VE NASIL USLUB ALLAH AŞKINA !

AYETLERE YANLIŞ ANLAM VERMEYİN LÜTFEN BÜTÜN TARTIŞMALARIMIZ BU HAK İÇİNDİR

SİZE SAYGILAR SUNARIM
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #29 : 19 Mart 2009, 02:00:30 ÖS 14 »

İSRA 15:...Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

AYETİ GENELDİR. VE ZATEN KONUMUZUN BAŞLIĞI İLE İLGİLİDİR

KULA TEBLİĞ OLMAYINCA CEHENNEM AZABI HAK OLMAZ

HEM DÜNYADA VE HEM DE AHİRETTE HAK OLMAZ.

YAZDIĞIM TÜM AYETLER BUNA DELİLDİR
Logged
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.262 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu