Sıradışı, İlginç, Pozitif Haberler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GÜNDEMDEKİLER > Ülkemizden > GÜNDEM DIŞI > Sıradışı, İlginç, Pozitif Haberler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GÜNDEMDEKİLER > Ülkemizden > GÜNDEM DIŞI > Sıradışı, İlginç, Pozitif Haberler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Sıradışı, İlginç, Pozitif Haberler  (Okunma Sayısı 5749 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« : 01 Ağustos 2014, 06:34:22 ÖS 18 »


Rus doktoru Dr. Leonid Rogozov, dünyada Eşi Görülmedik bir Ameliyat yaparak tıp tarihine girdi.

Bu inanılmaz hikaye, 1961 yılında meydana geldi. Bir araştırma için Sibirya’da bulunan doktorda, halsizlik bulantı kırıklık belirtileri başladı. Ardından midesinin üst tarafında şiddetli bir ağrı ile birlikte, vücut sıcaklığı 37.5 derecenin üstüne çıktı. Bütün bu belirtilerin apandisitten kaynaklandığını anlayan Doktor Leonid Rogozov, kritik bir karar verdi. Araştırma ekibinde kendinden başka doktor olmayınca, iş kendisine düştü. Ya kendi kendini ameliyat edecek, ya da apandisit patlamasıyla can verecekti.

Son derece olumsuz şartlar içinde karşısına ayna koyan doktor, önce ağrıyan yere lokal anestezi yaptı. Ardından yanında bulunan aletlerle kendini kesen Leonid Rogozov, ayna yardımı ve el yordamıyla tam iki saat süren başarılı bir operasyon gerçekleştirdi.

İki saat içerisinde apandisitini alan ve kendini tekrar diken doktor, bu inanılmaz ameliyatla tıp tarihine geçti. (Alıntı)
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #1 : 01 Ağustos 2014, 07:01:24 ÖS 19 »


Bu Olay, 14 Ekim 1998'deki kıtalar arası Bir Uçuş esnasında gerçekleşmiştir.

Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu; fakat birinci sınıfta yer olup olmadığına bakacağını söyledi.

Diğer yolcular, şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı; bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğa devam edeceğine şahit oluyorlardı. Zavallı adamcağız, çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti. Bu yüksek tansiyondaki durumda, kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu.

Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına:

"Çok özür dilerim geciktim. Birinci sınıfta bir yer buldum. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. 'Hiç kimse, sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz' dedi ve bu izni verdi."

Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı; bu esnada,kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek:

"Beyefendi! Sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için, beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz, sizden, böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için, çok özür diliyor."

Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler.

O yıl, kaptan pilot ve hostes, uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler.. Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin görebileceği bir biçimde iletildi:

"İnsanlar, onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar, onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.." (Alıntı)
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #2 : 27 Eylül 2017, 10:02:06 ÖS 22 »


Bitkisel Hayattaki elektrikle uyarılan bir adam, 15 yıl sonra Uyandı.

Fransa’da 2001 yılında, araba kazası geçirdikten sonra bitkisel hayata giren ve 15 yıl boyunca bilinçsiz bir şekilde yoğun bakımda yatan bir adam, boynundaki bir siniri tetiklenerek bitkisel hayattan uyandırıldı.

Uygulanan tüm testlere rağmen hiçbir gelişme göstermeyen hasta, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nden Angela Sirigu ve meslektaşlarının, deneme aşamasında olan ve vagus sinirlerine odaklanan yeni bir tekniği sayesinde bilincini yeniden kazandı.

New Scientist’de yer alan habere göre, araştırmacılar, vagus sinirlerinin beyindeki ve vücuttaki birkaç bölgeyi tetiklediğini, kalp atışı ve akciğer fonksiyonlarını kontrol eden parasempatetik sinir sistemini düzenlediğini söyledi.

Araştırmacı Sirigu: “Bu doğrudan ve dolaylı yollarla talamus da dahil, beynin bazı bölgeleriyle bağlantı sağlıyor ve nöron aktivitesi, duyguları düzenleyen amigdala ve hafızayla ilişkili olan hipokampus bölgeleriyle oldukça iletişim içerisinde bulunuyor” ifadelerine yer verdi. Sirigu’nun ekibi, vagus sinirlerini uyarmanın beyin bölgelerinde aktiviteyi arttıracağı ve bilincin tekrardan kazanılacağı hipotezinde bulunmuştu.

Hipotezi test etmek için ekip, ince elektrotları adamın boynundaki vagus sinirlerine yerleştirdi. Ekip daha sonra, 5 dakika arayla 30 saniyelik uyarma seanslarını 6 ay boyunca devam ettirdi. Her tetiklemeden sonra hastanın gözünü daha fazla açtığı, bir aydan sonra artık gözleriyle odadaki insanları takip edebilir hale geldiği kaydedildi. Hasta yürüme veya konuşma becerilerini geri kazanmadı; ama istekleri kafasıyla onaylama reddetme, ya da hafifçe gülümseme gibi davranışları gösterebildi. Ekip zaten hastanın hemen yürüme ve konuşmasının beklenmediğini, çünkü beyninde çok büyük bir hasar bulunduğunu söyledi.

Sirigu ve ekibi, bu hafta İngiltere Koruma Mahkemesi’nin, artık ailelerin bitkisel hayattaki yakınlarının beslenmesinin kesilmesi için izin almasına gerek olmadığının açıklandığını; ama şimdilik ekip olarak bu yeni teknikle umutlarını koruduklarını söylüyor. (Alıntı)
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #3 : 22 Şubat 2019, 04:09:23 ÖS 16 »


12 yıl Yatalak kaldı, sonra Doktor Oldu.

Henüz ortaokula giden bir öğrenciydi Muammer Yıldız. Oturduğu köyde sadece ilkokul vardı. Bu yüzden şehirde (Hatay) okumak zorundaydı yatılı olarak. 12 yaşındaki bir çocuk ne kadar bakabiliyorsa, o kadar bakıyordu kendine. Nitekim üşütme ve rutubetten dolayı çocuk yaşta romatizma hastalığına yakalandı. Gitmediği doktor, kullanmadığı ilaç kalmadı. Kısa süre içinde hastalığı öyle ilerledi ki; gün geldi ayaklarının üzerine basamaz, ellerini dahi kullanamaz hale geldi. Lisede romatizma, ankilozana (romatizmanın çok daha ağır hali) çevirmişti. Ancak doktorlar hastalığın tedavisi olmadığını ve iyileşemeyeceğini söylüyordu.
 
Derslerinde başarılıydı Yıldız, hedefi üniversiteydi. Ancak hastalığı buna imkân vermiyordu. Bir de çocukluğundan beri sevdiği bir kız vardı. Ancak liseden mezun olabilmiş, hastalığı iyiden iyiye ilerlemişti. Bekletmeye gerek yoktu. İnsanın hayatta kurmaya en zorlandığı cümleleri söylemek zorunda kalmıştı sevdiği kıza: "Hastalığımdan ümit yok, görüyorsun her geçen gün daha kötü oluyorum. Sen yuvanı kur, bekleme beni…"

Aradan geçen zamanla, doktorun yolunu daha sık aşındırır: "Battaniyeyle götürüyordu ailem, ağırıma gidiyordu. Çok ısrarcıydım, muhakkak iyileşmek istiyordum. Zaten sevdiğim de başkasıyla evlenmişti. Her şeyi kaybediyor, ya da hiç ulaşamıyordum.. Doktora hem bu meseleyi hem de dershanede birinci olduğum sonuç belgesini göstererek okumak istediğimi anlattım. O da üzülüyordu halime. Ağlamaklı bir halde, 'Hastalığının çözümü yok evladım. Bir daha yanıma gelme. Eğer gelirsen bunu (diplomasını göstererek) yırtarım.' dedi." Gözleri yaşararak, böyle anlatıyor o yılları Yıldız.
 
Karamsar bekleyişleri bir profesörün tavsiyesiyle sona erer. Romatizmal hastalıkta dünyanın en iyi üç doktorundan biri denilen, Suriye asıllı Amerikalı doktorda arar çareyi. Bütün ümidini ona bağlamıştır; ama nafile, söylenenler aynıdır: "Israr etme, ömür boyu iyileşemezsin."

Benzer cümleleri tekrar duymak ağır gelir tabii. Muhafazakâr bir ailede yetişmiştir Yıldız. İnancı vardır ama zaman zaman isyana varır düşünceleri. Suriye'den dönerken, arabanın hızlı gittiği bir anda karar verir intihar etmeye. Yanında annesi vardır ama uyuyor vaziyette. Kapının koluna elini götürür, kendini dışarı atacakken annesi tutar kolundan. Bu hadiseden sonra artık kararını vermiştir. Kendisi için değil annesi için yaşayacaktır. O günden sonra her şeyi kabullenir ama hayata dair yine hiçbir talebi yoktur..
 

İlacı, üniversite öğrencisiyken yapar.
 
Yatalak halde, çay bardağını bile tutamadan 12 yılını geçirir Muammer Yıldız. Bir gün, bir âlime gider. Şems'ül Maarif isimli eski bir kitap verir ve "Bunu incele, içinde şifa var." der. İncelemeye koyulduğunda kitapta bitkiler, tıp ve ilaçların olduğunu görür. Sonra Suriye, Mısır, Ürdün, Ankara Milli Kütüphane ve Konya Yazma Eserler Kütüphanesi'ndeki bütün yazma eserleri toplatmaya başlar. Arapça ve Osmanlıca'yı bildiği için sıkıntı yaşamaz. İki buçuk yıl boyunca bitkileri ve ilaçları araştırır yatalak haldeyken. Bitkilerin yeşerdiği her bahar umut olur onun için. Bir gün, İbni Sina'nın 'El-Kanun Fi't Tıp' kitabında yer alan formülle diğer kitaplardaki üç formülü birleştirir. Bir bitkinin suyunu çıkarır, diğerini çay olarak demler, bir başkasını da yer. Bu olaydan bir hafta sonra ayaklarında güç hisseder. Yürümeyi öyle özlemiştir ki; "Bacaklarım kırılsa dahi basacağım" der ve yürümeye başlar. İki ay içinde de tamamen ayağa kalkar.
 
İyileştikten hemen sonra üniversite sınavlarına girer Yıldız. Tıp fakültesini istiyordur; ancak sağlık meslek lisesinden mezun olduğu için kazanmak neredeyse imkânsızdır. Halep Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaydını yaptırır. Öğrenciyken bir ilaç firmasına, romatizma hastaları için bitkilerden oluşan ve kendisinin iyileşmesine vesile olan ilacı yapar. Hastalar hızla iyileşme gösterir.
 
Yıldız, mezun olur ve geleneksel tıbba yönelir. Çevreden borç alır, annesinin ineğini bile satar. Kapsül makinesi alıp Sağlık Bakanlığı'na müracaat eder. İzinler çıkar ve böylelikle 'Hekimzade' markasıyla Türkiye'de ilk kez bitkisel kapsüller üretilmeye başlar. Pilot bölge olarak da Bursa'yı seçer ve hekimlerle birlikte çalışır.
 

Dünyada altı ülke, Türkiye'de 25 şehirde.
 
1999'da 21 ürünle başladığı alternatif tıp ürünleri, bugün 150'ye ulaşmış. 71 hastalığın tedavisinde net sonuç alıyor. Türkiye'de 25 şehir (İstanbul, Konya, İzmir, Kayseri, Zonguldak, Trabzon, Malatya, Şanlıurfa, Eskişehir, Samsun, Hatay, Sivas...) dünyada Almanya, Kuveyt, S.Arabistan, Suriye, Gürcistan, Bosna Hersek gibi ülkelerde biliniyor.

Yıldız, günde 50 hasta olmak üzere ekibiyle ayda binlerce hastaya bakıyor. 18 hekimle çalışıyor. Mesela; hasta Ankara'dan geliyorsa, orada alternatif tıpla ilgilenen ve kendisinden eğitim alan doktorlara yönlendiriyor. Bu güne kadar romatizma, beyin tümörü ve hemoraidde kendi ifadesiyle fire vermemiş. Diğer hastalıklarda da yüzde 90 sonuç alıyor. Başarısındaki en büyük sebep, hastalıkları çıkış noktasına göre tedavi etmesi. "Mesela; beyin tümöründe tıp, sebebine bakmak yerine tümörü alıyor. Bunun yerine, neden olan sistemi ortadan kaldırmak gerekli. Zaten birçok hastada, alınsa bile yeniden oluşuyor." diyor Yıldız.
 
Fizyoterapi desteği almak isteyen hiçbir hastadan bugüne kadar muayene ücreti almamış ve anlaşmalı olduğu doktorların da almasına izin vermemiş Yıldız. Sadece ürün tavsiye ediliyor. Hasta tedavi olmak isterse, süreç başlıyor. Zaten bu güne kadar herkes, iyileşen hastaların referansıyla gelmiş. Şu güne kadar 100 bin kayıtlı hastası var. Yıldız'ın, doktor hastaları da oluyor.
 

Formülünü gizlemiyor.
 
Dr. Muammer Yıldız, fitoterapi eğitimi almak isteyen doktorlar için İstanbul'da Geleneksel Tıp Derneği kurdu. 12 yıldır Ar-Ge çalışması yapıyor. Şu anda da Batum Üniversitesi'nde farmakoloji (ilaç bilimi) üzerine çalışmaları var. Türkiye'deki tıp ve eczacılık eğitiminden biraz muzdarip. Bu iki alanın birbirinden tamamen ayrı eğitim verilmesine karşı. Bu yüzden doktorlara fitoterapi ve farmakolojiyle ilgili eğitimler veriyor. Katılımcılardan ücret almıyor ve formüllerini de gizlemiyor.

Türkiye'de geleneksel tıbbın ilk temsilcisi Yıldız, 'Hekimzade' markasıyla yurt dışı ve yurt içinde hastaların tedavisine yardımcı oluyor. 20'li yaşlarda geliştirdiği formüller önce kendisine, sonra çevresindeki binlerce insana şifa vesilesi oluyor.. (Alıntı)
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #4 : 23 Nisan 2019, 01:32:35 ÖÖ 01 »


Ezber bozduran bir Köy: Piplantri

Yeni bir çocuğun dünyaya gelişi farklı geleneklerde, farklı biçimlerde kutlanır. Hindistan’ın güneyinde Rajasthan’ın Rajsamand bölgesinde bulunan Piplantri köyünde ise bambaşka…

Bu köy son birkaç yıldır hem genç kızların hayatını kurtarıyor hem de bölgedeki yeşil dokuyu güçlendiriyor.
Nasıl derseniz, Piplantri’de dünyaya her yeni bir kız çocuğu geldiğinde, onuruna 111 ağaç dikiliyor.

Bu geleneğin bir de hikayesi var elbette…

Birçok Hint köyünde, doğan bebeğin kız olması aile için aslında bir külfettir. Bu kız çocuklarının çoğu yetersiz eğitim alarak büyür ve daha 18 yaşına gelmeden evlenmeleri için zorlanır. Ülkede kadın cinayetleri, şiddet, tecavüz gibi korkunç haberler sıradan sayılmaktadır. Yöre halkının kız çocuklarının kaderlerini değiştirmek adına aldığı karar sonucunda diktikleri 111 ağaç, sisteme karşı atılmış önemli bir gelişme. Bu ağaçlar küçük kızların simgeleri…

Başlangıçtan bugüne yüz binlerce ağacın dikildiği köyde, bu gelenek köyün eski yerel yöneticisi Shyam Sundar Paliwal tarafından ölen kızının anısına başlatıldı.

Ayrıca yeni doğan kız çocuklarının geleceğini de garantiye almak adına her doğan kız çocuğu için bir banka hesabı açılıyor, o gün bu gündür ebeveynleri bu hesaba 10,000 rupi yatırıyorlar. Kasabada toplanan 21,000 rupi de bu paraya eklenerek bebeğin adına açılan bu hesap, çocuğun eğitimi için saklanıyor. 20 yıl boyunca kimsenin dokunamadığı bir vadeli hesapta biriken para, zamanı gelince genç kadına veriliyor.

“Bu anne babalardan, kızlarını yasal yaş sınırına gelmeden evlendirmeyeceklerine, onları düzenli olarak okula göndereceklerine ve kızları adına diktikleri ağaçlara bakacaklarına dair yeminli beyanda bulunmasını istiyoruz.” diye ekliyor Sundar Paliwal.

Her doğan kız için 111 ağaç diken köy, bununla da yetinmiyor ve ne zaman birisi ölse arkasından onun adına 11 ağaç dikiyor.

8000 insanın yaşadığı bu köy, diktiği binlerce ağacın böceklenmesini önlemek için 3 milyon civarında da aloe vera bitkisi dikmiş. Şimdi o dikilen aloe veralar köy halkının ciddi bir kesimi için iş kaynağı haline gelmiş.

Bu inanılmaz köy, ağaçların kesilmesini ve alkol kullanımını tamamen yasaklamış. Köylüler, son 9-10 senedir polis gerektiren hiçbir durumun yaşanmadığını iddia ediyor. İşte size ezber bozduran bir örnek…


Sibel Çağlar
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #5 : 19 Mayıs 2019, 02:49:39 ÖS 14 »


Elektrik parası ödemekten bıkan Çoban, bisiklet dinamosu ile Elektrik Üretti.

Bursa'nın Büyükorhan ilçesi Düğüncüler köyünde çobanlık yaparak geçimini sağlayan Zekeriya Demir, yaşadığı yerde yıllarca elektrik parası ödemekten bıkınca, köyde oturduğu evin yanından akan dereden geliştirdiği sistemle elektrik üretmeyi başardı. Akan suyun kuvvetiyle dönen çarktan elektrik üreten Demir, bu elektriği kablolarla evine çekmeyi başardı.


Hayatını çobanlık yaparak sağlayan ve pek bir geliri olmayan Zekeriya Demir, artık elektriğe para vermeden rahat rahat kullanıyor.

Hayvancılık yaparak geçimini sağladığını ifade eden Zekeriya Demir: "Köyde, eşimle birlikte yaşıyoruz. Ben bu sistemi, bisiklet dinamosuyla denedim. Sonra geliştirip bir arkadaşımla birlikte bu sistemi uygulamaya başladık. Burada akan sularımız var. Niye, bu sular boşuna aksın? diye düşündüm. Sudan elektrik üretmeyi başardım. Evimin ihtiyacı olan birçok işte, bu elektriği kullanabiliyorum. Burada baktığım keçilerimin sütleriyle, peynir yaparak geçimimi sağlıyorum" dedi. (Alıntı)
Logged

İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu