"ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Dinler Tarihi > "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Dinler Tarihi > "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Sayfa: 1 2 [3] 4 5   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!  (Okunma Sayısı 27787 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #30 : 02 Mart 2015, 12:44:25 ÖÖ 00 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Sen, mânâya, muhtevaya ve öze değil, şekle rağbet ettin, şekilciliğe ilgi gösterdin. Benim sohbetimi isteyen, kendisine söylediklerimi kabul etsin, onların gereği ile amel etsin.

Ben nasıl hareket ettiysem, o da öylece hareket etsin. Aksi halde, benim sohbetime katılmasın: Zira bu şekilde hareket etmeyen, kârdan çok zarar eder.

Ben bir ziyafet sofrasıyım. Fakat kimse benden bir şey yemiyor. Kapı açık, fakat oraya kimse girmiyor. Ben size hakikatleri kaç kereler söyledim. Fakat siz beni dinlemiyor, sözlerime kulak vermiyorsunuz. Ben bu söylediklerimi sizin için, sizin iyiliğiniz için söylüyorum.

Kendim için söylemiyorum.

Ben ne zaman ki kalbimden dünya sevgisini çıkarıp attım, işte o zaman bu mertebeye ulaştım. Senin tevhidin nasıl doğru olabilir? Sen Resulullah’ın şu sözünü hiç duymadın mı ki:

“Dünya sevgisi, her hatanın başıdır.”

Çıkarını sağlama ve zararları defetme evinden çıkmadıkça, senin konuşmaya hakkın yok.

Hızla esasa gel, temele koş. Temeli sağlamladığın an, binayı yapmaya koyul. Temelin harcı fıkıhdır (İslam hukukudur). Fıkıh dedimse bundan maksadım, ilmihal ve fıkıh kitaplarında yazılan, bedenle ve zahirle ilgili fıkıh değildir. Bilakis, kalp fıkhıdır.

Kalp fıkhı, seni Allah’a yaklaştırır. Zahirle ve bedenle ilgili fıkıh ise, halka yakınlaştırır, hükümdarlara ve devlet ileri gelenlerine yakınlaştırır.

Zamanını ilim öğrenmekle geçiriyorsun, fakat öğrendiklerinle amel etmiyorsun.

Sen, Hakk’ın huzurunda susmalı, sükut etmeli ve dilsiz olmalısın. Ta ki, ondan konuşma izni gelinceye kadar.

Konuşma izni gelince de, gene O’nun kudreti ile konuşursun, kendi kudretinle değil. Bu durumda senin konuşman, kalplerin hastalıklarına deva, özlere şifa, akıllara da ışık olur.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #31 : 02 Mart 2015, 12:48:42 ÖÖ 00 »

"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


İlim, amel içindir. Yoksa sırf ezberlemek ve insanlara anlatmak için değildir.

Önce öğren ve öğrendiğinle amel et. Sonra da başkasına öğret. Önce öğrenir, sonra da öğretirsen, sendeki ilim konuşur. Sen sussan ve konuşmasan bile, ilim, amel diliyle konuşur.

Yani ilminle işlediğin amel, ilmin amel olarak konuşması demektir.

Sen, önce zahir ilmini öğren, sonra da zahir ilminden bâtın ilmine atla. Sen, önce şu zahir ilmi ile amel et, zahir ilmini tatbik et. Ta ki onunla yaptığın amel, seni yapmadığın şeyin ilmine götürsün.

Sen zahir ilmi ile amel et ki, o, seni bâtın ilmine ve bâtın ameline götürsün. Şu zahir ilmi, zahirin ışığıdır. Bâtın ilmi de bâtının ışığıdır. Bâtın ilmi, Rabbinle senin aranda bir ışıktır. Her ne zamanki ilminle amel edersen, yolun Allah’a yaklaşır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

- Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.

Âlimler, peygamberlerin ilimleri ile amel edince, onların halifeleri, vârisleri ve naibleri, vekilleri olurlar.

İlim kışırdır, kabuktur. Amel ise özdür, usaredir. Kabuk, özün muhafazası için korunur. Öz, tohum ise, kendisinden yağ çıkarmak için korunur. Kabuğun içinde öz bulunmayınca, o ne yapılır ki? Özün yağı bulunmadıktan sonra, o neye yarar ki? İlim gitmiş, ziyan olmuştur.

Çünkü ilimle amel edilmeyince, yani amel gidince, hiç şüphe yok ki ilim de gider.

Bunun için Peygamber Efendimiz, şöyle buyurmuşlardır:

- İlim, kendisiyle amel edilmesi için çağrıda bulunur. Eğer kendisiyle amel edilirse, ne âlâ. Aksi halde, ilim geçer, gider.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #32 : 02 Mart 2015, 12:52:26 ÖÖ 00 »

Alıntı
Hz Peygambere ait olduğu söylenen sözler kurana uyduğu sürece sorun yok

bak bu güzel..sevindim..ileriye dönük son derece kıymetli ve takdire değer bir düşünce..ve adım..

neyse ben işime döneyim hoşca bakın zatınıza 



Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #33 : 02 Mart 2015, 01:03:54 ÖÖ 01 »

Arkadaşım zaten siz ne benim yazdıklarımı okuyorsunuz nede beni tanıyorsunuz siz kafanızda bir şablon oluşturmuşsunuz onunla tartışıyorsunuz .Benim laf salatası ve entel dantel işlerele işim olmaz.Alemlerin Rabbi olan Allahın hükmü bağlar beni buna uyanlar doğrudur  gerisi hikaye  böyle karmaşık bir din algısı olurmu zihinler kalpler bulanık çok ilahlı bir din ortaya çıkmış

Ben 15 yaşımdan beri aynışeyleri söylüyorum bu konuda iyi geceler
Logged
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #34 : 02 Mart 2015, 01:30:07 ÖÖ 01 »

Dinimizde herkesin inancı aynı olacak diye bir zorlama yok. Tornadan çıkmışcasına tek düze bir inanış zaten mümkün değil.

Ben ifade ediyorum diye kabul etmek zorunda değilsiniz. Siz inanmıyorsunuz diye de ben reddetmek durumunda değilim.

Herkes fıtratına uygun olanı seçer.

Ahirete giden herkese, doğru ve gerçek, dünyada iken anlamamış olsa da anlatılacak, bildirilecek. Hiç bir şey gizli kalmayacak. Önemli olan ahirete yürümeden, dünyada iken bu gerçeği anlamak, hatta anlamaktan da öte idrak etmek gerekir.

Bir kul inanmıyor olabilir. Bunun telafisi belki mümkündür.

Amma inkar ve reddetmek ..! Allah-u alem..?

Kararı verecek olan cüz-i iradeden başkası değil...

15 - 25 - 55 - 75  yaş farketmez.

Gerçek İlim Allah 'ı bilmektir.


  

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #35 : 02 Mart 2015, 02:27:08 ÖÖ 02 »

Daha evvel paylaşmıştım ama gözden kaçmış olabilir. Tekrarında fayda vardır.


Tasavvuf; ancak kalbe işlenen ledünni amellerin bir kanunu, zahir ve batınla ilgili ilâhi hükümlerin düsturunun ismidir!.

Tasavvuf imanla ameli salih arasını cem etmektir. Amel-i salihi tamamlayıp zirveyi kemale çıkmaktır.

İman çıplaktır. Elbisesi takva, süsü haya, meyvesi ise ilimdir.

Kainâtın yaratılış sebebi olan nur-u Muhammedi hakikatine ulaşmak kamil insana karşı beslenen sevgi ve bağlılıktır. Kamil insan bütün insanların göz bebeğidir.

Kâmil insanı sevmek nuru Muhammedî'yi sevmek ALLAH'ın rahmet sıfatlarının tecelli ettiği merciyi sevmek, gerçek anlamda ALLAH'ı sevmektir.

HZ. ALLAH' a ve resullerine iman edenler bu gerçeği iyi bilirler.

Tasavvuf, İslam 'ın ilavesi gibi görülmemelidir.

Tasavvuf, "Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu veResulihi " kelimesinin anlam ve manasını yaşamaktır.

Hz. Allah Kuran-ı Kerim 'de şöyle buyuruyor ;

De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."
Âli Îmran -31


Bu hitab-ı ilahi kıyamete kadar geçerlidir. Peygamberler efendilerimizi, dolayısı ile Varis-ün nebileri işaret etmektedir. Yani bu günün Evliyaullah 'ını, Mürşid-i Kamil 'ini..!

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
hanif_bir_kul
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 165


« Yanıtla #36 : 02 Mart 2015, 04:47:03 ÖÖ 04 »

  S.A
 ozan_er Kur'an ışığında olman güzel

Şimdi kabir azabı ile başlıyalım

Yapmakta oldukları onlara  kıyamet günü haber verilecektir. (Mücadele,7). Ölülere işittiremezsin. (Neml,80 -Rum,52).
Kabirlerde olanlara işittirecek değilsin. (Fatır,22).
Onlar ölüdürler diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. (Nahl,21) ve (Yasin,70)
Hesap Günü (Mahkeme) bir defadır, o da kabirden ve kıyametten sonradır.
..’Gözleri düşkün düşkün kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler. Boyunlarını çağırana doğru uzatmış koşarlarken kafirler: ‘Bu çetin bir gündür!’ derler.’ (Kamer,7-8)
..’Vah bize bu ceza günüdür!’ dediler. (Saffat,20)
(Not: Şayet, kabir azabı olsaydı kıyamet günü hesap için toplanan suçlular, ‘Vah bize, bu ceza günüdür’ demezlerdi. Çünkü, şiddetli bir ceza görmüş olanlar, bu cezaya ara verildiğinde sevinerek, ‘Nihayet cezamız bitti’ derlerdi. Oysa onlar ceza gününü gördüklerinde ‘Vah bize’ diyerek pişmanlıklarını ortaya koymaktadırlar).
..’Kıyamet günü suçlular, bir satten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: ‘Andolsun siz, Allah’ın yazısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür, fakat siz bilmiyordunuz!’ (Rum,55-56)
(Not: Ayetlerden de anlaşıldığı üzere suçlular, kabirde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin etmektedirler. Bu da onların, kabirde azap görmediklerini göstermektedir. Şayet bunlar kabirde bir ceza görmüş olsalardı, bunu hem dile getirirlerdi, hem de zamanın bu kadar kısa olduğunu yeminle iddia etmezlerdi. Çünkü sıkıntılı zamanlar, insana çok uzun gelir ve sıkıntı bittiğinde insan, bu durumu beyan ederek rahatlar. Bundan da anlaşılıyor ki kabirde olanlar, kıyamet gününe kadar ancak uyuyorlar ve ancak kıyamet gününde uyandırılıyorlar).                                                                                                     

"EYVAH! YATTIĞIMIZ YERDEN BİZİ KİM KALDIRDI?" DİYECEKLER:
..(Kıyamet günü mezardan kalkarken): "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız (yattığımız) yerden bizi kim kaldırdı (bizi kim diriltti)? ..Demek peygamberler doğru söylemiş" (diyecekler). (   Yasin,51/52)
"DÜNYADA VEYA KABİRDE BİR SAATTEN FAZLA KALMADIK" DERLER:
..(Kıyamet) saat(i) başladığı gün suçlular, (dünyada veya kabirde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.(Rum,55)

YENİDEN DİRİLME GÜNÜNE KADAR KALDINIZ:
..Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz Allah'ın yazgısınca (takdir ettiği süre zarfınca) ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. (Rum,56)
MÜ’MİNLER: KABİRDEN KALKIŞ (DİRİLİŞ) GÜNÜ BENİ UTANDIRMA’ ŞEKLİNDE DUA EDERLER: (Şuara,87)

Kabirde yaşam yok Olsaydı rabimiz bildirirdi..


Müslüman topluluklarının içine düştükleri çelişkili din Allah kavramı Kur'andan şüpe edilir duruma gelmek zaaflarımız başlıca şunlardır.

1-İslam’a yaklaşım (parçaçı, tek yönlü)



2-Müslümanların kendilerini yenilememeleri



3-Kendi halimizi tespit edemememiz



4-Uyumsuz olmamız (Çalışmalara dışarıdan bakma)



5-Bencillik (Kendini beğenme/Kendini önemseme)



6-Kimseye itaat etmeme zaafı (emir sahiplerine uymama)

Sizden olan emir sahiplerine uyun../ sözün en güzeline uyun.. kimden gelirse gelsin



7-Bireysellik (Gruplar üstü olma)



8-Sıkıntıya gelememe (rahatlık)



9-Fitne unsurlarına takılma (Can, mal, gelecek ve makam endişesi, kadın ve çocuk)



10-Çekişme (devletiniz elden gider) bize yaramaz karşı tarafın işine yarar



11-Güvensizlik (el-emin; Müşrikler Rasule güven duyuyorlardı, biz ler ise birbirimize hayli hayli güvenmeliyiz… Karşı tarafa güven vermeliyiz)



12-Dedikodu



13-Yanlışta ısrar (Yaptığım yanlış deyipte ısrar etmek çok yanlış /“Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı kör ve sağır davranmazlar“ 25/72-73



14-Saplantılar (Ortak çözümlerden kaçmak/ sürekli haklı olduğuna inanır/ kimsenin kendisini anlamadığı duygusuna kapılır/düşüncelerinde kuru ısrarda bulunur/kendini fazla önemser)



15-Nefis



16-Merhametsizlik



17-Cehalet (gelenekler)



18-Kabalık ve Gurur (nazik olunmalı)



19-Fısıldaşma (Gıybet ve çekiştirme) Bir arkadaşı çok gizli bir şey varmış gibi bir tarafa çekme diğer insanlarda başka şeyler uyandırabilir; güven yitirilir



20-Ciddiyetsizlik (her konuda ciddi olunmalı; ciddi olmayan ve önemsiz konulara bile bize yakışır şekilde yaklaşmalıyız)



21-İrade zayıflığı



22-Disiplinsizlik (evde işyerinde..)



23-Dinlememe (Bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkma) ve anlama zaafı



24-İleriyi görememe



25-Zaman bilinçsizliği (İyi kullanmalıyız.. geç yatma, erken kalkmama (namaz) )



26-Gocunmak (alınmak) (Bir yere götürmez bizi.. Kin duymaya başlanır.. buda Allah’ın men ettiği şeylerdendir)



27-Gayretsizlik



28-Önyargılı davranışlar



29-Söylemek yerine söylenmek



30-Sevgi noksanlığı (Cemaat/Aile/Toplum) (Allah için birbirlerimizi sevmeliyiz)



31-Fedakar olmama (İş yapılacaksa ilk aday biz olmalıyız.. Hayırlarda yarış yoksa nasıl olacak)



32-Bilgilenmeme (Yanlış seçmek)



33-Sürekli soru sorma zaafı



34-Vurdumduymazlık (bananecilik kötü bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz)



35-Usul ve Uslüb bozukluğu



36-Kusur aramak



37-Özel bilgiye sahip olma zaafı ( „fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım“)



38-Böbürlenmek („O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için bir azab vardır)



39-Duygusallık (duygusal olmak güzel bir şey ama herşeye duygusAl yaklaşırsak çözümlerimiz de duygusal olur)

otuzdokuzda dediğim gibi Yellenmek abdesti bozmaz desem ne delliller temsiller getirirsiniz bilemem yanlız şuna eminim yellene yellene namazkılmazsınız

emen duygusal davranır Ata dede eclad hoca gibi büyüklerin sözlerine bakar Allah'ın ükmünedirdiye bakılmaksızın eleştiri yapma gereksimi duyulur
oysa kur'ana başvurulmuşolsa bu yanşlıklara meiletmez ersöze intibaretmez kur'anın telemel inişine dikkat çeker amacınedir diye düşünür idi.

KUR’AN’IN İNİŞAMACI ŞÖYLEDİR

1-Muttakilere yol göstermek (Hidayet)
İnsanları karanlıktan ışığa/aydınlığa, bunalımdan esenliğe çıkarmak
İbrahim, 14/1; Maide, 5/16.
Bakara,2/2; Maide, 5/16; Ra’d, 13/31; Nahl, 16/89; İsra, 17/9, 41, 82; Meryem, 19/97; Taha, 20/2-3; Neml, 27/2; Sebe, 34/50; Zümer, 39/23; Kaf, 50/45.
Hidayetle ilgili her şeyi eksiksiz açıklamak (Beyan): Nahl, 16/89; İsra, 17/41.
Mü’minlerin kalplerine şifa vermek, rahmet dağıtmak ve müjdeler vermek
İsra, 17/82; Meryem, 19/97. (Kur’an tarafsız değildir; nesnel anlamın kaynağı olarak görülemez: Muttakilerin imanını, kafirlerin kin ve nefretini-küfrünü arttırabilir.)
Mü’minlere, öğüt almak isteyenlere tavsiyelerde bulunmak (Tavsiye-Mev’iza)
A’raf, 7/2.

2- Belgelerle Hak ile batılı ortaya çıkarmak (Furkan-Kavlun Fasl)
Bakara, 2/185; Ali İmran, 3/3, 79; Maide, 5/15; Enam, 6/91,114; Ra’d, 13/30; Nahl, 16/44.

3- Anlaşmazlıkları gidermek (sadece müminler arasında değil tüm insanların fikri-ameli tıkanıklıklarına rehberlik etmek)
Bakara, 2/213;Nisa, 4/105; Enam, 6/156-157;
Ehli Kitab’ın arasında varolan ihtilafları çözmek: Enam, 6/19,70,91, 92,114.

4- İnsanlar arasında Adaletle/Hak ile hüküm vermek
Nisa, 4/105, 127; Maide, 5/48-49; Zümer, 39/41; Şura, 42/17; Hadid, 57/25; Enam, 6/114; Ra’d, 13/30.
5- Tüm insan toplumlarını uyarmak (İnzar)
Enam, 6/19,70,92; A’raf, 7/2; Nahl, 16/44; Furkan, 25/1, Şuara, 26/193-195; Yasin, 36/70; Ahkaf, 46/12.
Hakikati inkarda direten taş gibi yerinde duran, bir adım atmadan yerinde durduğu için Atalar Dini’nin etkisinden kurtulamayan kafirleri uyarıp korkutmak
Meryem, 19/97.

6- İnsanlara kulluk şuuru, imtihan bilincini kazandırmak, “ahiretin dünyaya tercih edilmesi gerektiği”ne ilişkin Ahiret Bilinci kazandırmak
Ali İmran, 3/79; İsra, 17/41; Kasas, 28/51; Sad, 38/29;
Duhan, 44/58.

7- Allah’a halis kul olmanın yollarını göstermek/ibadet yollarını göstermek
Ali İmran, 3/79.

8- İnsanlardan gizlenen hakikatleri açıklamak (Küfr/örtmek*Beyan/apaçık ortaya koymak)
Maide, 5/15.

9- İnsanlara sorumluluklarını hatırlatmak (Zikrullah)
Enam, 6/156-157; Yasin, 36/70.

10- Gönüllerde çöreklenmiş, toplumsal yaşamı işgal etmiş bulunan şirk tasavvurlarını değiştirmek, karada, denizde ve insan benliğinde oluşmuş ifsad tortularını ıslah ederek kazıyıp tezkiye etmek. (Ekini ve nesli korumak: Cihad ve Islah-ihya)
Ra’d, 13/31.

Kur'anı gereğigibi saygıyla içi titrercesine korkarak tevil katmadan felsefe sokmadan anlamlar koymadan Allah'ın dinini kitabından öğrenmek Birinci vazife
hayatını Kur'ana uydurmak kur'anı kendine uydurmamak Kitab’a inanan… Kitabın gölgesinde düşünen… Kitab’ın ölçülerine hayatını programlayan insandır Müslüman…
Kitabı, hayatının rehber bilen… Kitab’ın renginden rengini alan insandır…
Yani kimliği Kur’an olan insandır… Referansı Kur’an…
Hayatının mayası bilir Kur’an’ı Müslüman…
Bu bağlamda; Mümin, Kur’an’dan gözünü ayırmayan ve Kur’an ile bakan insandır…
Onun düşüncesinin mimarı Kur’an’dır!..
İnancı, Kur’an ile beslenir…
Kur’an, Kur’an’a sımsıkı sarılmamızı hatırlatıyor… Ve Kur’an’a sarılanın doğru yolda olduğunu bildiriyor:
“Sen, sana vahyedilen (Kur’an)a sımsıkı sarıl. Çünkü sen doğru yoldasın…”
“Doğrusu bu Kur’an, doğru yola iletir.”
Kur’an’a hicreti, yol edinenlerin şeref kazandığını bildiriyor:
“Şüphesiz o (Kur’an), sana ve toplumuna bir şereftir.”
Ve insanın uykularını kaçıran, belini büken bir haber:
“Ama zamanı gelince (hepiniz Kur’an’a uyup uymadığınızdan dolayı) hesaba çekileceksiniz!..”
Resuller de dâhil herkes sorumlu Kur’an’a karşı… Herkes sorulacak Ona uyup uymadığından… Ona uyarak örnek olup olmadıklarından ve de tebliğlerini istenilen şekilde yapıp yapmadıklarından da sorulacak Resuller:
“Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız ve elbette gönderilen elçilere de soracağız.”
Kimse kurtulamayacak hesaba çekilmekten…
“İnsanlar, ‘inandık’ demekle, hiç imtihana çekilmeden (sınanmadan) bırakılacaklarını mı sanırlar? “

Kur’an’a ölü bakışı terk etmeli Onu okuyanlar… Yaşamak için okumalılar hayat rehberleri olan Kur’an’ı…
Resûlullah’ın, gözyaşları arasında; “beni ihtiyarlattı” buyurduğu Hud suresinin “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini de; “vahye uy!. Hayatını, Kur’an’a programla” şeklinde anlıyoruz…

“İnsanlara iyiliği emrediyor da, kendinizi unutuyor musunuz? Sizler, Kitabı da okuyorsunuz. Aklınızı kullanmıyor musunuz?”
Bir başka uyarı:

“Ey İman edenler, yapmadığınız / yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?.
Yapmadığınız / yapmayacağınız şeyleri söylemeniz; Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.”

Bunun için Resul, Kur’an’a uyuyordu. Onun ahlakı (bütün yaşayışı) Kur’an’dan ibaretti…
Kur’an’a uyan bir Resulü örnek alıp ona uymamızı da yine Kuran istiyor bizden:

“Bana uyun. Dosdoğru yol budur” buyruluyor Kutlu Kitabımızda.
Müslüman’ın itaati Kur’an’adır… Hayatını Kur’an’a programlamış olan Resuledir… Bir de Kur’an’a itaat eden emir sahiplerine…
Kur’an’a itaat, Allah’a itaat demektir. Kur’an’a itaat etmeyenler, insanları Kur’an’a itaatten alıkoyanlar inkârcılardır. Onlara karşı (yine) Kur’an’ı kuşanarak mücadele etme ödevi var inananların:

“Yoksa siz, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?.. Sizden öyle davrananların cezası; dünya hayatında ancak horluk, Kıyamet Gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.”
Her Müslüman baksın; hayatına hakim olan ne?.. Kimin sözü?.. Eğer Allah’ın sözünden başka sözler, düşünceler, adetler, modalar, kalabalıklar, nefsler, (Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi) başka dinler, inançlar da söz sahibiyse; Rabbimiz soruyor:

“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? İman den bir toplum için Onda rahmet ve ibretler var…”
Fertlerin, ailelerin, toplumların ve medeniyetlerin inşasının plan ve projesi, Kur’an’dan daha iyi ne olabilir!
Eksiği yok o Kitabın. Fazlası da… Yeter insanlığa… Yeter ki, hayatlarını ona programlasınlar Allah’ın kulları…
Her konuda yeter O…
Dünyaları için de, ahiretleri için de…

Kur'an hayattır Yaşamdır Mukemmel dir mükemmelin ötesinde dir anlamakistemeyen mahvolmuştur.ondan başka yol yoktur mesep yoktur o tek VE BİR YOLDUR. Oyol Allah'a giden tek yoldur.


SAYGILARIMLA
HANİF_BİR_KUL

Logged
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #37 : 02 Mart 2015, 03:38:40 ÖS 15 »

Alıntı
Vah bize bu ceza günüdür!’ dediler. (Saffat,20)
(Not: Şayet, kabir azabı olsaydı kıyamet günü hesap için toplanan suçlular, ‘Vah bize, bu ceza günüdür’ demezlerdi. Çünkü, şiddetli bir ceza görmüş olanlar, bu cezaya ara verildiğinde sevinerek, ‘Nihayet cezamız bitti’ derlerdi. Oysa onlar ceza gününü gördüklerinde ‘Vah bize’ diyerek pişmanlıklarını ortaya koymaktadırlar).

eh madem bu yol seçildi sizin usulden gidelim..ölüm gerçekleşince ne olur

yani ölüm anında insanın gaybe dair imanı dikkate değermidir..?

geçerli olmadığı yunus 90-91-92 ayetlerde göze çarpıyor..peki neden..? neden ölüm anında iman reddediliyor..teklif ortadan kallkıyor..

iman ne demek ?

gaybe dair perdeler kalktığında iman etmenin neden önemi kalmıyor..ölüm gerçekleşirken (alıntıladığınız ayete ve yorumunuza göre) ölüler öldüklerinden haberdalar mı..kabirde ne oluyor..yani sizin mantıkla..ölüm meleği geldiğinde ve naziat suresinde belirtildiği üzre ruhu-canı şiddetle sökerken kişinin ruhu bilinci bu olup biteni nasıl anlamlandırıyor..


düşünsenize ölüyorsunuz ölüm meleği geliyor veya ..ölen kafir mesela  Cheesy ölüm meleği başlıyor mesaiye ..ruh çekiliyor vucuddan ..ne yapıyor ruhu melek..ruh meleği gördüğünde ki bu gaybe dair bir tecrübe artık gayb olmaktan çıkıyor..neler ooluyor ne düşünüyor..

melek ruhu alıyor ruh bilinçsiz ne olduğunu anlamıyor..kabre konuyo hala bilinç kapalı başına ne geldiğinden habersiz..gel zaman git zaman diriliş günü geliyor kabirden çıkınca  Cheesy anammm ölmüşüz peygamberler doğruyu söylemişşş ceza günü bu gün ayvayı yedikmi diyorlarrr
yani dirilişe kadar insan ne ölüm meleğine ne ölüme nede gaybe dair diğer yaşanan şeylere ait fikre kapılmıyor..mala bağlıyor.. Cheesy efsunlanıp bilinç gidiyor donuk bir halde olan biten onca hengameye nötr kalıyor.. Cool

yasin 51-52 için tefsirlere bakın sura 2 kez  üfürülmesi ve arada geçen sürede uykuya dalış.. Wink ayrıca cehennemi hakkel yakin görünce kabirdeki azaba kıyasla cehennemin ve azabın büyüklüğü..size ne ifade eder..

Alıntı
(Not: Ayetlerden de anlaşıldığı üzere suçlular, kabirde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin etmektedirler. Bu da onların, kabirde azap görmediklerini göstermektedir. Şayet bunlar kabirde bir ceza görmüş olsalardı, bunu hem dile getirirlerdi, hem de zamanın bu kadar kısa olduğunu yeminle iddia etmezlerdi. Çünkü sıkıntılı zamanlar, insana çok uzun gelir ve sıkıntı bittiğinde insan, bu durumu beyan ederek rahatlar. Bundan da anlaşılıyor ki kabirde olanlar, kıyamet gününe kadar ancak uyuyorlar ve ancak kıyamet gününde uyandırılıyorlar).   

rum 55 alıyor delil diye ortaya koyuyor ama aynı ayetin devamında onların yalanlandığını görmüyorsun..

bak ben buna çok kızarım..hanifsin anladık kuran rehberin tamam da neden Allahın onları yalanladığını görmüyorsun..ilgili ayette ne deniyor ..onlların zaman algısı konusunda doğruyu söylemedikleri açıkca beyan ediliyor..haktan çevrildiklerini beyan ediyor ayet görmüyormusun..kafirin yalan beyanı üzerine kafa yorup kendi görüşünü ayetin manası diye sunmak doğru değil.. Smiley hani referansın kurandı senin..

kabir berzah alemine ait bir mevki..uykuda hakeza rüyalar yani..ruhlar uykuya dalınca kabz edilir ayet var..!! evet sıkıntılar anlar uzunmuş gibi algılanır..tıpkı rüyada kabus görmek gibi.. uyandığında ise daha büyük bir kabusa uyanırsan !!! mesela ..deprem olmuş beton bloklar üzerine çökmüş halde uyanırsan rüyada yani berzah aleminde maruz kaldığın azabı yani kabus dolu rüyayı unutuverirsin..

et ve kemiklerin ezim ezim ezilirken gördüğün rüya ve kabus uçup gidiverir aklından ..adına dahi anmassın..saatlerce betonların altında nefessiz kırılmış kemikler kopmuş uzuvlar eşliğinde rüyan yani kabusun yani azabın 1 saatden azmış gibi gelir..

yani işaret yollu daha açık nasıl anlatılır ki durum ..

yazık ediyorsunuz kendinize yazık..vallahi       yazık ediyorsunuz...bu kuranın ışığı değil sizin zekanızın çapı..

rum 55 izafiyet teorisini konusunda el kindiye ışık tutmuştur ..aklıma geldide  Cheesy



Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #38 : 02 Mart 2015, 03:49:51 ÖS 15 »

Yani, "kabir hayatına iman etmediğiniz gibi"


Hz. Allah 'ın Kuran 'da bildirdiği bu ayetlere de iman etmiyorsunuz..

“Allah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun’un adamlarını ise, o kötü azap kuşattı. Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!”.
(Mü-min  .45-46)


“Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba sevk edilirler.”
(Tevbe 101)


Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
(Nûh .25)


“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler ve Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar
(Al-i imran .169)


‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
(Mümtehine .13)


Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #39 : 02 Mart 2015, 04:23:22 ÖS 16 »

‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
(Mümtehine .13)



Ayetler kesmedi sanırım. Bir kaç Hadis-i şerif umulur ki bu heyecanı yatıştırır.

Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata kabir hayatı denilir. İslam inancına göre kabir azabı vardır.

Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.
(Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26)


"Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, kıyamet, 26)

Nitekim bir hadis-i şerifte “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizi, Zühd, 5) buyrularak ölümle ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir.

 
İnsan öldükten sonra kabre konulunca Münker ve Nekir adında iki melek kendisine gelerek soru soracaklar, iman ve güzel amel sahipleri bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak cennet gösterilecektir.

Kafir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılacak ve cehennem gösterilecektir. Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir
(Tirmizi, Cenaiz, 70).
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #40 : 02 Mart 2015, 04:44:06 ÖS 16 »

osisko lütfen ayet sunma ..sen bir ayet sunarsın onlar başka bir ayet..hadis zemini zaten onların pekde itibar etmediği bir alan..

en nefret ettiğim şey ayetle idaayı ispatlama işidir..bunu mecbur kalmadıkça yapmam..

ki eklediğimiz şeylerde aslında ayet değil meal ..meal ise kuran değildir ..meal yazarının kurandan anladığıdır..

1400 senelik islam macerasında meal denen pislik ve fitne son 100 yıla ait olmakla beraber..özellikle son 20 yılda " meal "meal yazarlarının  yani  bi şeref  bir takım zevatın para ve hükmetme uğruna bu ümmete attığı en büyük kazıklardan biridir...(iyi niyetli nadir örnekler müstasna ki bir elin parmaklarına denk gelmez sayısı)




Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #41 : 02 Mart 2015, 05:33:26 ÖS 17 »

Atlas, sen kendi usulünü kullan.

Ben şurdan, burdan ayet meali toplayanlardan değilim. Kuran-ı Kerim deyip duran bir kişiye Allah 'ın Kelamı dururken, kendi kelamımla sunum yapacak değilim. Ayrıca hiç bir şeyi ispat etme gayretinde de değilim.

İşine gelir alır, işine gelmezse almaz. 

Doğruyu, "doğrunun sahibinin" sunduğu şekli ile sunmaya çalışıyorum. Hepsi bu.

   
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Atlas
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #42 : 02 Mart 2015, 06:06:48 ÖS 18 »

https://www.youtube.com/watch?v=orgHVuIJMH4

 Wink dikkatle izle ..


zihniyeti anlamak için ..

haricilerde ayetle işe koyuluyordu ..üstetlik çağımızdaki kadar acemice değil..bir ayeti esas alarak sünneti devreden çıkarıp hz Aliyi tekfir ettiler ve nehrevanda savaştılar..

hz Ali ibni abbası onlara göndermeden önce nasihat etti..onlara ayet sunma dedi..sen bir ayet sunarsın ..onlar başka bir ayet ..kuran her fikir akımına rahatlıkla delil sunabilen bir kitapdır..ki bu son derece doğal..

yani bir kimse sünneti devreden çıkararak reankarnosyanada delil getirir..yeni resüllere de ..veliyi peygamberden üstün kılar helali haram yapar haramıda helal..

ben kuran ile üsülden sünnetden bağımsız şekilde öyle görüşler ortaya koyarım ki..kimse aksini idaa edemez..tabi yine kuran eksenli olmak kaydı ile..

yahu bu kitap hidayete götürdüğü gibi insanı delalalete de götürür..iki tarafı keskin kılıçtır..temel dini eğitim ve disiplinden bağımsız sünneti kenara atarak meal çerçeveli kuran okumaları insanı delalelte sürükler..insanın sapıklığını artırır..

ben eğer yıllar öncesine dönsem ve aldığım eğitimi yok kabul ederek sadece meale dayalı din anlayışı inşaa etmeye kalksam islamı seçmezdim..

meal denen saçmalıığa bakıpta insan nasıl iman eder ki..buna şaşmamak elde değil..bunca emeğe rağmen rast geldiğim meal okumalarına tiksinti ile bakıyor yüreğim okuduğum şeye Allahın sözü olarak yaklaşmaya müsade etmiyor kalbim..neyse

meal satarak semiren öküzlerin bilinçlere saldığı zehir..öylesine tutmuş ki..adam meal okuyunca kuran okuduğunu ilahi mesaja muhattab olduğunu zannedecek kadar etkilenmiş..bunu başardılar büyük ölçüde..

Allahın laneti bu mealden nemalanan ve kitleleri meale sevk edenlerin üzerine olsun..bu kimseler zaten belli başlı ismi cismi bilinen alçaklar ..

meal yüzünden yüzlerce gence laf anlatmak zorunda kalıyorum..onlarcası işin doğası gereği islamı terk ediyor yakalarından tutup dert anlatana dek..anam ağlıyor..

meal yazarı kansızın umrundami  ..açın kitabı okuyun rabbinizin mesajına kulak verin aklınızı kullanın naraları atarken  temel eğitimden bile mahrum kitlelelerin düştükleri küfür çukuru.gelsin paralar imaj parıldasın  şakşaklar çoğalsın ..aman efem bu ayeti nasıl yorumladınız eşi benzeri yok 1400 senelik mazide ...falan filan

şiddetli bir nefret var içimde bu kimselere ..demem o dur ki belli bir disipline sahip olsanda muhattabının durumunu gözardı etmemelisin ..ölç tart anlayacağı lisan ile aktar düşüncelerini..

yoksa konuşmanın tartışmanın anlamı ne ?





Logged

"Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama;Gül başka, leş başka kokar.''(Mevlana Celaleddin Rumi)
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 593

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #43 : 02 Mart 2015, 06:40:12 ÖS 18 »

Video açılmadı. Daha sonra izlerim.

Aşağıdaki ayet meali ile neyi ifade etmeye çalıştığımı sizin anlayacağınızı ümit ediyorum.


‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
Maide 51


İşte benim Kuranım..!
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #44 : 03 Mart 2015, 12:42:23 ÖÖ 00 »

Dünyanın en aptalca fikirlerini anlatmak ta bu herif (Video )zeka problemi var aynı zamanda Kuran olunca Meal oluyor sünnet hadis dediği hatta sahabe dediği Huh??? ölçü neyse orjinal mi oluyor.Sahabeden irtdat edenler zina edenler yalan söyleyenler  kafası çalışmayanlar doğru söyleyecek bize ulaşan uyuduruk sözler kainatın sahibi olan Allahın  sözünü tasdik edecek etmez se geçerli olmayacak BİR APTALLIK VE GERİ ZEKALIK VAR BURDA


kURAN OKUMAYACAKSIN kaçtane ayet olursa olsun bilmem kimin tasdikinden geçmedikçe doğru kabul etmeyeceksin ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, söyleyecek söz bulamıyorum   sadece geri zekalı /yada şeytani zekalı diye bilirim bu sefil e


(en nefret ettiğim şey ayetle idaayı ispatlama işidir..bunu mecbur kalmadıkça yapmam..)

Arkadaş iddasını zar atarak isbatlıyor herhalde zaten idda için ayet getirilmez Yani Kurana anlam verilmez Kuranda ki anlam bulunur ve ona uyulur.
Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4 5   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.077 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu