"ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Dinler Tarihi > "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Dinler Tarihi > "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!  (Okunma Sayısı 27917 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #60 : 03 Mart 2015, 01:46:26 ÖÖ 01 »

Hacı abi dükkanı kapatıyorum yarın çok yoğun olacağım .

Ama şunu bil yeryüzünde hiç bir canlıyı küçümsemem ama Rabbimle asla mukayese etmem ZİRA BENİM RABBİM KAİNATIN YEGANE RABBİDİR onun mesajını ulaştırmak veya başka bir şey için kimseye ihtiyacı yoktur iyi geceler
Logged
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #61 : 03 Mart 2015, 02:18:05 ÖÖ 02 »

ibni mesuda atfedilen rivayetin sıhhatini araştırma ihtiyacı duydun mu..elbette hayır..usül yok ki disiplin olsun..kimbilir daha ne şüphe kurtları var kafanda..mayası bozuk..aklı küfre hizmet eden müsteşriklerin ara gazlarına gelen münafık tiplerin yazıp çizdiklerine kanarak sahabe hakkında ..şüpheye düşme..

http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/01/ibn-mesud-mushaf-ve-muavvizeteyn.html

...

peygamber ve sahabeye bizim hürmet ve edebimiz bu dini bize ulaştırdıkları -vesile oldukları içindir..hesapları Allaha aittir ..bize düşen iman ve din nimetinin elimize ulaşması vesile olmaları sebebi ile onlara karşı hüsnü zan ve edebi muhafazadır..

dinine ilahi mesaja ne derece kıymet veriyorsan sana bu mesajı ulaştıranlarada vefalı ve saygılı olman dine dair sadakatinin göstergesidir..Allahın samed olması tek hakim ve her şeye kadir olması bizlere bu dinin sahabe eliyle ulaştığı gerçeğini bir kenara atma hakkı vermez..

Allah sahabe eliyle ulaşmasını murad etti ve öyle oldu..onlara layık gördü bu kutsi vazifeyi..bize düşende edebi muhafazdır..edebi olmayanın dinide yoktur..

benim en hassas olduğum nokta sahabeye karşı sui edep ve zandır..onların içinde zina edeninin bile derecesine erişemeyen topluluklarız ..nasıl olurda onları dilimize dolarız..











Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #62 : 03 Mart 2015, 07:38:31 ÖS 19 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Benim söylediklerimle amel etmeyen, onları anlayamaz. Ancak amel ederse anlar.

Çalış.... İleri atıl.... Ara.... Zira hiçbir şey, sana kendiliğinden gelmez. Nasıl ki, rızık elde etme hususunda külfete katlanıyorsan, aynen bunun gibi, salih ameller işlemek için de külfete katlanman gerekir.

Senin amellerinin suret ve şekli değil, bilakis mânâsı makbul ve muteberdir. Amellerde esas olan şekil ve suret değil, tersine mânâ ve ruhtur.

Akıllı kişiler olunuz. Akıllı kişiler gibi hareket ediniz. Siz, amellerinizle Allah’a karşı âdeta övünüyorsunuz. Halbuki Allah’ın nazarında sizin o amellerinizin bir sinek kanadı kadar değeri yoktur.

Meğer ki gerek halvet, yalnızlık anlarınızda ve gerekse bütün diğer hallerinizde Allah’a karşı hep ihlasla, içtenlikle hareket etmiş olasınız.

Hiç tükenmeyen hazine sıdktır, doğruluktur, ihlastır, İzzet ve Celâl sahibi Allah’tan korkmaktır, yalnız ve ancak O’ndan ummak ve her ahvalde O’na dönüp, O’na teslim olmaktır.

Unutma ki, ilim ve bir de bilmediğin hususlarda teslimiyet, İslam’ın ta kendisidir.

İnsanlarla, hem ilme, hem amele, hem de ihlasa sahip bir dille konuş. Amelsiz, sadece ilme sahip bir dille konuşma. Zira böyle bir dil ne sana fayda verir, ne de yanındakilere.

Amelsiz ilmin bereketi gider. Kendisi ise senin aleyhinde delil olarak ortada kalır. İlmine meftun bir âlim olursun. İlmin ağacı senin yanında kalır, meyvası ise yok olur gider. Çünkü onun meyvası ameldir. İlminle amil olmayınca, meyva yok demektir.

Allah’tan, kendi huzurunda senin için bir hal ve makamı nasip etmesini iste. Eğer sana bu makamı nasip ederse, bu sefer de onu gizlemeyi iste. Zira Allah ile arandaki bir şeyi açığa vurmaktan hoşlanman, senin mahvolmana sebep olur.

Neticesinden emin olmadıkça ve Allah’tan kalbine kesin bir işaret gelmedikçe konuşma, bir cümle bile sarfetme. Düşün bir kere: Eğer evinde yiyecek bir şeyler hazırlamamışsan, bir kısım insanları orada yemeğe nasıl davet edebilirsin?

Nasıl ki bir bina inşa edileceği zaman önce temele ihtiyaç varsa ve bina ancak temelin üzerinde yükselebiliyorsa, tıpkı bunun gibi, Allah dostları kervanına katılabilmek için de önce bir temele ihtiyaç vardır.

Önce kalp arazini kaz. Ta, ondan hikmet suyu fışkırıncaya kadar. Sonra ihlas, mücahede ve salih amellerle binayı yap. Ta, köşkün yükselinceye kadar. İşte bundan sonra da insanları oraya çağır, davet et.

Allahım; bizim amellerimizin ruhsuz cesetlerini Senin ihlasının ruhu ile ihya et, dirilt.

Halk senin kalbinin içinde olduktan sonra, onlardan ayrı kalmak ve halvete çekilmek sana ne fayda verir ki?

Uzuvların ilacı, onların günah işlemesine engel olmaktır. Uzuvlarının günah işlemesine meydan bırakmayan kişi, onların devasını vermiş demektir.

Mesela sen, elini haramdan, başkalarının hakkına uzanmaktan, başkalarına zulüm ve haksızlık etmekten alıkoyarsan, işte o zaman onun devasını vermiş olursun.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #63 : 03 Mart 2015, 07:41:26 ÖS 19 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Bir şey istemek üzere sana başvuran fakirleri önce araştır.

İhtiyacı olmadığı halde fakirlik gösterişi yapan yalancı, düzenbaz, münafık birisinin hile ile senden bir şey almasına fırsat vermemeye çalış.

İhtiyaç içinde olmadığı halde, ağlayıp sızlanarak yardım dilenen böyleleri, sonra gerçek fakirlere yapılacak yardımlara da engel olurlar.

Fakirlik gösterişi yapan bu tip insanlardan birisi senden bir şey istediği zaman, önce bir an dur. Kalbine danış. Belki de o, ihtiyacı olmayan, zengin birisidir.

Zihnini şöyle bir topla. Kalbine danış. Fetvacılar fetva vermiş bulunsa bile, sen gene de kalbine danış.

Şu senin elindekiler, senin değildir. Tersine, müşterektir, ortaktır. Komşuların senin ortaklarındır. Onlara ikramlarda bulunmalı, elindeki imkânlardan onları da yararlandırmalısın.

Allah’ın size verdiği rızıklardan, O’na vekaleten siz de muhtaçlara verin. Yedirin, içirin. Allah size birçok nimetler veriyor. Sizin bu nimetler karşısında nasıl hareket edeceğinizi ve ne gibi ameller yapacağınızı, bizzat sizlere göstermek istiyor.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #64 : 05 Mart 2015, 01:25:00 ÖÖ 01 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Cennet ve cehennemi yaratmamış olsa bile, İzzet ve Celâl sahibi Allah, korkulmaya ve ümit beslenmeye lâyıktır. Sırf zatını ve rızasını taleb ederek O’na itaat ediniz.

Üzerinizde, ne O’nun lütuf ve ihsanının düşüncesi bulunsun, ne de azabının endişesi. O’na kulluk; emirlerine boyun eğmek, yasaklarından kaçınmak ve takdirlerine karşı sabırlı olmakla mümkündür. O’na dönünüz. Bir daha işlememek üzere günahlarınıza tövbe ediniz.

O’nun huzurunda ağlayınız. Hem gözlerinizin yaşları, hem de kalp gözlerinizin yaşları ile O’nun için tevazu gösteriniz. O’nun huzurunda kendinizi hakir görünüz. Ağlamak, bir ibadettir. Ağlamak, tevazuda mübalağa demektir.

Sana dünyada da, ahirette de O’nun muhabbeti gerek. O’nun sevgisi gerek. O’nun muhabbetini kendin için en mühim şey addet. Muhabbet, yani Allah sevgisi, sana behemehal lâzım. Sana faydası dokunacak yegane şey odur.

Her insan, seni gene kendisi için, kendi menfaati için arar, ister. İzzet ve Celâl sahibi Hak ise seni bizzat senin için murad eder, senin için taleb eder.

Kimin ki umudu korkusuna galip ise, o zındık olur.

Kimin de korkusu umuduna galip ise, o da Allah’ın rahmetinden ümit kesmiş duruma (kâfirliğe) düşer.

Yani mümin, aynı derecede hem Allah’tan korkmalı, hem de onun rahmetine umut bağlamalıdır. Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

“Eğer müminin Allah korkusu ile, O’nun rahmetine olan ümidi tartılsa, ikisi birbirine denk gelir.”

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #65 : 05 Mart 2015, 01:27:15 ÖÖ 01 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Hakk’a talip olan kimse, O’nun cennetini istemez. Cehenneminden korkmaz.

Bilakis, sadece O’nun cemâlini ister, O’na kavuşmayı diler. O’ndan, sadece yakınlığını bekler. O’ndan uzak kalmaktan ise korkar, endişe eder.

Kul, dünyanın, ahiretin ve Allah’tan başka bütün varlıkların sevgisini silip attığı ve kalbi, Allah’ın lütuf, minnet ve yakınlık evinde karar kıldığı zaman, Allah onu her çeşit rızık kazanç ve endişesinden muaf kılar. Kalbini böyle şeylerle meşgul olmaktan kurtarır.

Allah onu kendisinden başka hiçbir kimseye muhtaç etmez.

Kim Allah’ı seven birisini görürse, o, kalbi ile Allah’ı gören ve özü ile de O’nun huzurunda olan kişiyi görmüş demektir. Peygamber Efendimiz, şöyle buyururlar:

- Siz Rabbinizi, tıpkı güneşi ve ay’ı gördüğünüz gibi göreceksiniz. Öyle ki, O’nu görmede hiçbir noksanlığınız olmayacak. O’nu net ve açık şekilde göreceksiniz.

Şanı yüce olan Allah, bu dünyada kalp gözü ile görülür. Yarın ahirette ise, kafa gözü ile görülür. O’nun benzeri bir şey yoktur.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #66 : 13 Mart 2015, 10:32:50 ÖS 22 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


  Kader başa geldiği zaman gönderene kafa tutmak, inancı öldü­rür, tevhid -Allah'ı birleme- nurunu söndürür, tevekkül ve ihlâsı yok eder.

  Îman sahibinin kalbi, “niçin ve neden oldu” gibi sözleri bilmez. Belki “şundan veya bundan oldu” gibi yersiz lafları da dile getir­mez.

Bildiği tek şey vardır, o da; “Baş üstüne, hoş geldi, sefalar getirdi!” diye karşılamaktır.
 
 
  Nefis, tümüyle muhalefet safında durur. Durmadan niza çıka­rır, daima karışıklık ister. Onun ıslahını dileyen, cihad ehli olsun. Ta şerrinden emin oluncaya kadar. O nefis, şer içinde şerdir. Onun­la cihad edersen emin olabilirsin. Neticede göreceksin ki, hayır için­de hayır oluyor.

  Cihad devam ettiği müddetçe, onu her iyiliğe uyar bulursun. İbadetleri hoşlukla yapmaya koyulur. Ve bu uyarlık mü­kâfatı olarak şu ilâhî hitap ona gelir:

  “Ey mutmainne -sakin, Hakk’a uyar- nefis, Rabb’ine dön! O, senden razı; sen de O’ndan hoşnut olarak!” (el-Fecr, 89/27-29)

  Bu cihad sonunda, nefse itimat caiz olur. Çünkü şerli yönü ıs­lah olmuştur. Nefsi halkın eline bırakma! Ta ki, manevî pederi İb­rahim'e (a.s) nispeti yerinde olsun.

 O ki, nefsi bir yana atmıştı. Ve herkesten ayrı tutmuştu. Şahsî hevesini söndürmüştü. Boşlukta uçuyordu. Bütün varlığı ile sakin­di. Her şey onu ateşten korumaya geliyordu. Ama onun bunlara al­dırış ettiği yoktu. Allah'tan başka kimseden talebi yoktu.

 “O’nun hâlimi bilmesi, bana yeter!” diyordu.

 Çünkü tam teslim olmuştu. Hakkiyle tevekkül etmiş, Rabb’ın za­tına sığınmıştı. İşte bu sığınmadır ki;

 “Biz ateşe, ‘İbrahim'e yakıcı olma, serin ve selâmet üzere ol!' dedik.” (el-Enbiyâ, 21/69) mealinde gelen ilâhî fermanın inzaline sebep oldu.

 Sabırlı kullara, Allah'ın bu dünyada hesapsız yardımı olur. Âhirette ise sayısız nimetleri… Şu âyet-i kerime sözümüze şahittir:

 “Sabırlı kulların mükâfatı bol ve hesapsız verilir.” (ez-Zümer, 39/10)

 Sabırlı kulların bu âlemde çektiği cefa, O’nun gözünden kaçmaz. Siz, bir an olsun O’nun uğruna sabır yolunu tutun; yıllarca ecrini alırsınız.

 Zaten ömür boyunca “Kahraman” lakabıyla gezen, onu, bir anlık cesaret sonunda almıştır.

 “Allah sabırlı kişilerle olur.” (el-Bakara, 2/153) Bu oluş, maddî bir terim değildir, manevîdir. Sabırlıyı Allah zafere ulaştırır, yardımını bol eder. Siz sabra devam ettikçe her an yardımcınız O olur. Yeter ki, O'na bağlanmayı ve O'nun varlığına sığınmayı bilesiniz.

 O'nunla sabredin, O'nunla ayık olun; gaflet uykusundan uyanın.

Uyanmayı, ölüm anına bırakmayın; önceden uyanın.

Biliniz ki, o anda uyanmanız sizi felâketin kucağından çeviremez.

O'nun huzu­runa varmadan uyanın.

O'nun şedit emirlerini duymadan gözleri­nizi açın.

Sonra pişman olursunuz; ama ne çare ki, faydasız olur.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #67 : 13 Mart 2015, 11:15:44 ÖS 23 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


 Kalbinizle Allah'a dönün. Allah'a tevbe ile dönülür. Tevbe eden ona dönmüş sayılır. Allah Teâlâ'nın; “Rabb’inize inabe ediniz.” (ez-Zümer, 39/54) buyurması, Rabbinize dönünüz demektir.

 Her ne varsa Allah'a bırakınız. Nefsinizi de O'na teslim ediniz. Nefsinizi, O’nun kaza ve kaderi önüne seriniz. O'nun yasakları ve emri karşısında nefse pay vermeyiniz. Hakk’ın değiştirmesi önünde nefse pay çıkarmayınız.

 Kalbinizi Hakk'a veriniz. Elsiz olsun, ayaksız olsun, gözsüz ve şe­kilsiz olsun. Bu âlem böyledir. Şekil yoktur. Şemail yoktur. Niçin ve neden gibi sözler olmaz. Muhalefet ve niza yapılmaz. Uymak ve tas­dik etmek vardır. “Emir âlemi, tamamdır” deyiniz. “Kaderde hatâ yoktur” deyiniz.

 Ve geçmişteki ezelî bilginin yanlış olmadığını her yerde ilân edi­niz. Böyle olursanız, Hakk'a dönüşünüzde şüphe kalmaz. Haliniz Hakk'a ermiş olduğunuzu tasdik eder. Hiç bir şeyle ünsiyet etme. Hak’tan gay­ri her şeyden kaç.

 Arştan zemine kadar bütün yaratılmışları bırak; bıraktığın an, bütün hadiselerin tesirinden kurtulmuş olursun.

 Büyük insanların hâllerini bilmeyen, onlara saygı duyamaz. On­ların iç âlemlerini ve Hak’la olan bâzı hâllerini sezemeyen, onlara hürmet edemez.

 Allah'ın sevgili kulları övülmeyi ve kötülenmeyi eşit görürler. Onlar için övülmekle kötülenmek aynıdır. Yazla kış arasında onlar için ayırt edici bir şey yoktur. Hepsinde, Hakk'ın varlığını sezerler. Değiştirmek ellerinden gelmez.

 Bu hâl kimde tahakkuk ederse büyüklerden olur. Övenlere mü­kâfat vermeye kalkmaz. Kötüleyenlere harp açmaz. Onlarla uğraş­manın abes olduğunu bilir. Halk sevgisini kalbinden çıkarır; Hak sevgisini koyar.

 Büyükler, Hakk'a öfke duymazlar. Hakk'ın fermanı olmadan sev­gi duygusunu taşımazlar. Allah'ın emri ile şefkat duyarlar, acırlar.

 Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun olmadığı için bilgi sana belâ oldu. Öğrendin, namaz kıldın, oruç tuttun; sebebi, sana mal versinler, iyiliğini söylesinler, evlerine git­tikleri zaman seni övsünler, oldu. Sana yakışır mı bu düşünce?

 Farzet, halkın teveccühü sana geldi; ölüm ve o andaki sıkıntı baş­ladığı zaman neye yarar? Ölüm anında aranızda uçurumlar olur. Se­ni kurtaramazlar. Halktan topladığın malı bir başkası yer, hesabı ve cezası sana kalır.

 Ey tedbirci ve bununla beraber mahrum yaşayan, sen çalışan ve yorulan kimselerdensin; dünyadaki hâlin budur. Asıl yorulmak yarın cehennemde başlar.

 İbadet bir sanattır; onu yapanlar, Allah'ın sevgili kullarıdır. Var­lığını Hak varlığına katanlar ve ihlâs sahibi olanlar ibadet edebilir. Asıl kulluğu Aziz ve Celil olan Hakk'a yakın olanlar yapabilir.

 İlmi ile iş gören bilgi sahipleri, yeryüzünde Allah'ın vekilleridir.

 Onlar peygamberlere vâris olmuşlardır.


Ey heves peşinde koşanlar, dil gürültüsü ile uğraşanlar ve iç bilgisini bırakıp dış şeylerle meş­gul olanlar, siz onlardan olamazsınız.

 İslâm dininin hiçbir şeyi ile değilsin. İslâm dini sende sıhhat bulmadı. İslâm dini bir temeldir; şehadet onun özünü sağlar. Şehadeti tam getirmeyen, hem temelden, hem binadan mahrum olur. Yalnız dille şahadet getirmen sana fayda vermez; çünkü kal­binde bir çok ilâh vardır.

 Şahından ve dış idarecilerden korkun kal­bine ilâhtır. Çalışmana, ticaretine, kuvvetine, gözüne, kulağına ve bunlarla yaptığın ticarete güvenmen sana birer ilâhtır.

 İyiliği, kötü­lüğü halktan görmen; vermeyi, almayı onlardan bilmen kalbine yi­ne bir ilâh olur. Allah'tan başka güvendiğin ve dayandığın her şey sana bir ilâhtır.

Onları kalbinden çıkarmadıkça “Allah'tan başka Allah yoktur” demen faydasızdır.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.121 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu