Zandan kaçınmak

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Zandan kaçınmak
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Zandan kaçınmak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Zandan kaçınmak  (Okunma Sayısı 1463 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
crush
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28


« : 08 Ocak 2008, 01:20:16 ÖÖ 01 »

Yazı uzun gelebilir ama sonuna kadar okuyunuz faydalı olacagına inanıyorum


Hepimiz çoğu zaman
bir şeyleri zannederiz. Olayları kendi gördüğümüz şekliyle yorumlarız.
Hatta çoğu zaman emin olmasak bile eminmişiz gibi bilgiç tavırlar
sergileriz. Ama hiçbir zaman acaba yanılmış olabilir miyiz diye
düşünmeyiz. Gözümüzle gördük ya, olayı anladık ya hemen ne olduğunu
yorumlayabiliriz. Oysaki bu, insanların en çok düştüğü yanlışlardan bir
tanesidir. Zannetmek insanı yanlış anlamaya sürükler her zaman ve de
yanlış davranmaya. Bu nedenle Allah zannetmeyi kesinlikle
yasaklamıştır. Bunu da Hucurat Suresi’nin 12. ayetinde “Ey iman
edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından
çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?
İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah`tan korkun. Şüphesiz Allah,
tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir” şeklinde açıkça ifade
etmiştir Allah. Bu nedenledir ki olaylara kendi kafamıza göre yorum
getirmek ve kesin öyle olduğunu zannetmek ve bunu başkalarına da bu
şekilde aktarmak yanlışların en büyüklerindendir.



Şöyle bir düşünelim, bir film seyrediyoruz ama filmin son 10 dakikasına
yetiştiğimizi varsayalım. Bir adam koşarak trafik lambalarının olduğu
yere geliyor, orada da yaşlı bir teyze var ve teyzenin koluna girerek
karşıya geçirmeye başladığı esnada arkasından bir başka adam elinde
silahla geliyor ve teyzeyi karşıya geçirmeye çalışan adamı sırtından
vuruyor ve film bitiyor. Bu durumda ne düşünürdük acaba? Hepimiz
teyzeyi karşıdan karşıya geçiren adamı vuran kişiye kinlenirdik büyük
ihtimalle ya da kızardık nasıl böyle bir insanı vurabilir o kişi diye.
Fakat filmi baştan izleseydik teyzeyi karşıdan karşıya geçiren adamın
bir katil olduğunu ve teyzeyi de altınlarını çalmak için kaçıracağını,
bu nedenle de koluna girip iyilik yapmaya çalışıyor gözüktüğünü fark
edecektik. Onu vuran adamın ise polis olduğunu ve son anda yetişip
katili vurarak teyzeyi kurtarmış olduğunu görecektik. Şimdiki yorumumuz
ne olurdu acaba? Az önce yaptığımız yorumun tam tersi. Bu sefer
öldürülen adama kızma ve öldürene sempati duyma duyguları oluşacaktı
içimizde. İşte hayat içerisindeki olaylar da böyle. İnsanların
yaşadıkları hayatları başından sonuna kadar bilmeden, o anda gördüğümüz
kadar ki kareye takılarak yorum yapmak ne kadar yanlışlara sürüklüyor
bizleri. Filmin tamamını bilme şansımız yoksa yorum yapma veya birisini
o anda yaptığı şeyden dolayı suçlama şansımız da yoktur. Yorumu filmin
tamamını bilene, yani yüce Yaratan’a bırakmak lazımdır. Allah olayların
içyüzünü her zaman doğru yorumlayamayacağımız ve yanılma payımızın çok
yüksek olduğu ile ilgili Kur’an’da çok güzel bir örnek vermiştir. Kehf
Suresi’nin 65. ayetinden başlayarak 82. ayetine kadar devam eden
bölümde Hz. Musa ile Kendine ilim verilen kişi arasında geçen bir
olaydan bahsedilir. 65. ayet: Nihayet kullarımızdan bir kul buldular
ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim
öğretmiştik.

66. ayet: Musa ona: «Allah`ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim? » dedi.

67. ayet: (Hızır) dedi ki: «Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.

68. ayet: «İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin? »

69. ayet: Musa: «İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim» dedi.

70. ayet: (Hızır) dedi ki: «O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!»

71. ayet: Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye
bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi:
«Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş
yaptın. »

72. ayet: (Hızır: ) «Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi? » dedi.

73. ayet: Musa dedi ki: «Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma. »

74. ayet: Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında
Hızır hemen onu öldürdü. Musa: «Kısas olmadan masum bir cana nasıl
kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın» dedi.

75. ayet: Hızır dedi ki: «Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana? »

76. ayet: Mûsâ dedi ki: "Eğer bundan sonra (bir daha) sana bir şey
sorarsam, artık bana arkadaş olma. (O zaman) benim tarafımdan sana özür
ulaşmıştır (artık benden ayrılmakta mazur sayılırsın).

77. ayet: Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp
onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten
kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır
hemen onu doğrulttu. Musa: «İsteseydin elbet buna karşı bir ücret
alırdın» dedi.

78. ayet: Hızır dedi ki: «İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır.
Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim. »

79. ayet: «Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu
kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el
koyan bir hükümdar vardı. »

80. ayet: «Oğlana gelince, onun ana- babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk. »

81. ayet: İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin. »

82. ayet: «Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın
altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun
için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve
Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların
hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin
içyüzleri budur. »


Burada da çok net bir şekilde gördüğümüz gibi olan olayların iç
yüzünü ve neyin neden dolayı gerçekleştiğini sadece Allah bilebilir.
Bizim yaptığımız yorumlar sadece bizim iç dünyamıza göre ya da
yaşadığımız olaylara göre değerlendirmelerimiz neticesinde vardığımız
sonuçlardır. Bazen farkında olmadan büyük bir vebalin altında buluruz
kendimizi. Bu nedenle yapılacak şey, olayları iyice emin olmadan
yorumlamamak, insanları işin içyüzünü bilmeden sorgulamamak ve
yargılamamak. Allah’ın da bize emrettiği gibi zandan kaçınmak,
zannetmeden emin olarak yaşamaya alışmak ve emin olmadığımız durumlarda
ise Allah bilir diyerek filmin tamamını bilene bırakmaktır
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu