Gündem; Sen, Ben, Mahalle, Baskı

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Gündem; Sen, Ben, Mahalle, Baskı
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü (Moderatör: Yonetim) > Gündem; Sen, Ben, Mahalle, Baskı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Gündem; Sen, Ben, Mahalle, Baskı  (Okunma Sayısı 1734 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« : 29 Eylül 2007, 10:57:32 ÖS 22 »

 
Gündem; Sen, Ben, Mahalle, Baskı

"Bir parça kumaştı birilerine göre, renkli, desenli, bazen sadece siyah…
Kimilerine göre ideolojik/siyasi bir simge…”

Anadolu kadınının saf, temiz yazması, şehre inince kimilerine göre rejimi tehdit eden bir silaha dönüşmüştü. Kimse sormadı muhatabına, sorsalarda dinlemediler cevabını, öyle cılız, öyle kısık kaldı ki o hengame içinde mağrur sesi dinletemedi, duyuramadı kendini. Hiç anlatılamadı, hiç anlaşılamadı vesselam, herkes anlamak istediği gibi anladı, algılamak istediği gibi algıladı. Özgürlük diye yırtınan dillere örtü sözkonusu olunca mühür vuruldu adeta. Sözün bittiği yere kondu başörtüsü, evvelinde söylenenler ahirine duyulmadı.

Bir genç kız başını örtmeye karar verdiğinde örtüsünden daha ağır bir yük altına girdiğinin farkındaydı. Başına ağırlık yapan örtü değil, örtüsüne uzanan eller, diller, fikirler, ithamlar, yargılar, suçlamalar, aşağılamalar vs. vs. Kulağı duymaz sandılar hakikate sağır kalanlar, aklı almaz sandılar akleden kalbi bulunmayanlar. Örtümüzü fail yaptılar bizi makdül sananlar. Faili kendileriydi, suçu hep örtümüze attılar, parmak izleri hala örtümüzde olanlar. İkna odaları kurdular, mütebessim maskeleriyle babaanne kılığına girmiş kurtlar… Kalbi imanıyla mutmain olanlara şeytanın Adem'i cennetten çıkarması gibi süslü gösterdiler günahı… Duruşundan taviz vermeyenlerin sarsılmaz imanını gördükçe maskeleri bir bir çıktı.

Sıtmaya tutulmuş gibi oldular gördüklerinde, zafer naraları attılar örtüsünden taviz verenleri bildiklerinde. Bunca olumsuzluk içinde, baharda açan çiçekler gibi gün be gün çoğaldı başörtüsü mağruresi gençlerimiz. Hiç ikna olmadılar buz gibi bakışlar, ateş gibi sözler barındıran ikna odalarında… "Başımız Allah'a bağlıdır" dediler, "yasak devam ediyor (d)uyuyormusunuz?" diye sordular, meydanları gözyaşlarıyla yıkayıp zulme rıza göstermediler. Narin omuzlarına yüklenen yükten hiç yüksünmediler, zalime yükselttikleri seslerini, bir kez olsun Rablerine yükseltmediler. İmanı imkân bilen bir zihniyetin tezahürü ile her zorluğun ardından bir kolaylık beklediler, kitabullah'ta müjdelenence.

Yıllar yılları kovaladı, başörtüsü yasağı zulmüyle okullarından tecrit edilen öğrenciler şimdi çocuklarını büyütüyor aynı zulme muhatap olmak üzere. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen zihniyetin ikibinli yıllara tezahürü cahiliye, artık üniversitelerde boy gösteriyor. Habis bir tümör gibi gün geçtikçe yasağın boyutları genişliyor, yaşama alanı daralıyor inandığı gibi yaşayanların. Yaşadığı gibi inananlar kendilerini muzaffer sanıyor. Peygamberî gelenekten gelen hicret, bugün bizlere de görünüyor. Ancak bilen biliyor Mekke'den çıkarılan Peygamber, yıllar sonra aynı topraklara muzaffer komutan olarak dönüyor.

***

Toplumsal baskı mı dediniz?

Yıllardır süregelen ne idüğü belirsiz bir yasağın muhataplarına ne gülünç şeyler söylüyorsunuz, bir bilseniz. Biliyorsunuz aslında ve işte tamda bu sebepten korkuyorsunuz. Bir takım sözde aydınların despot rektörlerin bireysel baskıları sonucu oluşan başörtüsü yasağı mı daha meşru sayılabilir, yasak kalktığında (sözde) oluşacak toplumsal baskı mı? Sadece üniversitede başörtüsü serbest olunca mı toplumsal baskı oluşuyor? Bugün toplumumuzda başörtülü kadın oranı başı açık kadın oranından fazlayken toplumsal bir baskı görüyor mu açık olanlar?

Aylardır gündemi cumhurbaşkanı eşinin başörtüsü üzerine yoğunlaştıran baskın güç medya, amacına ulaşamadığı için yılmış değil. Cumhurbaşkanlığı kalesinin kapıları tüm engelleme çabalarına karşın açılmışsa da başörtüsüne, üniversitelerin kapıları açılmamalı. Çankaya’ya oturan bir Hayrünnisa, üniversite kapılarında bekleyen bin Hayrünnisa (hayırlı kadın) var. O bir gelir gider, peşinden binler gelirse vah o medyamızın güzide paranoyaklarına.

Yıllardır gündemimiz başörtüsüne endeksli. Borsa gibi bir düşüyor bir çıkıyor. Yıllardır aynı sahnede farklı oyunlar izliyoruz başörtüsü üzerinden senaryolaşan ve biz bu filmi hep görüyoruz.

Bizim çocukluğumuzda hemen hemen her çocuğun bir Cinali serisi vardı. Bilenler bilir. Birinci sınıf öğrencilerine okuma alışkanlığı kazandırmak için çöp adamlardan resmedilmiş bir seriydi. Birde onun Ayşegül versiyonu vardı o daha büyükler için hazırlanmış bir seriydi. İsimlerini tam hatırlamıyorum. “Ayşegül ata biniyor”, “Ayşegül tatile gidiyor”, “Ayşegül okula gidiyor” gibi isimleri vardı bu serilerin. Artık o eski seri çocuk kitapları yok, ancak büyüklerin, koca koca adamların gazete sütunlarında, ekranlarda “başörtüsü” serisinden geçilmiyor. Her seride farklı bir isim, başlıkta değişmeyen tek kelime “başörtüsü”.

Üniversitelerde başörtüsü…

İmam-hatiplerde başörtüsü…

Kamusal alanda başörtüsü…

Hastanede başörtüsü…

Mecliste başörtüsü…

Çankayada başörtüsü…

En son olarak Anayasada başörtüsü…

Bundan sonraki seride hangi gündemle beraber örtümüzün adı anılır zaman gösterecek. “Bir bardak suda fırtına koparmak” deyimini sanırım artık şöyle değiştirebiliriz “Bir parça kumaşta gündem oluşturmak”.

De ki: Hak geldi batıl yok oldu. Muhakkak ki batıl yok olup gidicidir. {İsra 81}
 
Ebrar Pınar KARA
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu