Şahin görünümlü serçe\Abdurrahman dilipak

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Şahin görünümlü serçe\Abdurrahman dilipak
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Şahin görünümlü serçe\Abdurrahman dilipak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Şahin görünümlü serçe\Abdurrahman dilipak  (Okunma Sayısı 1355 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« : 13 Ekim 2007, 10:51:47 ÖS 22 »

Şahin görünümlü serçe

13 Ekim 2007 Cumartesi

Mü’min görünümlü kafir, dost görünümlü düşman, asker görünümlü terörist, terörist görünümlü asker.. Kadın görünümlü erkek, erkek görünümlü kadın.. Türk görünümlü Kürt, Kürt görünümlü Türk..
En haso Türk milliyetçisi Tekinalp, ya da Türkocağına kuruluşunda binlerce altın bağışlayan Lazaro Franco, Türk mü idi, Türkler ve Türklük için mi çalışıyordu?


Ya da Apo’nun Kürt olduğundan, Kürtlük için çalıştığından emin misiniz?

Hayim Nahum, Mısır’da Nasır’a danışman olan, Lozan’ın perde gerisindeki mimarı Hayim Nahum efendi Türklük için mi çalıştı ya da Arap Milliyetçiliği için mi? Ya da Lawrance gerçekten Arap dostu mu idi? Müttefiğimiz, stratejik ortağımız Amerika kimin dostu?

“Kavmi sadıka”, ne zaman, nasıl, niçin “düşman” oldu! Türk'e Türk'ten başka dost yoksa, Yahudi Türkler; Hazaralar, ya da namı diğer Karaimler ne oluyor..

Ya da Gök Oğuzlar, namı diğer Gagavuzlar, hatta Bulgarlar, Finler Türk değil mi?

Bizi bunlardan ayıran temel fark ne? Yani alameti farikamız, ayırt edici özelliğimiz ne?

Laik TC’nin kuruluşunda büyük emekleri geçen Sabataylar Yahudi mi, Müslüman mı, Türk mü?

Hangimiz doğduğumuz ana babayı, doğduğumuz toprağı ve zamanı kendimiz seçtik!

Hepimiz Adem’den değil miyiz, Adem de topraktan değil mi?

“Vatan” denilen coğrafyanın sınırlarını kim çizdi ve insanları böyle bölük bölük ayırdı da, onları biri birine karşı düşman yaptı.. Mesela Arapları, kum üzerinde cetvelle çizilen sınırlarla 23 parçaya bölen, ayıran; amcayı yeğene düşman yapan bölücü kim? Vatan bazan birleştirirken böler de mi? Sizin yaptığınızı bir başkası yapmak, kendisi de vatan sahibi olmak isterse kavga mı çıkar!

Namık Kemal “Vatan yahud Silistre”yi yazdığında niye eleştirilmişti?. “Ulus devlet” ne zaman çıktı ve projenin evrensel ütopyası neydi? Hangi temel değerler sistemi üzerine yükseldi bu yapı..

“Bağımsızlık bitti, artık karşılıklı bağımlılık var” diyorlar, doğru mu?

“Ulus devlet bitti, artık dünya global bir köye döndü” diyorlar doğru mu?

Artık “Uluslararası bir düzen” varmış, “Ulusal ideolojilerin dönemi bitti” diyorlar. Mal, emek, bilgi, para serbest dolaşıma açılmış.. “Evrensel hukuk” uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış, “Norm hukuk” varmış artık herkesin uymak zorunda olduğu.. Öyle diyorlar.. Özgürlük, demokrasi, adalet, barış olacakmış. Refah olacakmış. Bunlar sizin köye uğradı mı? Peki Ebu Gureyb’de, Guantanamo’da, Barzani’nin zindanlarında, Amerikan, İngiliz, İsrail bayraklarının gölgesinde olanlar ne?

Diyorlar ki, Cuma günü Müslümanlara zikir dersi verip, Cumartesi havrada ayin yönetenler var! Peki kim bunlar? Daha da önemli bir soru: Müslümanlar bu kadar basiretsiz mi?

Hani onlar Allah’ın nuru ile bakarlardı, feraset, akıl ve hikmet sahibi idiler. Gerçeğin bilgisinden öte hakikatin bilgisi ile donanmışlardı.. Bir çukura iki kere düşmezlerdi.

Allah cahil ve zalim bir kavme hidayet nasib etmez.. Bir kavme olan düşmanlıkları onları onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmez. Haksızlık kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun, mazlumlardan yana zalimlere karşı olacaktık değil mi?

Müslümanlar görüyorum, erkek, kulağı küpeli, yanağı dövmeli, burnu hızmalı.. saçları topuz, dudağının altında minicik üçgen bir sakal, favorisi kıl gibi inceltilmiş, biryantinli saçlar dikleştirilmiş..

Bu resime Peygamber çehresini oturtabilir misiniz, yoksa ucuz dizi filmlerin bunalım takılan hasta gençlik tipini mi görürsünüz.. Hani bunlar camiyle tanışıyorlar diye mi sevineyim, cemaat başka yere kayıyor diye mi üzüleyim..

Kızlar desen, başörtüsü sıradan bir aksesuvar.. Gözler boyalı, dudak da öyle. Daracık giysiler, kaşlar çekilmiş.. Kime benziyor bunlar Sümeyye’ye mi, Fatıma’ya mı, Hz. Hatice’ye mi, Hz. Aişe’ye mi? Yoksa, ellerinde sigaraları ve o dikkat çekmek için takıp takıştıran ayaklarını yere vurarak yürüyen bu kızlar evet kime benziyorlar?.. Yoksa bunlar da şahin görünümlü serçeler mi?

İnanç, tarih ve kültürden çok başka bir renk, başka bir desen.. Allah’ın boyası, Kur’an’ın boyası ile boyanmak nasıl bir şey..

“Peygamber görse ümmetini” demeyeceğim, sokakta ben görsem tanıyamıyorum bazılarını. Sadece imaj var, gerisi hikaye.. Farklı görünmek. Farklılaşırken image makerlerin sürüsüne katılmak.. Kendi cemaatine yabancılaşmak, başkalarına benzemek. Hani “Men teşebbehe...” ne oldu.. Çünkü alameti farika olarak kültürel bir derinlikleri yok. Farklılıklarını, kimliklerini ya futbol takımı ya da imajları ile belirginleştirecekler. “Özgür kız-oğlan” ayakları.. Kompleksli bir takıntı yani. Özgürleşelim derken, şeytanın emrindeki nefsin, heva ve hevesin, Hannasın vesvesesine kurban olmak.. Köle olmak..

Benim de gençlikte saçım uzundu ama, Muhammed Hamidullah’ın “İslâm Peygamberi” kitabını okuyunca Resulullah’ın saçı uzunmuş diye uzattım saçımı. O zaman uzun saçlı kimse yoktu. Hippi modası bile başlamamıştı.. Millet bugün olduğu gibi Alaburus’tu!

Biz böyleyizdir zaten! Şimdi kimsenin alaburustan şikâyeti var mı? Şapkadan önce Yunan fesini başımıza zorla geçirdi 2. Mahmud, gıkımız çıkmadı. Saray ûleması fesin üzerine sarık sardı. Diyanetin hocası da onu yapıştırıp, üstünü naylonla kapladı.. İyi ki bir aklı evvel çıkıp şapkaya sarık sarmadı.. Kasketin şemsi siperini sünnet edip “kılıfına uyduranlar” da oldu.. Namazda dizi portan ütülü pantolana itirazı olanımız var mı? Yediklerimiz, içtiklerimiz, ürettiklerimiz, tükettiklerimiz..

Ha! Unutmadan: Bu dünyada imtihan halindeyiz. Yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımız, söylediğimiz ve söylememiz gerekirken söylemediğimiz her şeyden hesaba çekileceğiz..

Biz mecazen Allah’ın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmayacak mı idik,. “Bismihi teala..” demek, “O’nun adına” ve “O’nun adı ile” başlamamızı gerektirmiyor mu her işe..

Bizim boşa geçirecek bir saniye zamanımız, boşa harcayacak bir kuruş paramız, feda edecek bir tek insanımız yok.. Hiç birimiz ne Hz. Musa’dan daha hikmetli, ne de Firavundan daha kötüyüz. Allah (cc) Hz. Musa’ya Firavuna, “güzel sözle hakkı tavsiye etmesini” söyledi.. Hepimizin çevresinde ve hatta kendi ailemiz ve nefsimizde bir sürü günahımız var. Kendi nefsimizden başlayarak çevremize hakkı tavsiye edelim.. Peygamberimiz farklılaşmamızı istemedi mi?. Biz başkaları ile benzeşmeyelim. Farklılıklarımıza rağmen biz çevremizle barış içinde olalım. Zaten biz Alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?

Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gbi ol.. İnandığı gibi yaşamayanlar, zamanla yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar..

Abdurrahman dilipak
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu