İRAN'A AKIL VERMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ... /Levent Gültekin /

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GÜNDEMDEKİLER > Dünyadan > SURİYE > İRAN'A AKIL VERMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ... /Levent Gültekin /
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GÜNDEMDEKİLER > Dünyadan > SURİYE > İRAN'A AKIL VERMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ... /Levent Gültekin /
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İRAN'A AKIL VERMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ... /Levent Gültekin /  (Okunma Sayısı 3447 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
medine düşleri
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 134


« : 25 Eylül 2014, 12:02:30 ÖS 12 »

 
İran'a akıl vermenin dayanılmaz hafifliği

Suriye meselesi İslamcılar için, ama özellikle de Türkiye İslamcıları için turnusol kağıdı vazifesi gördü.

Bu mesele sayesinde  İslamcıların derinliğini, çapını, zekasını, kabalıkları ve ‘stratejik aklının’ manipülasyona ne kadar da müsait olduğu görüldü.

Ben şahsen dünya İslamcılarından da İslamcılığından da umudumu kestim.

Ama esas anlatmak istediğim bu değil.

Bir tespitte bulunmak ve eski - yeni İslamcı arkadaşlara birkaç soru yöneltmek niyetindeyim.

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama Türkiye’deki İslamcı arkadaşlar İran’a dış politika ve diplomasi dersi verme çabasındalar.

Çaycı, muhasebeci, köşe yazarı, din adamı, akademisyen, yardım kuruluşu çalışanı, öğretmen, öğrenci, TV yorumcusu, danışman her meslekten insan, her gün varsa köşelerinden, veyahut sosyal medya aracılığıyla İran’ın Suriye’de yanlış bir dış politika izlediğini anlatıyor.

Üstelik İran’ın ‘aslında nasıl davranması gerektiği'  konusunda da akıl veriyorlar.

Kime? Asırların diplomasi duayeni sayılan İran’a. Osmanlı’ya boyun eğmemiş, İngilizlere pabucunu ters giydirmiş, neredeyse bölgenin sınırları en uzun süredir değişmeyen tek devleti olan İran’a.

Gerçekten bu tür yazıların, mesajların, konuşmaların barındırdığı sığ cüretkarlığı anlayabilmiş değilim.

Sanırım komik duruma düştüklerinin farkında değiller.

Asırlardır diplomasi ile varlığını ve bütünlüğünü korumuş bir İran var karşımızda. Ama bu arkadaşlara göre Suriye meselesinde iyi dış politika yapamıyor.

Filistin’de, Bosna’da, Keşmir’de ve daha adını yazmadığım Müslümanların zorda olduğu birçok bölgede her zaman tavrını açıktan Müslümanlardan yana koymuş olması bile bu arkadaşların nezdinde bir değere sahip değil artık.

Irak işgali döneminde Irak ile yıllarca savaşmış on binlerce insanını kaybetmiş olmasına rağmen bu işgale destek vermemiş olmasının da bir değeri yok bu arkadaşların gözünde.

Bosna’nın bilge lideri Aliya izzetbegoviç’in Bosna’ya yaptığı yardımlardan dolayı adını vererek teşekkür ettiği neredeyse tek ülke.

Ama nasıl oluyorsa bugüne kadarki bütün meselelerde her zaman bu arkadaşların istediği çizgide tavır alan İran, "Suriye meselesinde katil Esad’ın yanında duruyor."

Peki bunca yıldır 'doğru' yapan bir ülke, niçin Suriye meselesinde farklı davranıyor?

Burada sorgulanması gereken yalnızca İran mı?

işin ilginç yanı aynı arkadaşlar açısından Türkiye’nin Kürecik’e radar sistemine "evet" demiş olması sorun değil. Libya Müslümanlarını bombalayan NATO uçaklarına ev sahipliği yapmış olması da sorun değil.

İstemediğimiz halde patriotların ülkemize kurulmasına izin verilmiş olması da sorun değil.

Hatta ‘İslami devrim’le Mısır’da yönetime gelen Mursi'nin Filistin’in nefes borusu olan tünelleri kapatması da sorun değil.

İran’ın Suriye’de yaptıklarını yanlış görüp diplomasi dersi verenler, bunların her birinde stratejik bir akıl ve hamle görüyorlar.

Mesela İran’a yıllardır uygulanan ambargonun yarısı Türkiye’ye uygulansaydı Türkiye ne halde olurdu? Hiç düşündünüz mü?

Böyle bir yalnızlaştırma politikası Türkiye’ye uygulansaydı AK Parti iktidarı diye bir şey kalır mıydı?

Bu arkadaşların ‘Dünya sistemi’nin tavuğuna kış demediği için iktidarını sürdüren AK Parti’ye değil de ‘Dünya sistemi’nin hesaplarına direnen İran’a öfke beslemeleri sizi de şaşırtmıyor mu?

Peki İran Suriye meselesinde niçin böyle davranıyor?

Türkiye Kürecik'e radar gibi taleplere "evet" diyerek varlığını sürdürüyor. İran ise dünya sisteminin kendisiyle ilgili hesaplarına Suriye'yi cephe yaparak engel olmaya çalışıyor.

Niçin Türkiye'nin yaptığı değil de, İran'ın yaptığı yadırganıyor?

Niçin AK Parti’nin yaptıkları ‘strateji’, vicdan, ahlaki sorumluluk olarak görülüyor da İran’ın yaptıkları ‘ihanet’? Ne karşılığında bu müsamaha? TRT’ye yapılan birkaç belgesel, birkaç film ve elde edilen birkaç makam için ilkelerden vazgeçmeye değer mi?

Diğer taraftan “Esad bıraksın gitsin” diyen arkadaşlara birkaç sorum var.

Diyelim ki Türkiye’de Suriye gibi 5-10 bin değil 100  bin kişilik bir topluluk gidişattan memnuniyetsziliğini belirtip rejimin değişmesini talep etti.

Bu 100 bin kişinin yanına da dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce İslamcı militan katıldı.

Silahlı bir eyleme kalkıştılar ve Türkiye’de bir ‘İslami devrim’ yapmak istiyorlar.

“Esad’a bırak git” diyenler böyle bir durumda nasıl bir tutum takınacaklar?

Böyle bir talep karşısında iktidarı teslim etmek midir delikanlılık, yoksa ülkesini sonuna kadar korumak mı? Hangisi?

Gerçekten merak ediyorum, böyle bir tablo Türkiye'de yaşansa bu arkadaşlar ülkeyi bu insanlara teslim mi edecekler?

Suriye’de olup bitene "İslami devrim" diye methiye dizenlerin şapkalarını önlerine koyup derin derin düşünmelerinin zamanı çoktan geldi de geçiyor.

Yüzbinlerce insanın canının, düştüğü sefaletin ve çektiği acının üzerine bina edilmeye çalışılan harekete hangi mantıkla "İslami devrim" dediklerinin izahını yapmak zorundalar.

Hangi hak, hangi zulüm, hangi ideoloji, hangi amaç bu kadar insanın ölümünü, bu kadar insanın sefalete düşmesini haklı ve hedefe ulaşmak için meşru görebilir ki?
Bu arkadaşlara karşı İran'ı da ben savundum ya.. Artık ne derseniz haklısınız.
Logged
canlar
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


« Yanıtla #1 : 19 Aralık 2017, 12:48:08 ÖS 12 »

Güzel ifade edil miş...
Logged
ozanca
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4677



« Yanıtla #2 : 26 Aralık 2017, 08:38:20 ÖS 20 »

Varlığını mezhep üzerine kurmuş bir ülkedir İran ...
Daha henüz modern dönemin milliyetçiliği ortada yok iken , İran milliyetçiliğin yaşandığı nadir çoğrafyalardandır.
Artı İran nasıl olmuşta uzun yıllardır toprak bütünlüğü filan gibi bir geyik yapılmış ??
 Selçuklulardan Moğollar’a afganlardan Osmanlı’ya Ruslardan İngilizlere bu ülkede egemenlik kurmuşlardır .
Artı böyle mübarek bir belde izlenimi veriliyor ama İran şunun şurası 79 dan beri sözde islam devleti olmuştur. Ama onlar için önemli değildir. Kutsal tarihleri içinde o da bir sayfadır . Çünkü başta da dediğim gibi İran önemli olan mezhepciliğidir. Onunda altında yatan pers milliyetçiliğidir .

Suriye’de ipler neden koptu Peki ??
Şimdiye kadar yapılanları hep Amerikan emperyalizmi masalları ile sakladılar ...
Hiç yalan değil , bizde saf saf yedik hepsini ...
Çok değil bu forumda bile eski yazılarda bizde yaptık irancılık ...
Lakin sivillerin üzerine atılan onca varil bombasını hazmedecek mide kimsede yoktu ...
Bunu da Amerikan emperyalizmine süpürmeye kalkınca anladık ki nasıldı safmışız ...
Şu çok açıktır , İran ulusal çıkarları için müslüman halkın katledilmesine göz yummuş, teknik parasal siyasi ve askeri destek olmuştur . Kısaca katilin kendisidir. Ve bunu kutsal bir görev kılıfına büründürecek kadar da alçaktır ...
Logged

Not font kurbaa
Ahirzaman
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 54


« Yanıtla #3 : 02 Ocak 2018, 09:57:08 ÖÖ 09 »

Bizde geçmişimiz de “irancılık” yaptık demekle geçmiş te de İslam’ı yanlış anlamış olduğunu doğrulamış oluyorsun.Çünküİslam dini ne irancılıktır, ne Mısırcılıktır, Ne de Türkiyeciliktir. O yüzden dir ki imam Humeyni “İran için İslamdeğil, İslam için iranı istiyoruz” demiştir. Bizler ülkecilik oyunu oynamıyoruzburada. Eğer İranİslam cumhuriyeti de diğer ülkeler gibi İslam’ı referans almayıp Amerika ve İsrail’i tanısa idi bizlerde şüphesiz İran’ın karşısın da olacaktık. Fakat senin İran düşmanlığın obsesif bir hastalığa dönüştüğü için o küçük dünyan da kendini tek haklı ve doğru sanıyorsun.Ve kendini doğrunun merkezin de görüyorsun. Eğer Anlamak gibi bir derdin olsa dinlemeye  sabrın da olurdu. Geçmişin yanlış olduğu gibi, Şimdiki halin daha da kötü, gelecek te de anlamamak üzere yüksek ihtisas sahibi olacağını tahmin ettiğim için sana geçmiş olsun diyorum... Allah şifa versin!
Logged
Ahirzaman
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 54


« Yanıtla #4 : 02 Ocak 2018, 09:58:56 ÖÖ 09 »

Allah tebarek ve Teâlâ şöyle buyuruyor;
“Bir topluma olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin”maide/8
Fikirle cevap vermek yerine zehrini kusmakla, Hakaret etmekle
Nasıl da ahlak yoksunu olduğunu çok güzel anlatmışsın!
Senin önce bir ahlak dersine ihtiyacın var
Kem söz sahibine aittir
Seviyeni ortaya koyduğun için bundan sonraki hiçbir yorumuna cevap vermeye cem…
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu