12 Madde’de Kısaca Kürt Tarihi

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > 12 Madde’de Kısaca Kürt Tarihi
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > 12 Madde’de Kısaca Kürt Tarihi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: 12 Madde’de Kısaca Kürt Tarihi  (Okunma Sayısı 1245 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 214


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« : 31 Ocak 2017, 02:49:43 ÖÖ 02 »


1- Kürtler, Orta Doğunun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-Avrupa dil grubuna ait dil konuşan bir halkdır. Yaşadıkları coğrafyanın adı tarihsel olarak, ’Kürdistan’dır; başka bir tanımla ise, 'Kuzey Mezopotamya' da denilebilir. Tarihi kaynaklar, Kürtlerin tarihini 5000 yıl geriye götürmektedir.


2- Kürt isminin kaynağı tarihsel olarak çok eskilere dayanmaktadır. Bazı araştırmacılara göre Kürt teriminin temelinde ’Kur’ kelimesi yatmakta olup Sümer kökenlidir. Sümerce’de kur, dağ demektir. Ti eki aidiyeti ifade eder. Böylelikle Kurti kelimesi ’Dağın Halkı’ anlamına gelmektedir. Bu ismin geçmişi M.Ö. 3000 lere kadar dayanmaktadır. Kürdistan coğrafyası bilindiği gibi dağlık bir bölgedir. O çağlarda insanlara coğrafyalarıyla veya yaşam tarzlarıyla bağlantılı adlar verilirdi. Kürtlerin de işte bu dağlık coğrafyada binlerce yıldır yaşamasından dolayı bu adı almış oldukları ileri sürülmektedir. Sümercedeki Kurti adı, Greklerde 2200 yıl önce Kurdienne (Kürt Memleketi) diye geçmiştir.


3- Milattan önceki tarihlerde Mezopotamya’da tarih sahnesine çıkmış birçok kavimlerin Kürt asıllı olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Mesela, isimleri tarihlerde anılan; Subaru, Kurti, Guti, Lulu, Kusi, Kassit, Mitanni, Med, Mannai, Urartu, Karduk, Cyrtii, Gord, Kord, Kardakes v.s. gibi kavimlerin çoğunun Kürd olması çok yüksek olasılıktır. Etimolojik olarak incelendiğinde bugünkü Kürtlerin atalarından bahsedildiği anlaşılmaktadır.


4- Kürtler aslen Türkiye, İran, Irak, Suriye, Ermenistan devletlerinin sınırları içinde ve tarihsel olarak da, Kürdistan diye adlandırılan coğrafyada yaşayan aryan kökenli etnik gruba mensup kişilerdir. Kürt halkı’nın kesin olarak nüfusu belli değildir; bu sayı, kaynağa göre 20 milyon ile 50 milyon arasında değişmektedir. Kürtlerin çoğunluğu ’Sünni Müslüman’dır. İran’da yaşayan Kürtlerin çoğunluğu Sünni, bir kısmı ise Şiidir. Ayrıca Alevi, Yezidi,Yahudi, Zerdüşt ve Hristiyan Kürtlerde vardır. Avrupa’da ise, 1.5 milyondan fazla Kürt yaşamaktadır.


5- Kürt dili, Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer almaktadır. Bu ailede yer alan İran dil grubu, Kürtçeyi de içermektedir. Daha açıkcası; Kürtçe, İrani diller ailesinin Kuzeybatı grubu içindedir ve Farsça dan bağımsızdır. Kürtçe, bugün Türkiye, İran, Irak, Suriye, Ermenistan diye bilinen değişik devletlerin sınırları içinde yaşamakta olan ve tarih boyunca Kürdistan olarak bilinen coğrafyada konuşulur. Dünyada tahminen 20-25 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Kürtçe, Irak ve Kürdistan özerk bölgesinde resmi dil olarak tanınmışdır.


6- Filolog (dilbilimci) Abdülmelik Fırat’a göre, Kürtçe’de 100 binin üzerinde kelime vardır. Kürt edebiyatı; halk edebiyatı ve yazılı edebiyat olarak ikiye ayrılır. Sözlü edebiyat, yani halk edebiyatının tarihi, binlerce yıl öncesine kadar dayanıyor. Yazılı edebiyat ise, 1000 yıl öncesine kadar dayanıyor. Hemadani baba Tahir (935-1010), Kürt edebiyatının ilk yazılı örneğini, 1100 yıl önce İran’da Arap alfabesiyle Kürtçe yazmıştır. Kürtçenin eski ve güçlü edebi ürünlere sahip diğer bir lehçesi de Kurmanci lehçesidir. Kurmanci lehçesiyle bu güne kadar ulaşmıştır şiirler. Yazan Kürt şairleri arasında ilk akla gelenler: Elîyê Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707)’dir. Ehmedê Xanî’nin ’Mem û Zin’ adlı ünlü eseri ilk kez 1730’da çevrilip yayınlanmıştır.


7- Kürtlerin, Anadolu’nun en eski halklarından biri olduğu, yapılan Genetik, Etnografik, Linguistik, Etimolojik ve Arkeolojik araştırmalarla gün ışına çıkmaktadır. Dünyanın her köşesinde halklar yaşadı ama Mezopotamya’nın, Zagros’un ayrıcalığı var; yazının ilk keşfedildiği yer burası. Atın ilk ehlileştirildiği, ilk tekerleğin döndüğü, ilk aritmetik, tıp, ilk teleskopun yapıldığı, ilk destanın söylendiği, ilk şiirin yazıldığı, ticaret, dış ilişkiler, diplomasi, barış antlaşmaları, ilk türküler, ilk yontular, ilk tapınak, ilk mutfak, ilk şarabın keşfi ve ilk tiyatronun yaratıldığı insanlığa kucağını açmış bir yöre. İşte bunların hepsinde Kürt halkının alın teri vardır. Mezopotamya bölgesini Mezopotamya yapan ’Dicle ve Fırat’ nehir isimleri de Kürtlerden kaynaklanmaktadır.


8- Kürtçe, kendi arasında çeşitli lehçelere ayrılmaktadır. Bu lehçeler: Sorani (Kuzey Irak Kürtçesi), Lorani (Loristan İran Kürtçesi), Gorani (Gor Kürtlerinin Kürtçesi), Kurmanci (Türkiye, Suriye Kürtlerinin Kürtçesi) ve Dımili/Zazaki.


9- (935) yıllarında İran’ın Horsadan şehrinde doğan ve 1026’da ölen ünlü Fars roman şairi Firdewsi (Hakim abu al-Qasim Firdewsi), (ŞAHNAME) adlı ünlü eserinde Kürt-Sasani savaşından bahsetmektedir. Ünlü Fars şair Firdevsi, Şahname isimli eserinde M.S. 226 yılında Kürt kral Madîg ile Sasani kralı Ardeşir’in arasında geçen bir savaşı nakleder.

Farsların yada diğer milletlerin kahraman karakteri olarak geçen Rüstem Bin Zal (Yani Zal Oğlu Rustem) Firdevsi’nin Şahnamesi’nde, ona Rüstem-i Kürd denildiğini aktarır.


10- Ayrıca, Kaşgarlı Mahmut, 1008’de Doğu Türkistan’ın Kaşgâr şehrinde dünyaya gelmiştir. Medreselerde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili tetkikatına vakfetmiştir. Bu amaçla orta Asya’yı boydan boya kat ederek Anadolu’ya oradan da Bağdat’a gitmiş, Divânü Lügati’t Türk, Kaşgârlı Mahmut tarafından 25 Ocak 1072’de yazmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074’te bitirilmiştir. Kitabın asıl nüshası, bu gün Ayasofya Müzesi’nde muhafaza edilmektedir. Kitabın Uygurca çevirisi ancak 1978’de yapılabilmiştir. Mahmut, Kaşgar’a dönmüş ve 1105’de vefat etmiştir.

Kaşgarlı Mahmut’un 1074’te yaptığı haritada, Kürtlerin ülkesi Arapça olarak ’Erdu’l-Ekrad’ diye kaydedilmiştir ki bu ’Kürtlerin Memleketi’ anlamına gelir. Fakat en azından Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Kürtlerin ülkesi için, ’Kürdistan’ adının kullanıldığı biliniyor.


11- Bitlis Kürt hükümdarı, tarihçi, yönetici, yazar ve araştırmacı Şeref Han tarafından 1597 tarihinde Farsça olarak yazılmış olan ’Şerefname’ bir Kürt tarafından Kürt tarihi hakkında yazılmış en eski eserdir. Şeref Han (Şeref Xan), Şemseddin Han’ın oğlu ve Osmanlılarla 1514’te ittifak Antlaşmasını imzalayan ünlü Şeref Han’ın torunudur.

Kitabın bölümlerinden bazıları şunlardır.
Kürt toplulukları ve durumlarının açıklanması hakkında: Birinci safha; Kürdistan’ın saltanat bayrağını bağımsız olarak yükselten ve tarihçiler tarafından sultanlar ve krallar arasına dahil edilen hükümdarlar hakkında, İkinci safha; saltanat ve bağımsızlık iddiasında bulunmamakla birlikte bazen kendi adlarına hutbe okutmuş ve para bastırmış Kürdistan hükümdarları hakkında, Üçüncü safha; Kürdistan’ın diğer beyleri ve hükümdarları hakkında, Dördüncü safha ise; Bitlis hükümdarları hakkındadır.


12- Evliya Çelebi 1611 yılında İstanbul’da doğdu. Osmanlı gezgini Evliya Çelebi (Derviş Mehmed Zilli) 1640’lardan başlayarak 50 yılı kapsayan süre içinde seyyah olarak dolaşmış ve gezdiği yerlerde toplumların yaşam tarzlarını ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapıp bu bilgileri eserinde aktarmıştır. Eseri 10 ciltlik ’Seyahatname’dir. 1682’de Mısır’dan dönerken yolda ya da İstanbul’da öldüğü sanılmaktadır.

Evliya çelebi, ünlü Seyahatnamesinde Kürdistan’ı anlatırken şöyle diyor: Kürdistan; ’’Van, Hakkari, Erzurum, Diyarbekir, Cizire, İmadiye, Musul (Kerkük de bu vilayete bağlıydı o dönemde), Şarezor ve Ardelan’dan Bağdat’a kadar uzanmaktadır. Evliya Çelebi, Erzurum’daki Hınıs Kalesi’ni anlatırken: ’’Bu kalenin içinde 1200 hane Kürt oturur’’ demektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Kürtçe’den ve Kürtçe’nin lehçelerinden söz eder. Kürtçe’nin zengin ve kadim bir dil olduğunu; Farsça, İbranice ve Derice’den ayrı olduğunu vurgular. Kürt kültürünün en geliştiği şehrin ise, ’Diyar-i Bekir’ olduğunu yazmıştır. Seyahatnamesine, Kürtçe bir kaç şiirde eklemiştir.

Taha Haber
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.179 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu