KuRŞuN KaLeM

(1/1)

LepYota:
KuRŞuN KaLeM / Beth Leibson – Reader’s Digest




Bir kurşunkalem, 50 km. uzunluğunda bir çizgi çizebilir, 45.000 sözcük yazabilir. Üstelik yaptığınız hataları silmeniz için, bir de kuyruklarında silgi taşırlar.

400 Yıllık Dostumuz

Kurşunkalem

Kurşunkalemler, yazı dünyasının üvey çocukları gibi görünürler. Herkesin, dolmakalemlerle ilgili söyleyecek kesinlikle bir sözü vardır. Çünkü bir çoğuna göre, dolmakalemler romantik çekiciliğe sahiptir. Fakat şiirlerin dizesinde, kurşunkalemlerle ilgili herhangi bir isteğe ya da şikayete rastlamazsınız. Onlar her zaman ikinci plandadır.


Oysa karalama yaparken, liste hazırlarken ya da mesajlarımızı yazmak için kurşunkalemleri yeğleriz. Sinirli olduğumuzda onları kemirmekten de kendimizi alamayız. Bu kadar işimize yararken, onları nedense sık sık kaybederiz. Fakat yine de, bu ileri teknoloji çağında bile, ağaçtan yapılmış bu silindirleri kullanmaktan vazgeçemeyiz.

Su altında bile yazabilmeleri, birçok kişi tarafından yeğlenilmesini sağlamaktadır. Normal bir kurşunkalem, 50 km. uzunluğunda bir çizgi çizebilir, 45.000 sözcük yazabilir. Üstelik yaptığınız hataları silmeniz için, bir de kuyruklarında silgi taşırlar.

Kurşunkalemler ucuz ve çok hafif olmaları gibi, yaşamınızı kolaylaştıracak birçok özelliğe sahiptirler. Sıcak bir yaz günü, onlarla, saçlarınızı kolaylıkla toplayabilirsiniz, fermuarınızı yağlayabilirsiniz, pencerenizi açık tutmak için onun desteğini alabilirsiniz.

Kurşunkalemin bir takım izlerine Antik Yunan ve Roma’da rastlandığı bilinmektedir. Adı, Latince’deki “penicillus” sözcüğünden gelmektedir. Bu, küçük kuyruk ya da fırça anlamındadır.

1564 yılına dek, kurşunkalemlerin varlığı kesin olarak bilinmektedir. İlk kurşunkalem o yıl, İngiltere, Borrowdale’deki meşe ağaçlarından yapıldı. Fakat adı, birtakım tartışmalara neden oldu. Britanyalılar, çok geçmeden kurşunkalemleri, sedir ağacından yapmaya başladılar.

1761’de Kasper Faber, Almanya’nın Stein kasabasında bir fabrikada, kurşunkalemde seri üretim tekniğini geliştirdi ve bu anlamda bir devrim yapmış oldu.

İlerideki yıllarda, bilim adamları, tropikal bitkilerdeki elastik bir maddenin, sürtünme yoluyla silme görevini keşfettikleri zaman, silgi de bulunmuş oldu.

1820 yılında, kendi kalemlerini sokak sokak dolaşarak pazarlamaya çalışan Joseph Dixon, kurşunkalem üretimine çok yararlar sağlayacağına inandığı John Thoreau adlı bir adamı, bu alanda yetiştirdi. Thoreau, 1824 yılında kendi kurşunkalemlerini üretmeye ağırlık verdi ve aynı zamanda doğa bilimci olan oğlu Henry David de, bu alanda kendisine katıldı. Kurşunkalem üretmek, artık bir iş kolu haline gelmiştir.


Küçük Thoreau, Harvard kütüphanesi’ne yaptığı bir ziyaretta, 1795’te Fransız kimyager Nicolas Jacques tarafından bulunan bir yöntemden esinlendi ve zamk ya da balmumunun aksine killi grafiti yeğledi. Bu gelişme, Thoreau kurşunkalemlerinin, Amerika’da üretilenlerden daha sert ve daha siyah olmasını sağladı. Bu sayede çok geçmeden, satışlar çarpıcı biçimde arttı. Thoreau şirketi, bir günde görülmemiş bir üretim yaptı ve bu alanda başı çekmeye başladı.

İç savaş zamanı, yurt içi gereksinimi için de birçok kurşunkalem üretildi. Askerlerin, sırt çantalarında rahatlıkla taşıyabilecekleri, bir yazma aracına gereksinimleri vardı. Kurşunkalemler de, bu iş için çok uygundu. Tüy kadar hafifti ve mürekkep kullanmayı gerektirmiyordu.

Bir yüzyıldan fazla bir süre sonra, 1970’lerde kurşunkalem satışları; öğrenci bir çocuğun kurşun zehirlenmesinden ölmesiyle, ilk düşüşünü gösterdi. Fakat, kurşun zehirlenmeleri üzerine bilgi sahibi olan Lawrance Finberg’in, çocuğun ölümünden kurşunkalemin sorumlu olmadığına değinmesi, kuşkuları yavaş yavaş ortadan kaldırdı.

Ernest Hemingway, Thomas Wolfe, Theodore Dreiser, Archibald MacLeish ve John Steinbeck yaratıcılıklarının özlerini, kurşun kalem kullanarak kağıda döktüler. Yazdıklarının müsveddeleri, bunun bir kanıtıydı.

Thomas Alva Edison, yelek cebinde taşıdığı kurşunkalemle, her an aklına gelen bir düşünceyi kolaylıkla yazıyordu. Franklin D. Roosevelt alması gereken notları en kısa yoldan kurşunkalemle yazıyordu ve Herbert Hoover de anılarını yazmak için kurşun kalemi yeğliyordu.

Kurşunkalemleri her renkte görmemiz olanaklıdır. Amerika’da kurşunkalem üretenlerin yarısından fazlası, onları sarı renge boyadı. Yeşil de çok ilgi gören bir renkti.

Kurşunkalem üreticilerinin de dediği gibi kurşunkalemler, teknoloji ne denli ilerlese de, yüzyıllar boyu bizimle birlikteliklerini sürdüreceklerdir.

Çeviri: Eda Baykan

bütün dünya dergisi
mart 2004, Sf: 63-64

bbetull:
Dolma kalemleri ve tükenmez kalemleri sevmiyorum.Yaşasın kurşun kalemlerrr :)

esen:
bende iki gün önce bu yazıyı okuyup çok begenmiştim paylaşsam mı diye düşünürken senin paylaştığın bu güzel yazıdan sora okuyun istedim  :)
                                    Kalem Bitti
     Ak kâğıt ile kara kalemin sevdaları, şimdi artık camaltı resimlerinde. Her kalemle her şey yazılmaz, bilirsiniz. Kamış kalem kâğıt üzerinde yazı yazarken tatlı bir cızırtı çıkarırdı. Buna eskiler sarîr-i hâme veya kalem feryadı derlerdi.
     
      Aşağıdaki mısralar bu sebeple söylenmiş olsa gerektir.
     
      Sarîr-i hâmeme siz güldünüz tahayyürle
      Kalem feryad eder, ağlar mürekkeb
      Beni nâdan eline verme yâ Rab!
       
      O devir hokka ile dividin devri idi. O devir kalem efendileri ile birlikte tarihe karıştı.
       
      Kurşun kalemde bir ahşap sıcaklığı vardı. O, mahrem duyguların süvarisi idi. İçten geldiği gibi yazılan, yazılıp da kâğıtla bile paylaşmaya kıyılamayan duyguların.
     
      Yaşanılanı yazmak için bire bir idi kurşun kalem. Sonra sus payı gibi üzerinde gezdirilen silgi. Kalemin derdi içindedir. Sahibi sırrı kendisiyle paylaşmış, sırrı onun incecik gövdesine yüklemiştir. Taşıyabilir mi o narin gövde bunu? Rüyalarında bembeyaz kâğıtlar görür kurşun kalem. Onlarn üzerinde gönlünce gezinip durur. Sonra bir yerden sahibi ansızın çıkıverir. "Sana güvenmiştim" diye seslenir. Kurşun kalem kan ter içinde uyanır.
       
      Buna mukabil tükenmez kalem pervasız ve vurdum-duymazdır. Ne hürmetkârdır, ne itaatkâr... İki parmağım gözüne diye yazıyı âdeta dürte dürte sunar. Mahremiyete hiç saygısı yoktur. Buradaydı ama karaladım der gibi salananın yerini gösterir.
       
      Dolmakalem adının ve görüntüsünün aksine kaprisli bir sevgilidir. Her duygu ve düşünce için ayrı tavırlar ister. O tavırlar, inceli kalınlı uçlarla dile gelir. Her zaman asildir. Sahibi için masanın üzerinde daima bir merasim hazırlar. Çantayı, çekmeceyi beğenmez o. Sürekli cepte gezmek ister.
       
      Kalemlere veda... Hanım sultanlara dair bir selâm saklasın; Topkapı Sarayı'nda; sedef kamalı yazı takımları... Kalem bitti... Devir okuma-yazma emirlerinin uygulandığı devir. Sılaya hasret yok. O hasretten yarına devredilebilecek duyguların barınağı mektuplar da... Telgrafın tellerine kuşlar konmuyor! Telefonun tellerine sevgiler özlemler konuyor. Bir gönülden bir gönüle tellerin üstünde büyüsü kalır mı kelimelerin?
       
      Aşklar günübirlik; gençlik, sevgilisi için bile eline kalem almaya üşeniyor. Postacılar beyannameler, çekler, protestolar ve üç kelimelik bayram kartları taşır. Mektup mu? Unutulmuş... Yazılacak ne kaldı ki! Memur kafalı daktilo tuşlarından ukalâ bilgisayarlara uzanan bir hükümranlıkta.
     
     
      Fatma Karabıyık Barbarosoğlu

bbetull:
Teşekkürler esen abla yazı çok hoş ve konuyu bütünledi.

serender:
     Alıntı

Sarîr-i hâmeme siz güldünüz tahayyürle
      Kalem feryad eder, ağlar mürekkeb
      Beni nâdan eline verme yâ Rab!

Cündioğluda bu hassasiyeti bir yazısında dile getirmişti..
Eskilerin kaleme ve kalem ürününe saygısı vardı. bu konuda bizler hepimizde kendimizi hesaba çekmeliyiz.

yazmanın hakkı!

kalemin hakkı..

eski el yazmalarından bir beyit vardı tam olarak orjinalini hatırlamıyorum ya aklımda kalanı ile
 " dünyada bir yaprak diğerinin üstüne düşse
mahşerde altta kalan yaprağın diğerine düşürülerek incinenin hakkı alınır" gibi bir anlamı vardı
zil zal süresinin son ayetleri de bu hassasiyete çağırıyor bizi...
zerre kadar iyilikle zerre kadar kötülük...

Rabbim bizi haketmediğimiz işte olmaktan korusun..
olmaya çalıştığımız şeyi hakedenlerden eylesin...

Navigasyon

[0] Mesajlar