Millet İftira Altındadır

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) >  Millet İftira Altındadır
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) >  Millet İftira Altındadır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Millet İftira Altındadır  (Okunma Sayısı 1321 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
vuslat_sevdasi
Ziyaretçi
« : 17 Mart 2008, 01:37:47 ÖÖ 01 »

  İnsanların idam edilmesinden zevk alanların, asılmaları coşkuyla izleyenlerin, yaşamaları gereken çağ, bu çağ ve insanı barış ve hoşgörü yanlısı olan bu ülke olmamalıydı. Orta çağ ve karanlık Avrupa olmalıydı. Bol bol idam görüntüleri haksız,  yanlı ve acımasız yargı mensupları vardı. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi asılmaya ya da ateşte yanmaya mahkum ederler, insanları da bu vahşeti izlemek zorunda bırakırlardı.

            Halkın bir kısmı bu gösterileri izlerken  coşku duyardı...

            Halkın büyük  bölümüyse haksızlığa karşı çıkar, pasif ya da aktif mücadele ederdi.

            Bu mücadele insanları, direnerek ve çoğalarak bu günkü demokrasileri kazanmıştır.

            Ancak, vahşet meydanlarında coşku duyan o acımasız ve zifiri karanlık ruh, hala bazı bedenlerde varoluşunu sürdürüyor.

             Kafası kesilen,  ateşte yakılan, asılan  insanların, acı çekmesini ve korkmasını komik bulanların arasında olmalıydı idamlardan coşkunluk duyanlar...

            Aykırı da kaçmazlardı. Bütünleşirlerdi o görüntülerle.

            Hem onlar hem biz mutlu olurduk. Bu çağlar daha aydınlık, daha yaşanılır olurdu.

            Bu acımasız, kapalı, ve dar ruhların, takıntıları olmayan insanların olmaları gereken mevkilerde bulunmaları iç yarası. 

            Endişe verici,

            ürkütücü,

            VE

             korkutucu.

            Yargıda deliller esas alınır.Delillerle konuşması gereken insanların sanıların mahkumu olması ümitsizlik verici.

            Tansel Hanımın, Delil olmadan konuşması yakışıksız, kendi acımasızlığını millete mal etmesi haksızlık, insanların acılarından zevk alması acımasızlıktır.

            Millet iftira altındadır.

            Yıl1990.

            Ben de İftira altındayım.

            İftira eden, bir savcı

            Nedeni hapishanede görev yapmak istemem.

            Savcı, Otuzlu yaşlarda gösteren esmer ve iri bir adam.

            Beyinsel topografyası tam bir dehşet.

            Ben ayaktaydım o oturuyor.

            Hiçbir nezaket girişimine gerek duymadan, göreve niçin talip olduğumu soruyor.

            O insanları, topluma geri kazandırmak, yanlışlarını anlamalarını sağlamak, eğitimsel eksikliklerini tamamlamaya çalışmak gibi idealist düşüncelerimi söylüyorum.

             "Nereli olduğunu söyle!" diyor.

            "Urfa." diyorum.

            İnsanın kanını donduran bir ses tonuyla suçlamaya başlıyor.

            Önce söylediklerini idrak edemiyorum. Kafam algıladıklarını geri itiyor.           

            Savcı, beni doğum yerim sebebiyle terorist olmakla suçluyor.

            Son derece kaba ve saygısız bir üslübu var. Kötü esen bir rüzgar gibi. Karanlık. Kelimeleri kafama atar gibi çıkarıyor ağzından.

            "Yani bütün bunlar bir tasadüf mü ?" diyor. "Urfa  doğumlusun. Batıya tayınin çıkıyor ve hapishanede görev istiyorsun. Asıl amacın nedir anlat bakalım!"

             Tam bir şok yaşıyorum.

            Doğduktan sonra üç ay yaşadığım şehire,  ilk kez birkaç ay önce gitmiş ve sadece onbeş gün kalmışım.

            Ve terorist olmakla, teröristlere yardım etmeğe çalışmakla suçlanıyorum.

            Şaşkınlığın ardından, iftiraya uğramanın dudaklarımı kurutan  sınırsız öfkesine tutuluyorum...

            Ona kendisi hakkında düşündüklerimi söylüyorum...

            Beni tutuklamakla tehdit ediyor.

            Hemen yap diyorum.

            Yapamıyor...

            Sonraları bunlardan çok olduğunu gördüm. Her makamda...

             Bu kafa ve ruh yapısına sahip insanların yargıda bulunmaları, Türk adaletini tehlikeye sokuyor ve ona olan güveni azaltıyor. Hayal kırıklığı yaratıyor.

            Önce kişilik ve karakter testinden geçirilmeleri gerekiyor bazı makamlarda bulunanların. İnsanla birebir çalışanların.

            Öncelikle,

             öğretmenlerin,

            doktorların,

            hakimlerin

            ve

            Savcıların...


 
 
Emine FİKRİYE 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu