Nurettin Yıldız Hoca İle RAMAZAN RÖPORTAJI

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Röportajlar > Nurettin Yıldız Hoca İle RAMAZAN RÖPORTAJI
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Röportajlar > Nurettin Yıldız Hoca İle RAMAZAN RÖPORTAJI
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Nurettin Yıldız Hoca İle RAMAZAN RÖPORTAJI  (Okunma Sayısı 5150 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« : 31 Temmuz 2012, 03:36:51 ÖS 15 »

Nurettin Yıldız Hoca İle RAMAZAN RÖPORTAJI

Öncelikle mübarek Ramazan ayını en güzel, hikmetine yaraşır bir şekilde nasıl geçirebiliriz?

Ramazan ay olarak, insanların örfleri ile belirledikleri bir festival dönemi değildir. Mesela Müslüman halkların, günaha düşmeyecek şekilde belirledikleri bir eğlenme, birleşme veya helal ticaret üretme zamanı asla değildir. Ramazan'ı Ramazan yapan, ALLAH Teâlâ'nın ona kudsiyet yüklemesidir. Cuma namazı üzerinde belirleme ve şekillendirme açısından insanların ne kadar etkisi varsa Ramazan ayı ve o aydaki gerekenler açısından da o kadar insan etkisi söz konusudur. Buna göre de Müslümanların, Ramazan ayında neler yapacakları hususunda hiçbir yetkileri ve katkıları yoktur, olamaz da. Tıpkı cuma namazında olamayacağı gibi.

Ramazan ayının nasıl olacağı bu duruma göre ancak ALLAH Teâlâ tarafından belirlenebilir, belirlenmiştir de. ALLAH'ın tek temsilcisi ve yetkili örneği Peygamber aleyhisselam efendimiz her konuda olduğu gibi Ramazan konusunda da önümüzde örnek olarak bulunmaktadır. O örneği incelediğimizde karşımıza şunlar çıkmaktadır:

1- Bedene ve beyne tutturulan bir oruç,

2- Bedir, Mekke Fethi örneklerinde izlenebilecek fiili cihat,

3- Fazlaca sadaka,

4- Camiye kapanma ve insanlardan uzaklaşma,

5- Gece ibadeti yoğunluğu, teravih,

6- Kur'an tilaveti.

Örneğimiz ve önderimizin Ramazan programı ana hatlarıyla böyledir.

Bu programı ana hatalarıyla taklit etmeyen bir program, bize Ramazan emreden ALLAH'ın rızasına yakın olamaz. Kendi kendimize ibadetler icat ederek hoş mü'min görüntüsü veremeyiz.

FANİ DÜNYAYA EBEDİ DEĞERLER YÜKLEMEMİZİN AKIBETİ

Ramazan ayı bir nefis terbiyesi, yoksulun, açın halini anlayabilme, muhtaçlarla empati kurabilmek için en güzel fırsat olmasına rağmen, lüks restaurantlar ve otellerde, yüksek meblağlarla verilen iftar yemeklerini nasıl yorumluyorsunuz?

Bunun adı dünyevileşme hastalığıdır. Fani olduğunu bildiğimiz dünyaya ebedi değerler yüklememizin akıbetidir bunlar.
Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem çok önceden bize, küfür ehlini taklit edeceğimizi haber vermişti. Önümüzdeki sıkıntı da budur. Ramazan öncesinde uğramayı abes bulduğumuz mekânlarda Ramazan ihya etmenin hiçbir makul tarafı olamaz. Bunu, bir kayma ve erime olarak da adlandırabiliriz. Ümmetimizin onca sıkıntısı yanında bu tür faaliyetler samimi değildir. Küfrün adım adım içimize sızmasının tezahürleridir bunlar.

KÂFİRLERDEN ÖNCE KENDİMİZ Mİ DİNİMİZİ SATIŞA ÇIKARDIKK

ALLAH'a yaklaşma ayı olması gereken bir ayda Müslümanların sanat faaliyetleri icra etmeleri, namazsız, oruçsuzlardan 'Ramazan eğlencesi' almaları neyin göstergesi olabilir? Biz, kâfirlerden önce kendimiz mi dinimizi satışa çıkardık. Ümmetimizin en büyük değerlerini heba edenleri iyi niyetli bulamıyoruz. Sokak ortalarında, içeride namaz kılınan camilerin önlerinde Ramazan haricinde bile yapılmasını kabul edemeyeceğimiz şeyleri, bir de Müslümanlardan toplanan vergilerle yapan insanları dinimize yaptıkları tahribat nedeniyle ALLAH'a havale ederiz. İbadeti bir eğlenceye dönüştürmek hele hele gözyaşı ayını eğlence gibi algılayacak nesillerin sebebi olmak çıldırmaktır.

İFTAR ÇADIRI, KUMANYALAR, RAMAZANIMIZI TÜKETİYOR

Burada özellikle altını çizerek vurgulamak istediğim bir husus daha vardır. O da şudur:

Ramazan ayında kurulan iftar çadırları sadece bir cümbüştür. İnsanları güldürmek için başka yollar denesinler. On bir ay nasıl doyuyordu ise insanlar Ramazan'da da öyle doyarlar. Kimse yemeğin parasını vermiyor. Sofradaki gösteri daha çekici geliyor. İftar çadırları, kumanyalar, hep bizim Ramazanımızı tüketiyor. Neredeyse her sokakta bir yardım kuruluşu oluştu. Herkes, birisinin vereceği yardımı yerine ulaştırma uzmanı oldu nedense! Tekrar tekrar düşünmek durumundayız. Asıl ramazan bu değildir.

RAMAZAN AYI, İFTAR AYI DEĞİLDİR!

Bir kere Ramazan ayı iftar ayı değildir. Bir defa daha söylüyorum: Ramazan ayı iftar ayı değildir. Ramazan oruç ayıdır. Orucu olmadan neyin iftarını vereceksin? Bu felsefe değişmelidir.

Bu bağlamda İslam ülkelerinin çoğunda, Suriye, Filistin, Somali ve sn zamanlarda Müslümanların zulme uğradığını duyduğumuz Arakan'da Müslümanlar Ramazan ayını, baskı, zulüm ve katliam altında geçirmekte ne yazık ki... Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?

Ha Ramazan ayında ha Şubat ayında ne değişecek; zulüm her zaman zulümdür. Ramazan bizim için mübarek bir aydır. Kâfirlerin Ramazan'ı yok ki, o ayda zulümden el etek çeksinler! Bunu beklememiz bile anlamsızdır. On iki ayamızı cihatla mamur etmedikten sonra Ramazan'da bize zulmetmelerine ara vermelerini mi bekleyeceğiz?

Hilafetsiz Müslümanların akıbeti ancak bu olabilirdi.

Ramazan ayı, bir yandan şuurlanmamıza bir yandan da en azından dua ile kardeşlerimize yardım etmemize sebep olmalıdır.

Benim sormak istediğim bir başka soru var ki, o da Ramazan ayı geldiğinde çevremizde dilenen insanların çoğaldığını görmekteyiz. Dilenmek insanlara çalışmaktan daha mı kolay geliyor ve insanların dini duyguları sömürülmek mi isteniyor?

Fırsatçılık işte! Marketçiler değerlendiriyor, siyasetçiler değerlendiriyor, hocalar değerlendiriyor, vakıflar değerlendiriyor da dilencilerin ne kusuru var; onlar da değerlendirip menfaatlerini bulsunlar!

DÜNYEVİLEŞME ÇILGINLIĞINA KARŞI TOPYEKUN KENDİMİZE GELME HAREKETİ BAŞLATMALIYIZ!

Ramazan ayının bereketi ile insanlar alışverişe daha çok yönelirken, tüketici taleplerini fırsat bilen bankalar kredi kartlarında "Ramazan rekabeti"ne yönelmekteler. Bunu nasıl yorumlayabiliriz?

İbadetlerimizin kapitalizmin işleme mantığına göre şekil alması, önceki ümmetlerin dinlerinde açtıkları yaralara benzemektedir. Bu bir afet habercisidir. Açlık ayını tüketim ayına çevirdikten sonra söylenebilecek bir söz yoktur.

Dünyevileşme çılgınlığına karşı topyekûn kendimize gelme hareketi başlatmalıyız.

Ramazan ayı bizim için bir umut iken hüsran nedeni olmasın.

KAYNAK: Ümmetiz.biz
Logged

Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #1 : 31 Temmuz 2012, 05:03:40 ÖS 17 »

Bazı görüşlerine katılmasak da Nurettin Hocanın sohbetlerinden istifade ediyoruz. Halkın anlayabileceği seviye ve üslubu yakalamış birisidir. Sürekli gündemde tutulması ve sohbetlerinin yaygınlaştırılması ve teşbihte hata olmaz derler, popülaritesi artırılmalıdır.

Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #2 : 31 Temmuz 2012, 05:13:11 ÖS 17 »

Bırakalım da popülatiresi fazla artmasın. Yavaş yavaş insanlarla, toplumla iletişimi kesmesin. Popülatiresi artıp da medyatik olanların sonu hiç de iyi olmuyor. Medyayla gelen medyayla gidiyor. Yatırımını medyaya değil de insanlara yapanlar yakın zamanda olmasa bile akibet-sonuç olarak kazananlar olacaktır.
Nurettin Yıldız'ın bütün düşüncelerine katılmasak da tebliğ çalışmaları güzel ve etkileyicidir. Halkın anlayacağı dilden konuşuyor ve anlatıyor.
Logged

Zeynep Abla
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 110


« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2016, 10:43:50 ÖS 22 »

Bırakalım da popülatiresi fazla artmasın. Yavaş yavaş insanlarla, toplumla iletişimi kesmesin. Popülatiresi artıp da medyatik olanların sonu hiç de iyi olmuyor. Medyayla gelen medyayla gidiyor. Yatırımını medyaya değil de insanlara yapanlar yakın zamanda olmasa bile akibet-sonuç olarak kazananlar olacaktır.
Nurettin Yıldız'ın bütün düşüncelerine katılmasak da tebliğ çalışmaları güzel ve etkileyicidir. Halkın anlayacağı dilden konuşuyor ve anlatıyor.
Nurettin hocamızdan ve  gelmiş geçmiş tüm alimlerimizden Allah razı olsun.Size katılıyorum, Hocalar için insanlar arasında,bu çok iyidir, bunu sevmem der ya komediye alınır yada , nefret ,yada eleştiririz .Sizleri ayırıyorum ama eline kuran almamış bazı kardeşlerimiz zan yada taklit olarak taraftar  haline geliyor.NE DERSE DOĞRU KABUL EDİYORLAR.Sonunçta tek doğru Allah'ındır ve  ileten rasuldur. .hud 1-2 ..ilim erbabı da olsa , onlar da  iman kardeşlerimizdir.Hataya düşebilirler ki, her insan ve bizim içinde geçerlidir.Bizler yargılayamayız.Bizler kendi hatalarmızı telafi etmeliyiz.Bize düşen öncelikle Kuran'ımızı Allah'ın gösterdiği  şekilde ,vahiy edilene uyan rasul örnekliği ve metoduna uygun okuyabilmek.Din adına duyduğumuz ,okuduğumuz bilgileri Kuran'ın ayırt edici FURKAN özelliğine sunmak,  Kuran'a göre doğru, hak olanı alırız.Allah şüphesiz her şeyden haberdardır
 Haşr 59/10 Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!
Paylaşımlarımda ,yorumlarımda türkçe dil bilgisi zayıflığımdan hatalarım olabilir  Huh?
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.133 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu