İSLAMDA, KURANDA KABİR AZABI VARMIDIR.

(1/16) > >>

halukgta:
   Değerli arkadaşlarım bugün sizlerle, bizlere öğretilen ama kuranda asla bahsedilmeyen, hatta bunun kabul edilmesi dahi kuran ayetlerine ters düşen bir konuda, yani kabir azabı konusunda konuşmak istiyorum. Bizlere bu konuda söylenenleri kuran ayetleri ile karşılaştırıp konunun mahiyetini birlikte araştıralım.
    Yazımıza başlamadan evvel bu konunun gaibi bir konu olduğu, yani Yaradan ın bahsetmediği, açıklamadığı ve kendi katından konular olduğunu belirtmeliyim. Peki, Yaradan kuranda bahsetmediği böyle konular hakkında ne diyor, önce yine her zaman yaptığımız gibi kuran ayeti ile açıklamaya başlayalım. Araf suresi 33. ayet; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Değerli arkadaşlarım lütfen ayeti iyice okuyunuz. Ne diyor Yaradan, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şey hakkında, yine Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylememizi HARAM kıldığını yasakladığını çok açık bir şekilde belirtiyor. Bu ayeti yazının devamı sürecince lütfen unutmayalım. Şimdide kabir azabı konusunda söylenenler hakkında araştırma yapalım önce.
   İnsanlar ölür ölmez kabir diye bir çukura konuyorlar. Hemen sonra munker-nekir melekleri geliyor, soru sormaya başlıyor: Rabbin kim? Dinin ne? Peygamberin kim? gibi sorular... Müslümanlar bu sorulara: Rabbim Allah, dinim İslam, Peygamberim Hz. Muhammed diye cevap veriyor. Kâfirler ise.- Hah, hah anlamadım diyorlar. (Fıkhul Ekber, Aliyyul Kari Şerhi).)( Kabir, müminler için cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfirler için ise cehennem çukurlarından bir çukurdur.) Önce şunu hatırlatalım ki bu sözleri kuran asla doğrulamaz ve bunlarla ilgili tek bir bilgide kuranda yoktur. Hele hele ayrıntılı melek isimleri ile hiç yoktur. Mezheplerde Kabirde kime soru sorulacağı konusu da tartışıla gelmiştir. Bu konuda Hanefiler arasında bile ittifak yoktur. Bir kısmı, Müslümanların çocuklarının da sorguya çekileceğini söylerken bir kısmı, Peygamberler, çocuklar ve şehitlerin sorgudan muaf tutulacağını söylemişlerdir. Müslüman çocukların kabirde sorgulanmasına rağmen cennete gireceği, kâfir çocuklarının ise durumunun daha karışık ve Müslüman çocuklarından farklı olarak "cennet ehline hizmetçi olacaklarına hükmedilmiştir." denilmektedir. Kabirlerde azabın nasıl olacağı da tartışılmaktadır. Cesede mi yapılacaktır. Ruha mı yapılacaktır, yoksa hem ruha hem de cana mı yapılacaktır? Bu durumda kabirde ruhların cesede dönmesi konusu gündeme gelmektedir. Tabii ki bu da tartışılmıştır. Kabirde ruhlar cesedin tümüne mi yahut bir kısmına mı, topluca yahut ayrı ayrı olarak mı iade edilecektir? Kabirde soru sorulma işi ruhların bedene iade olunmasından sonra olduğu iddia edilmiştir. Ehlisünnet azabın hem bedene hem ruha olduğu, bunun da ruhların bedene dönmesiyle olacağı inancındadırlar. Ayrıca İmanlı ölen ve kabir azabı görmeyen insanların ruhları serbest dolaşır. Bu sebeple pek çok yere gidip gelebilirler. Bir anda çok yerde bulunabilirler. Aramızda dolaşmaları mümkündür diye anlatılır. Ama tüm bu bilgiler nereden alınmıştır hiç bilinmez. Kabir azabı konusu Ehlisünnete göre iman edilmesi vacip olan konulardan biridir, ilmihal kitaplarında olsun, akaid kitaplarında olsun konu hep bu şekilde ortaya konmuştur. Bu konularla ilgili mezheplerin çok değişik inançları ve fikirleri vardır. Örneğin Cuma gecesi ve Cuma günü ve özel günlerde ölen asi bir insanın bu gecede kabir azabı kaldırılıp bir daha iade edilmez gibi düşüncelerde vardır. Bu konuyu daha fazla dağıtmadan kabir azabı ile ilgili hadislere de göz atalım.

-   Peygamberimiz mezarlıktan geçerken: "Kardeşiniz için Allah'tan mağfiret dileyiniz. Çünkü o şu anda sorguya çekilmektedir" demiştir.
-   İdrardan sakınınız, zira kabir azabının çoğu ondandır.
-   Şüphesiz kabir ahiret konaklarının ilkidir. Eğer ölü bu konaktan kurtulursa ondan sonrası daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa sonrası daha zordur.
-   Hz. Peygamber Hz. Aişe'ye sordu: "Kabirde halin nedir." Kendisi cevap verdi: Ya Hümeyra şüphesiz kabrin mü'mini sıkıştırması, ananın çocuğunun ayağını sıkması gibidir. Münker-Nekir meleklerinin soru sorması da; göz kamaştığı zaman ona sürme çekmek gibidir.
-   Hz. Peygamber, Hz. Ömer'e: "Kabirde halin nicedir?" demiş. Hz. Ömer de- "Aklım başımda mı olacak ?’ demiş. Resulullah ‘Evet’ demiş. Hz. Ömer de ‘O takdirde hiç aldırmam’ cevabını vermiş.

      Yukarıdaki hadisleri gördünüz. Yazıma başlamadan önce bir ayet örneği vermiş ve bu ayeti yazının sonuna kadar lütfen unutmayın demiştim. Yaradan asla kuranda bahsetmediği hatta bizlere detayları ile söylenen bu konunun doğruluğuna inanmamız sizce doğrumu? Örneğin melek isimleri dahi verilerek sorguya çekileceğimiz söyleniyor, ama bu kadar önemli bir konu niçin kuranda zikredilmemiş dersiniz? Bir soru daha akla geliyor bu melek isimleri nasıl öğrenilmiş? Rabbim kuran için ayetlerinde ne diyordu hatırlayalım önce. ( Enam sur.38: Biz bu Kitap'ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde hasredilirler. İsra suresi 89. ayet; Yemin olsun, biz bu Kuran'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler. Enam Suresi 114. Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım?)   Demek ki Rabbim bu kitapta hiçbir eksik bırakmadığını ve her benzetmeden, konudan nice örnekler verdiğini ayrıca kuranı ayrıntılı kıldığını bizlere açıkça söylüyor. Önce kabir azabının kuran ayetlerine baktığınızda asla olamayacağını gösteren ayetleri sizlere hatırlatmak istiyorum.
  ( Nahl sur. 21. ayet: Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.) Demek ki bu ayete göre öldükten sonra yalnız mahşer günü diriliş var. Kabirde tekrar dirilip hesaba çekilmiş olsak mahşerde dirileceğimizi bilmemiz gerekir. (Dühan sur. 56.ayet: Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar.) Bu ayetten de anlaşılıyor ki bizler öldükten sonra eğer kabirde dirilip hesaba çekildikten sonra yine öldürülecek, daha sonra mahşer günü diriltileceksek, iki kez ölüm tatmış oluruz. Buda bu ayete ters düşer. (İsra sur.52.ayet: Sizi çağıracağı gün, onu hamt ederek çağrısına derhal uyacaksınız. Ve sadece az bir süre kaldığınızı düşüneceksiniz.) Yüce Rabbimiz bu olayı da uykuya benzetir. Nasıl saatlerce uyuduğumuz halde zaman kavramını yitirip bir göz kırpması kadar uyuduğumuzu sanırız. Benzer şekilde öldükten sonra diriltilinceye kadar bir yokluk yaşarız. Eğer mahşer gününden önce bir hesap olsaydı kabirde, önce yapılanlar hatırlanacaktır. (Enam sur. 60. ayet: O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O'nadır dönüşünüz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.) Bu ayete de lütfen dikkat ediniz. Ömür bittikten sonra dönüşümüzde yaptıklarımızın hesabı sorulacağını söylüyor. Hiçbir suçtan iki kez hesap sorulup iki kez ceza alınamayacağına göre demek ki hesap mahşer günü sorulacak olduğu anlaşılıyor. Şimdide bu söylediğimi doğrulayan ayetleri aşağıya yazıyorum, onları da okuduğunuzda konu daha da iyi anlaşılacaktır.
—Yasin sur.51.ayet: Nihayet Sur’a üfürülecek(Kalk borusu çaldığında). Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.
_Yasin sur.52.ayet: (İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman’ın vaat ettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! Derler.

  Yukarıdaki ayetlerde de büyük bir şaşkınlık ve pişmanlık görülüyor. Ancak insanlar kabir azabı gibi bir ön hazırlık azabı çekseler hiçte şaşırmazlardı inkâr ettikleri şeylerin gerçek olduğuna. (İnfitar sur. 4.ayet: Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman.5. İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.) Ama kabir azabı inancına göre kişi zaten daha kabirde ne yaptığını ne yapmadığını görmüş bundan dolayı azaba ya da mükâfata tabi tutulmamış mıydı? Demek ki bu ayetten de anlaşılıyor öldükten sonra ilk hesap mahşer günü olacak. ( Adiyat sur.9.10: İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalplerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi? ) Ama kabir hayatı inancına göre kalplerde olanlar mahşer gününden önce bir sorgulama ile ortaya çıkarılmıyor muydu? Demek ki bu ayetlere de ters düşüyor kabir azabını kabul etmek.( Ali imran sur. 185. ayet: Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metaından başka bir şey değildir.) Kuran ecirlerimizin kıyamet günü ödeneceğini söylerken Kabir hayatı inanışına göre ecirlerimizden (yaptıklarımızdan) dolayı kabrimizin cennet bahçelerinden bir bahçe olması ecirlerimizin kıyamet gününden önce ödeneceği anlamına gelmez mi? Demek ki bu ayetten de çok iyi anlaşılıyor, hesap görüleceği gün yalnız ve yalnız mahşer günüdür.
    Şimdide kabir azabının var olduğuna delil gösterdikleri tek ayete bakalım isterseniz. ( Mümin sur. 45.46. ayetler: Allah, o adamı ötekilerin kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en beteri kuşattı. Sabah-akşam, ateşe arz olunurlar. Kıyamet koptuğu gün de şöyle denir: "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun.)   Bu iki ayete baktığımızda firavun ailesinin azabın en kötüsünü kuşattığını söylüyor. Bu azabın hem dünyada hem de ahi rette olacağını devamında da anlıyorsunuz zaten. Yaradan sabah akşam sözüyle sürekli, devamlı ateşe sunulacağını belirtiyor ve bu ailenin mahşer günü azabın en şiddetlisine sokun sözleriyle de açıklık getiriyor. Ayette bahsedilen sabah, akşam ateşe arz olunurlar sözünün kabirde olabileceği söylenerek kuran dan delil aranmıştır. Bunu söylemek diğer yazdığımız birçok ayetle çelişir. Ayrıca Yaradan yine kuran ın tümünü düşündüğümüzde bazı cezaların bu dünyada da verileceğini bizlere bildirmiştir. Bu demektir ki Rabbim firavun ailesine bu dünyada da azap vermiş olması mümkündür. İsterseniz bu sözlerimi yine kuran dan açıklayalım.( Ali İmran sur.56: Küfre sapanlar var ya, işte onlara dünyada ve âhirette şiddetle azap edeceğim. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır onların. Tevbe sur. 55. ayet: Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.74. ayet:….. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Eğer yan çizerlerse Allah onlara dünyada da âhirette de acıklı bir azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onların ne bir dostu olacaktır ne de bir yardımcısı. Rad sur. 34. ayet: Dünya hayatında bir azap var onlar için; âhiret azabı ise çok daha şiddetlidir. Onları Allah'a karşı koruyacak kimse de yoktur. 

  Yukarıda yazdığım bazı ayetler de çok açıkça söylüyor ki Rabbim hem bu dünyada hem de ahirette yani mahşer günü cezalandıracağını çok açık ve net bildiriyor. Kabir azabına delil olabilecek mümin suresindeki tek ayetinde böylelikle doğru olamayacağı açıklanmış oluyor. Zaten Kuran ayetlerini bir bütün olarak almayıp içinden cımbızla sözleri aldığınızda asla ayetlerin anlaşılması da mümkün değildir. Bunu yapanlarda günümüzde olduğu gibi yanılgıya düşmekte ve İslam düşmanlarının ekmeklerine yağ sürmektedirler. Hıristiyanlar tüm bu ve buna benzer inanışları örnek verip, Kuranda İslam dinin de çelişki vardır diyerek bu yanlışlarımızı kullanmaktadırlar.
    Konuyu toparlamak gerekirse yazımızın başında verdiğimiz bazı hadislere baktığımızda bunların ancak peygamberimizin üzerinden konuşulan hurafeler olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Örneğin peygamberimizin kabir azabının çoğunun İdrar dan sakınmamak olduğunu söylediğini görüyoruz. Ama Kuran ı ve tüm ayetleri bir an düşündüğümüzde, Rabbim in sizler için Kuran da her şeyden örnek verdim ve bu kitaptan sorumlusunuz ayetlerini hatırladığımda bu söylenen idrar konusu ve kabir azabı na inanmanın, Kuran ayetlerinden haberdar olunmadığını ve birçok ayetleri de dikkate alınmadığını görürsünüz. Çünkü kabir azabı asla Kuranda bahsedilmeyen bir konudur. Bunlar olsa olsa insanları korkutarak doğruya yönlendirmek adına sonradan uydurulan bidat lardır diyebiliriz. Yaradan ın adaleti, Kuran ın bütünü okunduğunda bir suçtan iki kez cezalandırmayı asla uygun görmez. Hatta bir suçun karşılığının bir cezası olduğunu söylediği gibi, yapılan bir iyiliğin ise kat kat sevap yazılacağını anlatır. Başak örneğinde olduğu gibi. İşte yalnız bu ayetleri hatırlayan birisi dahi kabir azabının doğru olmadığını Kuran dan anlar. Çünkü eğer kabirde bir suç için ceza verilirse, mahşer günü hesabın sorulacağını söyleyen Rabbim bir kez daha hesap sorup yine cezalandırması gerekir ki bu kuran adaletine, Rabbim in sözlerine, ayetlerine asla uymaz. Her insan istediği şeye inanmakta özgürdür ama yaradan ın ayetlerin sonunda söylediklerini lütfen unutmayalım. Ne diyordu; (Hâlâ düşünmüyor musunuz?", Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz, Öğüt alan yok mudur, Yemin olsun ki, biz, Kuran'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var, Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.) İşte dostlar isteyen aklını çalıştırır, isteyen çalıştırmaz birilerinin ardından gider. Tüm yaptıklarımızın sonucunu, geri dönüşü olmayan yolda alacağımız için daha önce biraz aklımızı çalıştırmanın daha mantıklı olacağını ve bizlere daha çok yararlı olacağını düşünüyorum. Rabbim yardımcımız olsun. Rahman a emanet olunuz. Dilerim Rabbimden bizlere kuran gerçeklerini görmemizi nasip etmesi dileğiyle. SAYGILARIMLA Halukgta.


NOT: Bir arkadaşım benim yazdığım yazılar için, insanların akıllarını karıştırıyorsun demişti, doğrusu çok üzülmüştüm. Hâlbuki yazdığım tüm yazılar ve verdiğim örnekler kuran ayetlerindendi tıpkı şuanda olduğu gibi. Beni kafa karıştırmakla suçlayan kardeşimizin bu sözünden sonra şöyle düşündüm; İnsanları kuranda olmayan şeylere iman ettirerek insanların kafalarını öyle karıştırmışlar ki, kuran gerçeklerini söyleyip insanları uyardığınızda apaçık deliller gösterdiğinizde dahi kafa karıştıran olarak itham ediliyorsunuz. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki işimiz çok zor. Doğrular yanlış, yanlışlar doğru kabul edilir olmuş. ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN.  [/color]

abdulhamit:
KABİR AZABI VARDIR. FAKAT BU AZABIN NE ŞEKİLDE OLACAĞI AÇIK VE NET DEĞİLDİR. KANIMCA BU AZABI GÖRECEK OLAN ÖLEN CESEDİMİZ DEĞİL, RUHUMUZDUR

İSTENİRSE DAHA DETAYLI DA YAZABİLİRİM, SAYIN HALUKTA

halukgta:
  Değerli arkadaşım dinimizde iman ettiğimiz bir olayın varlığını bu sözlerle ifade etmek kuran anlatımına uymaz. Yani Kabir azabı vardır ama ne şekilde olacağı açık ve net değildir diyerek anlatamayız. Ben sizlere kabirde asla bir sorgunun ve cezanın olamayacağını ayetlerle aktardım. Olduğuna dayandırdıkları ayetide yazdım. Ama dayandırılan ayetin dahi kabirde bir azap olduğunu gösterir delili olmadığını gördük. Şunu belirtmeliyimki yazımdada belirttiğim Araf suresi 33. ayettinde Rabbim in belirttiği konular hakkında açıkca söylemediği şeylere iman etmenin, konuşmanın haram olduğu çok açıkca belirtiliyor. Yaradan eğer bizlerin bilmesini istediği bir konu varsa açıkca söyleyeceğini belirtiyor, bunun aksini düşünmek doğru olmaz. Kuranda bunca ayet çok açıkca belirtiyor bizlere ve kabirlerimizden uyanış yanlız ve yanlız mahşer günü olacaktır diyor. Bunca açık ayetten sonra tersini düşünmek bu ayetleri görmezden gelmek olur. Tabiki buna inanmak her zaman söylediğim gibi kişilerin kendisine kalmıştır, nedenide hepimizin Rabbim e tektek hesap vereceğimizdendir. Eğer bir konu hakkında açıklama yapmamışsa o konu hakkında fikir yürütmek çok tehlikeli olur. Bu konuyu Rabbim in melekler hakkında fikir yürüttükleri ve dişi olarak resmettiklerinde verdiği cevaba benzetiyorum. Rabbim melekler hakkında bahsetmediği halde dişi olarak resmedilmesine kızarak, yaradılışlarına şahitmi oldunuz diye kızdığını hatırlayın lütfen. Eğer rabbim kabirde bir sorgudan bahsetmemişse bizler asla bu konu hakkında konuşmamalı ve fikirler yürüterek kuranda olmayan bilgileri insanlara anlatmamalıyız. Fakat bu konuda yanılıyorsam elbette sizden istifade etmek isterim, çünkü benim amacım yanlız ve yanlız Rabbim in doğrularını öğrenmektir. Allah a emanet olunuz   Halukgta.

serzeniş_:
"Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir."(Haşr Suresi, Ayet 7)

"O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir." ( Necm Suresi, Ayet 3-4)

Yine de, bazı kardeşlerimizin aklında böyle bir "soru" yer aldığına göre, bu konu hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerek.

Bu konu hakkında söyleyecekleri olanların da, bildiklerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz.

Peki gerçekten de Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de kabir azabının olduğuna dair bir ayet yok mudur?

K.Kerim'de Kabir azabına doğrudan yer verilmemekle birlikte, bir kaç ayrı yerde -aslında görmek istenirse bir çok yerde- işareten yer verilmektedir. Tefsir kitaplarında, bu ayetlerin kabir azabı ile ilgili olduğunun belirtildiği ehlince malumdur.

Bu ayetlerden bir kaçının mealini vermek yeterli olacaktır kanaatindeyim.

1- "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (Mümin Suresi, Ayet 46 )

2-"O zalimleri ölümün pençesinde çırpınırken ve melekler ellerini uzatıp `Haydi verin canınızı, Allah hakkında söylemiş olduğunuz asılsız, yakışıksız sözlerden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlenmelerinizden dolayı bu gün onur kırıcı bir azaba çarptırılacaksınız' derlerken görmelisiniz." (En'am Suresi, Ayet 93)

3-"Fakat melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırken acaba halleri nice olur?" (Muhammed Suresi, Ayet 27)

4-"Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
Diyecek ki: "Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?"
Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
Ve işte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha çetin ve daha kalıcıdır."(Taha Suresi, Ayet 124-127)(bu ayette geçen danka kelimesine kabir azabı anlamı verildiğinide belirtim)

halukgta:
  Değerli serzeniş nikli kardeşim sizin verdiğiniz ayetlerden yanlız birisi için söylenir ve örnek gösterilir kabir azabı ile ilgili ayet olarak, oda Mümin sur.46. ayet tir bunun da açıklamasını yapmış ve ne anlama geleceği yani hem bu dünyada hemde mahşer günü azap anlamını taşıdığı açıklamasını yapmıştım örnekler vererek yazımda. Ayrıca verdiğiniz tüm ayet örnekleri mahşer gününü anlatan ayetler olup kabir azabıyla hiçbir ilgisi yoktur, okunduğundada anlaşılıyor zaten. Gelelim yazınızın başında verdiğiniz ayet örneklerine. Evet peygamberimiz kendi heva ve hevesiyle konuşmaz, çünkü Rabbim peygamberimize birçok ayetinde nasıl emir veriyordu hatırlayalım. (Maide Suresi 67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.Nisa Suresi 105. Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma.) bakın ne diyor Rabbinden sana geleni tebliğ et ve diğer ayetinde insanlara Yaradanın indirdiği ile hükmedesin diye indirdiğini belirtiyor. Demekki peygamberimiz kuran dışına çıkması mümkün değil. Ozaman işimiz dahada kolaylaşıyor madem kuranda yok, belirtilmemiş ozaman söylenen sözlerde kuranda yoksa o sözler peygamberimizin sözleri olamaz. Rahman a emanet olunuz. Halukgta

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa