Zekat hesabı yapılırken zekattan düşülen asli ihtiyaçların ölçüsü nedir?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Zekat hesabı yapılırken zekattan düşülen asli ihtiyaçların ölçüsü nedir?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Zekat hesabı yapılırken zekattan düşülen asli ihtiyaçların ölçüsü nedir?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Zekat hesabı yapılırken zekattan düşülen asli ihtiyaçların ölçüsü nedir?  (Okunma Sayısı 5650 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BaD-ı SaBa
Ziyaretçi
« : 10 Mayıs 2008, 10:36:21 ÖS 22 »

Kişiyi zekât yükümlüsü hâline getiren nisap miktarı malın üzerinden bir yıl geçmesi lâzımdır. Hadîste: "Kim servet elde ederse, zekât bir yılın geçmesiyle farz olur" (Tirmizî, Mişkât, 6).

Temel ihtiyaç ve yıllık zorunlu harcamalar zekâttan muaftır. Buna geçim indirimi de denilebilir. Bu geçim indirimi için, para yerine belli ihtiyaç maddeleri geçtiğinden mal sahiplerinin mağduriyeti sözkonusu olmaz. Çünkü bir kimse önce temel ihtiyaç maddeleri ve borçları düşürdükten sonra geri kalan altın, gümüş, ticaret eşyası veya nakit para nisap miktarını aşar ve üzerinden de bir yıl geçmiş olursa zekât farz olur.

Âyette; "Sana, neyi fakirlere harcayacaklarını sorarlar; de ki; artan malı verin"(el-Bakara, 2/219) buyurulur. İbn Abbâs, artan malın, "Aile fertlerinin ihtiyaçlarından arta kalanı" olduğunu belirtir (İbn Kesîr Tefsîri, Mısır (t.y.), I, s. 255-256) Elmalılı, âyetteki "arta kalanı infâk ediniz" hükmünün şu anlama geldiğini belirtir: "Malınızın temel ihtiyaçlarınızdan fazlasını infâk ediniz. Meşrû yoldan mal kazanınız ve bu maldan kendinizin ve aile fertlerinizin zorunlu ihtiyaçlarından fazlasını hayır için harcayınız. Çeşitli âyetlerde belirtildiği üzere karı, küçük çocuklar, fakir durumdaki ana-baba, dede ve nineler aile ferdidir. Bunların nafakası, bir kimsenin kendi nafakası kabilindendir. Bu yüzden hayır yapacağız diye kendinizi ve aile fertlerini nafakasız bırakmak câiz olmaz" (Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1960, II, s. 767).

İşte bir kimsenin zekât yükümlüsü olması için kendisinin ve yukarıda belirtilen aile fertlerinin bir yıllık temel ihtiyaçlarını karşılayacak mâlî güce sahip olması, ayrıca nisap miktarı mala da bir yıl süreyle mâlik bulunması gerekir. Altının zekât nisabı 80 gr. gümüşün 640 gr. olup, nakit para veya ticaret mallarının nisabı da bunlardan birisi esas alınarak belirlenir. Nakit para veya ticaret malı nisabı aşınca, nisap miktarı da eklenerek kırkta bir zekâta tâbi olur.

(Hamdi DÖNDÜREN)

Logged
BaD-ı SaBa
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 10 Mayıs 2008, 10:39:53 ÖS 22 »

Bir malın mülkiyeti ile elde bulundurmanın birleşmesi

Bir malın zekatının vacip olması için, bazı şartları olduğu gibi bir de mülkiyetiyle beraber elde bulunması da şarttır. O halde mülkiyetine sahip olmakla beraber bir malın ya sahibinin elinde veya vekilinin elinde bulunması ya hakikaten, ya da hükmen gerekir. Aslı mülkünde baki kalmakla beraber elinden çıkıp ta bir daha elde edilmesi umulmayan mallar zekatı hemen gerekmeyenler cümlesindendir. (1) Buna birkaç örnek verelim:

a) İnkar edilen alacak,

b) Gasbedilen mal veya alacak

Gasbeden bunu ikrar bile etse, alınıp sahibine teslim edilmedikçe zekata tabi değildir.

c) Yitirilen mal veya para,

d) Denize düşen mal veya para,

e) Çölde gömüp yeri unutulan veya belirsiz hale gelen mal veya para,

Evde gömülüp yeri kesin olarak bilinmeyen mal ve para bu hükmün dışındadır. Çünkü ciddi bir arama-tarama ile bulunabilir. (2) Ama tarla veya bahçede gömülü olup yeri unutulan bir mal veya para hakkında iki görüş vardır : Bazısına göre bunu da bulmak mümkün olduğundan zekâtı gerekir. Bazısına göre, tarla veya bahçenin tamamını kazmak çok zor olduğundan zekâtı gerekmez.

Bunun gibi, borcunu inkâr eden kimsenin zimmetindeki para veya malın zekâtı, elde sağlam belge veya şahit varsa, o takdirde gerekir. Bu belge veya şahitler yoksa gerekmez. Sahih olan da budur. (3)

İnkâr edilen bir borcun üzerinden yıllar geçtikten sonra bazı belge veya şahitler zuhur ederse, yine de zekâtı gerekmez. Ancak ödendikten itibaren üzerinden bir yıl geçince zekâtı verilir. Fukahadan bazısına göre, ele geçtiği zaman mevcut yılın zekâtı verilir, geçen yılların verilmez. Ama devrin kadısı böyle bir borcu biliyor, yani resmî belgelerle tevsik edilmişse, o takdirde geçen yıllara ait zekâtı da verilir. (4)

Borçlu İflas Etmişse :

Borçlu iflas eder de aradan yıllar geçtikten sonra adamın durumu düzelir ve kadı efendinin de sözü edilen iflas durumundan haberi varsa, borç ödendiği takdirde, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebü Yusufa göre geçen yıllara ait zekâtı çıkarıp vermek vâcib olur. (5)

Borçlu, Kimseler Bulunmadığında İkrar Eder, Bulunduğunda İnkâr Ederse :

Borçlu, kimseler bulunduğunda inkâra sapar, alacaklıyla yalnız kalınca borcunu ikrar ederse, o takdirde nisaba dahil edilmez ve bu nedenle de zekâtı verilmez.

Borçlu borcunu ikrar eder, fakat Hakimin huzuruna çıkarılınca inkâr eder, bunun için şahitlerin dinlenmesi gerekir, şahitler gelip şahadette bulunduktan sonra hakim alacaklı lehine karar verirse, o takdirde karar tarihinden itibaren sözü edilen alacağın zekatı hesap edilir. (6)

Borçlu Kaçarsa:

Borçlu borcunu ödememek için kaçar, alacaklı da onu takip edip yakalamaya gücü yeterse veya bir vekil tutmak suretiyle onu yakalatabilirse, o takdirde sözü edilen alacağın zekâtı gerekir. Buna güç getiremezse, gerekmez. (7)

Alacaklar üç kısma ayrılır:



1- Kuvvetli alacaklar. 2- Orta dereceli alacaklar. 3- Zayıf dereceli alacaklar



1- Kuvvetli alacaklar: Ödünç olarak verilen paralar ve ticaret malları kuvvetli alacak kısmına girer. Böyle alacaklar borçlu tarafından inkar edilmiyorsa veya inkar ediliyorsa da alacaklarının sened ve şahidi bulunuyorsa zekat vacip olur. Geçmiş yılların zekatını vermekte icap eder. Ancak alacağın tahsiline kadar zekat geciktirilebilir. Buna göre alacağınız altın nisap miktarı ve daha fazla ise üzerinden geçen her yıl için zekat vermeniz gerekir.



2- Orta dereceli alacaklar: Ticaret için olmayan mal karşılığı bu kabildendir. Kullanılmış eski elbise ve oturulan ev bedelleri gibi… Bu mallar müşterinin zimmetine geçtiği yıldan itibaren zekat hesabına girer ve bunlardan nisab miktarı ele geçmedikçe zekat vermek yoktur.



3- Zayıf alacak: Bir mal karşılığı olamayan değerlerdir. Miras malı, mehir bedeli ve diyet gibi… Bu çeşit mallar, ele geçirildiği andan itibaren, nisaba baliğ olmak şartı ile, bir yıl üzerlerinden geçmedikçe zekata tabi olmaz.



1- El- Muhit- Serahsi- El- Bedayi’- Kasani.

2- Bahr-i Hâik - İbn Nüceym.

3- El-Kâfi - Hâkim-i Şehîd El-Mervezî.

4- El-Kâfî - Hâkim-i Şehîd El-Mervezi - Et-Tebyin - Zeylai.

5- Câmius-Sağir - Kaadıhan.

6- Fetâvâ-yi Kaadıhan.

7- El-Muhit - Hadıyüddin Serahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye.

islam fıkhı
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.227 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu