“SEÇİM” ALDATMACASINDAN YENİ “SEÇİN” LERE…

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GÜNDEMDEKİLER > Ülkemizden > GÜNDEM > “SEÇİM” ALDATMACASINDAN YENİ “SEÇİN” LERE…
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GÜNDEMDEKİLER > Ülkemizden > GÜNDEM > “SEÇİM” ALDATMACASINDAN YENİ “SEÇİN” LERE…
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: “SEÇİM” ALDATMACASINDAN YENİ “SEÇİN” LERE…  (Okunma Sayısı 106 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ahirzaman
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 56


« : 15 Ağustos 2019, 06:19:19 ÖS 18 »


Seçim adından da anlaşıldığı gibi bir halkın kendi seçtiklerini seçmesidir. Halkın kendi seçtiği adayların yine halk tarafından seçilmesine “seçim” denir. Önceden halkın yetkisi ve haberi olmaksızın, halkın değil bir grubun, kendilerini halkın üzerinde gören “elitlerin” seçtiklerini halkın seçmesine ve oy vermesine “seçim” değil “seçin” denir. Yani onlar seçiyor ve sonra da “seçim” adı altında kendi seçtiklerini halka da haydi beni “seçin” deniyor. Yani olan “seçim” değil “seçin” oyunudur. Halkın tercih etmediği adayların halk tarafından seçmeye zorlanarak “seçim” adı altında bir “seçin” oyunu yıllardır ülkemizde oynanıyor. İşin aslına baktığımız da ise bu farklı gibi gözüken aday ve partilerin farklı görünerek farklı şemsiyeler ve farklı liderler adı altında toplanarak tek merkezden yönlendirildikleri anlaşılmasın diye usta tiyatrocular gibi tartışmalar yaparak halkın bu partilerin aslın da tek parti olduğu imajını perdelemiş oluyorlar. Mevcut rejimin kendini korumak adına oynadığı bu oyun yakın tarihe baktığımız da Osmanlının dağılması ve yıkılması ile birlikte, tek parti kurulmuş sistem kendisi dışında bağımsız bir oluşumun kendilerini yıkacağını anlayınca Atatürk tarafından ikinci bir muhalefet partisi kurularak bağımsız bir muhalefet yerine bağımlı ve kendi kontrollerinde ikinci bir muhalefet partisi kurulmuş ve aynı sistem yeri geldiğin de çeşitli gerekçelerle kontrol ettiği bu kontrollü muhalefetin de idarenin değil, tabanın tam kontrol edilemediğive tabandan dolayı ya da başka gerekçeler le kapatarak muhalefet liderleri kendilerin den olsa dahi halkı ve tabanı sindirmek adına bir sindirme, korkutma ve yıldırma adına partiyi” aç kapa” gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Bu parti kapatmalarla hem muhalif gözüken partilere gerçek muhalefetmiş gibi imajı verilmiş, hem de kendi gayri İslami rejimlerini garanti altına alınmışlardır.
Mevcut rejim tarafından halkın nabzına göre partiler kurulmuş onları yönetecek olan lider kadroyu da kendileri el altından seçip halkın karşısına koymuş ve “seçin” dediklerini “seçim” diye yutturmak istemiştir. Nitekim söylediklerimizin doğruluğu yetmiş yıldır hangi parti gelirse gelsin sisteme ve rejime asla dokunmamış halkın bir iki talebini yaparak halk yıllar yılı kandırılmıştır. Hâlbuki başka ülkelerde krallık var diye laik Kemalist rejimle, demokrasiile övünenler kendi ülkelerin de ki demokratik krallığı nasıl oluyor da görmüyorlar? Örneğin Türkiye de halkın yüzde doksan sekizi Müslüman olduğu halde demokrasiden, halkın çoğunluğunun iktidar olduğu dönemlerde neden İslam’ın iktidarı olmadı? Madem çoğunluksa mesele İslam’ın iktidar olmasını istemeyen halk mı yoksa meclisteki milletin vekilleri olduğunu söyleyenler mi? Halk İslam dan şikâyetçi olmadığına göre O halde hain kim? İslam’ı yönetim şekli olarak istemeyen kim? Halk mı milletvekilleri mi? Sorusunu sorduğumuzda milletin vekilleri olduğunu söyleyenlerinİslam’ı yönetim şekli olarak istemedikleri ortadadır. Bu yüzden milletin vekili olduğunu söyleyenlerin gayri İslamirejimin birer maşası olduğu ve mevcut rejimi koruyup İslam’ın iktidarını istemeyenlerin halkı hiçe saydığının bir örneği değil midir? Eğer bu milletin vekilleri halkı temsil ediyorlarsa neden firavun gibi yaşıyorlar?Eğer bu milletvekilleri halkı temsil ediyorlarsa neden İslam’ı istiyoruz demiyorlar? Siz hiç gariban bir milletvekili ya da parti başkanı gördünüz mü? Nerde bir dönme varsa ya dasuç işlemiş varsa milletvekili olup dokunulmazlık elbisesine bürünmek için halka öncü yapılıyor. Halkın seçmediği ya da hiç tanımadığı adayları halkın karşısına çıkarıp “seçim” adı altında “seçin” yaptırıyorlar ve sonrada utanmadan “seçim” yaptık diyorlar.Mazlum ve gariban halkı değil halk düşmanı kim varsa onu öncü yapıp halkı da partilere bölerek rejim karşısında kolay yutulur lokma haline getirenler rollerini tiyatro da olduğu gibi rejimi koruma ve kollama adına danışıklı döğüşlerle gayet güzel oynamaktadırlar.
İslam’ın iktidar olmasını istemeyen rejim sıkıştığı dönemlerde İslam’i görünümlü partileri iktidara getirip rejime muhalif olan bazı şahısları da bu İslami görünümlü partiler aracılığı ile sistem içinde eritmiş ve devletin bazı kapılarını onlara açarak para, makam mevki ve dünyalık ile kandırarak kendisini bu makama getirenlerce artık İslam’ın iktidarı bu vesileler ile unutturulmuştur. Rejim bu sayede kendi ömrünü uzatacak hamleler yaparken bazı gafiller de kendi makamlarını İslam’ın makamı gibi görmüş daha rejimden ne zaman tekme yiyeceğini bilmeden ve anlamadan ahmakça ve aptalca bu oyunda figüran olmuşlardır.
Hem çoğunluğun dediği oluyor deyip çoğunluk başa geçince de bazılarının rejime gücü yetmiyor demek de nedir? Ata binenin gücü yetmiyorsa attan inmesi lazım değil mi? Arabaya binen şoförün benim bu arabayı sürmeye gücüm yetmiyor diyenin arabadan aşağı inmesi lazım değil mi? Gerçek te bu muhalif bütün partiler rejimin gerçek yüzünü örtbas etmek ve gayri islam’i rejimin devamı için bir garanti olduğunu bildiğimizden bu muhalif partilerin başa geçse bile” gücüm yetmiyor” gibi komik gerekçelere sığınması gerçekçi değil aynı rejimin başka bir kolu yâda aynı ağacın farklı bir dalı olduğu içindir. Ve bu ağacın bütün dalları zehirlidir hangisinden yersek yiyelim zehirleniriz. Rejimin bütün partileride böyledir. İnsanın iki eli nasıl kendisine ihanet etmiyorsa hiçbir partide rejime ihanet edemez. Çünkü partiler rejimin çocuklarıdır.Çünkü bu partiler Allah’ın izni ile değil rejimin izni ile açılmışlardır. Rejim kendisini yıkacak partiyi kuracak kadar aptal mıdır? Şeytani düzen kendini yıkacak partiye izin verir mi? Sonra devleti Müslümanlara oy karşılığında verecek rejim bakkal değil ki Müslümanlara teslim etsin. Rejim kendisini yıkıma götürecek hiç resmi İslami oluşuma izin vermez. Bir kurum ya da kuruluş hem resmiyim hem de rejime muhalifim diyorsa o rejimin kendi kurum ve kuruluşudur. Ve gerçek muhalefeti kendine bağlamak için bir oyunudur. O yüzden iktidarın gerçekte en büyük yardımcıları yandaşları değil bağımlı muhalefettir. Her muhalif gözüken parti mevcut rejimin ve iktidarın yedek bir lastiğidir. Her yeni muhalefet mevcut gayri İslami rejime taze bir kandır. Adı, rengi, dini, dili ne olursa olsun Çağın deccali olan ABD den talimat alan herkes hainoğlu haindir. Ve halk düşmanıdır. Hakkın düşmanıdır. O yüzden etiketlere değil kimin kimlerle görüştüğüne ve dostluk yaptığına ve kimle birlikte olduğuna bakmamız bu sinsi münafıkların gerçek yüzünü ortaya çıkaracaktır. Atalarımız “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söylim “demiştir. İşte bu yüzden beyaz sarayı tavaf eden kâfir ve münafıkları iyi tanımalıyız.
Çoğunluk başa geçince azınlığın dediği oluyor sa, azınlık başa geçince rejimin dediği oluyorsa, seçim sonuçları önceden belirlenip sonra sandığa gidiliyorsa, oda olmadı bir darbe yapılıyorsa, dahası “seçim” adı altın da yeni “seçin” lere hangi yüzle gidiyorsunuz diye sormak gerekmez mi? En baştan halkın değil, İslam’ın değil, hakkın değil, hakikatin değil, hukukun olmadığı bir yol ve yöntemi hangi gerekçelerle savunuyorsunuz? Akıl izan ve vicdan bunu kabul eder mi?
Bir diğer husus fikirsel vahabiliği savunanların söylediği gibi oy vermek şirk değildir ,belki de şirk devletine oy vermek şirkdir, denebilir.çünkü Anayasanın referansı kuran sa ,islamsa bir islam devletin de oy verilebilir. Hz. Alinin söylediği gibi bunlar “hak bir söz ile batılı kastediyorlar “ işte bu düşünce de olanlarda günümüzün çağdaş haricileridir.
İslam bize nebevi ve rabbani bir yol izlememizi istiyor. Batıl yoldan gidilerek hakka varılmaz. Gönüllerde kurulmayan İslam devleti gerçek hayattada kurulamaz. Birini seçelim de bizi yönetsin anlayışı İslam’a zıt bir düşüncedir. Biz koyun değiliz ki sıradan bir çoban bizi yönetsin. İslam dini birinin değil seçkin ve günaha bulaşmamış insanların insanlığı yönetebileceği bir ilahi sistemdir. Çünkü insanlığın yönetimi günahlara tenezzül eden birinin eşrefi mahlûkat olan insanlığı yönetmeye hak ve yetkisi vermez. Bize çakalı gösterip hırsıza teslim ol diyorlar. Sizler benim kızımı istemeye gelen hırsızdır ama daha iyisi yok deyip kızınızı verir misiniz? Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek isteyenlerin tuzağına düşmeyeceğiz çünkü sağlıklı olmak da var.
Ayette şöyle buyruluyor; Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim tağutu(şeytani güç odaklarını) reddeder de Allah’a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.(Bakara-256)
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu