Diyanet: Dövme yaptıran tövbe etsin

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Diyanet: Dövme yaptıran tövbe etsin
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Diyanet: Dövme yaptıran tövbe etsin
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Diyanet: Dövme yaptıran tövbe etsin  (Okunma Sayısı 4725 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
esedullahmurat
Ziyaretçi
« : 11 Ağustos 2007, 10:27:51 ÖS 22 »

Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptırdığı dövme nedeniyle kişinin tövbe etmesi gerektiğini bildirdi.

Diyanet İşleri, dövme nedeniyle kişinin tövbe etmesi gerektiğini bildirdi.

Diyanet takviminde yer alan bilgide, insan bedeninin değişik yerlerine çeşitli şekillerde dövme yaptırmanın eski tarihlerden bu yana uygulandığı belirtilerek, "Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahilliye adeti olup, sağlık açısından da zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır" denildi.

"DÖVME YAPTIRANA ALLAH RAHMET ETMEZ"

Diyanet, Hz. Peygamberin, insanın doğal yapısında değişiklikler yapılmasını hoş görmediğini, dövmeyi yapan ve yaptırana da Allah'ın rahmet etmeyeceğini bildirdiğini ifade ederek, İslamiyet'in her konuda doğallığı tavsiye ettiğini, dövmeyi de hoş karşılamadığını kaydetti.

"Dinimiz, tedavi amaçlı operasyonlar hariç Allah'ın yarattığının değiştirilmesine yönelik her türlü müdahaleyi yasaklamıştır" diyen Başkanlık, Allah'ın yarattığının değiştirilmesinin hem maddi hem de fıtrat alanında gerçekleşebildiğini bildirildi.

Diyanet, "Günümüzde, başta insan olmak üzere canlı varlıklar üzerinde ve yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü yıkıcı girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündürKişinin yaptırdığı dövmeyi kazıtması gerekir.

Ancak bu operasyon vücuda zarar verecekse dövme olduğu gibi bırakılır. Bununla birlikte yapılan dövme gusül ve abdeste engel değildir. Fakat kişinin bundan dolayı tövbe etmesi gerekir" dedi.

Kaynak
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2007, 08:01:27 ÖS 20 »


Alıntı
"Dinimiz, tedavi amaçlı operasyonlar hariç Allah'ın yarattığının değiştirilmesine yönelik her türlü müdahaleyi yasaklamıştır" diyen Başkanlık,....

aklıma bir husus takıldı. allahın yarattığı bedende ne kadar değişiklik hakkımız olabilir ?

estetik dövme yasak ama saç sakal bıyık kestirmek kaş aldırma vücudun diğer bilumum yerlerindeki kıl tüy aldırma  yaratılanı değiştirme değilmidir. uzayan tırnaklar fıtrattanmıdır yoksa fazlalıkmıdır ?
  kına yakmak ile dövme yapmanın farkları nelerdir. ikiside güzel görüntü olan boyama değilmidir ?
(aklıma takıldı işte) aydınlatın lütfen beni.......


Logged
LaEdri
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1004



WWW
« Yanıtla #2 : 06 Eylül 2007, 02:54:03 ÖS 14 »

Alıntı
kına yakmak ile dövme yapmanın farkları nelerdir. ikiside güzel görüntü olan boyama değilmidir ?
(aklıma takıldı işte) aydınlatın lütfen beni.......


Nacizane araştırma sonucum sayın maxpayna, bu zamana kadar kulaktan duymaların çoğu yanlış uygulamalardır bunu öğrenmiş oldum...inşallah biraz ışık sunar size, şahsen bende bir ışık görünüyor  Smiley


KINA YAKMAK
 

Saç, sakal, el veya ayakları kına yahut başka bir şeyle boyamak. Kınayı sulandırıp eline sürmek. İslâm'ın çıkışından önce yahudi ve hristiyanlar güzel görünme ve süslenmenin ibadetle bağdaşmadığını düşünerek, saçı boyayarak rengini değiştirmekten kaçınırlardı. Hz. Peygamber (s.a.s) müslümanları başka milletleri aynen taklitleri sakındırmak ve onlara bağımsız bir kişilik kazandırmak için emir ve tavsiyelerde bulunurdu. Saçı ve sakalı kına veya başka boya maddesi ile boyamak da bunlar arasındadır.

Ebû Hureyre'den nakledilen bir hadiste şöyle buyurulur: "Yahudi ve hristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onların aksini yapınız. Yani saçlarınızı boyayınız" (Buhârî, Enbiyâ, 50, Libâs, 67; Müslim, Libâs, 80; Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Nesaî, Zîne, 14; İbn Mâce, Libas, 32; Ahmed Hanbel, Müsned, II, 240, 260, 309, 401). Buradaki emir bağlayıcı olmayıp, nedb (sevimli amel) ifade eder. Nitekim uygulamada ashab-ı kiramdan Hz. Ebû Bekir ve Ömer, Hz. Ali ve Ka'b ve Enes (r.anhüm) gibi bazıları da boyamamıştır.

Kullanılan renge ve boya malzemesine gelince, genellikle saç boyası yaşlı erkeklerin beyazlaşan saçları için söz konusu olunca, siyah renk, yaşlı kimseyi, olduğundan çok genç gösterir. Bu durum kınalama veya boyamayı amacından uzaklaştırabilir. Nitekim, Mekke'nin fethi günü, Hz. Ebû Bekr'in yaşlı babası Ebû Kuhâfe'nin saçlarının ağaç çiçekleri gibi beyazlaştığını gören Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Bu beyaz saçı değiştiriniz ve siyahtan sakınınız" (bk. Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Nesaî, Zîne, 15; Ahmed b. Hanbel, l, 165, 356, II, 261, 499, III, 160, 322). Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, siyaha boyamasında da bir sakınca görülmemiştir. Nitekim Sa'd b. Ebî Vakkas, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabelerin bunu uyguladıkları nakledilir (Yusuf el-Kardâvî, el-Halâl ve'l Harami; 'l-İslâm, Terceme, Mustafa Varlı, Ankara 1970, s.102, 103).

Boya malzemesi olarak kına kullanımını Allah Rasulü'nün teşvik ettiği bilinmektedir. Bir hadiste şöyle buyurulur: "Saçın beyazlığını değiştirmek için kullandığınız şeylerin en iyisi, kına ve keten bitkisidir" (Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Tirmizî, Libâs, 20; Nesaî, Zîne, 16; İbn Mâce, Libas, 32; Ahmed b. Hanbel, V, 147, 150, 154, 156, 169). Diğer yandan Hz. Peygamber'in bir yerinde sivilce veya cerahatlenmiş bir çıban çıksa, bunun üzerine kına sürdüğü nakledilir (bk. İbn Mace Tıbb, 29). Bu duruma göre, Rasûlüllah (s.a.s)'ın kınayı cildin tedavisi için kullandığı anlaşılmaktadır. Enes b. Mâlik, Hz. Ebû Bekr'in saçını kına ve ketenle, Hz. Ömer'in de yalnız saf kına ile boyadığını nakletmiştir (Yusuf el-Kardâvî, a.g.e., 103).

Erkeklerin süs için el ve ayaklarını kınalaması mekruhtur. Kadınların el ve ayaklarını kınalaması ise caizdir. Erkek veya kadının beyaz saçı sarı veya kızıl renge boyaması müstehap görülmüş, siyaha boyamaları ise sağlam görüşe göre, caiz görülmemiştir. Boya malzemesi olarak kına ve vesîme denilen, boya sanayiinde kullanılan bir bitkinin tercih edilmesi tavsiye edilmiştir (İbn Âbidîn, Reddü'lMuhtâr, Terceme, Ahmed Davudoğlu, İstanbul 1982-1988, XV, 378, XVII, 314).

El, ayak veya başa sürülen kınanın katı olan malzemesi temizlendikten sonra deri veya saçlarda bıraktığı renk suyun nüfûzuna engel değildir. Bu yüzden abdest veya gusle mani olmaz (İbn Âbidîn, a.g.e., l, 224).


Kaynak


Evlenecek Erkeğe Kına Yakmak

Kadınların kına yakmasına müsaade verilmiştir. Fakat evlenecek erkeğe ve sünnet olacak çocuğa kına yakmak haramdır. Ancak tedavi niyeti bulunduğunda bir mahzur yoktur. (1)

Şunlar Lut kavminin kötü ahlakındandır: Erkeklerin sakız çiğnemesi, yol üstünde misvak kullanmak, ıslık çalmak, güvercinle oynamak, erkeklerin parmaklarına kına yakması, bağrı açık gezmek. (2)

Erkeklerin süs için el ve ayaklarını kınalaması mekruhtur. (3)


1)El Havi Lil Fetavi, 1/144, Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali (İslam Aile Hukuku), Rauf Pehlivan
2) Deylemi, Mehmet Ali Demirbaş
3) Kına Yakmak, Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.256 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu