Evlilikte Vefa mı, Sevgi mi?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Aile ve Yaşam (Moderatör: Yonetim) > Evlilikte Vefa mı, Sevgi mi?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Aile ve Yaşam (Moderatör: Yonetim) > Evlilikte Vefa mı, Sevgi mi?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Evlilikte Vefa mı, Sevgi mi?  (Okunma Sayısı 7863 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
pambuli
Ziyaretçi
« : 08 Nisan 2008, 01:38:55 ÖS 13 »

BİZ evliliği, Peygamberimizin sünnetidir diye biliyoruz. Bu söz doğrudur, ama evlilik kurumu bu cümleyle özetlenemez. Evet, eğer "sünnet" kavramını Peygamberimizin yolu olarak tarif edersek bu genelleme doğrudur. Ama "fıkhi bir kavram olarak" sorumluluğun boyutu anlamında kullandığımızda, yaptığımız genelleme yetersiz kalır. Yani ne demek? Aslında anlatmaya çalıştığımız şudur:


Kişi evlenmediğinde gayri meşruluğa, yasaklanmış ilişkiye düşeceğinden kesin olarak eminse, evlenmek onun için farz olur, dini bir zorunluluk haline gelir. Evlendiğinde eşine, çocuklarına zulüm edeceğinden eminse, ona da evlilik haram veya en azından mekruh (dinin hoş görmediği) bir hale dönüşür.
NİHAT HATİPOĞLU
Ama böyle bir endişe yoksa evlilik; sünnet, müstehap, mendup gibi teşvik kavramlarıyla ifade edilebilir.

* * *

Peki bu durumda boşanma nedir? Dinin boşanmaya bakışı nasıldır?

Dilerseniz bunun cevabını bulalım, sonra da bugünlerde çoğalan boşanma olaylarını ele alalım, nerelerde hatalar yapıyoruz, bunun üzerinde duralım.

Dinimiz evlenmeyi teşvik ettiği gibi, boşanmayı da zorlaştırır. Bu konuda orta yolu tercih eder. Bazı dinler evlenmeyi hoş görmez, yasaklar. Bazıları da boşanmaya karşıdır. İslam dini ise denge, itidal ve orta yolu bulur. Boşanmayı hoş görmez ama yasaklamaz da. Zorlaştırır, zorlar ve bağı kopartmamaya yönelik tavır alır. Ama kapıyı açık bırakır. Öyle ya, bir evlilik çekilmez hale gelir, yürümez, iki tarafı da hayattan koparacak hale gelirse inat etmenin faydası yoktur.

İslam, sebepsiz boşamaları hoş görmez. Evlilikle oynamayı onaylamaz. Evlilik bağını mukaddes olarak görür. "Başladığın bir bağı koparma, devam ettir, zorla kendini" der. Evlilik bağını öylesine sıkılaştırır ki, Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:

"Allah katında en sevilmeyen helal, boşanmadır!"
Kur'an-ı Kerim boşanmalarda yükü erkeğe havale ederek bir anlamda erkeği cezalandırır. Öyle ya, hangi erkek, kendini bilen hangi insan eşiyle bağını koparır, çok önemli bir gerekçe olmadıkça? Çünkü boşandığı eş, yarın en tabii hakkını kullanarak başka biriyle yeni bir aile kurabilecektir. Çocuklarına da başkası babalık edecektir!

İslam, kadına da kendini kocasından boşama yetkisi vermiştir. Resmi olarak mahkemede zaten her iki taraf da nikáhı bitirme hakkına sahiptir. Ama bütün bunlardan daha önemli olanı, bu noktaya gelinmeden evliliği kurtaracak girişimlerde bulunmak, orta yolu bulmak için gayret sarf etmektir.

Boşanmalar maalesef günden güne çoğalıyor. Yanlış evlilikler, tüketimdeki dengesizlik, hayata dair hedeflerin çeşitlenmesi, başlamış birçok evliliği daha birinci yılında sona erdirmekte. Hatta 20, 30 yıllık evliliklerin bile sarsıldığını görüyoruz. Reklama yönelik, içi boş evlilik ve boşanmalar hariç, samimi insanlara nedenleri sorulduğunda çoğu kez şu cevap veriliyor:

"Heyecanımı kaybettim, artık sevmiyorum, aşkım bitti!"

Evliliği bu kavramlara, bu duygulara kurban etmek çıkış yolu mudur?

Uygun mudur?

Yakışık alır mı?

Ortada kalan bir eş, küçükten büyüğe yaşları farklı çocuklar, bu enkaz üzerine kurulacak ama sonunun ne olacağı az çok belli olan yeni evlilikler...

Dağılmış ailelerde en büyük vurgunu, en ciddi darbeyi çocuklar yiyor. Yaşamasına rağmen ortada olmayan bir baba, annelik yapamayan mağdur bir anne (veya tam zıddı), sevgiden yoksun çocuklar.

Bu bir yıkım değil mi? Dağılmışlık, savrulmuşluk ve savurganlık değil mi? Ciddi bir tehlikenin sinyalleri değil mi?
Logged
bbetull
bbetull
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1591



« Yanıtla #1 : 08 Nisan 2008, 02:16:35 ÖS 14 »

Alıntı
"Heyecanımı kaybettim, artık sevmiyorum, aşkım bitti!"


Müslümanın evlilikten beklentisi bu olmamalı.Bunlar yada farklı duygular olacaktır fakat amaç haline geldiğinde insanın kendi istekleri dışında önemli hiç bir şey kalmaz.Bu ise içinde bulunduğumuz zamanda ki gibi boşanmayı doğal bi sürecin sonu sayan bencil insanları beraberinde getirir.Evlilikte amaç aile olmalı bence.Eşlerin ve ailedeki diğer fertlerin gözettiği, korumaya çalıştığı aile huzuru olduktan sonra taşlar yerine oturacaktır.
Logged
BaD-ı SaBa
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 09 Mayıs 2008, 11:47:56 ÖS 23 »

Peygamber Efendimiz SAV bizim için rehberdir....hayatını anlamak we yaşamaya çalışmak meselerinin çözümünde bir rehberdir....insanlar ewlilik kurumunu ALLAHA giden yolda bir araç görmeli, amaç olarak hayatlarına bu dünyada ekip ahir dünyada biçmeyi esas almalılar.... EWlilikte sewgi we wefa mutlaka olmalı we bunlar yaşanmalı....
Logged
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #3 : 23 Aralık 2014, 10:13:13 ÖS 22 »

çevremde gözlemlediğim kadarı ile zina harici boşanmalarda ..her iki tarafda ciddi zarar görüyor ve azaba uğruyor..özellikle erkek..

kaç tane arkadaşım belini doğrultamadı..resmen kırıyor adamın belini Allah...
Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #4 : 23 Aralık 2014, 10:19:39 ÖS 22 »

ehh unuttum yahu ..elbette vefa ...

hz ömer insanlar arasındaki sevginin zamanla tükeneceğine işaretle vefalı olunmasını tavsiye ediyor..sevgi sanırım asli manası ile zikredilmiyor..ihtimalya şehvet ve heves olarak kabul etmek yerinde olur..

aklıma mecnun geldi..yolda tutmuş bir köpeği gözlerinden öpüyormuş...tanış olanlar bu manzaraya şaşırıp ne yaptığını sormuşlar..

köpeğin necis olduğunu neden gözlerini öptüğünü sual etmişler...

 ...bu köpek leylanın mahallesinin köpeğidir...gözleride onu görmüştür..işte bu nedenle öpüyorum diye cevap vermiş.. Cheesy

hakiki "aşkı mecazi"  adamı bu hale koyar.. Cheesy



Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
FannieCoole
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 24 Temmuz 2019, 04:10:57 ÖS 16 »


Bildiğiniz kadar düşünürsünüz.
Aynı şekilde evlilik hakkında bilgisi olmayan, düşünmeden gelişigüzel evlilik yapar. Tabi bunun sonucunda da önüne çıkacak engellere direnç gösteremez. Hayatı boyunca devamlı zorluklarla mücadele etmeye mahkûm olur.
Düşünebilmesi için, bilgisinin ve birikiminin olması lâzım.
 
Bilgilenme konusunda, insanlığa yol gösteren Hz. Ali; Bilgilenmek servetten de üstündür. Çünkü serveti sen korursun, bilgi ise seni korur yorumunu yapıyor.
Gerçekten de bilgi sahibi kişilerin davranışlarıyla, sıradan insanların davranışlarını karşılaştırdığımızda, bu farkı açık bir şekilde görebiliyoruz.
 
 
Bilinçli kişinin evliliği ile cahil insanın evliliği aynı olabilir mi?
 
Bundan her bilgili insanın evliliği sağlıklı olur anlamı çıkmaz elbette. Öyle olsaydı; başta eğitmenler olmak üzere bütün bilgili insanlar dünyadaki en mutlu çiftler olurdu. Oysa geçimsizliklerin çoğu bu çevrelerde yaşanıyor.
Bilgilenirken müspet ilim ile manevî ilim birlikte öğrenilmeli. Sade öğrenmek yetmiyor. Her iki kaynaklı bilgileri beyin, kalp ve irade üçgeninde buluşturduktan sonra gerçek bilinçlenme ortaya çıkıyor.
 
Ailenin yok sayıldığı bir dönemde gelmiş olan dinimiz, insanlara aile kurmalarını teşvik etmiş ve bu manada birçok kurallar koymuştur. Çünkü sağlıklı toplumların geleceği sağlam temellerle kurulmuş olan aile hayatıyla mümkündür. Ayrıca bunda şahıslar için birçok yararlar söz konusudur. Zira insan için huzurun kaynağı ailedir. Ailenin meyvesi çocuklardır ki, o bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Hiç bir insan bir başka insana ihtiyaç hissetmeden yaşama imkanına sahip değildir. Her insan bir eşe, bir hayat arkadaşına mutlaka muhtaçtır.
Yaşamın her safhasında bu ihtiyaç mutlaka hissedilir. Huzuru aile dışında arayan insan yanılmıştır. Hayat bunun çok örnekleri ile doludur. Ne var ki bugün geldiğimiz noktada üzülerek ifade etmek gerekirse, bir çok ailede bile karı-koca ve çocuklar arasında huzursuzluklar yaşanmakta ve bazen yıllarca aynı yastığa baş koymuş olan insanlar, bir hiç yüzünden aile kurumunu yıkmaktan çekinmemektedirler. Çoğu zaman, nefis ve şehevi arzuların amansız aldatıcılığı bu yıkımlara sebep olmaktadır.
Oysa bu çok büyük bir vebaldir. Çünkü yıkılan her aile binasının enkazından geriye, anasız, babasız çocuklar, huzur ve mutluluğunu yitirmiş bir toplum kalıyor. Onun içindir ki, muhtemelen aile huzurunun bozulmasına sebep olabilecek pürüzler, önce aile içinde ve aileye yakın olan hakemler aracılığı ile giderilmeli ve aile binası kurtarılmalıdır. Aile binasının çimentosu olan sevgi ve merhametin yok olmamasına gayret edilmelidir.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu