SECDE İLE YAKLAŞ

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > SECDE İLE YAKLAŞ
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > SECDE İLE YAKLAŞ
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: SECDE İLE YAKLAŞ  (Okunma Sayısı 1229 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iktibas
Cengiz sarsmazelsoy
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 421


WWW
« : 16 Temmuz 2014, 08:35:38 ÖS 20 »

                                              Secde ile yaklaş.

15- Hayır eğer bundan vazgeçmezse onu perçeminden yakalarız.
16- O yalancı günahkar perçeminden.
17- O zaman gitsin de taraftarlarını çağırsın.
18- Biz de zebanileri çağıracağız.
19- Hayır ona boyun eğme. Rabbine secde et ve yaklaş.

Allah'a yaklaşmak için ne yapmalı?Ne düşünüyorsunuz?O kadar" Seyda" var.O kadar "gavs" var.O kadar "şeyh" var.Tutunun birilerine onlar sizi yaklaştırsın.Ama nereye yaklaştırır orasını Allah bilir.
Rahman'a ve yahut Şeytan''a.Daha olmadı "hubel" var"Menat"var.Peygamberler var.Evliya var.Ermiş var,daha sayamadığım niceler var.
Peki bunlara tutunacağız yoksa Rahman'ın bize buyurduğu gibi "Hayır ona boyun eğme. Rabbine secde et ve yaklaş".uyarısınamı kulak vereceğiz.

Başka aracılar edinir isek; Bu sert ve şiddetli bir ifade ile tam zamanında yapılmış bir tehdiddir. "Hayır eğer bundan vazgeçmezse onu perçeminden yakalarız." İşte böyle yakalarız. Tehdid şiddetli ve ses tonu ile anlamını canlandıran bir sözcükle yapılmaktadır.
Önce tevhid gitirirken nasıl "la demeden ilahe ilallah "diyemiyor isek Hayrı men eden,tağutlara itaat etmeden secde etmeninde bir anlamı olmayacak.Tağutu red imanın gereği olduğunu anlamalıyız.
"Secde"den kasıt, namazdır. Yani "Ey Nebi! korkma namaz kılmaya devam et ve bu vasıtayla Rabb'ine yaklaş. "Bir kulun Rabb'ine en yakın anı, secde ettiği andır." Müslim'de yine Ebu Hureyre'den şu rivayet de mevcuttur: "Rasulullah bu ayeti okuduğunda tilavet secdesi yapardı."

Bu yaklaşma Allah'ın emrettiği yaklaşmadır.Şeytan ile başlamıştır SEcdeye düşmanlık hala devam etmektedir.Bu tağut olma fikrinden,kibirden neşet eder.
7:12 - (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
“Sizi yaratmıştık, sonra şekil vermiştik; sonra meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik. Hemen secde ettiler, İblis öyle yapmadı. O secde edenler arasında yoktu.

Allah ile dostluk frekansını yakalayanlar hem yaratılış gayesini, hem niçin ibadet etmeleri gerektiğini hem de yapmış olduğu salih amellerle Allah’a nasıl bir mesaj verdiklerini bildikleri için hem ibadetlerinde lezzet alırlar hem de dostunun sevgisini kazanırlar.

Allah’ın sevgisini kazanmak için nefse en ağır gelen ameller karşısında en ufak bir tereddüte düşmeden girişirler;

‘Nice erler vardır canlarını feda ederler.’

‘Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice evler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlarlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. (Ahzab: 33/23)

Allah ile dostluğunu kuranların ibadet hayatında dudakları uçuklatacak amellere rastlanır;

‘Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler.’ (Haşr: 59/9)

‘O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar.’ (Al-i İmran: 3/134)

Düşünsenize bir; ihtiyacınız olduğu halde dostluğunuzun sevgisini kazanmak için gözünüzü kırpmadan infak ediyorsunuz?

Allah ile dostluğunu kuramayanlar, başka bir deyişle sevgi frekansını yakalayamayanlar isteyerek, canı gönülden ibadet etmezler.

Tat almadıkları her ibadetten soğurlar. Gün gelir Allah’a dost olabilme kaygısından tamamen uzaklaşırlar.

Allah’ın sözleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde dostluğunu kuranlara ve kuramayanlara farklı hitap ettiği görülür.

Birine tamamen tavsiye gibi gelen emir diğerine tehdit gibi gelir;
Dostluğunu Kuramayanlar


“Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun.” (Zümer: 39/22)

“Hac ibadetlerinizi bitirince babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın.” (Bakara: 2/200)

“Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katında bir yardımcı yolla” diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz” (Nisa: 4/75)

“(Ey mü’minler) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla cihad edin.” (Tevbe: 9/41)

“…Bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem: 19/59)

“Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun. O, huzurunuza varıp toplanacağınız Allah’tır.” (En’am: 6/72)

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Hemen hemen her ibadet konularında; Önce; uyarı sonra sırasıyla emir ve tehdit.

Yukarıdaki şemadan da görüldüğü gibi, dostluğu yakalayamayanların ibadetleri zoraki, ya da lütfen!. dir. Haliyle de lezzet alınmayan bir ibadet dostluğa zarar verecektir
Dostluğunu kuramayanlar tehdit ve emir ayetlerine muhatap olurlar.








Logged

Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu