İLK YARATILAN İNSAN KİM ?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > İLK YARATILAN İNSAN KİM ?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > İLK YARATILAN İNSAN KİM ?
Sayfa: 1 [2] 3 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İLK YARATILAN İNSAN KİM ?  (Okunma Sayısı 65516 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #15 : 11 Kasım 2008, 01:21:39 ÖÖ 01 »

ALİ İMRAN 59- Allah katında İsa örneği, Allah'ın topraktan yarattıktan sonra ' ol" demesi ile oluveren Adem örneği gibidir.

60- Bu anlattıklarımız Rabbinden gelen gerçektir. Sakın kuşkuya kapılanlardan olma.

61- Sana gelen bilgiden sonra kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki; `Geliniz, evlatlarımızı ve evlatlarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi biraraya çağıralım; sonra karşılıklı lânetleşerek Allah'ın lânetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim.

62- Bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah'tan başka ilah yoktur. Hiç kuşkusuz Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir


FİZİLALİN KURAN TEFSİRİ

"Allah katında İsa örneği, Allah'ın topraktan yarattıktan sonra "ol" demesi ile oluveren Adem örneği gibidir."


İsa'nın doğuşu, insanların alışageldiği realitelerle kıyaslandığında gerçektèn ilginçtir. Fakat insanlığın babası Hz. Adem'in yaratılışına kıyas edildiğinde ilginç tarafı kalır mı? -Doğuşu nedeniyle- İsa konusunda tartışma yapan, mücadele eden ve babasız olarak yaratıldığındàn dolay O'nun etrafında kuruntu ve masallardan ağlar örmeye çalışan ehli kitap...

Evet aynı ehli kitap, Adem'in topraktan yaratıldığını Allah'ın ruhundan soluk üflenmekle O'na bu insani organizmanın kazandırıldığını kabul ediyor... İsa'nın etrafında ördükleri masalları hikayeleri Adem in etrafında örmeye çalışmıyorlar! Adem için; O'nun Lahuti bir tabiatı vardır" demiyorlar! Halbuki Adem'in kendisinden insan olarak yaratıldığı unsur, İsa nın babasız olarak doğmasına neden olan unsurun aynısıdır: Her ikisinde de temel faktör ilahi nefhadır! Ve bu İlâhî nefha da "ol!" sözünden başka bir şey değildir. Yaratılmak istenen herşey onunla yaratılır: "O da oluverir".

Böylece bu gerçeğin... Hz. İsa gerçeğinin... Hz. Adem gerçèğinin... Bütünü ile yaratma gerçeğinin yalınlığı ortaya çıkar. Kolayca ve net bir biçimde insanın gönlüne iner. Öyleki insan onà hayret eder: Allah'ın büyük yasasına, yaratma ve geliştirme yasasına birden uygun düşen bu olay etrafında nasıl tartışma körüklenebilir?

İşte "Zikri Hakim"in fıtrata, fıtratın realitesine dayalı yalın mantığıyla hitap etmede izlediği yol budur. Bu yolla en karmaşık problemler o kadar kolay ve rahat çözülüyor ki hayran olmamak mümkün mü?

Ayetlerin akışı problemi bu açıklama noktasına getirdikten sonra Hz. Peygamber e (salât ve selâm üzerine olsun) yöneliyorken, kendisi ile beraber bulunan, kendisine okunmakta olan algısı ile pekiştirildiği gibi, zaman zaman ehli kitap tarafından körüklenen şüphelerin, karıştırmaların ve çirkin saptırmaların bazıları üzerinde, etkili olduğu etrafındaki müslümanların algılariyle de pekiştirilen gerçek üzere diretmeye yöneltmektedir.

"Gerçek senin Rabbindendir; şüphe edenlerden olmaz"...

Rasulüllah (salât ve selâm üzerine olsun) hayatının hiç bir anında Rabbinin kendisine okuduğundan şüphe etmedi ve onlardan kuşkulanmadı. Bu uyarı ancak Hak üzere sebat etmesine teşviktir. Bu sırada müslüman cemaatın kendi bireylerinden bazıları aracılığıyla ne denli desîselerle karşı karşıya olduğunu kavrayabiliyoruz. Aynı şekilde müslüman ümmetin bütün nesiller boyunca bu düzenbazlıklardan neler çektiğini çıkarabiliyoruz. Düzenbazların ve aldatıcıların karşısında müslümanların Hakk üzere sebat etmesinin zorunlu olduğunu, düşmanların her asırda daha modern yöntemlerle onu bu gerçekten alıkoymaya çalıştığı idrak ediyoruz.

Burada mesele aydınlandıktan ve gerçek net olarak ortaya çıktıktan sonra yüce Allah, sevgili Peygamberini açıklık kazanan meselede, bu apaçık gerçekle ilgili olarak tartışma ve cedelleşmeyi bırakmaya çağırıyor: Aşağıdaki ayetle açıklandığı şekilde onları lanetleşmeye çağırmasını istiyor:

"Sana gelen bilgiden sonra kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki; "Geliniz, evlatlarımızı ve evlatlarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi biraraya çağıralım; sonra karşılıklı lânetleşerek Allah'ın lânetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim."

Hz. Peygamber (salât ve selâm üzerine olsun) bu konuda kendisi ile tartışanları bu kalabalık toplantıya çağırmış ve iki taraftan hangisi yalancıysa, Allah'ın ona lanet etmesini dilemelerini istemişti. Fakat onlar işin sonundan endişe ederek lanetleşmeye yanaşmamışlardı. O zaman gerçek açık biçimde ortaya çıkmıştı. Rivayetlerin bildirdiğine göre onlar, toplumlarındaki konumlarını korumak, kilise adamlarının yararlandığı otorite, makam, menfaat ve nimetleri elden kaçırmamak için bu gerçeğe teslim olmamışlardı! Bu dinden alıkoyanların muhtaç olduğu şey apaçık delil değildi. İnsanları gizli kapaklı tarafı bulunmayan apaçık gerçekten alıkoyan menfaatler, maddi beklentileri ve heva ve heves peşinde koşmalarıydı.

Lanetleşmeye çağıran ayeti kerimelerden sonra -belki de bu ayetler onların lanetleşmeye yanaşmamalarından sonra inmiştir- Vahiy hakikati... Kıssaların gerçeği yani konunun eksenini oluşturan Vahdaniyet gerçeği açıklanıyor. Hakikatten yüz çevirenler ve bu yüz çevirmeleriyle yeryüzünde bozgunculuk yapanlar tehdit ediliyor:

"Eğer sırt çevirirlerse kuşkusuz Allah kimlerin bozguncu olduğunu bilir"

"Bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah'tan başka ilâh yoktur. Hiç kuşkusuz Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #16 : 11 Kasım 2008, 07:01:26 ÖÖ 07 »

Kur'an'ın muhtelif ayetlerinde geçen "Adem" ifadesi ilk yaratılan insanın adıdır. Bunun en açık delili İsa (a.s)ın dünyaya mucizevi bir biçimde getirilişine hayret eden İsrailoğullarının ve tüm insanlığın hayretlerini gidermek için:

"şüphesiz Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra da "ol" demesiyle o da hemen oluverdi."

"Gerçek Rabbinden gelendir. Öyleyse şüpheye kapılanlardan olma." (ALİ İMRAN/59-60) ayetidir
.

DİKKAT ! AYETE DİKKAT ! ADEM NASIL YARATILMIŞ İSE İSA DA ÖYLE YARATILMIŞTIR. YANİ İLK İNSAN OLAN ADEMİN DE BABASI YOKTU. BİR HER İKİSİ ALLAHIN BİR TEK OL KELİMESİ İLE YARATILDILAR

Burada İsa(as) Adem (a.s) ile kıyas yapılarak ilk insan olan Adem'i anasız ve babasız topraktan yara-tan Allah, babasız olarak da bakire Meryem'den İsa (a.s)ı yarattığını ve hayrete düşecek, şüpheye kapılacak bir durumun olmadığını devamındaki ayette vermektedir

Alıntı
Prof. İsmail Yakıt
"Muhakkak ki İsa meselesi Allah katında Adem meselesi gibidir. Onu da topraktan yarattı. Sonra da "ol" dedi, o da olur."
Kur'an'ın Hz. Adem'in yaratılışından bahsettiğini sananlar ayete "Allah Adem'i topraktan yarattı" manasını vermişlerdir. Onlara göre bu ayette Hz. Adem'in ilk insan oluşuna delil vardır. Halbuki ayet cümle semantiği açısından ele alındığında böyle olmadığı görülecektir. Söz konusu ayette ehl-i kitabın Hz. İsa'ya uluhiyyet atfetmesi ele alınmıştır. Onlar sadece babasız olması hasebiyle İsa'ya uluhiyet atfediyorlardı. Allah da onlara mademki sizin indinizde sadece babasız olan İsa'ya uluhiyet atfediyorsunuz da yine size göre hem anasız hem babasız olan Adem'e niye uluhiyet atfetmiyorsunuz? diyerek topraktan gelen bir varlığa uluhiyet atfedilemeyeceğini beyan etmektedir.

BU ŞEKİLDE SADECE AYETE BİR TEK ANLAM YÜKLEMEK KURAN MESAJI İLE UYUŞMAZ. NASIL MI ?

Bir defasında Hristiyanların Hz isaya yükledikleri uluhiyet kavramı YALNIZCA Onun babasız yaratılma şeklinde değildir. Sormazlar mı onlara peki babasız olarak yaratılan ilahın nasıl olurda annesi olabilir diye. Hiristiynlar da bu gerçeği çok iyi biliyorlardı. Ve günümüz hiristiyanları da bu gerçeği aynen kabullenmektedirler. Onun dünyaya babasız olarak gelmesi , Babasız olması onun uluhiyetine dayanak değildir. Onlara göre isa Allahın beden almış şeklidir. Oğul şeklinde gelmiştir, kutsal ruh ile birlikte aynı özde tek tanrıdır.

Şüphesiz, `Allah, Meryem oğlu Mesîh'dir` diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır..." (Maide Suresi, 17)

O halde ALİ İMRAN ayettinden çıkan anlam iki yönlüdür. Uluhiyet kavramını içerdiği gibi asıl ve esas verilmek istenen İlk mesaj yaratılış olarak Adem ile isanın özde birliğidir. Yani adem nasıl topraktan Allahın Ol sözü ile yaratılmış ise isa da aynen öyle Allahın OL sözü ile yaratılmıştır. Adem nasıl babasız yaratılmış ise İsa da aynen onun gibi yaratılmıştır.
Adem nasıl zigot halinde yumurta ve sperm hücresinden yaratılmış ise, isa da onun benzeridir. O da bir zigottan yumurta ve spermden teşekkül etmiş ve yaratılmıştır.

DİKKAT ! UZEYRE DE ULUHİYET İLE DE ALLAHIN OĞLU DENMİŞTİR

TEVBE-30;Yahudiler: “Üzeyr, Allah’ın oğludur”, dediler… Nasara da: “Mesih, Allah’ın oğludur”, dediler… Bu onların kendi (Bi-) ağızlarının sözüdür… Daha önce kafir olanların sözüne benzetme yapıyorlar… Allah onları öldürsün!.. Nasıl da (Hak’dan) çevriliyorlar

MÜŞRİKLER DE MELEKLERE ALLAHIN KIZLARI DİYORLARDI

[Ey müşrikler] Rabbiniz, erkek çocukları, sizin için ayırdı da, kendisi meleklerden kız çocuklar mı edindi! Gerçekten siz, vebali çok büyük bir söz söylüyorsunuz.) [İsra 40]

(Müşriklere sor: Kızlar Rabbinin de, erkekler onların mı? Biz melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık? Kesinlikle yalan söylüyorlar.) [Saffat149-151]

(Ahirete inanmayanlar, meleklere, dişilerin adlarını takıyorlar.) [Necm 27]


(Meryem oğlunu ve annesini de [kudretimize] bir alamet kıldık.) [Müminun 50]

( Meryemoğlu İsa ile annesini gücümüzün bir kanıtı olarak ortaya çıkardık Ve nasıl ki Ademi Allahın bir ol sözü ile nasıl yaratıysa meryem oğlu mesihi de aynen öyle gücümüzün bir kanıtı olarak kocasız olan meryemden bir ol sözü ile yaratmıştır. ve her ikisini de alemlere Allahın kudretinin delil nişanesi olarak sunduk )

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #17 : 11 Kasım 2008, 06:22:21 ÖS 18 »

Alıntı
Yaratma mı, halife tayini mi?

(Sa'd, 38/71)"Hani Rabbin meleklere: "Ben çamurdan bir beşer yaratmaktayım. " dedi."
Bu durumun farkında olmayan hemen hemen her müfessir veya mütercim (Bakara, II/30)'da Hz. Adem'in insanın biyolojik babası olduğundan bahsedildiğini düşünerek kontekse aykırı şöyle tercüme etmektedirler:
"Hatırla o vakte kim Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım" demişti. Melekler de "Orada kan dökecek fesat çıkaracak birini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamdinle tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz'" dediler. Allah ta "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi."
Öncelikle bu ayette yaratma söz konusu değildir. Zira fiil olarak "ce'ale halifeten" "bir halîfe tayin etmek" demektir. Yaratma çoktan bitmiş beşeriyet yeryüzünde faaliyet icra ediyor, artık halifelik tayininden bahsedilmektedir. Halbuki Hz. Adem'i insanlığın biyolojik babası sayanlar, bu ön yargı ile ayete yaratma manası vermektedirler. Aynı nedenle bu olayı, Cenab-ı Hakk'ın gelecekte yapacağı bir iş olarak anlamışlardır. Halbuki "câilun fi'l-ardı halifeten" "halîfeyi tayin etmekte olan" ya da "tayin eden" demektir.

Yeryüzünde bu ayetin insanın yaratılışı ile ilgili olduğunu zannedenler, meleklerin sözlerine de yukarıda görüldüğü gibi istikbal manası vermişlerdir. Kaldı ki bu ayette yedi adet muzari fiil (şimdiki ve geniş zaman kipi) ile yine şimdiki zaman anlamında bir adet ism-i fail olan kelime vardır. İşte tarihi meal ve tefsir yanılgısını devam ettirenler bu fiillerin üçü ile ism-i faili hiçbir sebebi olmaksızın gelecek zaman kipiyle tercüme edip diğerlerine şimdiki zaman manası vermişlerdir. Böylece aynı ayet içinde geçen bu fiillerin arasındaki zaman ahengini bozuyorlar ve güya Allah'ı zaman konusunda bir tenakuzda bırakıyorlar. Halbuki mana, hal sigasıyla (muzari=şimdiki zaman kipi) "orada fesat çıkarmakta ve kan dökmekte olanı mı halîfe tayin ediyorsun?"dur. Çünkü insanın yaratılması daha önce gerçekleşmiş ve melekler insanların bu fiilleri yapmakta olduklarını söylemektedirler.

BÖYLE BİR YORUMA GÖRE ADEMİN VE HAVVANIN DA ÖNCEDEN YARATILMIŞ BİYOLOJİK BİR BABASI VE HEM DE ANNESİ MEVCUTTUR. YANİ AYRI BİR YARATILIŞA TABİ TUTULMAMIŞLARDIR.

VE Allah cc orada kan dökmekte olan insan neslinden Ademi ve havvayı seçmiş ve onların ve soylarından geleceklerin halife olmasını dilemiştir.

DİKKAT ! YORUMUN EKSİK VE HATALI TARAFLARI

1- Adem ile önceki insanın biyolojik yapılarının aynı olup olmadığı belitilmemiştir. İnsan mıydılar, insansı mıdırlar ?  Neden Allah bu tür içinde yalnız Ademe ve onun eşine yönelmiştir onları ve soylarını halife yapmak istemiştir.

2- Ademden önce yaratılan insan nesli ne için ve hangi maksat için yaratılmışlardır ? Eğer onlar  hakikaten insan olarak Ademin neslinden iseler Allah tarafından bir imtihana tabi tutulmuş oluyorlar mı olmuyorlar mıydı ? Bakın Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım ( zariyat-56 ayeti )

3- Bu ayet gereği apaçık imtihana tabi tutulacağı belli olan tüm insan nesillerininden Ademin ve onun eşinin diğer insanlardan farklı halife olabilecek Özel yaratılışları nasıl açıklanabilir ? ve onların cennet gibi bir ayrıcalıkla özel muameleye tabi tutulmasının ve daha sonra işledikleri bir günah sebebi ile cennet nimetlerinden uzaklaştırılmasını ve tekrar eski statüye geri döndürülmesini ve diğer insanlarla tekrar kaynaşmasını nasıl açıklayacaksınız ?

4- Yaratılan Tüm insanlar İmtihan amaçlı yaratılmışlardır Yukarıda sunduğum zariayat ayetinden başka şu önemli ayette bu gerçeğe ışık tutar

"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik " demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirdik. Elbette Allah doğru söyleyenleri de yalancıları da ortaya çıkaracaktır." (ANKEBUT/2-3 )
 
O HALDE ADEMDEN ÖNCE EĞER VAR İSELER VAR OLDUĞU İDDİA EDİLEN İNSAN TOPLULUKLARIN DA BİR İMTİHANA TABİ TUTULMASI GEREKMEKTEDİR.

Yani onlara da Allahın emir ve buyrukları iletilmiş üstelik ŞEYTANSIZ bir imtihana tabii tutulmuş olması gerekmez mi ?

O HALDE ADEMİN ÖNCESİ İLE SONRASI NE FARK ETTİ

DEVAMI GELECEK

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #18 : 12 Kasım 2008, 11:11:39 ÖÖ 11 »

Alıntı
(Bakara, 2/213) "İnsanlar tek bir topluluktu. Daha sonra Allah onlara müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler gönderdi. "
Ayette insanların kök birliğine sahip tek bir topluluk olduğu, sonra da kendilerine peygamberler gönderildiği ifade ediliyor. Hz. Adem ilk peygamber olduğuna göre ondan önce insan cinsinin bulunması zorunlu hale gelmektedir.

ZORUNLU MU ! BU AYETTEN BU ANLAM ÇIKAR MI ? BAŞKA ANLAM ÇIKMAZ MI ?

Bu ayetten şu anlam çıkar.

Adem ve onun soyu başlangıçta tek bir ümmeti. Yani Adem ve onun çocukları ve onlardan olan çocukları hepsi bir topluluktu. İnsanlığın ilk topluluklarıdır ve Adem yaşadığı sürece bu topluluklara (çocuklarına ) Allahın peygamberi olmuştur.

Bir babanın çocuklarına rehberlik yapması gibi onları Allahın emirleri ile yönetmiş onlara Allahın emirlerini tebliğ etmiştir..
Ve çok büyük ihtimaldir ki, yaşadığı ömür uzun olmuştur. Neden pek muhtemel diyoruz. Çünkü kurandan öğrendiğimiz kadarı ile Hz Nuh ve Hz İbrahim (as ) bin yıla yakın ömür sürmüştü.. O halde pek muhtemeldir ki Adem  (as) da çocuklarının arasında uzun süre kalıp, onları Allahın emri ile yönetmek ve  onlara Allahın emirlerini tebliğ etmek ve peygamberlik etmek amacı ile uzun bir hayat süresi geçirmiştir.


Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #19 : 12 Kasım 2008, 11:43:39 ÖÖ 11 »

Alıntı
(Al-i İmran, 3/33)"Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ve İmran sülalelerini âlemler üzerine seçmiştir".
Görüldüğü üzere ayet, Adem'in "seçildiğini" ifade ediyor. Adem benzerlerinden oluşan bir topluluk içerisinde bulunmalı ki seçilme imkanı mevcut olsun. Yani ayete göre, İbrahim sülalesi ile İmran sülalesi diğer sülalelerin arasından seçilmiştir. Nuh da diğer nuhların yani kendi benzerlerinin arasından seçilmiştir. O halde Adem de diğer ademlerin (yani kendi benzerlerinin) içinden seçilmiş olmalıdır. Bu da onun ilk insan olmadığını, aksine, bir toplulukla beraber yaşarken seçildiğini ve peygamber olarak gönderildiğini gösterir.

Evet bir önceki pragrafta izah ettiğim gibi Adem benzerlerinden oluşan bir topluluk içinde bulunmalı ki, seçilme imnkanı mevcut olsun. İşte o benzerlerinden oluşan topluluk Kendi çocuklarından oluşan topluluk idi. 
 
VE BAKIN AYETE

TAHA-122- Fakat bir süre sonra Rabb'i, onu seçkinlerden yapa, tövbesini kabul ederek kendisini doğru yola iletti.
123- Allah dedi ki; Her ikiniz de cennetten yere ininiz. Sizler birbirinizin düşmanısınız. Benden size bir hidayet geldiğinde kim benim doğru yola çağıran mesajıma uyarsa o, ne sapıtır ve ne de sıkıntıya düşer
.

Böylece insanlar ve şeytanlar arasındaki düşmanlık açıklanmış oldu. Artık Hz. Adem ve çocukları için hiçbir mazeret kalmamış oluyordu. Hiç kimse "ben gafil avlandım" "bilmediğim için aldandım" diyemezdi. Çünkü artık öğrenmiş ve bilmiş oluyorlar. Bu yüce emir, bütün aleme ilan edilmişti. "Siz birbirlerinizin düşmanısınız."

DİKKAT ! O ZAMANA KADAR OLAMAYAN BİR DÜŞMANLIK AÇIKLANMIŞ OLUYOR VE AYNI ZAMANDA İLK İNSAN NESLİNİN İMTİHANI BAŞLIYOR

Yerleri ve gökleri titreten bütün meleklerin şahit olduğu bu açıklamanın yanında yüce Allah, kullarına yönelik merhametinin sonucu olarak, doğru yolu gösterecek peygamberlerini de göndermiştir.

İŞTE O İLK PEYGAMBERİNİ ADEM OLARAK SEÇTİ.

Elbetteki bu seçim Ademin yeryüzüne inip kendi ilk zürriyetine Allahın emrini tebliğ etmesi ile başladı.

ALLAH KULLARININ Elleriyle kazandıklarının cezasını çekmeden onları uyarmayı uygun görmüştür. Hz. Adem ile iblis arasındaki düşmanlığı ilan ettiği günde, kendilerine doğru yolu gösteren peygamberlerin geleceğini ve bundan sonra doğru yolda gidenleri ödüllendireceğini, sapıklığa düşenleri ise cezalandıracağını açıklamıştır.

Al-i İmran-33: "Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ve İmran sülalelerini âlemler üzerine seçmiştir".

Ayetlerde Adem ve Nuh birer kişi olarak anılırken, İbrahim ve İmran; ailesi diye iki aile olarak ifade edilmiştir.

DİKKAT ! ALEM VEYA ALEMLER NEDİR ?

AKLINIZA GELEN HANGİ CANLI TÜRÜ VAR İSE İŞTE ONLARIN HER BİRİ BİRER ALEMDİR.


En’am Süresinin 38. Ayetinde; “Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi ümmettir. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler

Buyrulmaktadır. Bu Ayeti Kerimede, yeryüzündeki bütün canlıların insanlar gibi birer tür oldukları, tek hücrelilerden, omurgalılara, sürüngenlerden, ayaklarıyla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara kadar bütün canlıların müstakil birer varlık BİRER ALEM oldukları bildirilmektedir
Logged
huban
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #20 : 12 Kasım 2008, 12:14:09 ÖS 12 »

sa.bilgilerinizden istifadeleniyoruz allah razı olsun paylaşımlarınızdan dolayı.gerçekten benim de merak ettiğim konulardan biri idi.
O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık..(enam:98)

 Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
ondan yaratan Allah'tır.(secde:7)
  birtek nefisten kasdedilen nedir?allahın insanı yaratmaya  çamurdan başlaması?!acaba ilk yaratılan bir topluluk olabilir mi?
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #21 : 12 Kasım 2008, 01:29:13 ÖS 13 »

Alıntı
sa.bilgilerinizden istifadeleniyoruz allah razı olsun paylaşımlarınızdan dolayı.gerçekten benim de merak ettiğim konulardan biri idi.
O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık..(enam:98)

 Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
ondan yaratan Allah'tır.(secde:7)
  birtek nefisten kasdedilen nedir?allahın insanı yaratmaya  çamurdan başlaması?!acaba ilk yaratılan bir topluluk olabilir mi?

DEĞERLİ HUBAN KARDEŞİM, BU AYETİN AÇILIMLARINI GENİŞ VE DETAYLI BİR ŞEKİLDE YAPMIŞTIK. AYRICA TEKRAR BU AYETLERİ ELE ALIP DEĞERLENDİRECEĞİM . İNŞALLAH . ŞİMDİLİK AŞAĞIDAKİ LİNK'E BAKABİRSİNİZ.

TIKLAYINIZ
Logged
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #22 : 12 Kasım 2008, 02:13:21 ÖS 14 »

Alıntı
sa.bilgilerinizden istifadeleniyoruz allah razı olsun paylaşımlarınızdan dolayı.gerçekten benim de merak ettiğim konulardan biri idi.
O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık..(enam:98)

 Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
ondan yaratan Allah'tır.(secde:7)
  birtek nefisten kasdedilen nedir?allahın insanı yaratmaya  çamurdan başlaması?!acaba ilk yaratılan bir topluluk olabilir mi?

DEĞERLİ HUBAN KARDEŞİM, BU AYETİN AÇILIMLARINI GENİŞ VE DETAYLI BİR ŞEKİLDE YAPMIŞTIK. AYRICA TEKRAR BU AYETLERİ ELE ALIP DEĞERLENDİRECEĞİM . İNŞALLAH . ŞİMDİLİK AŞAĞIDAKİ LİNK'E BAKABİRSİNİZ.

TIKLAYINIZ

Bismillahirrahmanirrahim!

-İnsan üzerine,insan türü üzerine,beşer üzerine,insan soyu üzerine, Adem üzerine, ademoğulları üzerine DEHR’den bir Hîn , anılmaya layık bir şey olmadığı, dile gelmeye layık bir şey olmadığı halde Dehr’den bir Hîn geçmedi mi? (İnsan 1)

Ayetin başındaki HEL Soru edatı ( istifham-ı takrir) soruyu sorar ancak verilecek cevabın kesin olarak ikrar edilmesini ister. Yani soruyu sorar cevabınızın da EVET KESİNLİKLE ÖYLE, AYNEN DEDİĞİN GİBİ” şeklinde olmasını ister.

Şöyle ki; İnsan üzerine anılmaya layık, anılmaya değer olmadığı bir haldeyken , zamanın bütününden DEHR’den, uzun bir zaman dilimi HÎN geçmedi mi? Sorusunu soruyor ve bizden de: Evet! Kesinlikle geçti cevabını istiyor.

“El- İnsan” kelimesiyle bazı müfessirler Âdem (as) in kastedildiğini söylerler. Hâlbuki burada kastedilen ademoğludur. Çünkü Lam-ı Tarif cins için kullanılır.. Yani insan türünün tamamını kapsar. Onun içinde insan türü üzerine, insanoğlu üzerine, insan soyu üzerine anılmaya layık bir şey olmadığı tüm zamanlar içerisinden uzunnnn bir zaman geçmedi mi? Şeklinde meallendirilebilir.
Hîn ile Dehr zıttır. Hin, Dehr’in /zamanın bir parçasıdır. Dehr zamanın tümü demektir. Peki, ZAMAN kelimesi de Arapça olmasına rağmen bu ayette neden ZAMAN olarak gelmemişte DEHR olarak gelmiş denir ise, Zaman kelimesi hem aza, hem çoğa nispet edilebilir.

Rabbimiz burada zaman kelimesini kullanmayarak tamamından (DEHR) bir bölüm (HÎN) olduğunu iki ayrı kelimeyle vurgulamıştır.

Hîn= Aza, DEHR=Çoğa nisbet edilir.

“ Hinun mineddehr” ayetindeki Hin (nekira yani) belirsiz olarak gelmiş. Lam-ı Tarif yok.(el-Hîn olarak gelmemiş. Bu açıklamadan şu sonuca varırız: Burada bahsedilen zaman dilimi sizin bilemeyeceğiniz, idrak edemeyeceğiniz, belirsiz bir zaman dilimi. Bu süreç içinde neler olup bittiğini kavramaya senin ne idrakin ne de bilgin yetmez!

 Hani sanki (allahualem) :Ey İnsan! Allah’tan gayri, zamanın Yaratıcı’sı Allah’tan bilgi almadan sen bile kendi tarihini yazamazsın!.Ne tür bilgi üretirsen üret Ben’im açıkladıklarım dışındaki her söylediğin teori olarak kalacaktır.

“Mineddehr”= ed-DEHR= Zamanın tamamı, tüm zamanlar demektir.

 Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın; tüm evreni yoktan var edişi (bu gün için başlangıç bing bang, son için kıyamet diyoruz. Ki bu bir teoridir yarın başlangıç için yeni bilgiler eklenirse o zamanda o dillendirilir/kabul edilir)

“Kûn fe Yekûn! “ Kûn = Ol,  fe Yekûn” (ol emrini verdikten sonra artık) olma sürecine girip,olmaya devam etmesi. (Emir fiil).  “Kûn fe Kan” değil.(mazi değil).
Yani Allah başlatır ve sonrada Rubibiyeti gereği aşama aşama yükseltir/terbiye eder.

“Lem yekûn şeyen =Hiçbir şey olmadı
“(ayetin devamı)MEZKURA=anılmaya değer”
“Lem yekûn şeyen MEZKURA”= Anılmaya değer bir şey olmadı.(Dikkat lütfen! Hiç bir şey olmadı/yoktu ( LEM YEKÛN ŞEYEN) değil. Vardı ama anılacak kadar değerli değildi)
İşte burada insanın yaratılışına müthiş bir açıklık getiriliyor. Bir şey vardı ama anılmaya değmezdi (lafzen)

Peki, anılmaya değer olmak ne demek?

(lam-ı Tarif le geldiğinden bir cins/türe atıf)) “Alel insan”=el-insan !
Her çağın insanına bir sesleniş var burada. Bizler şu anda bu ayetleri okuduğumuza göre bu hitap şimdide bize. Sizin yaşadığınız çağda insan diye neye diyorsunuz? Ne tür özellikleri var?
 İşte “Hinun mineddehr” zaman diliminde sizin şu andaki insan diye bildiğiniz türden bir varlık haline henüz gelmemişti.
Allah varlık ağacını/âlemini yarattı. O zaman dilimi içinde insanın stardı verildi fakat insanın insanlaşması, insan meyvesine dönüşmesi çok, çok, çok sonra oldu.

Bu ne anlama gelir peki?

Bu Allah’ın Kemal esmasının tecellisi olarak insanın mahlûkat içerisindeki Kamil sıfatına delalet eder.

İşte o zaman anlıyoruz mahlûkatın en ŞEREFLİSİ olmanın ne demek olduğunu:

“ Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin/4) ayeti kerimesinin hikmetini.
Biz insanı en güzel kıvamda yarattık. Sonra start noktasının başında getirdik, çekirdeğin içine koyduk. Hadi bakalım biz seni en güzel kıvamda yarattık. Bu kıvamı kullanır potansiyeli harekete geçirirsen (insana irade verildiği/ruh üflendiği andan itibaren ) iki yoldan küfür veya iman, hak veya batıl hangisini seçersen işte o zaman muhatap kabul edilirsin (vahye muhatap alınırsın).

O zaman anlıyoruz insanın kendi kendisinin tanığının ne demek olduğunu:

“Bilakis insan kendine karşı bir basiret/bir tanık olacaktır” (Kıyamet/14)Adın anılmaya değmeyecek kadar değersiz bir mahlûkattan aşama aşama tevsviye, terbiye edip ,işitme ve görme(anlayıp, akletme) yeteneğiyle donattığım,

verdiğim iradeye YARATICI’n olarak  önem verip saygı duyup meleklerdeki gibi zorunlu kılmayıp seçme özgürlüğü verdiğim İNSAN !

İki ödül belirledim. Bu hem dünya hem ahiret hayatın için geçerlidir. Dünyada da cenneti cehennemi seçmek iradenin sonucu, ahrettede cenneti cehennemi seçmek kendi iradenin tezahürüdür.

Şüphesiz,elbette Allah en doğrusunu bilir.

Selametle..
----



İnsan Suresi
1-İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar),tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemişmiydi (ki) , henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi?
2-İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan BİZ yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik.
3-Elbette onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik; iman eden ve inkâr eden biri olmayı (kendi tercihine bıraktık)(Mustafa İslamoğlu meali)


(Değerli Abdulhamit Kardeşim,Her ne kadar sizinle farklı düşündüğüm hususlar olsada aktardığınız bilgilerden istifade ediyorum.Rabbim bunca zaman harcayıp,emek verip,hakka giden yoldaki engelleri kaldırma gayretinizin ecrini kat kat versin inşallah.Bu amelinizi şahit kılsın.Dua ile..)
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #23 : 12 Kasım 2008, 02:36:35 ÖS 14 »

Alıntı
Bu konudaki yanılgıların bir sebebi de Kur'an'da "Beni Adem" tamlamasının sıkça kullanılmasıdır. Buradan hareketle Adem'in insanlığın ilk babası olduğu sonucuna varılmıştır. Halbuki Kur'ân'da yine aynı tabirle "Beni İsrâil" ifadesi de yer alır. Buna rağmen o kavim tamamen neseb itibariyle İsrail (=Hz. Yakup)'un oğulları değildirler. Aynı şekilde "Beni Adem" tabirine de neseb bağı anlamı verilmesi doğru değildir. Zira Arapça'da "Beni" tabiri onu takip eden onun sünnetinde olan için kullanılır. Keza Kur'an'da müslümanlara hitaben Hz. İbrahim için "Babanız İbrahim" (Ebîkum İbrahim) tabiri kullanılmaktadır. (Hac, 22/78) Buradan Hz. İbrahim'in bütün müslümanların biyolojik babası olduğu anlamı çıkarılmamaktadır. Baba tabiri de önder, lider vs. anlamındadır.

HZ İBRAHİM TEK BAŞINA BİR ÜMMET İDİ VE ÜMMETLERİN ORTAK ATASIDIR

Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; ALLAHa gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. (Nahl Suresi, 120)

HAC-78- Allah'ın rızası uğrunda gerektiği gibi cihad ediniz. O sizi bu görevi yapmak üzere seçti. Din konusunda size hiçbir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahim'in dinidir bu.......

Bakara suresi, 136- Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız."

ATA SÖZÜNDEN İNSANLARIN BİYOLOJİK BABASI OLMASI ANLAMI ÇIKMAZ. AYNI ŞEKİLDE  BENİ İSRAİL SÖZÜNDEN DE YAKUBUN TORUNLARI ANLAMI ÇIKIP ÇIKMAYACAĞI TARTIŞILABİLİR. FAKAT ADEMİN OĞULLARI VEYA ADEMİN ÇOCUKLARI SÖZÜNDEN ADEMİN İNSANLARIN BİYOLOJİK BABASI ANLAMI ÇIKAR MI ÇIKMAZ MI ?

Bence çıkar ki, Allah bu sözüyle sözüne özellikle vurgu yapmış ve bu sözü çok yerli yerinde ve doğru bir şekilde kullanmıştır. Evet hepimiz ademin çocuklarıyız. Biyolojik babamız olan Ademin çocuklarıyız.

YASİN-60-61: “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”

EVET BURADAKİ HİTAP KİME ? TÜM İNSANLARA ,ADEMİN TÜM ÇOCUKLARINA DEĞİL Mİ ? YANİ BİZE..

AHZAB-5. Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim oldu*ğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleri*niz ve dostlarınız olarak kabul edin. Yanılarak yaptık*larınızda size vebal yok; fakat kalblerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirge*yendir.

EVET BABALARINA NİSBET EDEREK ÇAĞIRIN DER KURAN

O HALDE EY ADEM OĞULLARI İLE SÖYLENEN SÖZ ALLAHIN YERLİ YERİNDE KULLANDIĞI SÖZDÜR.


Hepimizin ve tüm insanlığın ortak babası ADEMDİR
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #24 : 12 Kasım 2008, 02:41:50 ÖS 14 »

Alıntı
(Değerli Abdulhamit Kardeşim,Her ne kadar sizinle farklı düşündüğüm hususlar olsada aktardığınız bilgilerden istifade ediyorum.Rabbim bunca zaman harcayıp,emek verip,hakka giden yoldaki engelleri kaldırma gayretinizin ecrini kat kat versin inşallah.Bu amelinizi şahit kılsın.Dua ile..)

ÇOK DEĞERLİ DUAEKSENİ KARDEŞİM ALLAH SİZDEN DE RAZI OLSUN  Kİ, BİRİBİRİMİZİ HAK YOLDA BİLGİLENDİRİYORUZ VE HAKKA HİZMET EDİYORUZ..
 
Alıntı
İnsan üzerine,insan türü üzerine,beşer üzerine,insan soyu üzerine, Adem üzerine, ademoğulları üzerine DEHR’den bir Hîn , anılmaya layık bir şey olmadığı, dile gelmeye layık bir şey olmadığı halde Dehr’den bir Hîn geçmedi mi? (İnsan 1)

EVET BU AYET ÜZERİNDE DE SİZDEN FARKLI YORUMLARIM OLACAK. AMA SIRAYLA GİDİYORUM

SAYGILARIMI SUNDUM
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #25 : 12 Kasım 2008, 03:12:47 ÖS 15 »

SORU: Kur'an'da Adem oğullarına altı, İsrail oğullarına yedi hitap var. Hitap Adem oğullarına olunca bütün beşere hitap edilmiş mi oluyor? Ya da bu iki kavram birbirinden ayrı mı? Yahut tufandan sonra Ademoğullarına İsrailoğulları mı denilmiştir?

CEVAP: Kur'an'da "Ya beni ademe" (Ey Ademoğulları) şeklinde kullanılan hitab, tüm insanlığa yapılan bir çağrıdır. Kur'an'ın belirlediği yaratılış kıssasına göre Hz. Adem insanlığın atası ve ilk insan olarak verilmektedir (7/189, 49/13). Bu nedenle insanlığın atası adem (as), insanlık da onun evladı, oğulları olmaktadır. Bu ifadenin en çok kullanıldığı A'raf suresinde şöyle buyurulmaktadır:              

ARAF-26 : "Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).

ARAF-27 : Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık."


Kur'an'ın insanlığa bir hitap olarak gönderilmiş olması nedeniyle üslubu gereği olarak kime hitap ediyorsa, yahut hitap kiminle ilgili ise onun ismini veya künyesini kullanmaktadır. "Ya Eyyühennas" (Ey İnsanlar), "Ya Eyyühellezine amenu" (Ey  İman edenler), " Ya Beni İsrail" (Ey İsrailoğulları) gibi muhataba bilinen ismiyle hitab edilmektedir. Bu hitap şekli Kur'an'da üç ana başlık altında toplanabilir:

1- Hz. Peygambere hitap, 2-Peygamberden başkasına hitap, 3- Her ikisine birden olan hitaplar. Kendi aralarında tek tek mütalaa edildiğinde bunların sayısının 33 kısma ayrıldığını görürüz. Bunları birkaç örnek ile açıklayacak olursak şöyledir:

Ayetlerin  vermiş olduğu mesajdan da anlaşılacağı gibi "Ey  Ademoğulları" ifadesiyle tüm insanlık, "Ey İsrailoğulları" ifadesiyle de Hz Yakub (as)'dan itibaren gelen çocukları kastedilmektedir.

Çünkü Yakub (as)'ın lakabı "İsrail"dir. Bu nedenle ondan sonra gelen nesline de İsrailoğulları denilmiştir Soyundan gelen Yusuf ve kardeşlerinin çocuklarından türeyen ve en son İsa ve Yahya (as) kadar uzanan kavme İsrailoğulları/Yahudiler denilmiştir. Bu ifade sadece bu kavme özel kullanılmış bir tabirdir. Bunun tufanla ve insanların bütünüyle bir ilgisi yoktur. Sadece İsrail oğullarını,Yahudileri ifade etmektedir.

"Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in (Yakub'un) kendilerine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi; "Doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun."

Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.(3/93-94)

           
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kılmış olduğumu hatırlayın.(2/122)
           
Biz, Musa'ya Kitab'ı verdik ve İsrailoğullarına: "Benden başkasını dayanılıp güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'ı bir hidayet rehberi kıldık.

(Ey) Nuh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki Nuh, çok şükreden bir kul idi.(17/2-3) 

 
(Bu ifade bu kavmin Nuh ile birlikte gemide olanların soyundan geldiğini gösteren bir delil olarak kabul edilebilir.)

İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel  konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz. Sizler zaten döneksiniz."(2/83)

Bu ayetlerin anlaşımlarıyla "İsrailoğulları" ifadesinin Yakub'un soyu için kullanıldığını görüyoruz.

Bu dönemde insanlığın bu soydan ibaret olmadığı da açıktır. Mısır'da Firavun ve kavmi olan Kıptilerin yaşadığını, Medyen'de Şuayib (as) ve kavminin bulunduğunu Musa'nın (as)  kıssasından biliyoruz. Bunlar İsrailoğulları'ndan değildi
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #26 : 12 Kasım 2008, 03:28:25 ÖS 15 »

Alıntı
Öncelikle ayetlerden, meleklerin bu makamı elde etme isteğinde oldukları anlaşılmaktadır. Onlar, "Biz seni hamdinle tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" sözleriyle hilafete daha lâyık olduklarını imâ ediyorlar. İnsanın fesat çıkarıcı ve kan dökücü olmasıyla, kendilerinin tesbih ve takdis edici olmalarını kıyaslayarak hilâfete talip olmaktadırlar.
 

EVET İNŞALLAH YANLIŞ OKUMADIYSAK BU YORUMA GÖRE MELEKLER ADEMİN YERİNE YERYÜZÜNDE HALİFE OLMAK İSTEMİŞLERDİR. ?

NİYE VE NEDEN  OLMAK İSTESİNLER Kİ, ONLAR YERYÜZÜNDE Mİ YAŞIYORLAR !
:o :o :o
Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #27 : 12 Kasım 2008, 03:52:39 ÖS 15 »

İNSAN-1: İnsan, anılmaya değer bir varlık olmadan önce uzun yıllar geçti, öyle değil mi ?

ÖNCE FİZALALİN KURAN TEFSİRİNİ YAZMAK İSTİYORUM VE DAHA SONRA DUAEKSENİ KARDEŞİMİZİN YORUMUNA CEVAB VERECEĞİM

Surenin baş tarafındaki soru edatı cümleye olumlu yönde pekiştirme anlamı katmaktadır. Fakat insanın kendi kendine şu soruları sormasına zemin hazırlar gibidir. Acaba insan, anılmaya değer bir varlık olmadan önce uzun yıllar geçtiğini bilmiyor mu? insan bu gerçeği düşünmez, üzerinde kafa yormaz mı? içinden bu gerçeği düşününce kendisini varlık sahnesine çıkaran, üzerine ışık tutan, uzun bir "anılmazlık" döneminden sonra kendisini anılabilirlik aşamasına erdiren yüce "el"in farkına varmaz mı?

Bu soru işareti zihnimize birçok mesaj taşıyor. Bu mesajlar vicdanlarımızda çok sayıda düşünceyi uyandıran yumuşak ve köklü mesajlardır.

Bu mesajlardan biri vicdanlarımızı insanın yaratılışından, yoktan varedilişinden önceki döneme yöneltir
.

Vicdanlarımız bu "insansız" dönemi evrenle birlikte hayalinde canlandırır. Acaba vicdanınız o dönemi nasıl görür? Çünkü insan kendini beğenmiş bir varlıktır, değerini çok abartır. Öyle ki, bu evrenin kendisi olmadan nice uzun yıllar varolduğunu, yaşadığını unutur. Kim bilir belki de evren "insan" denen bir varlığın yaratılacağını hiç beklemiyordu. Fakat yüce Allah'ın iradesi bu canlı türünün varlık sahnesine çıkması yönünde tecelli etti de bunun sonucunda varoldu.

Bu mesajların bir diğeri hayalimizi insanın varolduğu ana doğru çeker. Bu ana ilişkin çeşitli düşünceler ve imajlar canlandırır. Oysa bu yeni canlı türünü evrene katan o anın iç yüzünü sadece yüce Allah bilir. Allah bu canlıyı yaratmadan önce ince hesaplı planına almış, bu evrenin uzun akış çizgisindeki rolünü çok önceden belirlemiştir.

Bu mesajların bir başkası bizi yüce Allah'ın güçlü elini düşünmeye yöneltir. Yüce Allah, "insan" denen bu yeni canlıyı varlık sahnesine sürüyor, onu rolüne hazırlıyor, rolünü ona hazırlıyor, hayatının iplerini tüm varlığın oluşturduğu ana eksene bağlıyor, kendisi için yaşamaya ve rolünü oynamaya elverişli şartlar hazırlıyor, arkasından onu attığı her adımda izliyor. Bu adımları atarken ipinin ucu büyük evrenin diğer bütün ipleri gibi varlık bütününün eksenine bağlı kalır.

Bu ayetler bunlar gibi daha birçok mesajı vicdanlarımıza iletmekte, daha birçok düşünceyi kafamızda uyandırmaktadır. Bu mesajların ve düşüncelerin sonucu olarak zihnimizde şu bilinç oluşur: İnsanın yaratılışı, hayat yolculuğu ve bu yolculuğun akıbeti bir amaca, belirli bir plana bağlıdır.

Logged
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2510



« Yanıtla #28 : 12 Kasım 2008, 07:13:13 ÖS 19 »

BUYRUN TIKLAYALIM VE DAHA SONRA YORUMLARIMI EKLEYEYİM


TIKLAYINIZ
Logged
duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #29 : 13 Kasım 2008, 12:38:44 ÖÖ 00 »

Darwincilik
 
 
Selamun Aleykum.
Muhterem Hocam,
Ben sizin yazılarınızı hemen hemen hiç aksatmadan okuyorum.Bu sebeple ufkumuzu açtığınızı,iyiye ve hayra yönelttiğinizi ifade etmek istiyorum.Cenab-ı Hak kabul etsin,yardımcınız olsun.
Gelelim asıl konuya;25 Kasım 2006 tarihinde Bolu'da yayınlana yerel bir gazetedeki(Bolu Olay Gazetesi)yazarı belli olmayan haberi aynen aktarıyorum.

Ünlü din alimleri evrimci mi?
İnsanoğlunun ilk atası maymun mu?Darvin'in ortaya attığı evrim teorisinin en fazla tartışılan yönü bu...Peki İslamcılar ne düşünüyor?Evrim düşüncesi ve teorisi Charles Darvin'den çok önce İslam dünyasından İbn-i Arabi ve Mevlana gibi ünlü düşünürler tarafından savunulduğu öne sürülüyor.Bu görüşler İslam dünyasında kabul görmemiş olsa da Avrupa'daki evrimci düşünürleri oldukça etkiledi.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof.Dr.Mehmet Bayraktar'ın "İslam'da Evrimci Yaratılış Teorisi" kitabı bu konudaki tartışmalara ışık tutuyor.
MEVLANA EVRİMCİ Mİ?
Ünlü din bilgini Mevlana Celaleddin Rumi,evrimci düşünürler arasında gösteriliyor.Mevlana,kainatın kozmolojik,canlıların ise biyolojik evrimle yaratıldığı görüşünü savunuyordu.
Ünlü tarihçi İbn-i Haldun da "Mukaddime" eserinde "evrimin" esas olduğu tezini işliyordu.Biyolojik evrim teorisinin esas atası ise 8 ve 9.yüzyılda Basra'da yaşayan Nazzam'ın talebesi Cahız'dı.Kitab'ül Hayavan(Hayvanlar Kitabı) adlı eserinde,bildiğimiz anlamdaki biyolojik evrim teorisini ortaya atmıştı.
İBN-İ ARABİ'NİN RÜYASI
Ünlü düşünür İbn-i Arabi de evrimci müslümanlar arasında sayılıyor.Arabi,"Fütuhat"isimli eserinde gayb aleminde gördüğü bir hadiseyi anlatır;
İbn-i Arabi,Mekke'de kaldığı sürece sık sık Kabe'yi tavaf eder.Bir seferinde herkesin gölgesi olduğu halde,çok uzun bolu bir adamın gölgesinin olmadığını fark eder.
Uzun boylu adam tavaf ederken;"Biz de sizin gibi bu beyti tavaf ediyoruz"demektedir.Yanına yaklaşıp kim olduğunu sorar.Adam"Ben senin büyük atalarındanım"der.Bunun üzerine İbn-i Arabi"hangi asırda yaşadınız"diye sorar;"Kırk bin sene evvel vefat etmiştim"yanıtını alır.
İbn-i Arabi bunun üzerine"İnsanın atası olan Adem'in altı bin sene evvel yaratıldığını söylerler"dediğinde,gölgesiz adam şu cevabı verir;
"Bil ki:insanın ilk atası olan Adem'den evvel yüz bin Adem gelip geçmiştir."

Muhterem hocam,yazı aynen bu şekildedir.Şimdi bunun İslami hiçbir tarafının olup olmadığını sormak tabii ki yersiz.Ya da "evrimci müslüman"tabirini tartışmak abesle iştigaldir.
Açıkçası ben bahsi geçen alimler hakkında tafsilatlı bilgi sahibi değilim.Ancak şunu da biliyorum ki,onlar ve benzeri İslam alimleri hakkında bu tür görüşlere sahip olmadıklarını anlamak için tüm eserlerini okuyup üzerinde düşünmek de oldukça zor.
Sizden istirhamım bu konuyla ilgili bilgi ve değerli fikirlerinizi benimle paylaşmanızdır.Lütfen yanlış anlamayın,bu alimler bu tür düşüncelere sahip olabilir mi?diye sormayı bırakın aklımdan geçirmekten dahi imtina eder,hicap duyarım.
Benim merakım biraz da sizler gibi değerli şahsiyetlerin böyle konulardaki düşünce tarzınız.
Ayrıca bu gazetede bir kaç defa İslam'a ve değerlerine dil uzatıldığını okumuştum.Bu yazı da Papa misali, alemleri sultanı efendimiz s.a.v hakkında sarf ettiği sözlerin falanca kişiye ait olduğunu,kendisinin düşüncesi olmadığını söyleyeceklerdir.Yine de bu tür gayr-i insani düşüncelere karşı nasıl mücadele etmeliyiz? diye size sormak istiyorum.
Alakanıza şimdiden teşekkür ederim.Allah(cc) yar ve yardımcınız olsun,selam üzerinize olsun.

19/05/2007


 
Aziz talib-i ilim,
aleyküm selam
1. o gazetenin yaptığı istismardır, zaten bunu siz de biliyorsunuz.
2. Evet, bahsi geçen alimlerimizin düşüncesi budur, aktarılanlar doğrudur.
3. Onların "tekamül sünnetullahtır" ilkesine dayalı Kurani görüşlerinden (ki bendeniz de aynı görüşteyim) Darwincilik çıkmaz. Böyle bir şey, Peygamberi Müseylime'den yola çıkarak anlamaya çalışmak kadar tutarsızdır.
4. Darwin bir değersizleştirme operatörüdür, tıpkı Freud ve Marx gibi. İnsanı kutsaldan koparıp hayvana eklemlemek amacındadır. İslam'ın ve İslam alimlerinin tekamül inancı, insanı "Ahsen-i takvim"e ulaştıran bir süreci ifade eder. Zaten Kur'an'da "biz her canlıyı sudan kıldık", "insanı topraktan yarattık", "çamurdan yarattık", "kurutulmuş balçıktan", "süzülmüş balçıktan", "pişirilmiş balçıktan yarattık" gibi hepsi de bir tekamül sürecinin halkası olan bu kullanımların gösterdiği tek gerçek de budur.
Zamanım ancak bu kadarına elverdi. Gerisini tefsirlerimde satır aralarında bolca bulabilirsiniz.
Vesselam
 

(Mustafa islamoğlu'nun sitesi)
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
Sayfa: 1 [2] 3 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.627 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu