Hak Nerede Aranır?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Hak Nerede Aranır?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Hak Nerede Aranır?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Hak Nerede Aranır?  (Okunma Sayısı 2018 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« : 04 Aralık 2007, 06:15:27 ÖS 18 »

Hak Nerede Aranır?


Ebrar Pınar KARA


Hak arama mücadelesi nerede başlar?

Mazlumiyet, mahrumiyet ve mağduriyet durumları, hakların gasp veya ihlal edildiği ya da haklardan yoksun bırakıldığı anda başlar. Birey için hak arama serüveni bu andan itibaren başlayan bir süreçtir. Bu serüven hem birey-devlet hem de birey-birey arasındaki münasebetlerden kaynaklı olarak doğabilir.

Mutlak bir adalet bilinci neden belirleyici rol oynar?

Mutlak adalet kavramına olan inanç; yaratıcının her şeyi gören (Basir) ve duyan (Semi) sıfatlarının kuşatıcılığı ile mutlak bilgiye sahip olması; hüküm verici olarak Mahkeme-i Kübra’da insanın, en ince detaylar bile gözetilerek yapılacak bir hesapla yargılanacağına olan inançtır. İnsan için karşısındakinin hakkını gözetmede bu noktada inanç belirleyici rol oynar. Hesap verme bilinciyle hareket eden insan, karşısındakinin hukukunu gözetmede elbette titiz davranacaktır, bu kaçınılmazdır. İnsan bir gün hesap vereceği gerçeğinden bir derece de olsa saparsa veya hesap vereceği ihtimalini unutursa, o insanı adaletli davranmaya sevk edecek bir güç bulamazsınız. Zira aşılmaması gereken ahlaki ve insani kırmızı çizgileri kalmamıştır.

 Batının, entegre olmaya çalıştığımız evrensel söylevinde insan hakları bilinci nedir?

Çağdaşlaşmanın beşiği yaftası vurulmuş batı, hak ihlali konusunda taş devrini yaşamaktadır. Global manada hak ihlalinde sınır tanımayan batının, zehirine panzehir geliştirme çabasından başka bir şey değildir bugünkü söylevinde “human rıghts” olgusu. Belki de bir günah çıkarma ayininden başka bir şey değildir.

Batının insan hakları söyleminde ne denli samimi olduğunu geçmişten günümüze savaş hukuku, mahkemelerde adil yargılanma ve hapishanelerindeki şartlardan açıkça görebiliriz. Batının engizisyon mahkemelerinde, özellikle düşünce ve inanç konusunda farklı görüşlere ne kadar tahammülsüz olduğuna şahit olmak için biraz araştırmak yeterli. Kaldı ki günümüzde de engizisyon mahkemelerinin yerini doldurabilecek donanıma sahip bir örnek olarak “guantanamo” işkencehanesi işlemektedir. Örneklendirecek olursak sayfalarca sürecek haksızlığın ötesinde insanlık dışı muamelede batının üzerine yoktur ve asla olmayacaktır.

Buna karşın 1400 yıl önce insanlığa bir rahmet olarak gönderilen ilahi dinin, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen “bedevi” bir toplumu nasıl “medeni”leştirdiğine şahit oluyoruz. Arabistan yarımadasından dünyanın her yerine ulaşan ilahi mesaj medeniyeti, ahlakı, hukuku, adaleti ile ulaştığı yerlerde yaşayan insanlara rahat bir nefes aldırmıştır. Bugün dünya üzerinde hüküm süren, tam manasıyla İslami bir toplum olmasa bile, batılı toplumlar ile Müslüman toplumlar arasında insanilik yönünden büyük bir uçurum vardır. Savaşırken sivillerin zarar görmemesi (kadın, çocuk ve yaşlılara dokunulmaması), düşmana işkence edilmemesi, ölen düşmanın cesedine bile saygı esasına dayanan ahlaki bir savaş öğretisi, inancın gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Öldüreceği sırada yüzüne tükürmesinin üzerine nefsi için insan öldürmüş olmamak için düşmanını affeden erdemliler görmüştür yeryüzü.

Batı bugün haksızlığın tavan yaptığı tasavvuruyla, bize ait olan “hak” kavramını etiketini değiştirerek bize satmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve bu mahkemenin el kitabı niteliğindeki evrensel insan hakları beyannamesi teoride ortaya koyduklarını pratiğe geçirme noktasında çifte standart uygulamaktadır. Kişiye göre, topluma göre, ülkeden ülkeye değişen kararlar; uygulanan bu çifte standartın en açık göstergesidir. BM ve adalet divanı da keza sorunludur aynı şekilde. Velhasıl batı hem hak ihlallerinin üretim merkezi, hem de ürettiği sorunlara çözüm getirme noktasında iyi niyet gösterisi yaparcasına kendi içinde bir danışıklı dövüş halindedir. Sorun üretirken keyfiyetine göre hareket eden batılı zihniyet, sorunun çözümünde de keyfiyetini esas almaktadır.

Bugün evrensel bir insan hakları söylevinde birleşmenin gerekliliğine işaret eden, bulundukları kurum itibariyle İslami kimlikli; hak arayışındaki bir takım entellektüeller ne büyük bir yanılgı içinde olduklarını karanlıklar içindeki bir ama gibi görememektedirler. İnanan insan için toplumsal alanda Allah’tan bağımsız bir yer varmış gibi bir tutum takınan bu insanların küstah söyleminde din ve devlet işlerinin ayrılması kadar saçma ve bir o kadarda abes olan, hak arayışı ve dini öğretilerin doğrultusunda yapılan hak arayışının arası kalın çizgilerle çizilmek istenmektedir.

Sebep her ne olursa olsun beşeri ideolojilerin insanın ihtiyacını tam olarak karşılayabildiği asla söylenemez. Hak arayışı ve kişilerin hakkını gözetmede de beşerin koyduğu kurallar güçlü bir dayanağa sahip olmadığı için ya uygulamada gevşeklik, ya da çifte standartla adaletsizlik kaçınılmazdır. Gücü arkasında hisseden her insan haksız/hukuksuz davranma yetkisine sahip olduğunu düşünerek elindeki bu ruhsatı istediği şekilde kullanma lüksüne sahip olacaktır.

Hiç şüphesiz dünya üzerinde gerçek manada İslami nizam hakim olsa idi (ki bu hasbi ahlakın da hakim olması demektir ve hesabi ahlaktan çok faklıdır), bugün hak arayışı ihtiyacı hasıl olmayacaktı.

Şimdi karar verin insan haklarında İslami söylem mi yoksa batılı zihniyetin bizden aldığını bize satmasını kabullendiğimiz bir ticaret mi kazançlı olan? Celladından medet uman hükümlü durumuna düşmemeliyiz!

Maide/ 8- Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Nisa/ 58- Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

Maide/ 42- …Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

Yunus/ 47- Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu