Kuran’a ortak dini kaynak edinmenin sonucu

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Kuran’a ortak dini kaynak edinmenin sonucu
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Kuran’a ortak dini kaynak edinmenin sonucu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuran’a ortak dini kaynak edinmenin sonucu  (Okunma Sayısı 2231 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Emre_1974tr
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


WWW
« : 29 Haziran 2015, 02:58:27 ÖÖ 02 »

Gerçi bu konu başka yazarlar tarafından evvelce işlenmiş ama önemli olduğu için ben de değineyim dedim.

Hadislerin-rivayetlerin Kuran’ı açıklamak şöyle dursun, tam tersine ayetlerin verdiği mesajı engelleyici, hatta çarpıtıcı özellikleri olduğuna en net örneklerden birini de Sad Suresi’ni okurken algılayabiliriz:

SAD


20. Yönetimini güçlendirdik; ona bilgelik ve çok iyi bir yargılama gücü verdik

21. Davacıların haberi sana ulaştı mı? Hani mabedine tırmanmışlardı.

22. Davud'un yanına girdiklerinde onlardan irkilmişti. "Korkma" demişlerdi, "Bir birinin hakkını çiğneyen iki davacı... Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme. Bize yolun ortasını göster."


23. "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, "Onu da bana ver," dedi ve tartışmada bana üstün geldi.

24. Dedi ki, "Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu, ortakçıların çoğu bir birinin hakkına el uzatır. İnanıp erdemli davrananlar bunun dışındadır, onlar ise sayıca ne kadar azdır!" Davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tevbe etti.

25. Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.

26. Ey Davud, biz seni yeryüzünde yönetici kıldık. Halkın arasında adaletle yargı ver, hevesine ve duygularına kapılma, sonra seni ALLAH'ın yolundan saptırır. ALLAH'ın yolundan sapanlara, Hesap Gününü unuttukları için çetin bir ceza vardır.

Burada Davut Peygamber neden imtihan edildiğini ve hatta bir günah işlediğini düşünüp af diliyor?

Çünkü davacılarından birini dinleyip, henüz diğerini dinlemeden acele hüküm vermişti. Ve hiçbir delile de bakmamıştı bunu yaparken.

O ilk dinlediği davacı yalan söylüyor olabilirdi veya eksik bilgi vermiş olabilirdi. Örneğin o bir koyunu olanın belki de diğer çok koyunu olan kardeşine büyük bir borcu vardı da, bu yüzden istemişti?

İşte burada Davut Peygamber diğer kardeşi dinlemeden ve de delillere bakmadan hemen bir hükme vardığı ve de henüz dinlemediği kişiyi rencide edecek ağır sözler söylediği için hata yapmış oluyor. Ayrıca 26. ayette de bu durum vurgulanıyor. Adaleti hakkıyla yerine getirmesi gerektiği yönünde de bir uyarı alıyor.

Eğer Kuran’a hiçbir kaynağı ortak koşmadan ayetleri okursak bunu görebiliriz.

Ama ya Kuran’ın yanında hadisleri ve/veya değiştirilmiş İncil, Tevrat gibi diğer kaynakları da dine ortak ederek ayetleri okusaydık nasıl bir tablo çıkacaktı karşımıza?

Veheb Bin Münebbih'in Rivayetinden alıntı

"Derler ki, Davut’un ayakta durmuş, kendisini
seyrettiğini görünce o, kadın saçlarını açarak
vücudunu saçlarıyla örtmeye çalıştı ve bu da Davut’un
gönlünü çelmeye yetti. Davut yerine dönüp Zebur
okumaya başladıysa da o kadını bir türlü zihninden
silip atamadı, ona gönlü kaymıştı.

Nihayet Davut bir savaş için ordu hazırladı ve o
kadının kocasını da savaşa gönderdi. Ehl-i Kitab'ın
dediğine göre ordu komutanına, o adamı en ön saflara
sürmesini emretti, en tehlikeli görevlere onun
gönderilmesini istedi ve böylece adam o savaşta öldü.
Davut da zaten bunu istiyordu. Davut’un 99 karısı
olduğu halde kocası öldükten sonra dul kalmış olan o
güzel kadına da elçi gönderdi ve onunla da evlendi."

***************************
Kitab-ı Mukaddes’te de geçen bu öyküye göre, Davut Peygamber aşık olduğu evli kadını haremine katmak için onun kocasını savaşa gönderip dul kalmasını sağlıyor.

Yani bu hikâyeye göre, iki davacının meselesine bazı paralel yönleri olan bir olayı Davut peygamber evvelden yaşamıştı .

Bu rivayetteki iftiraya inanacak olan bir Müslüman, Davut peygamberin bu kötülüğü yaptığından ve dul eşi haremine kattığından dolayı tövbe ettiğini düşünecektir. Olayın sembolize edilerek ona hatırlatıldığı düşüncesine kapılacaktır hemen, ayetleri diğer kaynaklarla beraber ele alanlar.

Başka bir deyişle rivayette söylenene inanan bir Müslüman, ayetteki gerçeği göremeyecektir. Yani aslında Davut'un adaletle hükmetmediği için günaha girdiğini anlayamayacaktır
bile.



Ayetler yanlış algılanacağı gibi, peygambere atılan iftirada anlatılanın da gerçek olduğu fikrine kapılanılacaktır.

Kuran’a başka dini kaynaklar eklemenin yaratacağı sonuçlara önemli bir örnek gerçekten. İncil, Tevrat ve daha eski kutsal kitaplar değiştirildiği için artık dini kaynak değildirler. Aynı şekilde rivayetlerden oluşan hadis kitapları da…

Rabbimizin dediği gibi “yalnızca Kuran” din alanında bize ışık tutmalıdır.

Yoksa görüldüğü üzere, hadisler Kuran süzgecinden geçirilmiyor, farkında olmadan tam tersine ayetler rivayetlerin etkisinde yorumlanıveriyor.

Selam ve sevgiler.
Logged

osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #1 : 29 Haziran 2015, 03:33:15 ÖS 15 »


Kuran’a başka dini kaynaklar eklemenin yaratacağı sonuçlara önemli bir örnek gerçekten. İncil, Tevrat ve daha eski kutsal kitaplar değiştirildiği için artık dini kaynak değildirler. Aynı şekilde rivayetlerden oluşan hadis kitapları da…

Rabbimizin dediği gibi “yalnızca Kuran” din alanında bize ışık tutmalıdır.

Yoksa görüldüğü üzere, hadisler Kuran süzgecinden geçirilmiyor, farkında olmadan tam tersine ayetler rivayetlerin etkisinde yorumlanıveriyor.

Hacı ..! Bunlar muallakta kaldı..?

- Bütün ümmet-i Muhammedin günde beş vakit olarak kıldığı namazı üçe nasıl düşürmüş.?
- Kıldığı namazda rekat sayısı var mı.?
- Kıyam, rûku, secde gibi eylemler Kuran 'ın hangi ayetinde belirtilmiş.?

- Hal böyle iken günde beş vakit olarak okunan Ezan, kendisine hiç bir şey ifade etmiyor. İmansız birisinin Ezan 'dan rahatsızlık duyması gibi kendisi de bundan rahatsızlık duyacaktır. Okunan bu Ezana bakışı nedir.?

- Camiye, mescide gider mi.? Cemaatle namaz kılar mı.?

- Cuma kıyamete kadar farz kılınmıştır. Cuma günkü çağrı kendisine ne ifade ediyor.?

Ayetlerde;

O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah 'ın ayetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
Cuma 2

Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayan(onun buyruklarını tutmayan)ların durumu, Kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah 'ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Cuma 5

Ey inananlar, Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah 'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Cuma 9

Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah 'ın lütfundan arayın. Allah 'ı çok anın ki başarıya eresiniz.
Cuma 10


Kuran 'da ki bu emri kendisi nasıl anlamış ve çıkarmıştır.?



Asıl önemli olan konu ise, Kuran ayetlerini paylaşıyor eyvallah. Lakin Allah 'ın tek bir satırda buyurduğu ayet için satırlar dolusu kendi ifadelerini sıralıyor.

Kendisi Kuran 'dan Allah 'ın ayetlerinden her bir hükmü Peygamberin sünnetleri olmadan, mezhep inancına gerek görülmeden, hiç bir açıklayana, hiç bir bildirene, hiç bir tebliğ edene ihtiyaç duyulmadan tüm ahkamları çıkarabileceğini ifade edip duruyor..! Fakat;

Her ne hikmettir yalnızca Kuran ayetleri paylaşmayı, yalnızca Allah Kelamı ile cevap verme ile yetinmeyip,

Forumdaki paylaşımları takip eden kişilere ayetleri açıklama, kendisinden örnekler verme, bir şeylerin farkına varılmasını istediği için bunu değişik şekil ve üsluplarla ifade etme gayreti ve çabası içerisinden bir türlü kurtulamıyor.


- Kuran-ı Kerim tek başına, açıklamaya gerek görmeden insanlığa yeter mi.?
- Kuran 'daki bütün ahkamları sünnetler ve mezhepler olmadan çıkarmak mümkün mü.?
- Kuran 'dan kendimizce çıkardığımız hükümlerle Din-i İslam 'ı yaşayabilme imkanımız var mı.?

- Hele ki, Sünnet, Kuran, Kuran, sünnettir diyebilen bir kişinin, Peygamber efendimizin hayatına, yaşantısına dokunmadan İslam 'ı yaşayabilmesi mümkün mü.?

- Açıklanmasına gerek kalmadan Kuran ayetlerinin yettiğini düşünen bir şahsiyet, kendi kelamını Allah Kelamı 'na katma çabası ve gayreti içerisinde neden bulunabilir.?

- Başkalarına Kuran ayetleri yeterli derken, kendisi başkalarına her bir ayeti neden açıklama ihtiyacı hissetmektedir.?

- Allah Kelamı 'nın yanında kendi kelamının ne hükmü vardır.?

Bu soru ve sorunları daha da sıralamak mümkündür. İnsanları doğrudan saptırmak, kafaları karıştırmak, inanç ve imanı bulandırmak adına yapılan bu yazılarının kendisine yol, su elektrik olarak değil, "KUL HAKKI, VEBAL, GÜNAH" olarak döneceğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Kuran her şeyi açıklar, sünnete, hadislere, mezheplere ihtiyaç yoktur. Kuran yeter diyebilen bir şahsiyetin, yalnızca Allah 'ın Kelamı ayetler ile cevap vermesi beklenirken..!

Satırlar dolusu kelamlarını peşi peşine sıralıyor. Kendi iddia ettiği şeye aslında kendisinin de inanmadığı ortadadır. Kuran 'ın açıklanmasına gerek olmamış olsa idi Hz. Allah Kuran 'da;


‘‘Andolsun ki, Resulullah sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.’’
Ahzab 21


Buyurmazdı...!

Kuran 'dan kendi anladığımız konular farklıdır. Bunu iman ve itikat olarak düşünmek imanda noksanlıktır. İbadet ve taatlar hakkındaki kendi çıkardığımız hükümler yeterli değildir.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #2 : 29 Haziran 2015, 04:14:23 ÖS 16 »

Kuran’a başka dini kaynaklar eklemenin yaratacağı sonuçlara önemli bir örnek gerçekten. İncil, Tevrat ve daha eski kutsal kitaplar değiştirildiği için artık dini kaynak değildirler. Aynı şekilde rivayetlerden oluşan hadis kitapları da…

Rabbimizin dediği gibi “yalnızca Kuran” din alanında bize ışık tutmalıdır.

Yoksa görüldüğü üzere, hadisler Kuran süzgecinden geçirilmiyor, farkında olmadan tam tersine ayetler rivayetlerin etkisinde yorumlanıveriyor.



Yazı ile Kuran 'a iman ettiğini her daim ifade ediyorsun. Senin anlayışınla, senin Kuran 'dan çıkarmış olduğun ahkamlara göre..!

- İmanın esasları nedir.?
- İmanın olmaz ise olmazları nelerdir.?
- Amentü diye bir kavram hayatında yer alır mı.?
- Camiye gidermisin.? Hiç gittin mi.?
- İmamın arkasında namaz kılarmısın.?
- Biz mezhep inanırları ile aynı zamanda oruç tutarmısın.?
- Hacca gidermisin.?

Yukarıda kullanmış olduğun ifadene bakılırsa Allah 'ın evvelki indirmiş olduğu kitaplara imanın da yok senin. Allah 'ın ayetlerinden bir harfi değil, bir tek noktayı kabul etmez isen şer en imansızsın.

Bunu kendime göre değil, Allah 'ın emri olarak ifade ediyorum.



Ey inananlar, Allah'a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allâh'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, delalete uğrayanlardandır.
Nisa 136


«Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere gelenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk» deyin.
Bakara 136


Gönderilen Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Onlardan her biri “Allah'a, meleklerine kitaplarına peygamberlerine iman ettiler.” «Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız. Onları “İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini niyaz ederiz! Dönüş yalnızca sanadır» dediler
Bakara 285


De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve esbata indirilene; Mûsâ'ya, Îsâ'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız."
Ali İmran 84


Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdikleri içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.
Maide 48


‘‘Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğimizi, sana vahiy ettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve Îsa’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için şeriat yaptı. Fakat kendilerini çağırdığın bu nizam Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.’’
Şura 13

Allah'ın, öteden beri devam eden kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
Fetih 23

 



İnsanları kandırıyorsun. İnanmış kişilerin kafalarını karıştırıyorsun. Yukarıdaki ayetler sana olman gereken hali, yapman gerekeni, kısaca evvelki kitaplara iman etmeni emrediyor.

Belki de Kuran 'ı buraya kadar okumamış olabilirsin. Eğer böyle ise tamamını okuduktan sonra paylaşımlarda bulun. Yalan yanlış Kuran 'dan kendince çıkardığın, ve kendince anladığın şekli ile yazılar paylaşıp, bunu da Kuran 'dan paylaşıyormuş gibi gösterip iman ehli insanları kandırma.

Yukarıda kendi kullanmış olduğun ifadene bakılırsa yalnızca Kuran sana ışık tutmaya yetmiyor. Sen kendin aydınlatma çabası ve gayreti içerisindesin.

Sünnet, Hadis, rivayet gibi kavramlar seni rahatsız ediyor ama senin zihniyetinde olanları anlattığı kesin.  

Bektaşi olarak ifade edilir. Bu kesinlikle Hacı Bektaşi Veli hazretleri değildir.

Bu bektaşiye sormuşlar;

-Neden namaz kılmıyorsun.? diye. Demiş ki;
-Allah Kuran 'da buyurmuyor mu.? Namaza yaklaşmayın diye..!

Şaşırmışlar ve Kuran 'ı baştan sona araştırmışlar bu ifadenin geçtiği ayeti bulmak için. Ve sonunda bulmuşlar. O ayette şöyle buyrulmakta;

Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Yoldan geçici olmanız dışında, cünüp iken de yıkanıncaya kadar. Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allâh, çok affeden, çok bağışlayandır.
Nisa 43

Bektaşiye demişler ki;

- Ey bektaşi..! Ayetin öncesinde sarhoşken ifadesi geçmekte..! Bektaşi gayet pişkin..

- Benim o kadar okumam yok ki..! demiş....
 
Anlayabildin mi..?
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.382 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu