Zannedersiniz ki, Allah’tan aynen böyle söz almışız!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Üyelerimizden > kayipkentli'den > Zannedersiniz ki, Allah’tan aynen böyle söz almışız!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Üyelerimizden > kayipkentli'den > Zannedersiniz ki, Allah’tan aynen böyle söz almışız!
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Zannedersiniz ki, Allah’tan aynen böyle söz almışız!  (Okunma Sayısı 1887 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kayipkentli
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 287



« : 01 Ocak 2015, 04:11:15 ÖS 16 »

Banyo yaptırıp aldığımız temiz elbiseleri giydirdiğimiz çocuklardan bir tanesi asansörü keşfediyor ve başlıyor düğmelere basmaya, 5, 2, 4, 0, 1, 2, 5… derken asansör kafayı yiyor haliyle. Çaresi yok, babasına şikâyet ediyorum, babası da poposuna vurarak, “Yallah, Yallah” diye kovalıyor çocuğu.

Daha sonra baba geldi, birlikte oturduk. Az Kürtçemle bana anlattıklarını anladım. Acı şeyler anlatıyordu. Sonra Ağrılı Emre kardeşim geldi. Çocuklara Kürtçe, Arapça çizgi filmler açtı. Çocuklar hep gülüyorlardı. Bazen bir şeyleri yere düşürüyorlar, korkuyorlar, özür diliyorlar…

Bana “Xalo” diye sesleniyorlar. “Efendim” diyorum. Gülüşüyorlar, beni taklit etmeye çalışıyorlar.

Babaları, “Çok şey gördüler” diyor. Urfa’da nasıl kandırıldıklarını, birinin ev ayarlayacağım diye nasıl paralarını çarptığını anlatıyor. Emre Türkçeye çeviriyor anlatılanları. Derken damacanadan bardağa su doldurmuş getiriyor çocuklardan biri, “Adın neydi?” senin diyorum, Kürtçe. “Nasır” diyor. İlk defa “Nasır” isminde bir çocuk ismi duyuyorum.

Dışarı çıkıyorum. Yağmur yağıyor. Millet Galatasaray maçına koşuyor. Sokaklar hızlı. Yanından geçtiğim parklarda aileler var. Üzerlerine yağmur çiseliyor.

Bir taksiye biniyorum. Taksici “Çocuklarımızı parklarda sallayacak yer kalmadı, bu ne ya, her yer Suriyeli doldu”
diyor. O sıra gözüm parka ilişiyor. Sonra o Suriyeli babanın söyledikleri geliyor aklıma, “Parklara sığınan Arap ve Kürt Suriyeli aileler birbirleriyle konuşmuyorlar” diyordu. Aileler belli aralıklarla oturuyorlar. Ben Halepli 3 aileyle tanıştım. Bir günde yüzlerce aile ile de tanışabilirim ama buna mecalim yok. Zira şahid olmak “seyirlik turizm”e dönüşüyor. Hayvanat bahçesi ziyaret eder gibi sığınmacı aile ziyaret ediyor millet.

Sanalda herkes muvahhid, herkesin duvarı cihad alanı, çoğumuz “kurtulmuşluk” vehminde. Cebindeki 3 lirayı vermeyenle veren arasındaki ortak nokta “Ohh kurtuldum” düşüncesi.

Bir yardıma sıra gelene kadar “akide zabıtaları”, politik jandarmalar kimlik kontrollerine başlıyor. Niyet güvenlik timlerinin onayını almadan hayr’la ünsiyet kuramıyorsun? Camileri kapalı olan bir ülkede, belediyecilerin “defolun parktan” diye bağırdığı ailelere bakarak geçen Mü’minler “cık cık cık, Allah göstermesin” diyorlar, “Yarın bizim de başımıza da gelebilir!”

Bugün başımıza gelen ne, diye düşünmüyorlar. Vicdanları, merhametleri, erdemleri ve samimiyetleri ile hayr için çırpınan insanlar, organizasyonsuzluk ve ne yapılması gerektiğini bilememek yüzünden “Ama böyle gitmez” homurtuları eşliğinde üzülerek yollarına devam ediyorlar.

Günlerdir parklarda yatan ailelerin en basitinden banyo-hamam, elbise, iç çamaşır, tuvalet, yemek, uyku, moral vb. ihtiyaçlarını karşılamak için kolları sıvamak lazım. Aksi takdirde entelektüel gevezelik tuzağı, çokbilmişlik ve “Ben her şeyi çözdüm”cülükten sıra en basit bir yardıma gelmiyor.

Nasıl olsa hepimiz haklıyız!

Nasıl olsa hep “ötekiler” kötü, “diğerleri” hep saçmalıyor.

Nasıl olsa bu ateş bize dokunmayacak!

Dokunsa da sayılı günler dokunacak!

Zannedersiniz ki, Allah’tan aynen böyle söz almışız!
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.117 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu