Kelimelerinizi Değiştirin! Hayatınız Değişsin..

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Kişisel Gelişim (Moderatör: Yonetim) > Kelimelerinizi Değiştirin! Hayatınız Değişsin..
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

  İslami Düşünce Platformu > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Kişisel Gelişim (Moderatör: Yonetim) > Kelimelerinizi Değiştirin! Hayatınız Değişsin..
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kelimelerinizi Değiştirin! Hayatınız Değişsin..  (Okunma Sayısı 527 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maveraî
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 469


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« : 16 Ocak 2018, 10:02:15 ÖS 22 »


Kullandığınız her sözcükle bir anlaşma imzalarsınız.. Hem kendinizle, hem karşınızdaki ile, hem de tüm evrenle!
Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa, bugün ne konuştuğuna baksın.. Olasıdır ki; bugün en çok konuştuğunuz şey, yarının deneyimi olacak...

Peygamberimizin bir hadisi vardır, der ki; "Bela insanın diline bağlıdır!"
Bir rivayete göre, Peygamber(s.a.v) hasta olan birisini ziyarete gittiğinde hangi duaları ettiğini sormuş.
O kişi; "Allahtan sabır" dilediğini söylemiş.
Bunun üzerine Peygamber(s.a.v); "Musibetimde bana sabır ver yerine, *Rabbenâ âtinâ fiddunyâ haseneten ve fil âhirati haseneten...(Ya Rabbi bana dünyada da Ahirette de iyilik ver)* duasını neden okumuyorsun?" demiş. Ayrıca, Peygamber yanından geçerken, "Ey Rabbim Sen'den sabır istiyorum" diye dua eden bir kişiye de; "Sen Allahtan bela istemiş oldun...*Bunun yerine O'ndan sağlık ve afiyet dile!*" buyurmuş.

Olmasını istemediğiniz şeyleri, dualarınızda dileklerinizde de anmayın! *İstemediğiniz şeyleri sıralamayın! Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin!*

"Ben hasta olmak istemiyorum" yerine, *Elhamdulillah ben sağlıklıyım*. "Yaşlanmak istemiyorum" yerine, *Ben her daim genç kalıyorum* deyin!
Mesela; 'Yaşlanmak istemiyorum' diyen insanın oradaki odağı 'yaşlanmaktır' ve sonucunda yaşlanmak kaçınılmazdır.. *Çünkü, BEYİN NEGATİFİ ALGILAMAZ ve söylenen her sözü gerçek kabul eder.*

Mesela siz 'Unutma!' dediğinizde, onu 'Unut!' olarak alır. Unut yerine, "Aklında tut!" demek daha doğrudur. Birisine, 'Panik yapma!' dediğinizde, daha fazla panik olacaktır. Onun yerine, "Sakin o!" demek daha uygundur. Bu yüzden ne yapmak 'istemediğimizi değil', *ne istiyorsak onu söylemeliyiz!*

Birisi sizi gördüğünde; "hasta gibi görünüyorsun" derse ve eğer siz buna inanır onaylarsanız, bu anlaşmayı imzalamış olursunuz. Çok fazla sürmeden hasta olacağınıza dair sizi temin ederim!
Hastalık demişken bazı insanlar var, hastalıklarına sıkı sıkı sahip çıkan; "Benim şekerim var, Benim tansiyonum var." Benim, Benim! diyerek siz bu kadar sahip çıkarsanız hastalık da sizi hayatta bırakmaz..
*Çünkü, 'BEN' DİYE BAŞLAYAN HER CÜMLEYİ BİLİNÇALTI SAHİPLENİR ve emir kabul eder.*

Bazen de kişi burada kurbanı oynamayı seçer, hatta bazen bundan hoşlanır bile; çünkü, o hastadır ve çevresinden daha önce görmediği ilgiyi görüyordur..

Farkındalığı olan kişi ise, o noktada bedeninin kendine verdiği mesaja bakar ve şu soruyu sorar; "Bilmem gereken şey ne?, Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?"... "Neden ben? değil! Nerede hata yaptım ve bu hastalıkla bedenim beni uyarıyor?" demeliyiz.

Büyüklerin çok söylediği bir söz vardır: "Bir şeyi kırk kere söylersen olur." Hiç düşündünüz mü neden acaba?
*Çünkü; dil neyi çok söylerse, bilinçaltı onu gerçek kabul eder, beyin onu gerçekleştirmek için harekete geçer.* OLUMLU KONUŞMAK ve DÜŞÜNMEK işte bu yüzden çok önemlidir.

Dr. şöyle der: "Olumlu kelimelere odaklanarak ve bunları yansıtarak genel sağlığımızı iyileştirebilir ve beynimizin işlevselliğini artırabiliriz."

Enerjinizi hangi kelimeler üzerine odaklıyorsunuz? Eğer hayatınızın istediğiniz kadar güzel olmadığını fark ettiyseniz, olumsuz kelimeleri ne sıklıkta kullandığınızı not etmek için bir defter tutun! Gerçekten daha iyi bir hayatın ne kadar kolay ulaşılabileceğini gördüğünüzde şaşıracaksınız. *KELİMELERİNİZİ DEĞİŞTİRİN, hayatınız değişsin..*

Çünkü; sözlerinizle birlikte davranışlarınız da değiştiğinde, siz değişmeye başlarsınız. *Siz değiştikçe yaşamınızda değişir.* Bir bakarsınız ki; yaşamınız söyledikleriniz, düşündükleriniz davranışlarınız olmuş...
Bu yüzden, 'olmasını' istediğiniz şey neyse ona odaklanın, olmamasını istediğinize değil!

Şimdi şu iki cümleye bakın ve iki cümlenin de ayrı ayrı size ne hissettirdiğini düşünün.
- Bugün hava çok güzel, ama yarın yağmur yağacak!
- Yarın yağmur yağacak olsa bile, bugün hava çok güzel!
Sadece iki kelime AMA ve OLSA BİLE kelimeleri cümledeki ifadeyi ne kadar değiştiriyor değil mi? İlkinde olumsuz bir duygu durumu, ikincide ise her şeye rağmen mutlu olma durumu.

“İslam’ın Güler Yüzü” isimli kitabında Profesör Hanımın çok ilginç bir tespiti var: "Bir kimse, çayını içerken, kaşığı bardağın içinde dolaştırdığında çıkan ses, uzaydaki bütün zerrelerden duyulur." Aman Yâ Rab! Her şey ne kadar birbiriyle ilgili..

Bazı kimseler der ki; evimde kapım kilitli, perdelerim örtülüyken ben yapayalnızım, kimseler yok, istediğimi yapabilirim, kimin ne haberi olacak.. Bugünkü modern bilime ne kadar aykırı bir düşünce, mesele hiç de o kimselerin sandığı gibi değil.

*Hepimiz, her an, aklın alamayacağı bir gözetim ve denetim içindeyiz. Biz sadece düşüncelerimizden değil, duygularımızdan da bütün evrene karşı sorumluyuz.* İçimizdeki kinden nefretten intikam duygusundan yükselen eksi elektrik dünyadaki bütün zerreleri ürpertiyor, haberimiz var mı? Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün nebatâtı, bütün eşyayı alan bir hayır dua, bir güzel dilek, dalga dalga bütün zerrelere, iyinin, güzelin, temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yaydığından?..
Ne olur, kalbimizi kafamızı hep sevgiyle saygıyla edeple incelikle güzel duygularla doldursak..?!

Şems der ki:
"Eğer hâlâ KIZIYORSAN, kendinle olan kavgan bitmemiş demektir...
Eğer hâlâ KIRILIYORSAN, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir...
Eğer hâlâ KINIYORSAN, af makamına ulaşmamışsın (öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor) demektir...
Eğer hâlâ ALLAH İÇİN SEVMİYOR VE SEVGİNDE AYIRIM YAPIYORSAN, vesveseye kapılıyor içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir...
Eğer hâlâ BEN DEMEKTEN VAZGEÇMİYORSAN, dizginlerin nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir...
Eğer hâlâ MUSİBETLERE YANA YANA ÜZÜLÜYORSAN, gerçeği bilmiyorsun demektir...
Eğer hâlâ ŞİKAYET EDİYORSAN, hakikati göremiyorsun demektir...
Hakikat der ki; "Ne sen varsın ne de ben, var olan yalnızca HAK'tır.."

(Alıntı)
« Son Düzenleme: 17 Ocak 2018, 10:07:04 ÖS 22 Gönderen: Maveraî » Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu