İLK YARATILAN İNSAN KİM ?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > İLK YARATILAN İNSAN KİM ?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > İLK YARATILAN İNSAN KİM ?
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İLK YARATILAN İNSAN KİM ?  (Okunma Sayısı 65515 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #30 : 13 Kasım 2008, 12:42:54 ÖÖ 00 »

İlk insan Hz. Havva mı?
 
Geçenlerde Nöröşirürji Profesörü İsmail Hakkı Aydın'ın bir makalesini okudum. Makalede ilk yaratılan hücrenin Hz.Adem değil de Hz. Havva'nın olduğu Nisa Suresi ilk ayetine dayandırılarak ileri sürülmektedir. Bu konunun müzakere edilmesi amacıyla ilgili makaleyi ekliyorum. Selamlar.
Prof. Dr. Faruk Karaca
Atatürk Üni. İlahiyat Fak.
Erzurum
 
Bilim Nereye Koşuyor-2
 
James D. Watson 1928'de Chicago da doğdu. 1950 ve 1953'te Kopenhag ve Cambridge'de çalıştı. Burada Francis Crick ile DNA'nın yapısını çözümledi ve Maurice Wilkins ile birlikte üçü 1962'de Nobel Ödülü'nü aldılar. 1956'da Harvard Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Biyokimya Profesörlüğü'ne getirildi.

"DNA, tüm hücrelerin kromozomlarında bulunur ve tüm genler DNA'dan meydana gelmektedir." Avery bu tezi ileri sürdü. Şayet bu faraziye doğru ise, hayatın sırları proteinlerde değil, DNA'da olmalıydı. Bu noktadan hareketle James, araştırmalarına başlar. Francis Crick'in Mükemmel Biyolojik İlkesi; genin kendi kendini çoğaltabilmesi, yani hücre bölünmesi sırasında kromozom sayısı iki katına çıktığında kendi kendisinin ikinci bir kopyasını çıkartabilme kabiliyetidir. 1950'li yıllarda bu fikre bir çok bilim adamı karşı çıkıyordu.

"DNA tuzu için bir yapı önermek isteriz. Bu yapının biyolojik öneme sahip yeni özellikleri vardır..." diye başlayan 900 kelimelik makaleyi daktilo eden Watson'un kız kardeşi Elizabeth idi. Bu Nobel alan çalışmayı içeren yazı, 2 Nisan Çarşamba günü yayınlanmak üzere NATURE editörüne gönderilmişti. Bu makalede, genetik maddenin kendini kopyalama mekanizmasını da içerdiğini görmekteyiz. Bu tarihte, çok ilginçtir ki, James D. Watson ancak 25 yaşında idi.

Kuran-ı Kerim'de, Nisa suresinde, insanların tek bir nefisten yaratıldıkları, Adem'den de Havva'nın yaratıldığı, daha sonraki mahlukların da çift olarak yaratıldıkları ifade edilmiştir. İbn Mace'nin kaydettiği bir hadiste, Havva'nın, Adem'in kaburga kemiğinden (kopyalanarak) yaratıldığı belirtilmektedir. Diğer bir hadiste de, kadının kaburga kemiğine benzetilerek çok nazik ve kolay incinir olduğunun belirtilmesi, birbirini destekler mahiyettedir. Yaratılışın, cinsiyetin babaya bağlı oluşu, toprak, Adem, Havva ve tüm insanlık matematiksel çizgisinde, kromozomal bir gerçek olduğunu ortaya koymaktadır.

Bugün, bilim çevrelerinde kopyalama adı ile yapılan araştırmalar, Allah'ın yaratma fiilini sebepler planında anlayarak, onu taklit ederek ve sebepleri belli noktalarda değişikliğe uğratarak, yine O'nun yarattığı hücreyi, sistemi ve mekanizmaları kullanmak ve devreye sokmak suretiyle, bir canlının anne karnında gelişmesini değişik bir yoldan sağlamaya vasıta olmaktan ibarettir. Bu maturasyon merhale ve basamaklarının hızlandırılabilmesi, atlatılabilmesi ve birleştirilebilmesi, hiçbir zaman yaratılışa müdahale olarak addedilmemelidir. İlmin sonu yok ve her araştırma, öze varmada bir basamaktır. Yumurtanın spermle döllenmeden de elektriki veya fiziki faktörlerle bölünmesinin uyarılabileceği ve ana karnında bir canlıyı meydana getirebileceği gerçeği, Kuran'ın asırlar önce işaret ettiği hücresel füzyon olan Adem'den Havva'nın, Meryem'den İsa'nın kopyalanmasının (hem erkekten, hem de kadından kopyalamak) sistemini, mekanizmasını ve bu husustaki ayet ve hadisleri anlamada önemli bir adım olmaktadır. Bu arada, Nisa suresinin ilk ayeti dikkatle incelendiğinde, ilk yaratılan canlı hücrenin Adem'in değil, Havva'nın hücresinin olduğu ve bu hücreden Adem'in ve ondan da Havva'nın (Kopyalandığı?) yaratıldığı kanaatimin hasıl olduğunu da ifade etmek isterim. Bu açıdan bakıldığında, sadece dişi hücreden değil, erkek hücresinden de kopyalamanın yapılabileceğine işaret edildiği ihtimal dahilindedir.

Bilimin ışığında bugün gelinen noktada, genetik alfabenin ve kodlamanın sınırları belli ölçüde çözülmüş ve genetik program mekanizmalarının işlevleri taklit ve takip edilerek canlılar üzerinde bir takım değişiklikler yapılmaya başlanmıştır. Bitki, besin ve hayvan ıslahlarının bütün bu çerçevede sayılabileceği, ve bilimin insanlığa daha yararlı bir hale gelebileceği düşüncesi ile bilim adamları art niyetten ari bir politika güderek ve buna yönelik önlemler de alarak, gayret sarf etmelidirler.

1970'li yıllardan beri, üreme hücrelerinin klonlama çalışmaları, büyük bir hızla devam ede gelmektedir. Bugün, değişim baş döndürüyor, nörobiyokimya, nörobiyoloji, nörofizyoloji, nörofarmakoloji, mikronöroanatomi, nöroimmunoloji, nörogenetik, geno-kromozomal cerrahi, telemedisin, robotik cerrahi, endonöroşirurji, nanonöroşirurji, nanoteknoloji heyecan veriyor, adrenalin deşarjına sebep oluyor, seratonin tepe yapıyor, tüm bilim adamlarını empati, otokritik ve vicdan muhasebesi yapmaya zorluyor, cerrahi tatmini etkiliyor, operatif ve ilmi libidoyu tetikliyor, insanın kaliteli yaşam ve refahını yükseltiyor, dünyayı daha yaşanılabilir bir ortam haline getiriyor, gençlere yeni ufuklar açıyor, velhasıl her alanda sıra dışı etkileşimlere neden oluyor.

Ancak, klonlomanın yanında tüm araştırma alanlarında, konuların ahlaki boyutları, asla göz ardı edilmemelidir. İnsan kopyalaması üzerinde çok düşünülmeli ve sınırları belirlenmelidir. Birçok yan ürün ya da kontrol dışı garip, hatta tehlikeli yaratığın neler doğurabileceği, çevreyi ve insanlığı ne büyük tehlikelerin beklediği unutulmamalıdır. Yarın, insanlık, Alfred Nobel gibi kefaret ödemekle de kendini kurtaramayabilir ve çok geç olabilir. Her işte olduğu gibi, laboratuvarlarda, bilimsel çalışma ve araştırmalarda da, insanlığa hizmet, iyi niyet, dürüstlük ve samimiyet temel düstur olmalıdır. Ancak, bu esaslar da mutlaka ulusal ve uluslararası kanunlarla belirlenmeli ve art niyetler kontrol altına alınmalıdır. Genetik kopyalama sistemine bağnazca karşı çıkmak da, ışığa, bilime, medeniyete ve gerçeklere karşı çıkmaktır.

Bugün bu makaleyi yazarken, ateşte kaynayan bizmut dolu kazanı, sabır, itina ve büyük bir umutla karıştıran kamburu çıkmış, avurtları çökmüş, uranyumun çok acı bir şekilde kendisinden intikam aldığı, bir polonyum ve dolayısı ile Polonya aşığı, Manya Küri'yi görür gibiyim.


(Not konuya ilişkin görüşlerimi daha önce de yazdım.İlk insanın Adem mi Havva mı olduğu beni çokta fazla ilgilendirmiyor.Veya daha doğru tabirle ilk yaratılandan hareketle birinin birinden üstün olduğu tezini savunmayı abesle iştigal kabul ediyorum.Kadın- Erkek Rabbimin her biri için bir diğerine lutfudur,rahmetidir.)
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #31 : 13 Kasım 2008, 05:01:44 ÖÖ 05 »

Alıntı
Aziz talib-i ilim,
aleyküm selam
1. o gazetenin yaptığı istismardır, zaten bunu siz de biliyorsunuz.
2. Evet, bahsi geçen alimlerimizin düşüncesi budur, aktarılanlar doğrudur.
3. Onların "tekamül sünnetullahtır" ilkesine dayalı Kurani görüşlerinden (ki bendeniz de aynı görüşteyim) Darwincilik çıkmaz. Böyle bir şey, Peygamberi Müseylime'den yola çıkarak anlamaya çalışmak kadar tutarsızdır.
4. Darwin bir değersizleştirme operatörüdür, tıpkı Freud ve Marx gibi. İnsanı kutsaldan koparıp hayvana eklemlemek amacındadır. İslam'ın ve İslam alimlerinin tekamül inancı, insanı "Ahsen-i takvim"e ulaştıran bir süreci ifade eder

TEKAMÜL İLE EVRİMİ BİRİBİRİNDEN ÇOK NET AYIRT ETMEMİZ GEREKİYOR  Kİ NEYE TEKAMÜL DİYECEĞİMİZİ NEYE DİYEMİYECEĞİMİZİ BİLELİM. BİZ ADEM DEN ÖNCE YAŞAMIŞ BAZI TÜRLERİNDEN İNSANINSIMSI ÇEŞİTLERİNDEN MEYDANA GELDİĞİNİ SÖYLİYEBİLİYORSAK BU TEKAMÜL MÜDÜR YOKSA APAÇIK BİR EVRİM Mİ OLMAKTADIR?

BİR DEFA BU ÇOK ÖNEMLİ OLAN BU İFADEYİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURALIM. TEKAMÜL İNANCI ALTINDA EVRİME GÖZ KIRPMAYALIM. VEYA EVRİM KELİMESİNDEN KORKUP TEKAMÜL KELİMESİNE SIĞINMAYALIM
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #32 : 13 Kasım 2008, 06:27:31 ÖÖ 06 »

İnsan Suresi
1-İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar),tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemişmiydi (ki) , henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi?


Ayette gecen "kendisinin anılmaya değer bir şey olmadığı bir zaman periyodu" ifadesi, Nenderthal veya Ilk insan olarak temsil edilen magaralarda yasayan ve "maymun'a benzetilen" insanin dusunemeyen ve deger uretemeyen formunu ifade ettigini dusunmuyorum. Olsa olsa bunlar insana benzetilen insansı mahluklar dediğimiz maymunlardır Yani insanla akrabalığı en üst derecede bulunan orangatan dediğimiz bir cins maymun türüdür ki, yaratılış şekil itibarı ile insana en çok benzeyen ve  benzetilendir ve aklı melekesi de insanlara en yakın olandır.

Dolayisiyla, ayetlerden Adem ile Havva'nin dusunebilen (ve Yaradan'in mesajlarini anlayabilen) ilk insanlar olduklarinı anlıyorum.


Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hîn) gelip-geçti.

Hz Adem'in yaratılışında O henüz İnsan değilken ve adı konulmamışken ve ne olduğu henüz bilinmezken uzunca bir süre geçmiştir

İNSANIN İNSAN OLARAK TARİH SAHNESİNE ÇIKMASINA KADAR GEÇEN ZAMAN KESİTİNDEN ÖYLE BİR ZAMAN GEÇTİ Kİ, O ZAMANLAR DA DAHA HENÜZ İNSAN İNSAN OLARAK ANILMIYORDU.

İnsan insan olarak yeryüzünde yaratılması için bir takım sebebler ve düzenlemelerin yapılması gerekiyordu ki, bütün bunlar  Allahın Ol sözüyle artık insan yaratılmış olacaktır

İstediğimiz zaman herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)

ALLAHIN OL DEMESİ İLE HERŞEY BİRDENBİRE ANINDA OLAMAZ. BİR ÇIRPIDA MERHALELER GEÇİRİR. YARATILIŞ PROĞRAMINA UYARAK OLMAYA BAŞLAR. ÖRNEĞİN İNSANIN ANA RAHMİNDE YAKLAŞIK 9 AYDA YARATILMASI GİBİ. YANİ OLMAYA START ALIR

Şu soruları sormamız önemlidir. Hz. Adem, yeryüzünde ilk insan mıydı? Hz. Adem'den önce yaşayan insanlar var mıydı? Eğer varsa, Hz. Adem'i onlardan ayıran özellik neydi? Hz. Adem nerede yaratılmıştı? İnsan nesli nasıl çoğalmıştı

ADEM YARATILMADAN ÖNCE İNSANSILAR MI VARDI VE ADEM BU İNSANSILARDAN MI YARATILDI. PEKİ BİZ BUNA TEKAMÜL MÜ DİYEBİLİRİZ YOKSA EVRİM Mİ ?

Eğer Adem kendinden bir önceki insanmısı varlıktan den türemiş ise evrim var demektir. Tekamülde bir türden farklı bir türe geçiş yoktur. Canlı aynı türde kalarak daha gelişmiş bir hal alabilir. Yani insanımsıdan insan meydana gelmez.

PEKİ İNSANLIĞA GEÇİŞ NASIL OLDU ? BU PEK AÇIK EVRİM MODELİDİR.  İNSAN TÜRÜNÜN KENDİ İÇİNDEKİ EVRİMİNDEN BAHSEDİLİYOR. İNSANIN KENDİ TÜRÜ İÇİNDEKİ EVRİMİ MÜMKÜN MÜ ? HZ ADEMDEN ÖNCEKİ İNSANIMSI NESİL NE OLDU DEVAM MI ETTİLER YOKSA YOK OLUP SİLİNDİLER Mİ ?

Hz. Adem yaratılmazdan önce var olan varlıklara "insansılar" adı veriliyor  bu nasıl bir ifade ? İnsan değil, insana benzeyen bir tür varlık. Buna açıkça deyin ki bu insanla akrabalığı en üst olan orangatan maymundur. Hem insana şekil bakımdan en çok benzeyen ve hem de aklı melekeleri insana yakın olan bir canlı işte o apaçık ortangatan cinsi maymundur .
 
DİKKAT ! ORANGATAN İnsanımsıdır artık maymunumsu değil. Maymunla insan arası geçiş formudur.

BİR CANLININ BAŞKA BİR YARATIĞA DÖNÜŞMESİ NASIL OLMAKTADIR.?
 
Bu konuda bize açıklayıcı net ayet var o da ancak şu şekilde olabilmektedir


NUH 14=MÜMİNUN 14 BİRBİRLERİNİ TEFSİR EDEN AYETLERDİR.

Müminun-14- Sonra spermayı embriyoya dönüştürdük. Arkasından embriyoyu et parçasına dönüştürdük, arkasından et parçasından kemikler yarattık, arkasından kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratığa dönüştürdük. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir!

Farklı meallerde şöyledir

Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik-Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik.- Sonra onu bambaşka bir varlık olarak yarattık-sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık.- sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik.

NUH-14: Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.

Kurân-ı Kerim'e göre insanın yaradılışını iki bölümde inceleyebiliriz. Hz. Adem' jn yaratılışı. Anne rahminde insan yavrusunun yaratılışı. Hz. Adem'in yaratılışı diğer insanlardan farklı olsa da belli bir süreçte yaratılmıştır.

İNSAN -2. Şüphe yok ki: Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık, onu imtihan ediyoruz, imdi onu işitici, görücü kıldık.

MUMİNUN-12- Andolsun ki, biz insanı süzme çamurdan yarattık.

Mü’minun – 13. Sonra onu sağlam bir karargâhta bir nutfe kıldık

Evet tüm insanların yaratılış prensibi bu aşamayla olmuştur. Bu kesin ayettir. Ademden önce insanlar varsa onlar da bu şekilde yaratılmışlardır.

İLK İNSAN NESLİ DE AYNI ŞEKİLDE YARATILMIŞTIR. HATTA İLERİ DERECE GELİŞMİŞ TÜM OMURGALI HAYVANLAR DA

Hz. Adem (as) ilk insan değil miydi? Bazılarının düşüncelerine bakarsanız, İnsan Suresinin birinci ayetine göre değildi. Bana göre bu ayetle Kur’an–ı Kerim Hz. Adem’in ilk insan olduğunu ima ediyor! Buradaki imânın altını çizip geçelim. İnsan Suresinin ilk ayeti söylenenlerin tersine Hz. Adem’in ilk insan olduğunun açık belgesini oluşturuyor. Şöyle ki, ayette “insanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?” buyruluyor. Buradaki soru, özel tabiriyle takriîrî istifhamdır. Sorulanı tasdik sadedindendir ve “geçti” manasını verir. Öyle olunca ayetin anlamı şöyle verilir: “İnsan üzerine zamandan bir süre geçti ki o anılır bir şey değildi. Yani insan adıyla anılan, anlaşılan, insanlık mahiyetiyle düşünülen bir şey olmamış, insan diye tasavvur edilen bir varlık vücut bulmamıştı”. Böylesine açık bir ilahi deyişten anlaşılan, insan cinsinden (Hz. Adem’den) önce başka varlıkların yaratılmış olduğudur. Bu ise Hz. Adem’in insan cinsi olarak ilk yaratılan varlıktır demektir.

Hz.Ademin yaratılış evreleri Yüce Kitabımıza göre şöyledir ;

NOT: MERHALERLE DEVAM EDECEĞİM






Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #33 : 13 Kasım 2008, 06:11:21 ÖS 18 »

Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.”
(Tîn: 4)
“Ona kendi ruhumdan üfledim.”
(Sâd: 72)
“O’nun âyetlerinden (varlığının delillerinden) biri de sizi topraktan yaratmış olmasıdır. Sonra hemen birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız.”
(Rûm: 20)


İlk İnsan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın Yaratılışı: Meleklerle olan  konuşmadan sonra, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah-u Zülcelâl Vel-kemâl Hazretleri Âdem Aleyhisselâm’ı yarattı.
Âyet-i kerime’sinde:
“Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ‘Ol!’ dedi ve oluverdi.” buyuruyor. (Âl-i imran: 59)Bir şeyi yaratmak istediği zaman; onu düşünüp tasarlamaya, zamana, mekâna ve nümuneye muhtaç değildir. Kâinatı ve içindeki her şeyi misalsiz yaratmıştır. Her şeyin ilk nümunesini yaratan O’dur.

Âdem Aleyhisselâm’ın yaratılışında Allah-u Teâlâ’nın kudretinin tecellileri kat kattır
Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor:
Andolsun ki biz sizi yarattık.” (A’raf: 11)Siz hiç bir şey değilken, şu bulunduğunuz şekil ve biçimi almadan önce ilk mayanızı takdir ve icad ettik.

Burada bizzat Âdem Aleyhisselâm’ın yaratılışı yerine, bütün insanların yaratılışı ifade edilmiştir. Çünkü onun yaratılmasından maksat, nesli vasıtasıyla yeryüzünün bayındırlığının sağlanmasıdır. Böylece onun yaratılışı, bütün insanların yaratılışı mesabesindedir.
“Sonra size şekil verdik.” (A’raf: 11)

Yaratılışın başlangıcında şekilsiz bir yaratık olduğunuz halde sizi “Ahsen-i takvim” olan insan şekline koyduk.

Toprağın Merhaleleri Ve Ruh Verilme:
Âdem Aleyhisselâm’ın yaratıldığı toprak, muhtelif Âyet-i kerime’lerde değişik terimlerle ifade edilmektedir:
1– Âdem Aleyhisselâm’ın vücud buluşunun ana maddesinin toprak oluşu.
Âyet-i kerime’de:
“Allah onu (Âdem’i) topraktan yarattı.” buyuruluyor. (Âl-i imran: 59)Yeryüzünde hiç insan yok iken, kuru toprağa hayat vererek insan cinsini yaratmıştır.
Burada başlayış unsurunun toprak olduğu belirtilmiştir

2– Toprağın su ile hamur edilip çamur haline getirilmesi.
Âyet-i kerime’de şöyle buyruluyor:
O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya da çamurdan başlayandır.” (Secde: 7)
Bütün canlıların menşei toprak ve sudur. O’nun her yarattığında bir başka güzellik vardır.
Diğer bir Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“O ki, insanı sudan yarattı” (Furkan: 54)
Yalnız “Hakir su” denilen insan nutfesinden değil, hiç insan tohumu yok iken, hayatın kaynağı olan ve gökten indiği bildirilen sudan yarattı.
“Onların arasında soy ve hısımlık meydana getirdi.” (Furkan: 54)Birincisi, soy kendilerine nisbet edilen erkeklerdir. Zira nesep babalara âittir. İkincisi, kendileri sayesinde akrabalık kurulan hanımlardır. Nesep sayesinde birbirleriyle kaynaşırlar, evlilik akrabalığı sayesinde de aralarında sevgi ve muhabbet olur.
“Rabbin her şeye kâdirdir.” (Furkan: 54)
Çünkü O, tek bir maddeden çeşitli uzuvları ve değişik özelliklere sahip bir insanı yaratmayı ve o insanı, erkek ve dişi olmak üzere farklı sınıfa ayırmayı takdir etmiştir.
 
3– Çamurun süzülerek özleştirilmesi:Allah-u Teâlâ, önce çamurdan seçerek bir sülâle çıkarmış ve insanı ilk defa o sülâleden yaratmıştır. Yaratıldığı toprak da her türlü topraktan süzülmüştür.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Andolsun ki biz insanı süzme çamurdan yarattık.” (Müminun: 12)
Çamurdan madenleri, bitkileri ve hayvanları sıyırıp çıkardıktan sonra, bunların hülâsasından da insanı hiç yokken yaratmış ve insan bunların sonuncusu olmuştur.

4– Çamurun istenilen şekli almaya elverişli ve hazır duruma gelmesi.Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
Biz onları (insanı) özlü ve yapışkan bir çamurdan yarattık.” (Saffat: 11)
Nutfenin gıdadan, gıdanın da suyla toprağın karışmasından olması sebebiyle, insanların hepsi çamurdan yaratılmışlardır. Çamur, su ile karışık bir toprak olduğu için Allah-u Teâlâ onu yapışkanlık sıfatı ile vasıflandırmıştır.
Âdem Aleyhisselâm’ın çamuru hazırlanırken bir takım safhalardan geçirilmiş, tedrici bir tekâmüle tabi tutulmuş ve böylece her safha ve kademede insan cinsinin özelliği korunmuştur.
 
5– Çamurun şekillendirilerek kurutulması ve havanın tesiri ile renginin değişmiş olması.
Âyet-i kerime’de şöyle buyruluyor:
“Andolsun ki biz insanı pişmemiş çamurdan, işlenebilen kara balçıktan yarattık.” (Hicr: 26)
İnsanın aslını ve ilk ferdini herhangi bir misli ve benzeri olmaksızın, diğer fertlerin yaratılış çekirdeğini de içinde taşımak üzere kara balçıktan yarattık.
O kurumuş çamurun esası; su ile çok zaman karışmış ve rengi siyahlaşmış, su ile çok durmaktan kokmuş, sonra da kurumuş çamurdur.

6– Çamurun iyice ıslah edilmesi ve âdeta saksı gibi merhalelerden geçirilerek pişmesi.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Allah insanı ateşte pişmiş gibi kuru bir balçıktan yarattı.” (Rahman: 14)Allah-u Teâlâ Âdem Aleyhisselâm’ı; toprağı çamur haline, sonra kara balçık, daha sonra ses getiren kuru balçık haline getirerek topraktan yaratmıştır.
Bunlar yaratılışın merhaleleridir ve ilâhî kudretin tecellisiyle şekillendirilmiştir.
 
7– Ruh verilerek yaratılışın kemale ermesi.
Âyet-i kerime’de şöyle buyruluyor:
Ona kendi ruhumdan üfledim.” (Hicr: 29 - Sâd: 72)
Böylece ilâhî ruh, şekillendirilmiş balçığa girince her tarafına sirayet etti, orada hayat ve hareket başladı. O basit balçığa o üstün ve yüce insanlık şerefini veren unsur, bu ilâhî ruhtur.
Ruh Allah-u Teâlâ’nın emrindendir. Üfleme tabiri de maddeye fiilen hayat başlangıcının akışını temsil eder.
Allah-u Teâlâ onu şereflendirmek, üstün bir varlık, şerefli mahluk olduğunu ve Rabbi ile münasebeti olan bir durumu bulunduğunu ortaya koymak için ruhu kendisine nisbet etmiştir.
İlâhî ruhtan üflenen nefha bu bünyeyi meydana getirmiş ve insan en mükemmel bir şekle ve en güzel bir hale gelmiştir.
Bu cismen küçük, gücü az, eceli kısa, ilmi sınırlı olan varlık; naîl olduğu bu izzet ve şerefe, kıymet ve değere o ilâhî nefha olmasaydı eremezdi. O ilâhî nefha, onu Allah-u Teâlâ ile ilgi kurmaya ehliyetli kılmaktadır.

Merhalelerdeki Hikmet ve İbret:

Âdem Aleyhisselâm’ın yaratılış safhasından insan haline gelmesine kadar uzun bir zaman geçmiştir.
İnsan anılmaya değer hiç bir şey değil iken, zayıf ve güçsüz bir varlık olduğu halde; Allah-u Teâlâ bu değersiz damlayı geliştiriyor, iskeleti kuruyor, ruhunu nefhediyor ve insan olarak yeryüzüne gönderiyor
.

Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
“İnsan anılmaya değer bir şey olana kadar, üzerinden uzun bir zaman geçmemiş midir?” (İnsan: 1)


Âdem Aleyhisselâm çamur halinde yoğurulup hazır duruma getirildikten sonra, ruh üfürülmeden, şekillendirildiği hal üzere bir süre bekletilmiş, ruhunun üflenmesine uygun bir kıvama getirilmiştir.

Kâinat ve yeryüzündeki canlılar Âdem Aleyhisselâm’dan çok önce yaratıldıkları için, o dönemde ismi, cismi ve nişanı yoktu.

İnsana gelince;
Dünyaya gelmeden önce babasının sulbünde bir hücre ve onu yaratacak olan Allah-u Teâlâ’dan başkasının bilemeyeceği kerih bir su idi. Üzerinden belli bir zaman geçti, ki o zaman yeryüzünde ismi esamesi yoktu. Ne gibi bir isim alacağı, niçin yaratılmış olduğu bilinmiyordu. Sonra Allah-u Teâlâ onu mülk âlemine getirdi. Daha önce tanınmayan bir şey iken, tanınan bir varlık oldu. Yaratılışındaki gaye ortaya çıktı
.

Allah-u Teâlâ insanı bir anda yaratmak kudretine haiz iken, insan şeklini alıncaya kadar aradan uzun zamanlar geçmesinde, topraktan ve meniden başlayarak kan pıhtısına, bir çiğnemlik ete ve nihayet insan suretine dönüşmesine kadar yaratılışın her safhasında, hiç şüphesiz ki O’nun kudretinin yüceliğini gösteren bir çok hikmetler ve ibret verici incelikler vardır. Bu deliller her canlıda mevcuttur. Âyet-i kerime’de:

Sizin yaratılışınızda ve yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.” buyuruluyor. (Câsiye: 4)

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #34 : 13 Kasım 2008, 06:47:07 ÖS 18 »

ALLAH HER CANLI TÜRÜNÜ BİR BAŞKA TÜRÜN EVRİMİNDEN DEĞİL ÖZEL PLAN VE PROGRAMIYLA YARATMIŞTIR.

Çünkü her türün hücresinde yer alan genler vardır. Bunlar o türün özelliklerini belirleyip korurlar. Bunlar bir canlının, doğduğu türün çerçevesinde gelişme göstermesini, kesinlikle türünün dışına çıkmamasını, yeni bir tür olarak evrimleşmemesini zorunlu kılarlar. Örneğin; kedinin asli kedidir ve asırlar boyunca hep kedi kalacaktır. Köpek de öyle. At, maymun ve insan için de geçerlidir bu zorunluluk.

Yeryüzünde ki en değerli yaratık olan insan, dünyaya başka bir âlemden, yâda başka bir gezegenden gelmemiştir. Deyim yerindeyse mayası, hamuru, çamuru, nutfesi, huyu ve suyu yeryüzüne aittir. Canlılık varlık alemine gelmeden önce, bir canlının ömrüne kıyasla, çok uzun zaman geçmiştir. Bu canlılığın içerisinde insanın oluşumunu tamamlaması daha bir uzun zaman olmuştur.
 
“İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz uzun bir zaman geçmemiş midir?” (76/ İnsan 1)
 
Bundan iki mana çıkabilir; Biri evrenin ilk başlangıcından insanlığın var edilmesine kadar geçen zaman, bir diğeri de canlılığın oluşumundan insanın tekâmülüne kadar geçen zaman. Her iki manada da insanlığın bakışıyla uzun zamanı ifade eder.

Yaratılan her şey, kendine ait kulvarda/yörüngede amaçlanan bir hedefe doğru akıp gitmektedir. Bütün iş ve oluşlar neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir birini izleyen safhalar içinde olmuştur.

Allah yaratmayı yasalara, koşullara, sebep sonuç ilişkisine ve olaylar zincirine bağlamıştır. Allah’ın “Ol” demesini ben böyle anlıyorum, bir birine bağlantılı, biri diğerinin takip eden bir zincir. Bir insanın ana rahmine düşüşünden olgunluk çağına gelinceye kadar ne merhaleler geçirdiğini hepimiz tecrübe etmişizdir,

işte bu Allah’ın insanın yaratılması için “ol” demesidir.
Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece “Ol,” der ve olur. (2/ Bakara 117)


“Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.” (Nuh, 71/17)

EVET BU BENZERLİK İNSAN İLE BİTKİ ARASINDA KURULMAKTADIR.

İleri derecede gelişmiş bitki türlerine bakacak olursak hepsinde de 2 ana eşey hücresiden yaratıldığı müşahade edilir. Yumurta ve spermin karşılığı onlarda da vardır. Erkek ve Dişi üreme hücreleri polen ve ovaryum onların yaratılış sebebidir.

YERİN ÖZÜNDEN TOPRAĞIN VE SUYUN ÖZÜNDEN OLUŞTURULAN SPERM VE YUMURTA HÜCRELERİNİN BİLEŞİMİNDEN GEREK BİTKİLER VE GEREKSE BİZ AYNI YARATILIŞ ESASINA GÖRE YARATILMIŞIZ

“Ey insanlar: Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah İşitendir ve Görendir. ”(Lokman, 31/28)

İŞTE BEN BU AYETE ÇOK ÖNEM VERİRİM Kİ, YARATILIŞIN NASIL OLDUĞU HAKKINDA BİZE İPUCU VERİR.

Tek bir nefs ne demektir ?

İŞTE BU AYETİ TEFSİR EDEN VEYA BİRBİRLERİNİ TEFSİR EDEN AYETLER


O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık..(enam:98)

 Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
ondan yaratan Allah'tır.(secde:7)


ENAM 98 AYETİNİN SON KISMINA DİKKAT ETTİNİZ Mİ ?
 
Biz anlayanlar için ayetleri ayrıntılı biçimde açıkladık." DİYOR .

PEKİ BİZ ANLAYABİLİYOR MUYUZ VE ANLAYABİLDİK Mİ !

PEKİ ALLAH CANLILARI NASIL YARATIYOR VE YARATMAYA NASIL BAŞLIYOR.?

DEVAMI VAR
 
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #35 : 14 Kasım 2008, 07:48:04 ÖS 19 »

İŞTE BİRİBİRLERİYLE SON DERECE ALAKALI VE BİRBİRLERİNİ TEFSİR EDEN AYETLER

Ey insanlar! Sizi tek bir nefsten  yaratan, ondan da eşini  yaratarak  ikisinden birçok erkek ve kadın var eden Rabbinizden sakının!..” (En-Nisâ, 1 )

Tek nefs dediği ilk insanın yaratıldığı ilk candır. İlk canlı hücredir ki onun propramında ve tasarımında tekamül edecek bir insan vardır. İlk İnsan olarak İlk ruh verilen ilk canlı Ademdir . Ondan da (nefsten de , o candan da ) demek istediği onun yaratıldığı Zigottan EŞ olarak hem erkek ve hem de dişi de yaratılabilir olacak olmasının dendiğidir. Ve yaratılış halen bu şekilde devam edip sürmektedir.

Tek nefsten, tek kişiden yani Ademdeki O nefsin o canın özelliği neydi  ?
 
Ona verilen nefsin, O canın özelliği Zigot oluşu idi. Daha sonraki aşamalarda şekillendirildi et ve kemik giydirildi ve yaratılışı tamamlandı

O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık..(Enam:98)

Allah biz tüm insanları öncekiler ile ve sonrakiler dahil olmak üzere hepsini tek bir nefsin yaratılış oluşumundan ibaret yaratmıştır... Hepimizin bir karar kılış yeri ZİGOT vardır ve bu Zigotunda bir emanet yeri olan ana rahmi vardır. Veya karar kılış yeri olarak ana rahmi, EMANET yeri olarak da Yeryüzü ( Dünya ) vardır. Bir müddet sonra bu emanet yerinden alınıp asıl olan yerimize  ahirete ( Cennet veya cehenneme )  kavuşacağız .

İŞTE AYETİ AYET İLE TEFSİR EDEN AYETLER

MUMİNUN-12- Andolsun ki, biz insanı süzme çamurdan yarattık.
13- Sonra sperma halinde korunaklı bir yuvaya yerleştirdik.
14- Sonra spermayı embriyoya dönüştürdük. Arkasından embriyoyu et parçasına dönüştürdük, arkasından et parçasından kemikler yarattık, arkasından kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratığa dönüştürdük. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir!
15- Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.
16- Sonra siz, kıyamet günü, yeniden diriltileceksiniz


DİKKAT ! İlk insan Hz Ademin yaratılışının da bir karar yeri olarak zigotun ve onun da emanet yeri ana rahmine benzeyen orada tekamül edip, hayat bulacağı toprak-çamur balçık-cıvık ve kurtulmuş çamur yapıdan belirlenen bir karar ve bir emanet yeri vardı

 “Ey insanlar: Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah İşitendir ve Görendir. ”(Lokman, 31/28)

Tek bir nefsin yaratılması ne ise, nasıl ise, nasıl olduysa,  işte hepimizin tüm insanların yaratılması da aynı şekilde olmaktadır.

DİKKAT ! Ölümünden sonra da tekrar dirilme yine aynı esasa göre yine aynı yaratılış prensiplerine, yaratılış yasalarına göre olacaktır.

Tüm insanlar evet ilk insandan son insana ne kadar insan varsa şu ana kadar yaratılan veya bundan sonra  yaratılacak insan da aynı yaratılış esasına göre yaratılacak ve diriltilecektir


Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
ondan yaratan Allah'tır.(secde:7)


O Allah ki, yarattığı herşeyi güzel yapmıştır. Yarattıklarında bir uyumsuzluk ve çirkinlik veya bir hata yoktur. Yarattığı canlılar içinde de en güzel yarattığı  şaheser insan vardır. Tüm  canlılardan daha güzel yarattığı güzellerin daha üstünde yarattığı insan olmuştur.

VE ALLAH İLK NEFSİN, İLK İNSANIN YARATILIŞINI ÇAMURDAN BAŞLATMIŞTIR

Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.”
(Tîn: 4)

“Ona kendi ruhumdan üfledim.” ( Sad- 72 )
"

"Sonra onu (İnsanı) düzeltip tamamladı, içine ruhundan üfürdü, sizin İçin kulaklar, gözler, gönüller yarattı" (Secde 9)

Elmalılı Hamdi tefrişinde Hz. Âdem'in çamurdan çıkarılan bir hulâsadan, yani önce çamurdan istifa (temiz olanı seçme) ile ayrılan bir hulâsadan yaratıldığını ifade ediyor, adeta insanın anne rahminde bir nutfeden yaratılması gibi, önce çamurdan ayrılan nutfe mahiyetini almış hulâsa dan halk edilmiş; sonra ruh verilmiş ve böylece Adem yaratılmış oluyor. Fahreddin Razi de tefsir-i kebirinde Hz. Âdem'in topraktan seçilmiş bir hulâsadan yaratılmış olduğunu vurguluyor.




Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #36 : 14 Kasım 2008, 08:02:29 ÖS 20 »

Rum-20: “O’nun âyetlerinden (varlığının delillerinden) biri de sizi topraktan yaratmış olmasıdır. Sonra hemen birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız.”

VAKIA-58- Fışkırttığınız meniyi görüyor musunuz?
59- Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz?


DİKKAT ! ADEMİ YANİ İLK NEFS OLAN  İLK İNSANI OLUŞTURAN MENİYİ ALLAH  NEREDE OLUŞTURMUŞTU  ( HÜCRESEL YAPIDA TOPRAKTAN İLK DEFA DEĞİL MİYDİ )

60- Ölümü aranızda plânlayan biziz. Hiç kimse bizim önümüze geçemez.
61- Amacımız benzerlerinizi yerinize geçirmek ve hepinizi bilmediğiniz bir alemde yeniden diriltmektir.
62- İlk yaratılmayı bildiniz. Bunu düşünüp ders alsanıza


ÖNEMLİ AYETTİR. İŞTE İLK YARATMAYI SİZE AÇIKLADIK VE BUNU ÖĞRENMİŞ OLDUNUZ VE AÇIKLAMAMIZLA BU YARATILMA PRENSİBİNİ  BİLDİNİZ DİYOR AYET DERS ALSANIZA !
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #37 : 14 Kasım 2008, 08:11:45 ÖS 20 »

İstediğimiz zaman herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)

Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece “OL” der ve olur. (2/ Bakara 117)
Allah her türlü eksiklikten ve noksanlıktan münezzeh olan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Dolayısıyla Allah'ın yaratması için de hiçbir sebebe, araca, aşamaya ihtiyaç yoktur. Dünyada herşeyin belli sebeplere, doğa kanunlarına bağlı olması kimseyi yanıltmamalıdır. Allah, tüm bu sebeplerin Yaratıcısı olarak bunlardan tamamen münezzehtir. . Fakat Allahın takdiridir ki, herşeyin yaratılışını bir sebebe ve  bir yasaya ve bir aşamaya dahil kılmıştır.

Hz Ademden once yeryuzunde "kan dokucu, fesad cikarici" hayvani sifatlarla yasayan varliklarin var olmus olmasi ,hz Ademin ilk insan olma ozelligini ortadan kaldirmaz Hayvansal şekillerine bakarak melekler bu sözleri söylemiş olabilirler

Hz. Meryem'e çocuğu olacağı bildirildiğinde, kendisine erkek dokunmayan bir kadının nasıl çocuğu olabilir? diye itirazda bulunmuş, bunun üzerine Yüce Allah; "Allah dilediğini böyle yaratır. Bir şeyin olmasını isterse ona "OL" der, O da olur. (Meryem-20 )

"Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi. Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır." (Nuh Suresi, 17-18)

Yani öldüğümüzde tüm oluşum  zerreciklerimizi tekrar toprağa iade edecek sonra tekrar tek bir sesle ol sözüyle bu zerrecikler tekrar şahsımızda hayat bulur ve topraktan ilk nasıl çıktıysak ( sperm- yumurta zigot- embiryo şeklinde ) tekrar ilk yaratılıştaki halimiz gibi çıkarız.   
 
İŞTE YALNIZ BİZ DEĞİL, HAYVANLARDA TOPRAKTAN ÖZEL TASARIMLA YARATILIŞMIŞ OLDUĞUNUN EN AÇIK DELİLİ ALLAHIN İSA ( as) ya VERDİĞİ MUCİZE İLE KANITLANMIŞTIR.

Hz. İsa'ya verilen mucizeler arasında çamurdan kuş yapması da vardır. O çamurdan yaptığı kuşa üflemiş, kuş da uçup gitmiştir

devamı var

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #38 : 14 Kasım 2008, 08:39:22 ÖS 20 »

İŞTE YALNIZ BİZ DEĞİL, HAYVANLAR DA TOPRAKTAN ÖZEL TASARIMLA YARATILMIŞ OLDUĞUNUN EN AÇIK DELİLİ ALLAHIN İSA ( as) ya VERDİĞİ MUCİZE İLE KANITLANMIŞTIR.

Hz. İsa'ya verilen mucizeler arasında çamurdan kuş yapması da vardır. O çamurdan yaptığı kuşa üflemiş, kuş da uçup gitmiştir


Allah bizi NASIL topraktan şekillendirmiş ve ruh vermiş ise aynısını da hayvanlar için de yapmıştır. Hz İsa Topraktan kuş yapar ve yaratılışı şeklen, bedenen bitirdiğinde ona Allahın izni ile üfler. Üflediği Allahın ruhu idi ve kuş canlanır hayat bulur.

O balçığa üflerim de, Allah’ın izniyle, o bir kuş olur” [Âl-i İmran Suresi, 3/49]

Üfleyenin üflemesine izin verilmiştir (yani, izin verilen üflemenin kendisidir), böylelikle (Allah’ın izniyle olan) bu üfleme yoluyla kuş yaratılır

O halde Allahın Tüm canlıları nasıl yaratmaya başladığını kendi türleri içinde de aşama aşama yarattığını BU AŞAMA SÜRECİNİ HIZLANDIRARAK BİZE GÖSTERMİŞTİR Kİ. Yani o yaratılan kuşta da en önce hayat bulacak bir zigot karagah yeri olan bir yapısı vardı. İşte bütün bunlar Allahın OL KELİMESİ İLE kudretiyle zamanı hızlandırarak bunu yapmaktadır ve biz insanlara yaratılış delilini kudretini göstermektedir ki, Hz musa peygamberin O cansız asasından o yılanı var ettiği de....

VE ŞİMDİ BİR BENZERLİK KURALIM .BU ÜFLEME VE TOPRAKTAN YARATILIŞ İLE..İNSANIN YARATILIŞ AYETİNİ HATIRLAYALIM. ALLAH NE DİYORDU

“Hani bir zaman Rabbin meleklere: ‘Ben balçıktan bir insan yaratacağım, şeklini tamamlayıp rûhumdan üflediğim zaman hemen ona secde edin’ demişti.” (38/Sa’d, 71-72)

Bakara-260- Hani İbrahim `Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster' dedi. Allah `Yoksa buna inanmıyor musun?' deyince İbrahim `Tabii inanıyorum. Fakat kalbim kesin kanaat getirsin diye bunu istiyorum' dedi.

Bunun üzerine Allah ona dedi ki; `Dört kuş al, bunları önüne koyup yakından incele, sonra kesip parçalarını birer dağın üzerine at, arkasından onları çağır, koşa koşa sana geleceklerdir. İyi bil ki, Allah üstün güçlüdür ve hikmet sahibidir
.

Yüce Allah, Hz. İbrahim’in, öldükten sonra dirilme konusunda gözleme dayalı kanıt isteğini karşılıksız bırakmamıştır. Ona kuşlar üzerinde bir deney yapma imkanı sağlamıştır.

DEVAM EDECEĞİM
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #39 : 15 Kasım 2008, 05:12:29 ÖS 17 »

Alıntı
Bakara-260- Hani İbrahim `Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster' dedi. Allah `Yoksa buna inanmıyor musun?' deyince İbrahim `Tabii inanıyorum. Fakat kalbim kesin kanaat getirsin diye bunu istiyorum' dedi.Bunun üzerine Allah ona dedi ki; `Dört kuş al, bunları önüne koyup yakından incele, sonra kesip parçalarını birer dağın üzerine at, arkasından onları çağır, koşa koşa sana geleceklerdir. İyi bil ki, Allah üstün güçlüdür ve hikmet sahibidir.
Yüce Allah, Hz. İbrahim’in, öldükten sonra dirilme konusunda gözleme dayalı kanıt isteğini karşılıksız bırakmamıştır. Ona kuşlar üzerinde bir deney yapma imkanı sağlamıştır

İŞTE ALLAH BU AYETİ İLE DE BİZE KESİN VE NET BİLDİRİYOR  Kİ, AYNEN KUŞLARI DİRİLTİĞİ GİBİ BİZLERİ DE AYNI ŞEKİLDE DİRELTECEK VE HEPİMİZ BİR ÇAĞRICAYA DOĞRU KOŞACAĞIZ.

İŞTE BİZİM DE İKİNCİ YARATILIŞIMIZ BÖYLE OLACAKTIR. HER BİR PARÇAMIZ VE ZERREMİZ YERDEN TEKRAR BİRLEŞİR VE BİR ÇAĞRICA GÖRE KOŞARIZ


“Ey insanlar: Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah İşitendir ve Görendir. ”(Lokman, 31/28)

Tek bir nefsin yaratılması ne ise, nasıl ise, nasıl olduysa,  işte hepimizin tüm insanların yaratılması da aynı şekilde olmaktadır. Dikkat ! Ölümünden sonra da tekarar dirilmesi yine aynı esasa göre yine aynı yaratılış prensiplerine, yaratılış yasalarına  göre olacaktır.

Tüm insanlar evet ilk insandan son insana ne kadar insan varsa şu ana kadar yaratılan  veya bundan sonra da yaratılacak insan da aynı yaratılış esasına göre yaratılacak ve diriltilecektir

HER İNSANIN DİRİLMESİ YANİ İKİNCİ YARATILIŞI DA AYRI AYRI OLACAK YİNE AYNI TOPRAKTAN AYNI ZERRECİK VE EŞEY HÜCRELERİNDEN( ARTIK BİRİBİNDEN ÇIKAR HALDE DEĞİL YANİ DOĞUMLA DEĞİL. AYNI ANDA OLACAK ŞEKİLDE )

Bir benzerlik kuralım hz ibrahimin kuşları nasıl öldürüp parçalara ayırdı ve sonra da onları çağırdığında tekrar dirilip ona nasıl geldiyseler

İsra-52- 'O gün Allah sizi çağırınca kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanırsınız. "

Nebe-18- O gün Sur'a üfürülür, sizde hemen böiük bölük gelirsiniz.

Kamer-7- Mezarlarından donuk ve ürkek bakışlarla çıkarak çekirge sürüsü gibi etrafa yayılırlar.
8- Kendilerini çağıran çağrıcıya doğru koşarlar. O zaman kafirler "Bu zor bir gündür" derler
.

Allah yaratması ve tekrar diriltmesi ilk yaratması gibi olmaktadır. Yani aynı prensipler ve aynı yasalar üzerine olacaktır ki, burada artık filmin hızlı sarımı gibi zaman hızlandırılmıştır

ZAMANIN HIZLANDIRILMASINA BAŞKA ÖRNEK AYETLER.

İsrail Oğulları'ndan Bir Topluluğun Diriltilmesi
"Hani siz, Yâ Mûsâ Allah'ı açıkça görmedikçe
sana asla inanmayacağız demiştiniz de, nsizi, bakıp dururken, yıldırım yakalamıştı. Sonra
şükredersiniz diye ölümünüzün ardından sizi
tekrar dirilttik" (Bakara, 55-56 )


Beldelerini Bırakıp Kaçanların Kıssası
"Ölüm korkusundan dolayı yurtlarından
çıkan binlerce insanın haline bak! Bunun üzerine
Allah onlara ölün dedi, sonra diriltti. Allah
insanlara karşı çok lütûfkârdır, fakat insanların
çoğu şükretmiyorlar" (Bakara, 243 )


Bu kıssa, bir nevî kıyametteki diriliş sahnesini
gözler önüne seriyor. Binlerce insan ölüyor, sonra
tekrar diriltiliyor. Adetâ kıyametin küçük bir numûnesi
yaşanıyor..


Âyetten
bize lâzım olan şey şudur: Allah Taalâ, Peygamberi
Muhammed (s.a.v)'e, haber vermiştir ki,
insanlardan bir topluluk ölüm korkusuyla beldelerinden
kaçıp çıkmışlar, Allah da onların canlarını
almış, sonra onlar ve onlardan sonra gelenlerin,
can almanın ancak Allah'ın elinde olduğunu bilmeleri
ve böylece ölümden korkmanın faydasız olduğunu
anlamaları için, onları tekrar diriltmiştir.

Âyetteki, "bunun üzerine Allah onlara ölün
dedi" cümlesi ifâde ediyor ki, onlar, Allah'ın emir ve
meşietiyle, bir kişinin ölmesi gibi, derhal ölüvermişlerdir.
Bu itibarla bu âyet, "Bir şeyi murâd ettiğinde
O'nun yaptığı sadece ol! demektir, derhal
oluverir" (Yâsîn, 82) âyetini derhatır ettirmektedir

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #40 : 16 Kasım 2008, 05:11:20 ÖS 17 »

İhsan Eliaçıkın önceki iletilerden şu yazısı da dikkate değer cevablayalım

Alıntı
Hiç düşündünüz mü, Müslümanların kıblesi neden bir Ev (beyt) dir.“Ev’e” yöneliş?
Evet, Ka’be Allah’ın evidir. Fakat aynı zamanda Ka’be Adem ve Havva’nın da evidir. Yani insanlık tarihinde “Ev’e” yönelik yaşamı, “evcil” yaşamı başlatan ilk insanların evidir.Daha önce “yabani” yaşam vardı. Kimi insanımsılar dağlarda, mağaralarda yaşıyor, avlanıyor, birbirinin etini yiyor, kanını içiyor, rasgele cinsel ilişkide bulunuyor, yeryüzünde kan döküp fesat çıkarıyordu.Ev ve aile mefhumu yoktu.Kur’an “İnsanlık için dikilmiş ilk ev (evvelu’l-beyt) Mekke’deki Ka’be’dir” der. (3/96). Keza kendisinde önce ev olmayan en eski ev (beyt-i atik) derken de bunu kasteder.

YERYÜZÜNDE MABET AMAÇLI KURULUAN İLK EV KABEDİR.  ADEM VE HAVVA O EVDE OTURUP MU YERLEŞMİŞTİR ! YOKSA ALLAHIN EMRİYLE İBADET AMAÇLI MI YAPILMIŞTIR

Alıntı
Bunlar ne demek?
Yeryüzünde eve dayalı yaşam bu Ev ile başladı demek…Barbarlıktan uygarlığa bu Ev kurularak geçildi demek…Dolayısıyla buradan Ev’in insanlık sıçramasının ilk hamlesi olduğunu, hayvanca yaşamdan insanca yaşama ilk olarak Ev’e dayalı düzen ile geçildiğini anlıyoruz.Düşünün…
Bizler evlerde yaşamasak ne olurdu?
Ormanlardaki hayvanlar gibi ailesiz, anne baba belirsiz, kim kiminle nerede yatıyor belli değil…Erkek, kadın, çoluk çocuk sokaklarda, caddelerde, ortalıkta…Bütün bunlardan bizi “ev” koruyor, değil mi? Demek ki insan hayatının temeli “ev”dir

PEKİ ŞU ANA KADAR BAZI İNSANLARIN EVSİZ YAŞADIKLARINI NEDEN DÜŞÜNMEYİZ. ÜSTELİK MAĞARALARDA VE AĞAÇ KAVUKLARINDA YAŞAYAN İNSAN TOPLUKLARI VAR MI YOK MU !

Yıllar öncesinin Yaban yaşamı yaşayan ve biribirini etini yiyen rastgele cinsel  ilişkide bulunun insanlar var mı yok mu ? Bırakın bunları medeni topluluk olarak rastgele cinsel ilişkide bulunan ve kan döken fesat çıkaran insan nesli halen günümüzde var mı yok mu ?

Kabe Adem ile Havvanın barınak evi değil Allahın evidir. Yeryüzünde Allah için imar edilmiş ilk mabet Kabedir.

İlk insanlar,bazı târihçilerin zannettiği gibi ilimsiz,fensiz,görgüsüz,çıplak ve yaban hayatı yaşayan vahşî kimseler değildi. Bugün Asya,Afrika çöllerinde ve Amerika ormanlarında tunç devrindekilere benziyen yaban hayatı yaşayan vahşîler yaşadığı gibi,ilk insanlardan da bilgisiz basit yaşayanlar vardı. Bundan dolayı ne bugünkü,ne de ilk insanlar için onlar yaban hayatı yaşıyorlardı ,vahşîydirler denilemez. Hazret-i Âdem ve ona inananlar şehirlerde yaşarlardı. Okuma-yazma bilirlerdi. Demircilik,dokumacılık,çiftçilik,ekmek yapmak gibi san'atları biliyorlardı.

DEVAMI VAR
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #41 : 16 Kasım 2008, 05:42:39 ÖS 17 »

ALİ İMRAN-96 Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.

DİĞER MEALLER DE ŞÖYLEDİR

Şu bir gerçek ki, âlemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke'dekidir

Şüphe yok ki ilk kurulan ev, Mekke'deki evdir. Kutludur ve âlemlere doğru yolu gösterir.

Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.


ALİ-İMRAN 97- Orada apaçık deliller ve İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse güvenliğe erer. O na yol bulabilenlerin Kâbe'ye haccetmesi Allah'ın, insanlar üzerinde hakkıdır. Kim küfrederse bilsin ki Allah alemlerden müstağnidir.

Bakara- 127- Hani İbrahim ile İsmail, Kâbe'nin duvarlarını yükseltirlerken söyle dua etmişlerdi; "Ey Rabbimiz, yaptığımızı kabul et hiç şüphesiz sen herşeyi işiten ve bilensin.


26- Hani İbrahim'e Beytullah'ın yerini gösterdik ve kendisine şöyle dedik; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve bu evimi tavaf edenler, ayakta dikilenler, rükua ve secdeye varanlar için temiz tut. "
27- İnsanlara haccı ilân et. Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşarak yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
28- Gelsinler de çeşitli yararlarını gözleri ile görsünler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belirli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Bu hayvanların etinden hem kendiniz yiyiniz, hem de sıkıntı içinde bulunan yoksullara yediriniz.
29- Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi evi (Kâ'be'yi) tavaf etsinler.


Şu halde bu ev ilk andan itibaren tevhid için TEVHİD AMACIYLA  kurulmuştur. Yüce Allah yerini Hz. İbrahim'e -selâm üzerine olsun- göstermiş, mülkiyetini üzerine almış ve bu temele dayalı olarak kurmasını emretmiştir.

"Bana hiçbir şeyi ortak koşma."

Çünkü burası Allah'ın evidir, başkasının değil... Ayrıca hacılar ve orada namaz kılanlar için temizlenmesini emretmiştir:

"Tavaf edenler, ayakta dikilenler, ve secdeye varanlar için temiz tut."

Bu ev onlar için kurulmuştur çünkü. Allah'a ortak koşanlar, O'ndan başkasına kulluk ederek yönelenler için değil.

Sonra kendisine gösterilen temel üzerine evin kuruluşunu tamamladıktan sonra yüce Allah evin kurucusu İbrahim'e, insanları hacca, Allah'ın dokunulmaz evini ziyaret etmeye çağırmasını emrediyor. İnsanların O'nun bu çağrısına olumlu karşılık vereceklerini, her taraftan eve akın edeceklerini, kimisinin yaya kimisinin de binek sırtında uzak yoldan çağrısına koşacağını vadetmişti.

"İnsanlara haccı ilan et. Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşacak yorgun develer üzerinde sana gelsinler."

Kuşkusuz yüce Allah'ın vaadi Hz. İbrahim'in yaşadığı günlerde gerçekleşmişti. Bugün de yarın da böyle olacaktır. İnsanlar gruplar halinde bu dokunulmaz eve yönelecekler, onun çevresinde dönmeye koşacaklar. Zengin olan, binek bulabilen, ona, binerek gelir. Değişik araçlara binip oraya koşarlar. Fakirler, yoksullar da, ayaklarıyla gelirler. Binlerce yıldan beri Hz. İbrahim'in -selâm üzerine olsun- insanlara duyurduğu Allah'ın davetine koşmak üzere binlerce insan uzak yerlerden akın ederler buralara.
Bu noktada surenin akışı hac esnasında uygulanan bazı işaretlere ve bu işaretlerle gözetlenen hedefe değiniyor.

"Gelsinler de çeşitli yararlarını gözleri ile görsünler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belirli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Bu hayvanların etinden hem kendiniz yiyiniz hem de sıkıntı içinde bulunan yoksullara yediriniz."

"Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi evi (Kâ'be'yi) tavaf etsinler."

Hacıların gördüğü birçok yararlı şeyler vardır. Bir kere hac bir mevsim, bir kongredir. Hac bir ticaret ve ibadet mevsimidir. Toplanma ve tanışma kongresidir. Dünya ve ahiretin buluştuğu, aynı şekilde inanca ilişkin uzak-yakın anıların buluştuğu bir farzdır. Ticaret ve pazar esnafı hac döneminde oldukça hareketli, bol sürümlü bir mevsim yaşarlar. Çünkü bu dönemde bu dokunulmaz evin çevresine, dünyanın dört bir yanından, birçok ürün gelir. Her taraftan, her kafileden akın eden hacılar, değişik mevsimlerin yaşandığı farklı ülkelerden birçok ürünler sunarlar. Ama bu farklı mevsimlerde yetişen ürünler bir mevsimde bu kutsal evin çevresinde toplanır. Bu haliyle hac bir ticaret mevsimi, 'ürünlerin sergilendiği bir panayırdır. Her sene kurulan uluslararası bir pazardır.

Bir ibadet mevsimidir hac. Orada ruhlar arınır. Allah'ın dokunulmaz evinin çevresinde Allah'a yakınlığı hisseder. Parlak ve güzel hayaller gibi canlanan hatıralar bu evin çevresinde uçuşur, mü'minler kendinden geçer, huzura kavuşurlar.


HZ İBRAHİM VE OĞLU İSMAİL TARAFINDAN ONARILAN VE YENİ İNŞA EDİLEN KABE Binasının hiç bir zîneti yoktu, tavan örtülmemişti. Dış görünüşü itibariyle taştan, herhangi bir ustanın örebileceği bir bina idi. Ama hiç bir usta, bu derece samimi duygular içinde bir binayı meydana getiremezdi. Dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın bu değerde olamazdı. Bakınız ( Peygamberler Tarihi, A.Lütfi KAZANCI )

Hz. İbrahim’in, Kâbe’nin inşasında iskele olarak kullandığı taş, ayakları altında yumuşamış, sonradan geleceklere “Makâm-ı İbrahim” diye tanıyacakları bir nişan olmuştu
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #42 : 17 Kasım 2008, 03:25:10 ÖS 15 »

   Prof. İsmail Yakıt'ın "evrimci yaratılış" tezi çerçevesinde dile getirdiği bir diğer iddia, Hz. Adem'in ilk insan olmayabileceği ve hatta insan olmayabileceği şeklindeydi. Sayın Yakıt bu iddiasına delil olarak aşağıdaki ayeti gösteriyor:

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi. (Bakara Suresi, 30)

  Prof. Yakıt ayette geçen "halife var edeceğim" şeklindeki ifadede geçen Arapça "ceale" fiilini, yanlızca "tayin etmek" kelimesi ile açıklıyor. Oysa "ceale" kelimesinin Kuran'da kullanılan anlamları şu şekildedir:
 
Ceale: Yaratmak, icad etmek/ çevirmek, yapmak, koymak, kılmak

Kur'an'da "ceale" filinin geçtiği diğer ayetlerden birkaç örnek şöyledir:

Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti (ceale) ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi… (Zümer Suresi, 6)

De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren (ceale) O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)

"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (ceale)" (Nuh Suresi, 16)


"Allah, yeri sizin için bir yaygı ( düşek-sergi ) kıldı. (ceale)" (Nuh Suresi, 19)   

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi "Ceale" kelimesi Kuran'da "tayin etmek" manasında kullanılmamıştır. Çoğu yerde "yaratmak, icad etmek, yapmak" gibi anlamları vardır.      

Ayrıca pek çok ayette de Hz. Adem'in topraktan yaratıldığı belirtilmektedir. Hz. Adem'in, Yakıt'ın iddia ettiği gibi diğer insanlar içinde bir insan olmadığı, özel ve farklı bir yaratılışa sahip olduğu ayetlerden anlaşılmaktadır.

   
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #43 : 17 Kasım 2008, 03:45:39 ÖS 15 »

Diğer bir Yanılgı: Kuran'da Evrimsel Sürece olan yanılgı

"Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti." (İnsan Suresi, 1)   

Yukarıdaki ayet Sayın İsmail Yakıt'ın evrime delil olarak sundukları bir diğer ifadedir. Yine Sayın Yakıt'ın kişisel yorumlarına dayalı bir çeviriyle "kendisinden anılmaya değer bir şey değilken" ifadesi "insanın bir insan olmadan önceki hallerinin ifade edildiği" şeklinde açıklanmıştır. Oysa ilk iddia gibi bu evrimci iddia da gerçeklerden uzaktır.

Altı çizili ifadenin Arapçası şu şekildedir:
lem yekun şeyen mezkuren"
Lem yekun : değildi
Şey'en  : bir şey
Mezkuren : zikredilen, adı geçen
   

Bu ifadeyi "evrimsel yaratılış"a bir delil olarak göstermek çok zorlama bir yorumdur. Nitekim bu ayet İslam alimleri tarafından evrimsel bir süreç olarak yorumlanmamaktadır. Örneğin Elmalılı Hamdi Yazır bu ayetteki zaman ifadesini şu şekilde tefsir eder:
"Başlangıçta ilk maddeleri olan unsurlar ve madenler, sonra onlardan aşama aşama yaratılıp orta maddeleri olan bitkisel, hayvansal gıdalar "çamur hülasası" (Müminun, 23/12), sonra onlardan süzülen yakın maddesi olan meniye doğru yavaş yavaş aşama ve mertebeler içinde gelen bir şey olmuş, fakat insan diye anılan şey olmamıştı. Gerçekte insanın her ferdi gibi cinsi de ezeli değil, sonradan olmadır. Hem dehrin başlangıcından, âlemin yaratılışından çok sonra var olmuştur."

Ömer Nasuhi Bilmen ise ayeti şu şekilde tefsir eder:
"Bu ayetler, Cenab-ı Hak'kın insanları hiç mevcut, malum değillerken bilahare birer katre sudan işitir ve görür bir halde yaratmış ve onları imtihana tabi tutmuş olduğunu bildiriyor... Nev'i insan, bidayeten hiç mevcut değildi, sonra bir müddet içinde bir katre sudan bir topraktan ve çamurdan musavver bir ceset haline gelmiştir. O insan, o zaman malum değildi, onun ne gibi bir ismi haiz ve ne için yaradılmış olduğu gök ve yer halkınca bilinmiyordu. Sonra kendisine ruh nefh edilmiş, hayata kavuşmuş, yaradılışındaki gaye anlaşılmış, kendisi de bilinip yadedilmeye başlanılmıştır."
 
İmam Taberi ise ayeti, "İnsanın '(Adem'in) üzerinden öyle bir zaman dilimi geçmiştir ki; o esnada o, şanı ve üstünlüğü olan bir şey bile değildi. O sadece yapışkan bir çamur ve değişken bir balçıktı" şeklinde tefsir etmektedir.

Dolayısıyla da bu ayette geçen ve zaman ifade eden tanımı "evrimsel süreç" olarak yorumlamak, Kurani yönden dayanağı olmayan subjektif bir yorumdur.

DAHA ÖNCEKİ İLETİMLERİMDE KENDİ YORUMUMU ŞU ŞEKİLDE BELİRTMİŞTİM

Alıntı
Hz. Adem (as) ilk insan değil miydi? Bazılarının düşüncelerine bakarsanız, İnsan Suresinin birinci ayetine göre değildi. Bana göre bu ayetle Kur’an–ı Kerim Hz. Adem’in ilk insan olduğunu ima ediyor! Buradaki imânın altını çizip geçelim. İnsan Suresinin ilk ayeti söylenenlerin tersine Hz. Adem’in ilk insan olduğunun açık belgesini oluşturuyor. Şöyle ki, ayette “insanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?” buyruluyor. Buradaki soru, özel tabiriyle takriîrî istifhamdır. Sorulanı tasdik sadedindendir ve “geçti” manasını verir. Öyle olunca ayetin anlamı şöyle verilir: “İnsan üzerine zamandan bir süre geçti ki o anılır bir şey değildi. Yani insan adıyla anılan, anlaşılan, insanlık mahiyetiyle düşünülen bir şey olmamış, insan diye tasavvur edilen bir varlık vücut bulmamıştı”. Böylesine açık bir ilahi deyişten anlaşılan, insan cinsinden (Hz. Adem’den) önce başka varlıkların yaratılmış olduğudur. Bu ise Hz. Adem’in insan cinsi olarak ilk yaratılan varlıktır demektir.
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #44 : 17 Kasım 2008, 04:30:48 ÖS 16 »

Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. (Sad Suresi, 71)
Diğer iddialarında olduğu gibi bu iddiasında da İsmail Yakıt ayette geçen bir ifadeyi kendi kişisel yorumlarına göre çevirmektedir. Yakıt altı çizili ifadeyi "çamurdan bir beşer yapmaktayım" şeklinde tercüme etmekte ve bunun evrim süreci içinde, yavaş yavaş yaratılışa işaret ettiğini iddia etmektedir. Ancak ayetin Arapçası Yakıt'ın bu çevirisinin kişisel bir yorum, kendi iddiasını desteklemek için kasıtlı bir çarpıtma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

"İnni halikun beşeren min tın." = "Ben çamurdan bir beşer yaratanım."   Bu ayette "yapmaktayım" şeklinde bir ifade bulunmamaktadır.

Nitekim ayetin devamında "onu bir biçime sokup üflediğim zaman O'na secdeye kapanın" şeklinde geçmekte, ve buradan da "yaratma" fiilinin bir anda olup bittiği anlaşılmaktadır.
 
Nitekim İslam alimleri de bu ayeti İsmail Yakıt gibi çevirmemektedir. Örneğin Süleyman Ateş tefsirinde şu şekilde açıklamaktadır:

"Rabbin meleklere demişti ki "Ben çamurdan bir insan yaratacağım."Allah, kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağını meleklere söylemiş, çamuru insan şekline koyup içine de kendi ruhundan üfledikten sonra meleklere, insana secde etmelerini emretmiş. Meleklerin hepsi secde etmiş. Yanlız cinlerden olan İblis, kendisinin ateşten yaratıldığını, çamurdan yaratılan insandan hayırlı olduğunu ileri sürerek insanın atasına secde etmemiştir."

İbni Taberi de aynı ayeti "Ben çamurdan bir insan yaratacağım" şeklinde çevirmiş ve şu şekilde tefsir etmiştir:
"… Bir zamanlar Rabbin meleklere: Ben, çamurdan bir adam yaratacağım, buyurmuştu… Onun yaratılışını tamamladığım, suretini düzelttiğim, ruhumdan da ona üflediğim zaman, kendisine secde edin."

BANA GÖRE AYETE İSTER YARATMAKTAYIM DESİN VEYA YARATANIN DESİN HİÇBİR FARKI YOK VE OLMAYACAK Kİ SONUÇTA ALLAH İNSANI VAR EDİYOR.

HİCR-28- Hani Rabbin, meleklere dedi ki; "Ben kara çamurdan oluşmuş kuru balçıktan bir insan yaratacağım. "
29- "Ona biçim verip içine kendi ruhumdan bir soluk üflediğimde önünde secdeye kapanınız.
"
(Ve iz kale rabbüke lil melaiketi inni haliküm beşeram min salsalim min hameim mesnun, Fe iza sevveytühu ve nefahtü fihi mir ruhiy fekau lehu sacidin )

EVET ÖNCE BU AYETİ AÇALIM. VE SORALIM KİMİN İÇİN BU YARATILIŞ OLACAK ? ÖNCEKİ VAR OLAN İNSAN TÜRÜNDEN Mİ ? EVET İSE NASIL ? KİMİN İÇİN RUH ÜFLENİP VE KİME MELEKLER SECDEYE VARACAK ? ZATEN 29, 28İ NET AÇIKLIYOR VE TEFSİR EDİYOR

LÜTFEN DİKKAT EDİN !  BU AYETTE İSMAİL YAKITIN  İDDİA ETTİĞİ CEALLE FİİLİ YOK.

 
HAYDİ BAKARA 30 da ATAMA FİİLİ VARDI DİYELİM.
Yani yaratma fiili yoktur, Tayin etme fiili vardır diye kabul edelim. Peki ya bu ayetler de apaçık bir yaratmadan çamur ve topraktan bahsedliyor mu ?


YİNE AYNI ŞEKİLDE

SAD - 75. -Cenab-ı Hak- buyurdu ki: Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni, ne şey alıkoydu? Kibirlendin mi, yoksa sen büyüklerden mi oldun?
(Kale ya iblisü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alin )

BU AYETTE DE CEALLE FİİLİ YOK APAÇIK BİR YARATMA FİİLİ VAR ( HELAKATÜ )

Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.303 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu