Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > GÜNDEM DIŞI > Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü  (Okunma Sayısı 6925 defa)
Kasım 04, 2008, 02:24:17 ÖS
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1285
Nerden:

Offline
« Yanıtla #150 :»

Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletine bağlı Orange kentinde hapiste tutulan Müslüman kadınların başörtülerini çıkarmaması kararlaştırıldı.    
 
 
TUTUKLULARA BAŞÖRTÜSÜ DAĞITILACAK
Cemile Medine isimli Müslüman bir kadının 2007 yılında açtığı davayı karara bağlayan Orange mahkemesi, tutuklu Müslüman kadınların erkek gardiyanların önünde başörtülerini çıkarma zorunluluğu kaldırıldı. Mahkeme, ayrıca hapishanede geçici başörtüleri bulundurulması ve tutuklulara dağıtılmasına karar verdi.

BAŞÖRTÜSÜ ÇIKARILMIŞTI
2005 yılında 12 saat boyunca tutulduğu nezarette tutulduğu West Valley Sorgu Merkezi'nde başörtüsü çıkarılan 30 yaşındaki Cemile Medine, hapishane kurallarının değiştirilmesi için açtığı davayı kazandıktan sonra yaptığı açıklamada, tutuklu bulunduğu süre içerisinde başörtüsü çıkarıldığı için kendisini zayıf hissettiğini söyledi.

45 BİN DOLAR TAZMİNAT
Medine, 7 Haziran 2005 yılında metro istasyonunda sahte bilet şüphesiyle göz altına alınmış ancak, daha sonra suçsuz bulunarak serbest bırakılmıştı.
Öte yandan mahkeme, Cemile Medine'ye 45 bin Dolar tazminat ödemesini de karara bağladı. Medine, davayı açtığı zaman tazminatı düşünmediğini, bu kararla böyle bir olayın bir daha yaşanmamasının istediği şey olduğunu söyledi.

 


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
kaynak
Logged
Kasım 23, 2008, 11:26:55 ÖS
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3715
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #151 :»

Rosa Parks ve Başörtülüler


Ümit Aktaş


Çankaya`nın ve Başbakanlığın başörtülülerin girmesiyle birlikte `kamusal alan` olmaktan şimdilik çıkarılmasına rağmen, başörtülülere, dolayısıyla Müslümanlara karşı ayrımcı ve aşağılayıcı tutumun sürdürülmesinde önemli bir tavır değişikliği yok.



Karakolları savunamayan "askerler", garnizonların başörtülülere karşı savunusundaki  mevzilerini koruma anlayışlarını titizlikle sürdürmekteler. En son, Manisa`da, 40 yaşın üstündeki başörtülü asker aileleri törenlere alınmaya başlanırken, bu yaşın altında olan başörtülü asker aileleri garnizona alınmadılar. Bu tür bir ayrımcılığın mantığını kestirmek olası değil. Zaten askerliğini yapanlar bilir, "askerlikte mantık aranmaz". Ama o törenlere giremeyen, oğullarını, kardeşlerini ya da eşlerini göremeyen kadınların  teller arkasında yere çökmüş zavallı halleri hem utandırıcı, hem ürkütücü, hem de ibret vericiydi.
            Konuyu irdeleyen Nevzat Tarhan "Başörtülü anneler pısırık pısırık tel örgü arkasında oturacaklarına, Zenci Rosa Parks gibi haklarını arasalar, mesele bu kadar uzamazdı" derken, aslında belki konunun özüne işaret etmekte; ama burasının Türkiye olduğunu unutmaktadır.  Zira Rosa Parks, belediye otobüsünde  bir beyaza yerini vermemekte direnince, ve bu nedenle tutuklanıp hapse atılınca, zenciler uzun süre belediye otobüsüne binmediler; mahkeme ise sonunda onları haklı bulunca, bu ayrımcılığa da son verildi. Bizde ise neredeyse hiçbir başörtülü kadın, kendilerine karşı yapılan bu ayrımcılığı üzerine alınmadı. Konuyla ilgili olan direniş ve eylemlere, yargılanıp hapse düşenlere destek vermedi. Tel örgülerin arkasında zavallı bir biçimde oturmasına rağmen, sözgelimi oğlunu, kendisini içeri almayan bu garnizona asker olarak göndermekten vazgeçmedi. Tam aksine onu bir şehit olarak bağrına bastı. Karakollarda oğlunu yeterince savunma tedbirlerini almadıkları için hiç yoktan ölüme gönderen sistemi sorgulamadı. Kendisine ya da oğluna karşı yapılan bu hiçe sayıcı tutumlar karşısında, en azından mahkemelerde hakkını aramayı düşünmedi; buna girişmedi. Onlardaki bu sinikliği ve mazoşizmi gören askeri zevat ise, bu sadistçe uygulamalarını sürdürmekte bir beis görmediler; bu hukuksuz ayrımcılıklarını, tıpkı işgalci bir gücün meseleye empatiden uzak yaklaşımıyla sürdürdüler.
            Tüm bunlar doğru olsa bile, şurası da bir gerçek ki, başörtüsü yasağına karşı yapılan 
onca direnişe rağmen, bu konuyu anlamaya çalışacak bir siyasi ve hukuki anlayışın eksikliği, hatta kendisini halka karşı son derece müstağni gören bir bakış açısının aşılamazlığı da ortadadır. Diyelim ki bu konuda bir vatandaş mahkemeye baş vurdu; nerede onu anlayacak, dinleyecek yargıçlar; nerede o temiz vicdan sahipleri? Onun da ötesinde Anayasa Mahkemesi`nin aşılamazlığı da ortada. Hatta Anayasa Mahkemesi`nin yetkilerinin daraltılmasından söz eden bir Başkanının konuyla ilgili eleştirilerine karşı, aslında bu sorunun sahibi olması gereken ve hatta iktidarlarını bile büyük ölçüde bu sorunun varlığına ve çözümüne ilişkin vaatlerine borçlu olan bir partinin (AKP`nin) Meclis Başkanı bile topu taca atmaya çalışmakta. Yasama yetkisi elinden alınmış bir Meclis Başkan`ı olarak bu fikre destek vermektense, meselenin özünü anlamazlıktan gelmekte. Oysa belki en anlamlı davranış, hukuka ve insan haklarına aykırı bir biçimde garnizonlardan dışlanan şu kırk yaş altı kadınların oğullarını askere göndermeye karşı direnmelerinden öte, yine hukuka aykırı bir biçimde yasama yetkisi elinden alınmış bir Meclis Başkanı`nın en azında istifa etmesi değil midir?
            Sonuçta ortaya çıkan tablo, insanların elini kolunu bağlayan ve zihinlerini felç eden bir maslahatçılık ve pragmatizmin, bu insanlık dışı tablo karşısında tüm toplumu suskunlaştırmasıdır. Bu koşullar altında Rosa Parks`ların ortaya çıkmasını beklemenin anlamsızlığı da ortadadır. Değil mi ki daha düne kadar kendilerinin bu toplumun zencileri olduğunu söyleyen bir Başbakan, artık "beni  Obama ile değil, Atatürk`le mukayese edin" demekte; ve değil mi ki zencilerin ABD`de, kendilerine karşı yürütülen ırkçılığa karşı, ABD bayrağını taşımamak için  askere gitmediklerini (Muhammed Ali gibi) ve ABD`yi temsil etmemek için olimpiyatlara katılmadıklarını unutacak denli  rengini değiştirmiş bulunmakta, oğullarını hesapsızca ölüme gönderen ve kendileri de bir başka ulusun çocukları gibi tel örgülerin dışında tutulan kadınların, erkeklerin (sakallı erkekler de bu garnizonlara sokulmamakta) yazgıları da kolay kolay değişecek gibi gözükmemekte.

Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Nisan 07, 2009, 12:35:54 ÖS
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1285
Nerden:

Offline
« Yanıtla #152 :»

Başörtüsü yasağı sanal alemde

Dünyada sadece Türkiye'de uygulanan başörtüsü yasağını protesto etmek ve sorunlarını dile getirmek amacıyla Boğaziçi Üniversitesi'nden bir grup öğrenci, basortum.com sitesini kurdu“Türkiye'de uygulanan başörtüsü yasağı ile ilgili her türlü bilginin herkes tarafından kolaylıkla elde edilebilmesiyle yasağın haksızlığının herkes tarafından anlaşılması için içerik teşkil etmek ve yasak ile ilgili, insanların fikir alışverişinde bulunabilmesi için bir grup Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi tarafından hazırlanan” basortum.com sitesi, misyonu ve vizyonunu ise şu şekilde özetliyor:

“Nihai tahlilde yasağın tamamen kalkması için elimizden gelen ve üzerimize düşen her şeyi yapmak ve bu yolda yayın faaliyetlerinde bulunmaktır. Huzur-u İlahi'ye çıktığımızda yapabilecek olup da yapmadığımız bir şeyler olmasından Cenab-ı Hakk'a sığınıyoruz. Malum, mevcut olan her şeyin ömrü kader kalemiyle tesbit ve tahdit edilmiştir. Kadere şeksiz-şüphesiz iman çerçevesinde diyoruz ki: Site tesettür yasağı küre-i arzdan tamamen kalkıncaya kadar şu anki çizgisiyle yayın yapmaya devam edecektir. Yasağın devam ettiği tek bir memleket ya da tek bir okul kalsa, oradan haberlerle site çalışmalarına devam edecek izn-i İlahi'yle.”

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
tıklayın


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
kaynak
« Son Düzenleme: Nisan 07, 2009, 12:36:59 ÖS Gönderen: eliflamra » Logged
Nisan 07, 2009, 01:34:47 ÖS
Üye Bilgileri
m.ufukalp
Mehmet Ufukalp
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 273
Nerden:

Offline
« Yanıtla #153 :»

Alıntı
Al-i İmran Suresi 103 - Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.

Fetih Suresi:10. Sana bîat edenler ancak Allah'a bîat etmiş olurlar.2 Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir. 


Bir çok islam ülkesindeki müslümanlar gibi Türkiyeli müslümanlarda her şeyde olduğu gibi Tesettür konusunda da hem hemfikir değilller, hem de tek yumruk değillerdir.

Halbuki Rabbimiz bütün müslümanların toptan Allahın ipine sarıldıkları zaman yardım edeceğini vaad etmiş bulunmaktadır.

Allahın vaadettiği rızka bile güveni olmayıp tesettürünü açıp çalışan insanların yüzbinleri bulduğu ülkede, tesettür konusunda Allahın yardımını ummak ne kadar islami bir düşünce.

Üstüne üstlük Tesettür Allahın farz emri olduğu halde, tesettürü yaşam tarzlarına aykırı bularak yasaklayan tağuti zihniyetlerle, Tesettürü Allahın emri olarak uygulama zorunluluğu getiren İran İslam Cumhuriyetini  aynı kefede değerlendiren zihniyetlerde bulunmaktadır.

Bu coğrafyada müslümanların asıl sorunları, mevcudun içerisinde, mevcudun en iyisi bir islam aliminin etrafında kenetlenip, islam ve müslümanlarla ilgili her türlü işi bu çerçevede ve şura ile ele alma olayıdır.

Tağuti rejimler bu noktada da müslümanlardan fersah fersah ileridedirler. Çünkü onlar nice islam alimi geçinen münafığı kendi yedeklerine almış Belami Baura gibi kullanmaktadırlar. Teoride Belamı Bauranın konumunu herkes bilir ama, bunların kimliklerini isimlerini saydığımızda karşımıza dikilmeyecek insan kalmayacaktır. Hal böyle olunca, hangi meselemize çözüm arayabiliriz ki?
Logged
Aralık 03, 2009, 01:37:14 ÖS
Üye Bilgileri
müslümanlardan
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 367
Nerden:

Offline
« Yanıtla #154 :»

TARAFIMDAN SİLİNBMİŞTİR

.
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2009, 05:50:30 ÖS Gönderen: müslümanlardan » Logged
Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.509 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu