Istanbul’un fethi kutlu mujdenin yerine gelmesiydi

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > Istanbul’un fethi kutlu mujdenin yerine gelmesiydi
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > Istanbul’un fethi kutlu mujdenin yerine gelmesiydi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Istanbul’un fethi kutlu mujdenin yerine gelmesiydi  (Okunma Sayısı 34136 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« : 29 Mayıs 2008, 01:43:57 ÖS 13 »

Istanbul’un fethi kutlu mujdenin yerine gelmesiydi

 

Istanbul’un fethi Iznik’ten, Bursa’dan Eskisehir’den ve en son olarak da Edirne’nin fethinden baslamisti. Istanbul fethedilmeliydi, cunku Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kutlu isareti vardi.

 

Allah Rasûlu (sallallahu aleyhi ve sellem) Rabbimiz’in bildirmesiyle Arap Yarimadasi’nin, Iran ve Kibris gibi bazi yerlerin fethedilecegi mujdesini kendleri hayattayken vermisti. O’nun gelecekle ilgili emir ve mujdelerinden biri de, Istanbul’un fethedilmesiyle ilgiliydi.

 

Asr-i Saadet’ten baslayarak hemen her devrin buyuk kumandan ve bahadirlari hem bir mujde hem de bir vazife olarak kabul ettikleri bu kutlu habere muhatap olabilmek icin defalarca Istanbul’a kadar gelmis ve geriye donmuslerdi. Milletimizin aziz misafiri Ebu Eyyûb El-Ensâri Hazretleri de ayni gayeyle, ilerlemis yasina ragmen Istanbul sirtlarina kadar gelmis; vefat edecegi sirada ordunun komutanina “Burada olsem de beni Istanbul’un bagrina defnedin.” ricasinda bulunmus ve asirlarca sonra gelecek kahramanlarin kilic seslerini, tekbir sadâlarini kabrinden duymak istedigini belirtmisti.

 

Yildirim Bayezid, Fetih icin Anadolu Hisari’ni insa ettirmis, Mogol fitnesi yuzunden projeleri akim kalmisti. Fatih’in babasi 2.Murad da birkac kere Istanbul’u kusatmayi denemis ama fetih icin yeterli hazirliginin olmadigini gormustu. Bir gun Ankara’dan bir misafiri oldugu soylenmis; karsisinda devrin gonul sultani Haci Bayram Veli Hazretleri’ni gorunce heyecanlanmis ve hemen “Hocam, size mâlum olur; yoksa Istanbul bize nasip olmayacak mi?” deyivermisti. Hak Dostu soyle bir murâkabeye dalmis ve sonrasinda da “Sultanim, Fetih sana ve bize nasip olmayacak. Ama Cenab-i Allah, Istanbul’un anahtarlarini senin goz nurunla bizim ciraga nasip edecek.” demisti.

 

Fetih asirlar suren sabirli bir plan ve projenin urunuydu. Istanbul, Anadolu yakasindan degil Avrupa yakasindan gelinerek fethedilmistir. Devletin merkezi Avrupa’da yani Edirne’dedir. Bizans’in Avrupa ile butun baglantilari kesilip Anadolu’dan da bir cikis birakilmamis ve son saldiriyla tarihin en buyuk imparatorluklarindan biri olan Dogu Roma tarihe gomulmustur.

 

Anadolu Hisari’nin karsisina Bogazkesen Hisarini (Rumeli Hisari) yaptirmak baslica bir deha urunudur. Surlarin sekli kûfi yaziyla Arapca “Muhammed” (sallallahu aleyhi ve sellem) kelimesi seklindedir. Devrin harikasi olan sahi toplari Topkapi denilen bolgeyi dovuyordu. Fakat, 50 gun boyunca devam eden hucumlara ragmen sehir bir turlu dusmuyordu. Genc sultan yerinde duramiyor, atini denize suruyor, “Istanbul, ya sen beni alirsin ya da ben seni!..” diyordu.

 

Fetih atesleri geceyi aydinlatiyor

 

Artik pazartesiyi saliya baglayan geceye gelinmisti. Tarihler 29 Mayis’i gosteriyordu. Osmanli Islam ordusu, bu geceyi “Mum donanmasi” yaparak ates ve isik senligiyle gecirdi. Istanbul’u tamamen kusatan deniz ve kara birliklerinde kandiller, fenerler, mes’aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye bir isik cemberi icine alinmisti. Tekbirler ve tehliller Istanbul semalarini inletiyordu. Bizanslilar ise Ayasofya’ya siginmis azizlerin yardimini bekliyordu. O gece iki tarafa da uyku yoktu.

 

Yarinin “fatih”i olacak Sultan 2. Mehmet bir o yana, bir bu yana kosturuyor; askerlerini costurmaya calisiyordu. Fatih, bir aralik hocasi Aksemseddin’in yanina gidip onun himmetini istemis; bir zamanlar babasinin kendi hocasina sordugu gibi “Yoksa bize nasip olmayacak mi?” demisti. Aksemseddin de kendi hocasi gibi murakabeye dalmis; aglamis, aglamis. Sonra da “Sultanim, Allah bizi mahcup eylemeyecektir. Biz hele O’na teveccuh edip zaferi O’ndan bekleyelim; O bizi eli-bos geri cevirmeyecektir.” cevabini vermisti.

 

Aksemseddin’in gozyaslari

 

Aksemseddin Hazretleri’nin oglu der ki: “Sultan ayrilip gidince ben babamin ne yaptigini merak edip onun cadirina gittim. Meger kimseyi almamalari icin muhafizlara talimat vermis. Ben geri donuyor gibi yapip cadirin arkasina dolastim ve perdeyi biraz acip babamin haline baktim. Bir de ne goreyim... Babam surekli “Allah’im takatim kalmadi. Ya fethi nasib eyle, ya da canimi al.” diyor ve oyle agliyordu. Cubbesi bir tarafa, sarigi diger tarafa dusmus aglarken birden dogruldu; mujde almis gibiydi. Tebessum ediyor; ‘Bize zaferi nasip eden Allah’a hamdolsun.’ diyordu.”

 

Ayni sekilde Sultan Mehmet de secdelerde, Rabb’inden nusret diliyordu. Cunku o da biliyordu ki, sebeplerle ancak bir yere kadar gelebilirdi. Calismak, gayret etmek onun vazifesiydi, ancak zaferi verecek olan tek guc Allah’ti (celle celaluhu). Sultan, Rabb’ine yakariyor, “Yâ Rabbi, bize fethi muyesser kil!” diye dua ediyordu.

 

Nasrun minallahi ve fethun karîb!

 

29 Mayis 1453 sabahi, safak sokmeden once baslayan top atislariyla surlar sarsiliyor, mehter takimi Istanbul semalarini inletiyordu. Bugun buyuk bir gundu. Sahî adli buyuk top bugun Topkapi denilen yerdeydi. Fatih’in kesfi olan gelistirilmis havan toplari, Beyoglu sirtlari ve Galata surlarindan asirtma atislarla Halic’teki dusman gemilerini batirmaya baslamisti.

 

Toplar gumdurdedikce yasli surlar birer birer gedik vermeye basliyor, Osmanli askerlerinin biri dusse digeri surlara dogru saldiriyordu. Ulubatli Hasan da bu yigitlerdendi. Surlardan atilan tas, ok ve kizgin yaglara (Rum atesi/Grejuva) ragmen ilerliyorlardi. Ulubatli’nin vucudu delik desik olsa da surlara cikmis; elindeki mukaddes bayragi en yuksek burca tasimisti.

 

Kavga, toprak kavgasi degildi

 

Fetih hadisesi, bir toprak istilasi ve yagma operasyonu degildir. Islam’in ozunu olusturan cihad kavrami, insanlari Allah’i bilmeye ve O’nun rizasini aramaya goturen yollardaki engelleri kaldirma gayretidir. O guzel komutan ve guzel askerlerin asil derdi sehri kusatan kaleleri degil, insanlarla Allah’a iman arasindaki surlari yikma hedefiydi. Bundan dolayidir ki, fetih ordusunun gayrimuslim halka tanidigi guven, rahatlik, kazanc imkanlarini ve Muslumanlarin ustun ahlakini goren Bizanslilarin cogu Osmanli idaresini bir nimet ve kurtulus olarak kabul etmislerdi. Bu anlayisin bir sonucu olarak, Granduk Notaras, “Konstantinapolis’te kardinal sapkasi (latin serpûsu) gormektense, Turk sarigi gormeyi tercih ederim.” diyordu.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #1 : 30 Mayıs 2008, 12:24:18 ÖÖ 00 »

Fatih'i Fatih yapan niyetinin buyuklugudur

 

Hedefe ulasmak, once hayal etmekle baslar. Ideallerimize zihnimizde planlamadan ve gereken iradeyi, calisma ve gayreti sergilemeden ulasamayiz. Hedefe ulasma adina hayal etme elbette yeterli degildir. Hayaller gerekli olan maddi ve manevi donanimla desteklenmezse hedefe ulasilmasi imkansizdir. Istanbul fatihi, Fatih Sultan Mehmet daha cocuk yasta bu yola gonul koymus, duygu ve dusunce dunyasini fetih hayalleriyle suslemis, oyunlarinda Istanbul’u bir degil belki yuzlerce kere fethetmisti.

 

Fatih, Istanbul’u fetheden muzaffer bir kumandan olmasinin yaninda, medresede kendisine ayri oda tahsis edilecek seviyede ilim ve ayni olcude bir kalp ve ruh insaniydi. Bir diger ifadeyle o, madde ve manayi birbiri icinde butunlestirip bunyesinde barindiran bir alperendi. Su tek ornek, onun tevazu ve edebini gostermek icin yeter ve artar: Hocasi Aksemseddin’in olsun, devrinin isik insanlarindan Molla Husrev ve Molla Gurani’nin olsun, hocalarinin yaninda, bir talebenin hocasina karsi takinmasi gerekli tavri takinir, saygili davranir ve edep icinde onlarin huzurlarinda otururdu. Zaten bizim dunyamizdaki fetihler, hep boyle ruh, mana, edep ve aksiyon insanlarinin elinde gerceklesmis ve insanliga armagan edilmislerdir.

 

O, hep buyuk dusunmustu

 

Fatih, “ni’mel emir-ne guzel komutan” madalyasiyla sereflenirken niyetindeki buyuklukle dogrudan dogruya Peygamber Efendimiz tarafindan taltif edilmistir. O, bu mujdeye nail olabilmek icin Istanbul’un fethini daha cocuk yaslarinda planliyordu. Hep buyuk dusunuyordu, buyuklerle beraber oluyor, onlarla istisare ediyor ve yaptigi isin buyukluguyle kiyaslandiginda kucuk denecek bir yasta buyuk isler basariyordu.

 

Fatih’in degeri, dikkat edilince anlasilabilecek bir mazhariyettir. Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) Islam’in izzetini bayraklastiran, Bizans ve Avrupa’nin ustune tirmanip cikan Fatih’i bizzat ve cok onceden mujdelemistir. Fatih bu zamanda 21-22 yasinda bulunuyordu ki bu yaslar ayni zamanda beserî arzularin baskisinin en cok hissedildigi bir doneme tevafuk etmektedir. Zamanimizda bu yastaki cocuklar ya liseye ya da universiteye gitmesine ragmen o, devletin basinda bulunan bir idarecidir. Bu cok buyuk bir pâyedir ve Fatih bu pâyeyi, niyetinin saglamligiyla beraber, ruhunu guzel kullanmak ve iradesinin hakkini vermek sûretiyle liyakatle kazanmistir.

 

Efendimiz Niye Fatih’i Ovuyor?

 

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bize gore 14, ona gore ise 7-8 asir evvel, “Istanbul’u fetheden emir, ne guzel emir, onu fetheden asker, ne guzel askerdir!” buyuruyor. O ordunun icinde Aksemseddin de vardir. Onun da muhakkak ki o buyuk sultanin Istanbul’u fethinde buyuk hizmetleri olmustur. Ama Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ovgusu Fatih’e olmustur. Cunku Fatih’in kanatlari, altinda Aksemseddinler, Molla Guraniler gibi pek cok ilim adami ve Allah dostu yetistirmeye musaittir. Nitekim o ilme ve ilim adamlarina cok ehemmiyet vermis, onlari korumus, Istanbul’u butun dunyaya ilim isiklari sacan bir merkez haline getirmisti.

 

Islam’in izzeti icin kendinden 7-8 asir evvel yasamis Zât’i (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine rehber yapmis ve O’nun adiyla ayrica bir seref kazanmis olan Fatih, Rumeli Hisari’ni yaptirirken, onun mimarisini, Nebinin yuce adini hisara islemek icin, yukaridan bakildiginda Arapca “Muhammed” yazilacak sekilde planlatarak, hisari o mubarek ad’a benzetmeye calismis ve ruhuna isledigi Efendimiz’in yuce adini denizin kenarina da islemis ve hayati boyunca milli-manevi degerlerini cok aziz tutmustur.

 

Simdi biz de ayni sorumluluk altinda bulunuyoruz. Bir muminin hedefi Rabbimiz’in yuce adini ve Insanligin Iftihar Tablosu’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) nurlu mesajlarini gunesin dogup battigi her yere ulastirmaktir. Bu yonuyle himmetler, cehdler ve azimler âli tutulmalidir. Cunku Allah, ote âlemde muamele yaparken bu niyetimize gore bize muamele yapacaktir. Zira mu’minin niyeti amelinden daha hayirlidir ve mu’minin niyetinin ufku cok genis olmalidir.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
ahmet keçaş
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 13 Ekim 2008, 11:32:27 ÖÖ 11 »

h.z muhammedin istanbulun fethedileceğini söylediği hadisi kaynağıyla beraber koyabilirmisiniz. sahih mi
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #3 : 13 Ekim 2008, 11:35:22 ÖS 23 »

Alıntı
ahmet keçaş
h.z muhammedin istanbulun fethedileceğini söylediği hadisi kaynağıyla beraber koyabilirmisiniz. sahih mi

Smiley güzel soru

eğer sahih ise ben de bir soru eklemek isterim;

neden paris roma berlin atina değil de istanbul ? kerameti nedir istanbulun ? boğazlar ve stratejik konumu demeyin sakın...!!!
Logged
ahmet keçaş
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 14 Ekim 2008, 02:02:22 ÖS 14 »

Hayır coğrafi konumundan olduğunu sanmam.
    Bence yalan yanlıs yazılmıs.   Çünkü arastırmalarıma rağmen böyle bir hadise rastlamadım. Sahih değil sanırım. Birileri cıkar işlerine gelen bir sözü hadis diye millete yuttururlar.
Cheesy
Logged
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 67


« Yanıtla #5 : 16 Ocak 2012, 03:35:52 ÖÖ 03 »

Bu arada Üstad Yusuf Kardavi, Müslümanın kültürü isimli kitabında Roma'nın da fethedileceğine dair bir hadisin olduğunu belirtiyor.
Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #6 : 29 Temmuz 2014, 11:49:39 ÖÖ 11 »



okudunuz ise anlatırmısınız kitab hangi bakış açısı ile yazılmış ve konu nasıl değerlendirilmiş...
Logged
Dj-Furkan
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 52



« Yanıtla #7 : 21 Eylül 2014, 04:15:57 ÖS 16 »

müjdeyi  veren  Efendimizdi ne   güzeldir  onu   fetheden....
kutlu  bir  zaferdi  ama  tarihte  şimdi sadece  insanlar bu  bilinci  taşıyormu  acaba yüregine  sağlık






Not:Yazdığım  yazı  site  kurallarına  riayet  etmek  için  büyük   fontla  yazılan  bu  yazıyı kendim düzelttim  tastiklendi : )
Logged

serçeler duaya durduğu zaman...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.076 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu