Tasavvufi Bilgiler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Muhtelif Konular (Moderatör: Yonetim) > Tasavvufi Bilgiler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Serbest Kürsü > Muhtelif Konular (Moderatör: Yonetim) > Tasavvufi Bilgiler
Sayfa: 1 [2] 3 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Tasavvufi Bilgiler  (Okunma Sayısı 21916 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #15 : 19 Temmuz 2014, 04:11:58 ÖS 16 »

Sözde şahsileştirme yok. Fakat bütünüyle soru veya sorunlar şahsıma. Benin neyi, nasıl yaptığımdan ziyade, kendinin neyi, ne niçin yapmadığına bak.

Maksadın Tasaavvuf hakkında bilgi edinmek değil, beni sorgulamak.



SİZ İBADET EDERKEN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ.?
İBADET EDERKEN AKLINIZI NE İLE MEŞGUL EDİYORSUNUZ.?

*TEFEKKÜR, MÜŞAHEDE, TECELLİYAT, SADIR SİZE NE İFADE EDİYOR.?

ALLAH 'I BİLİYOR MUSUN.?
YOKSA KAFANDA, ZİHNİNDE, BEYNİNDE, VARLIĞINI KABULDEN ÖTE GİDEMEDİĞİN BİR YARATICI MODELİ Mİ OLUŞTURDUN.?

*BANA, NASIL BİR VARLIĞA TAPTIĞINI İFADE EDEBİLİR MİSİN.?

MANEVİ DURUMLARI, MADDE İLE İFADE ETMEK MÜMKÜN MÜDÜR.? 

Aklına aşırı güvenen kişilere sormuş olduğum sorular. Din-i İslam gönül işidir, anlatılamaz. Belki bir nebze ifade edilebilir.

Yaşantı, hal, hiç bir zaman kelama sığmaz. Hele ki bahsi geçen, iman ve gönül işi ise..


Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #16 : 19 Temmuz 2014, 05:25:25 ÖS 17 »

Allah 'ın gönlünü görmek ..!

Allah 'ın gönlünü görmek, O 'nun dilediği, bildirdiği gibi "İNSAN" olmak, emir ve buyruklarına ters düşmemek, rızası dışına çıkmamak, her zerrede O 'nun varlığını müşahede etmek, Yaratılanı sevmek Yaratan 'dan ötürü sözünün manasını ve anlamını yaşıyor olmaktır.

Allah 'ın gönlünü görmek,

Resulullah 'ın;

Birbirinizi sevmedikçe, Mü-min olamazsınız.

Mü-min olmadan da cennete giremezsiniz.

Ey Allah 'ın KULLARI , KARDEŞ OLUNUZ ..!

Hitabının mana ve önemini idrak etmiş, yaşayan kişi demektir. Allah bu tür inanç ve yaşantı içerisinde olan kuluna dayanamayacağı zerrece yük yüklemez. Kulun yükünü hafifletir..

İşini Allah 'a gördürmek, haşa eline fileyi verip, bakkala ekmek almaya göndermek demek değil.

Zahiri olanla ilgili olununca, aklı devrede tuttuğun müddetçe bu hal, bu durum bir an bile seni yalnız bırakmayacak. Okuduğunu kendi idrakin kadarıyla değerlendireceksin. Sana sunulmaya çalışıldığı gibi değil.

Allah 'a, samimiyet ve sadakatini göstermenin başka bir ifadesidir, Allah 'ın gönlünü görmek.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #17 : 19 Temmuz 2014, 06:08:52 ÖS 18 »


Allah bizleri -siz kabul veya red etsenizde- mükellef kılmış + bu yanlış size karşı yapılıyorsa düzeltmeniz doğru anlaşılabilme adına daha yararlı olur. hem itiraz hakkına da sahipsiniz; haksızlığa boyun eğmeme, izzetinizi muhafaza adına.

De ki: "Herkes kendi karakterine göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir."
İsra 84




'naz makamı' denilen makam bunu ifade ediyor sanırım... yani, Allah'ın kendisiyle ünsiyet kuranlara bir nevi iltimas/torpil geçeceği gibi bir şey söz konusu olur ki, biz bunu kullarında bile görünce hoş karşılamıyor, yakışık almaz buluyorken, böyle bir şeyi Allah'ın adaletine ve şanına yakıştırmamız hiç mi hiç doğru olmaz. bu O'na iftira olur; çünkü adildir, hardal tanesi kadar haksızlığa göz yummayan, herkese çalıştığı kadarını veren/verecek olandır.

ayrıca, işini Allah'a gördürmek de ne demek, olur mu öyle şey? subhanAllah, irkildim ürperdim! sümme haşa! O, ne bizlerin kulu ne de hizmetkarıdır. bizler O'nun kuluyuz, yeryüzünde adalet ve barışın hizmetkarları olmalıyız.


Zarfın dışına baktığında, içerisini bilen kişi, kullanmış olduğum kelimenin manasını da idrak edebilirdi. İrkilmeyi gerektirecek bir kelime değil. Hz. Allah 'ın rızası içerinde olunduğu müddetçe Allah c.c, bunu kişinin kendisine de hissettirir. Allah kulundan hoşnutluğunu kendisine bildirir.

Hiç bir durumda hissettirmese de, yapmış olduğu ibadet ve taatında bu zevkten kulunu mahrum etmez.



*silsile-i meratip ne demek?
*şecere tertibi, velilerin soy kütüğü sıralaması gibi bir şey diye biliyorum, doğru mudur?
*bu icazet kağıdını neye göre tertip etmiş ve nasıl temin etmiş/ele geçirmişler bilginiz var mıdır?
bir kaç yerde bu şekilde liste görmüştüm, merakımı celbetmiş fakat soramamıştım.


(şecere tertibi, velilerin soy kütüğü sıralaması gibi bir şey diye biliyorum)

Genel mana bu şekilde düşünülebilir.

Valla akıl, akıl diyorsun ya, bu işi de aklınla çöz bakalım.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #18 : 19 Temmuz 2014, 11:46:06 ÖS 23 »

Kullanmış olduğum cümle üzerinde biraz düşün istersen. Yaratılış evremiz, var edilişimiz aynı ifadesi kullanmadım.

okurken düşünmüştüm ve karşınızdaki ateist biri olmadığı için 'ikimizde yaratıldık gibi basit bir ifadeyi' kullanmayacağınızı, derinliği olduğunu düşünüp fazla anlam yüklemişim, yanılmışım...
kullanmadığınızı biliyorum, bu yönde bir cümle kurmadım.


Hz. Allah 'ın Kuran 'da buyurduğu "Evliya", kabul etseniz de, etmeseniz de bütün insanlığın Evliyası.

madem öyle, neden bir üye merak edip size ismini sorduğunda yanıtlamadınız?
insanlık için ise, onu bizimde bilmemiz bizimle de paylaşmanız gerekmez mi, kendinizde saklamanız doğru mudur?
ismini ve nerede ikamet ettiğini yazarsanız tabi olmak isteyen gider.
taraftar toplanamaz, çünkü akleden kişiler kendi iradesi ve seçimleriyle davranır.


Bunu en iyi anlamanın yolu, doğrudan sonuca değil, başlangıca bakmanız, sonuçları değil, başlangıçları değiştirmeniz gerekir.

sıklıkla bu cümleyi yazmaktasınız... sonuç ve başlangıçtan kastınız ne?
değiştirilmesi gerekenden kastınız?ı bilmediğimden anlayamıyorum..
Logged

because the most beautiful picture of life inside of me ..
Ezhattım
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 343


« Yanıtla #19 : 20 Temmuz 2014, 03:20:30 ÖÖ 03 »

El-Kahhar olan Allah’ın adı ile;

Allah nasip ettikçe ve ben bu foruma geldikçe elimden geldiği kadarıyla dilimin döndüğü kadarıyla şirk ve şirk ehline karşı mücadele etmeye gayret sarf edeceğim… İnşaAllah;

Taki “Fitne (şirk) kalkıp din Allah’ın oluncaya kadar”. Bu ayetin manası umumi olup her bir muvahhidi kapsamaktadır ve onun asli görevidir.

Osiko meydanı yine boş bulup şirk küfür dolu düşüncelerinle konuları olduğundan farklı göstermeye çalışmışsın yok bilmem mürşidin ismi lazım değilmiş yok bilmem mürşidi olmayanın şeytanı bol olurmuş falan filan.
Aslında bu gibi safsatalar cevap bile verilecek nitelikte değil ancak görüldüğü kadarıyla insanlar bu panteizm dininden bile etkilene biliyorlar.

Osiko şimdilik senin hayallerine cevap vermek yerine İSRA nın final niteliğindeki sorularını yanıtlamak istiyorum; Çünkü sen ne Allah’tan korkuyorsun nede peygamberden Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği tonlarca küfrü ortaya atıyor sonrada o ayetleri hiçbir Kur’an’i metodolojiye uymadan başı buyruk bir şekilde kendi şirklerine delil almaya çalışıyorsun.

Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır.

"Hem siz, Onun haklarında hiç bir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmaktan korkmazken, ben nasıl sizin şirk koştuklarınızdan korkarım? Şu halde 'güvenlik içinde olmak bakımından' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? Eğer bilebilirseniz." (81)

Neyse biz İsra’nın sorularına geçelim;

İsra; Soru-1 *Kendini tanıyor musun.?

Cevap; Hayır insan kendini tanımıyor,bugün insanlar ne kendilerini nede akidelerini yani dini inançlarını tanıyorlar. Geneli kulaktan dolma bilgilerle bir din edinmişken kimileri de aklını birilerinin cebine koymuş ilim adı altında panteizmi İslam diye bilmektedir. Dolaysıyla bugün insanlık kendini tanımadığı gibi yaradılış gayesini de bilmemektedir.

İsra; Soru-2 Kimsin, nesin, ne değilsin.?

Cevap; Kim olduğumu ismen biliyorum kimin oğlu olduğumu da soy olarak biliyorum. Kendi tespitlerime göre ben cin değilim hele ki hayvan (vehdeti-vücutcu) hiç değilim,melekte değilim. O halde olsa olsa insanım. Madem ki insanım o zaman yaradılış gayemi bilmem lazım. Allah’u Teal’a Zariyat/56 da şöyle buyurmaktadır.
“Ben insanları bana kulluk etsinler diye yarattım”
Allah kulluk yapmak ne demektir?
 
Kulluk çok geniş bir kavramdır. Bu kavram İbadet kavramını da kapsar ancak ibadet kavramı tek başına kulluk kavramını karşılamaz manasını tam yansıtmaz.

Kulluk; Yatarken,kalkarken,yerken,içerken,gezerken,ticaret yaparken,ibadet ederken,başbakanlık yaparken,çobanlık yaparken,konuşurken,susarken vs vs kısacası insan hayatının her bir anını yaşarken Allah’ın rızası doğrultusunda yaşamaktır. Evet Zariyat /56.ayetteki kulluğun manası budur.
Bunu daha sonra geniş şekilde açıklayacağım inşallah.

İsra; Soru-3 Adem a.s ile senin arandaki fark ne.?

Cevap; Bu soru tefsilatlı bir meseledir. Şöyle ki; Adem (a.s) insan olması hasebiyle hemcinsimizdir. Yani bu anlamda bir fark yoktur. Ancak  Adem (a.s) bir peygamberdir ve insanların ilkidir bu anlamda aramızda bir hayli fark vardır.

Adem( a.s) diğer tüm peygamberler gibi Allah’tan vahiy almıştır ve meleklerin dahi bilmediği şeyleri Allah ona öğretmiştir. Halis bir şekilde Allah’a kulluk yapmıştır ve salih insanlardandır bu naslarla sabittir.
Peki ya biz;

Bir demokrasidir tüttürmüş gidiyoruz. Adem (a.s) ve tüm peygamberlerin gönderiliş gayesi olan Allah’a kulluk yapmak  unutulmuş yeni ilahlara ibadet etmek gayesiyle birkaç senede bir önümüze konulan oy sandıklarına oyumuzu atarak 550 tane ilah seçmekte bir sakınca görmeyen insanlar olmuşuz. Bu anlamda aramızda bir hayli fark vardır.

Yine Allah peygamberlerin dışındaki kullara şartlı itaati emr etmişken Nisa/59 birileri ortaya çıkmış haşa kendilerini önce peygamberlerden üstün görmüş daha sonrada Allah olduklarını dile getirmişlerdir,birileride bunların önünde el pençe olup halıdaki tüm kirli ayak tozlarını öperek onu hidayet dağıtan mürşidi! Kamil! görerek kutsamıştır.

Çünkü bunlar mürşitsiz! İman olmaz demişlerdir. Bunlara göre Rasulullah (s.a.s) in mürşidi  de Cebrail (a.s) idi. Peki ondan önceki peygamberin mürşidi kimdi diye sorduğunuzda silsile yoluyla Hz.Adem (a.s) a kadar gimişlerdir. Şimdi mürşitsiz iman olmaz ya, biraz daha sorularımıza devam ettiğimizde yani silsileyi devam ettirdiğimizde bunlar Adem (a.s) a bir mürşit bulamadıklarından dolayı onu imansız bir şekilde bırakırlar.

Siz siz olun gelin Adem (a.s) ın mürşidini sormayın işi daha fazla ileriye götürmeyin.. Mürşitlik orada son bulsun. Demek ki bizimle atamız Adem (a.s) arasında tevhid ve küfür dini farkı varmış.

İsra; Soru-4 *İbadetlerini yaparken ne düşünüyorsun.?

Cevap; Vallah benim aklıma herşey geliyor,iş güç,araba,evlat hatta İstanbul trafiği evet en çokta bu geliyor eve nasıl ve hangi yoldan gitsem diye hep düşünürüm. Eğer normal bir akla sahip isen bunlar gelir. Çünkü sahabilerin de  akıllarına bu tür şeyler gelirdi. Bu konuda Allah’u Alem Hz.Ebu Bekir (r.a) dan sağlam bir rivayette zikr edebilirim.

Peki normal düşünen insanlar için durum bu iken;

Anormal olan kişiler için yani aklını tamamen kaybetmiş kişiler durum nasıl olur.

“Acaba şeyhim şuan beni görüyor mu” soru işareti? Sonra;

“Tevbe…Tevbe…Elbetteki beni görüyor”

“O zaman namazımı biraz daha süsleyeyim ki yarın şeyhin huzuruna çıkınca yüzüme vurmasın”

Sonra “Acaba gözümü kapatarak namaz kılsam şeyhimi görebilir miyim”?

“Kimbilir belkide görürüm”?

“Eğer görürsem onun cemalini demek ki olmuşum beyaz takkeli bir derviş baba”

“Eğer göremezsem cemalini demek ki henüz ona içtenlikle gösterememişem bağlılığımı (Kulluğumu) ”

Yani her halükarda kendisi suçlu; yani mür it suç lu;

Halbuki ibadet kavramı Uluhiyet makamını teşkil eder;

Uluhiyet makamı “İlah” sıfatını barındırır.

Aslud-din tarif edilirken “Tağutu red Allah’a iman” esası bu tevhidin ikinci ayağını ifade eder.

Yani ibadet kapsamına giren tüm ameller sadece Allah’a yapılır. Bu bağlamda peygambere dahi itaat şirkin ta kendisi olur.

Biz bu forumda neden sürekli oy kullanmak şirktir dedik.? Şundan dolayı;

Çünkü Yusuf/40.ayette hüküm vermek yalnızca Allah’a aittir diye buyurulmaktadır çünkü o kendisinden başkasına ibadet etmememizi emr etmiştir . Buda demektir ki Allah’tan başkasına şeriat kılmaya yetkisi vermek şirk kapsamına girer,böyle bir ameli işleyen Kur’an lisanıyla müşrik olma sıfatını kazanır.

O halde öncelikle dinde esas olan şey, bir amelin ibadet kapsamına girip girmediğinin tespit edilmesi ile başlanır. Eğer bir amel ibadet kapsamına giriyorsa o amel Allah’tan başkasına yapılmaz. Aynı namaz,oruç,zekat,hac,kurban kesmek gibi.

Lakin birileri amentüya inanmak deyip duruyor bununla dinin tamamlandığını iddia ediyor lakin kendisine sorsanız amentünün manasını bunu dahi bildiğinden emin değilim.

Şunu belirtmekte fayda vardır amentüye inanmak iman esaslarındadır yani asıldan değil usüldendir. Aslı hiçe sayıp sadece usülde ki bir inanç biçimini Müslüman olmak için yeterli görmek zır cahillerin işidir. Aslında kendi dininin bile en bedevisi olan bir derviş bu söylediğimizi bilir yani asıl ile usül arasındaki farkı bilir.
Lakin bundan daha cahil olanlar bunu bile birbirine karıştırmaktadırlar.

İsra; Soru-5 Neyi düşünüyorsun.?

Cevap; Vallah şüphesiz ibadet ettiğim Rabbimi düşünüyorum lakin çokça hatunumu da düşünüyorum. Sadece namazda değil gündüz işte iken de düşünüyorum. Çünkü onu çok (hatunumu) seviyorum. Yani ne yaparsam yapayım onu muhakkak günde defalarca düşünüyorum. Sonrada telefonla arıyorum bir şey lazım mı diyorum? böylece sesini duyarak hasret gideriyorum. Aşağı yukarı hergün durum bu.

İsra; Soru-6 Kimi düşünüyorsun.?

Cevap; Vallah şeyhi filan düşünmediğim kesin. İşim gücüm yok da,daha abdest almasını dahi bilmeyen elin adamlarını mı düşüneceğim.? Niye ben ahmak mıyım?

Az önce dediğim gibi hatunu çok düşünüyorum. Hatta düşünmekten bazen iflahım kesiliyor. Geçenlerde babamın vefatından memlekete gitmiştim inanın o son iki gün nasıl geçti bilmiyorum lakin o birkaç gün gün bana zindan gibi geldi. Çünkü apar topar gitmiştim onu götürmemiştim. Onsuz oralarında hiçbir tadı yoktu. Kavuşturana hamd olsun.

İsra; Soru-7 *Örneğin namaz kılarken düşündüğün şey ne.?

Cevap; Ya daha önce dedim ya. İş güç problemler filan. Adama iş yapmışım adam vermiş bilmem kaç bin liralık çek bende ödemelerimi ona göre hazırlamışım eğer çekini yatırmazsa çek karşılıksız çıkarsa işte o zaman vay halime. Sonra yarabbim beni kaldıramıyacağım yükle imtihan etme deyip namaza devam ediyorum. Başka ne düşünebilirim ki;

İnsan olan fıtri sebeplerden dolayı her türlü dünyalık şeyler aklına gelir ancak tarikatçılar hariç çünkü onlar ancak ve ancak daha taharetlerini bile gideremeyen şeyhlerine Allah’ın sıfatlarını vererek onları düşünürler.

Lakin normal insanlar için söylüyorum eğer bu dünyalık düşüncelerden mümkün olduğu kadar soyutlanıp Rablerinin huzurunda oldukları bilincine erişebilirse bu en makbulüdür.

Hz.Ebu Bekir (r.a) “Ey Allah’ın Rasulu hangi birimiz yoktur ki namazda dururken dünyalık şeyleri düşünmemiş olsun” dedi.

Rasulullah (s.a.s) ey Ebu Bekir şunu bilki sizin dünyada çektiğiniz en küçük eziyet bile sizin günahlarınıza kefaret olur. diye buyurdu. Manen;

İsra; Soru-8 Veya manevi bir şey düşünebiliyor musun.?

Cevap; Elbette ki manevi şeylerde düşünüyorum cennet cehennem peygamber kıssaları sorgu günü vs vs. Bunu her Müslüman düşünür. Birde tartıştığım tarikatçıları düşünüyorum. Bunu gerçekten söylüyorum onları bir hayli düşünüyorum. Sırat-ı Müstakim bu kadar açık ve net iken bunlar nasıl oluyor da bu şeyhlere tapıyorlar. Allah’a ait sıfatları onlara veriyorlar.

Bu akşam tasavvuf dinine ait bir foruma baktım orada ilmi-leddünü açıklarken şöyle diyordu.

Eğer şeyh sana bir şey söylüyorsa bu Kur’an ve sünnete aykırı ise bilr,sen bilki bu işin birde batın olan tarafı var sen şeyhe itaat et. Çünkü el-batın Allah’ın sıfatlarındandır. Evet aynen böyle söylüyordu. Benim şahsi inancıma göre her kimki böyle bir iddiada bulunursa hem zahiren hem batınen kafir olur. Hemde katmerli.
Çünkü Allah ve rasulunun sözüne muhalif söz söyleyene itaat şirkin ta kendisidir.

İsra; Soru-9*İnsan nedir, ne için yaratıldı, içinde barındırdığı nedir.?

Cevap; İnsan Allah’ın yeryüzündeki halifesidir Bakara/30 yani temsilcisidir. Allah’a ibadet etmek için Zariyat/56.İçinde barındırdığı şeyler tefsilat gerektiren bir meseledir.

Kimisi bünyesinde ; İslam dininin güzelliklerini Rasulullah (s.a.s) in ahlakını barındırırken.
Kimisi bünyesinde; Şirki,küfrü,tuğyanı,necaseti /Tevbe/28,ahlaksızlığı,edepsizliği barındırır.

Kimisi; Allah’tan başkasına ibadet ederken

Kimisi de; Yatırlara,kümbetlere ,dergahlara,şirk parlementolarına,ibadet etmekteler buna rağmen birde kalkıp hala cennet hesapları yapmaktalar.

İşte bunların içlerini de dışlarını da küfür kaplamıştır. Bu sebeple yaradılış gayelerini bilmemekteler.

İsra; Soru-10 bir mutasavvıf olarak bunların cevaplarını biliyor musunuz?

Cevap; Ben bir Müslüman olarak onlara cevap verdim. Bir tasavvufçu dervişin o sorulara cevap verebileceğini hiç sanmıyorum. Çünkü onlar yaradılış gayelerini müşride bağlanma olduğu iman etmişler dini bu esas saymışlarıdır. Bu ise tevhidi bozar sahibine kafir sıfatını kazandırır.

“Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.”Hadid/27

İman ile beraber salih amel işlendiği vakit değer kazanır… İman olmadan yapılan işler ve faydalı şeyler, dünyada faydası görüle bilinir fakat ahirette hiçbir kıymeti olmaz. Çünkü amelin kabulü ve değer bulması, katıksız dosdoğru bilgiye iman etmekle gerçekleşir… Nice güzel amel işlediklerini zanneden insanlar olmuştur, fakat iman etmedikleri veya imanlarına şirk karıştırdıkları için onların amelleri boşa gitmiştir…

“De ki: ‘Ameller bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi? Onların dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekten güzel iş yapmakta sanıyorlar.’ Kehf/103-104

Bu ayet-i kerimeler hakkında müfessir âlimlerin görüşlerine müracaat etimizde şu hakikatlar gündeme gelmektedir:

İmam Taberî  (rh.a.) şöyle der:

“ Bu insanlardan maksad, iyi amel işlediğini sandığı hâlde, yaptığı amel ile ALLAH Teâlâ’yı gazablandıran herkestir. Bu kimse, ister papaz olsun, ister haham olsun, isterse sapık bir müctehid olsun, isterse halktan biri fark etmez.”

İmam İbn Kesîr (rh.a.) ise, şöyle diyor:

“ Ayet, ameli merdud ve hatalı olduğu hâlde amelinin makbul olduğunu ve davranışlarında isabet ettiğini zanneden ALLAH kullarından hepsi için umumîdir.”

İki meşhur ve değerli müfessirin âlimin beyanlarından anlaşıldığı gibi, iyi amel işlediklerini zenneden, fakat iman konusunda sakat oldukları, ayrıca amelleri de İslâm’a uymadığı için, ALLAH’ın rızasını kazanmayı hedeflerken, ALLAH’ı gadablandıran her insanın amelleri boşa gitmiştir…


Vesselam….
Logged
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #20 : 20 Temmuz 2014, 03:58:08 ÖÖ 03 »


İki meşhur ve değerli müfessirin âlimin beyanlarından anlaşıldığı gibi, iyi amel işlediklerini zenneden, fakat iman konusunda sakat oldukları, ayrıca amelleri de İslâm’a uymadığı için, ALLAH’ın rızasını kazanmayı hedeflerken, ALLAH’ı gadablandıran her insanın amelleri boşa gitmiştir…[/b]

Vesselam….



Çok biliyorsun ya..! Seni epeyce meşgul eder sanırım.

"Mercedesi de Allah yaratmıştır"..

Haydi biraz da bu cümle hakkında beyanlarda, ön yargılarda bulun bakalım..

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #21 : 21 Temmuz 2014, 01:38:00 ÖÖ 01 »

EVET ...

Hz. Allah 'ın Kuran 'da buyurduğu "Evliya", kabul edilse de, edilmese de aslında bütün insanlığın Evliyası 'dır. Allah 'ın insanoğluna lütfu, ihsanıdır.

Kuran ayetlerinde geçen Evliya, Peygamber varisidir. Yol gösteren, irşat eden, koruyup, kollayan, bilgilendiren, yetiştiren, muhafaza eden anlamındadır. Bu mana itibarı ile bir annenin evladına olan merhametinden daha fazlasına sahiptir.

Neye ve kime hizmet ettiğini bilir. Dervişana da bunu aşılar, bildirir.

Çünkü baktığı her zerrede yaratılmışlığı, Hakkın tecelliyatını, var edilişteki güzelliği görür.

Yaratılanı sevmek, Yaratan 'dan ötürü kelimesinin anlamı, insanı Allah yarattı, sevgimiz bunun içindir demek değil ..!

Sevmeyi ve sevgiyi gerektiren, kulda tecelli eden Allah 'ın zati değil, subuti ve fiili sıfatlarıdır. Melaikeye, "Adem 'e secde edin" hitabının muhatabı olan İnsan..! Bu tecelliyatın neticesidir, insana verilen değer.

Melaikeye secde et emri neden verildi.? İblis neden huzurdan kovuldu.? Secde etmediği Adem 'de ne vardı, kimdi ki, iblis bunu haketti.?

Hacı Bektaşi Veli hazretlerine soruyorlar;

İnsan nedir ..? Diye. "İncinmemek, incitmemek" cevabını veriyor. İnsan olmak bu bağlamda hem çok zor, hem de çok kolay.

Kulda tecelli eden Allah 'ın sıfatlarından dolayı incinen de, inciten de Hakkı incitir. Bütün alemi bir olarak görmek, mana itibarı ile çok zengindir. Allah 'ın subuti ve fiili sıfatları belli başlı bir tek zerrede toplanamaz, ifade edilemez. Çünkü O 'nun varlığı her zerreyi kuşatmıştır. Budur Vahdet-i vücudun anlamı.

Her canlı O 'nun var etmesiyle, O 'nun yaşatmasıyla, O 'nun rızıklandırmasıyla, O 'nun dilemesiyle vardır. Ol der, olur. Öl der ölür. Bu bağlamda hiç bir canlıda güç ve kuvvetten bahsedilemez.

Belki abesi iştigal gibi görülecek fakat; Mercedesi de Allah yarattı demek bazılarının abdestini bozar, bazıları bu kelimeyi kullanmasından dolayı kafir, imansız ilan edilir. Yani Din adına ne kadar olumsuz ifadeler var ise, bu cümleyi kuran kişiye karşı kullanmaktan çekinmezler.

Halbuki Tasavvuf 'ta, bu küfür olamaz. Yüzeysel değil, parça olarak değil, geneli, bütünü düşünür. Allah 'ın vermiş olduğu akıl, düşünce, ilim ve irade, sağlık, görme, var etme sanatı, işitme, dokunma sanatı, en önemlisi de arazı ve cevheri sunulmuş olan bir şeyi ortaya çıkarma sanatını veren..!

Bi zatihi "Hz. ALLAH 'tır"..!

İşte bunun için Tasavvuf, "HİÇLİK" , "YOKLUK" demektir. Bir lokma, bir hırka buradan gelmektedir.

Arazı ve cevheri olmadan var etme, yalnızca Hz. Allah 'ın zatına mahsustur. İnsanoğluna her imkan sunulmuş. Sunulan bu imkanların genişliği, bolluğu sayesindedir, ortaya çıkan veya çıkarılan şeyler.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #22 : 21 Temmuz 2014, 01:40:25 ÖÖ 01 »

Vahdet-i vücut her zerrede Allah 'ın subuti ve fiili sıfatlarını müşahede etmektir.. Tasavvuf ehli bunun için küfürde, şirkte gösterilmeye çalışılıyor. Her canlıda Allah 'ın sıfatlarını müşahedeye, selefiler, vahhabiler, idrak edemedikleri için, "her canlıya (haşa) Allah demekteler diyerek) şirk gözü ile bakmaktalar.

Hz. Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Tecelliyata bizatihi Allah demek şirktir. Fakat Allah 'ın tecelliyatını da inkar etmek, şirkin başka bir boyutudur.

Allah 'ın var etme sanatına, hiç bir şekilde kural ve kaide belirlenemez. Allah c.c her yerden, her şeyden, canlı veya cansız her yaratılmışdan tecelli eder. O 'nsuz hiç bir varlığın hayat bulması, yaşaması, mümkün olmadığı gibi, varlığından da bahsedilemez.

Bakmak ayrıdır, görmek daha ayrı. Bakıp da görmeyenlere Hz. Allah;

"Göklerde ve yerde nice ayet var ki onların yanından yüzlerini çevirerek geçerler.
Yusuf 105

Buyrulmakta.

Evliya işin özünü sunar. Teferruatla ilgilenmez, ilgilendirmez.

Evliya, "Bir damla bal için, bir çeki odunu çiğnetmez". Yani keçiboynuzu çiğnetmek yerine, doğrudan balını sunar. Abdestin içindeki ve dışındaki farzlarını öğretmek yerine, öz olarak abdestin alınışını öğretir.

Tasavvuf özdür, haldir, yaşamaktır. Söz, kelam değil.

Kendilerinde, varlık, benlik, gurur, kibir, ucup görenlere baktığınızda, ellerindeki tek sermayeleri, cennet , cehennem ve Allah 'ın gazap, azap isimleridir. Bunları çekip aldığınız vakit, ellerinde hiç bir sermayeleri kalmaz.

Halbuki Tasavvuf bunun tam tersini insanoğluna sunmaya çalışır. Allah 'ın Rahmet, Merhamet, Mağfiret, Lütuf ve İhsanı, gazabından geniştir. Evliyaullah bunu, "bir annenin merhametinin, doksan dokuz kat fazlası, Zatı 'ndadır. İnsanoğluna bunun yüzde birini vermiştir" diye açıklar.

Merhametlilerin en merhametlisi anlatılırken de ancak ve ancak, Rahmet, Merhamet, Mağfiret, Lütuf ve İhsanının genişliğinden, bolluğundan bahsedilerek anlatılabilir.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #23 : 21 Temmuz 2014, 01:50:46 ÖÖ 01 »


El-Kahhar olan Allah’ın adı ile;

Kimi düşünüyorsun.?

Cevap; Vallah şeyhi filan düşünmediğim kesin. İşim gücüm yok da,daha abdest almasını dahi bilmeyen elin adamlarını mı düşüneceğim.? Niye ben ahmak mıyım?

Az önce dediğim gibi hatunu çok düşünüyorum. Hatta düşünmekten bazen iflahım kesiliyor. Geçenlerde babamın vefatından memlekete gitmiştim inanın o son iki gün nasıl geçti bilmiyorum lakin o birkaç gün gün bana zindan gibi geldi. Çünkü apar topar gitmiştim onu götürmemiştim. Onsuz oralarında hiçbir tadı yoktu. Kavuşturana hamd olsun.



Sorulan sorudan anladığı işte bu. Yorum sizlerin..
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #24 : 21 Temmuz 2014, 02:30:34 ÖÖ 02 »


neden bir üye merak edip size ismini sorduğunda yanıtlamadınız?

Hızır a.s ile Musa a.s 'ın kıssasındaki gibi, yani müdahale olur. En iyisi, en sağlıklısı kendi iradesi ile müracaat etmesi, dilekçeyi kendisinin hazırlayıp, sunmasıdır. Maneviyat bunu gerektirir.


insanlık için ise, onu bizimde bilmemiz bizimle de paylaşmanız gerekmez mi, kendinizde saklamanız doğru mudur?

Kendimde sakladığım bir şey yok. Bahsini ettiğim konu, Evliya 'nın varlığı, Evliya 'sız olmayacağı. Maksadım, Kuran ayetlerinde Evliya olarak sunulan ve manası değiştirilerek dost diye yapılmış olan tefsir ve mealleri, dikkatlerinize sunmak ve farkettirmek.

İnşaallah maksat hasıl olur.


ismini ve nerede ikamet ettiğini yazarsanız tabi olmak isteyen gider.
taraftar toplanamaz, çünkü akleden kişiler kendi iradesi ve seçimleriyle davranır.

Gerçek manada bunu talep eden kişiye bu konuda yardımcı olabilirim ancak, isim vermemek şartı ile. Benim kutsalım, birilerinin ağzında sakız olarak çiğnenilmemeli.

Hakaret ve küstahlığa maruz kalmamalı.

Kendi gözündeki "SABAN OKU" 'nu görmeyip, başkalarının gözündeki "SAMAN ÇÖPÜNÜ" görenler, benim özelime dil uzatmamalı.

Bariz bir şekilde görüyor ve şahidi oluyorsunuz. Adam densiz ve lisanından, hakaretten başka bir şey düşmüyor. Böyle bir kişilik sahibine malzeme sunmak istemem doğrusu.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #25 : 21 Temmuz 2014, 02:37:35 ÖÖ 02 »

Sonuçları değil, başlangıcı değiştirmek gerekir.
sıklıkla bu cümleyi yazmaktasınız... sonuç ve başlangıçtan kastınız ne?
değiştirilmesi gerekenden kastınız?ı bilmediğimden anlayamıyorum..

İnsanın kafasında olan "keşkeler"..!

Keşke iyi düşünseydim, keşke önceden böyle yapsaydım. Keşke hiç dokunmasaydım, keşke falancaya danışsaydım. Keşke doğmasaydım, keşke ölseydim, keşke duymazdan gelmeseydim, keşke aldırış etmeseydim, keşke, keşke, keşke..

Yanlışın üzerine yanlışla devam edilmez. Bir binaya başladınız. Diyelim kırk kat olacak ve temelde olan eksikliği, üçüncü katta farkettiniz. Umursamaz ve devam ederseniz, küçük de olsa noksanlık olarak gördüğünüz şey, ileride kırk katınıza mal olacak demektir.

Halbuki üçüncü katta müdahale etseydiniz, kırk katı da kurtarmış olacaktınız.

Hz. Allah tövbe istiğfarı insanoğluna çok büyük bir bonus, merhamet ve mağfiret olarak sunmuş. Yapılmış olan bir hatayı farkettiniz ve Allah 'tan özür, af, merhamet dilediniz.

İşte büyük kurtuluş.

Hatayı farkettiniz ve Allah 'tan dileyeceğiniz özrü ertelediniz. Fakat bu sefer de ömrünüz yetmedi ve öldünüz. İşte büyük bir hata.

İman ve itikadi konular, kişinin kendi anladığı, kendi idrak ettiği kadarla sınırlı kalamaz. Onun için burada paylaşılan her bir konuda, okuyan, takip eden her kardeşimiz de en az paylaşanlar kadar sorumluluk aldıklarının bilincinde olmalılar.

Daha evvel bilmedikleri, duymadıkları, işitmedikleri bir konu hakkında bilgi sahibi olmuşlar demektir ve artık bundan sorumludurlar.

"Kulum bildiği ile amel ederse, biz ona bilmediklerini öğretiriz" hitabının bariz göstergesi işte bu..!

Duyduğu, işittiği ile kendinde var olanı mukayese etmek, ona göre hayatına çeki, düzen vermek..
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #26 : 21 Temmuz 2014, 03:51:12 ÖÖ 03 »

Rabbimiz! Onlara, kendi içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi gönder. Her zaman üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin. Sen.
Bakara 129


Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitab'ı ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.
Bakara 151


‘‘Dikkat et! EVLİYAMA korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de.’’
Yunus 62


Onlar, İman edip de Takvâya ermiş olanlardır.
Yunus 63


Onlar için dünya hayatında da ahirette de “Müjde” vardır. Allah’ın buyruğunda asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.
Yunus 64


Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resülü memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helak edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helak etmişizdir.
Kasas 59



İŞTE , KURAN 'DA EN BÜYÜK TAHRİBATI YAPAN  MAİDE 51 AYETİNİN DOĞRU MANASI ;


‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
Maide 51

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Ezhattım
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 343


« Yanıtla #27 : 21 Temmuz 2014, 04:00:27 ÖÖ 04 »

Osisko bilmiyorum anlattıklarından kendin birşeyler anlıyor musun? Mercedeslerle menkıbelerle düştüğün çukurdan çıkmayı düşünüyorsan bu imkansızdır. Enteresan olan şey evliya dediğin zatları bile hiçe sayarak onların düşüncelerine dahi ters şeyler söylüyorsun. Bir yandan peygamberin sözlerini bile kale almazken diğer yandan hacı Beşiktaşlı veli lerden delil getiriyorsun.

Neyse ne dersek boştur en iyisi Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye sana cevap versin;


“Kendisini Allah'ın velisi ilan eden felsefecilerin söyledikleri gibi asla değildir.
Böyle söyleyenlerin gerçek amacı; Allah'a, kitaplarına; meleklerine, ahiret gününe inanmak gibi, iman esaslarını inkar etmektir.

Açıkça söylemek gerekirse, bizzat Allah'ı inkar etmektir çeşitli biçimlerde. Zira, onlar, yaratıcının vücudunu, yaratılanın vücuduyla birliyorlar. Yaratılanın varlığını, yaratanın vücudu olarak kabul ediyorlar. “Vücud birdir” diyorlar.

Kendine has birlikle, çeşitli birleri birbirine karıştırıyorlar. Cins ile, ayni olanı birbirinden ayırmıyorlar. Gerçi, bütün yücudlar, vücut vasfında birdir, müşterektir. Nasıl ki, bütün insanlar cins olarak insan, hayvanlar da cins olarak hayvansa...

Fakat bu bütünlük, müştereklik, dışarıda, hariçte değil, zihinde teşekkül eder. Bazılarının sandığı gibi, insanda var olan hayvaniyet, atta, eşekte, balıkta olan hayvaniyet gibi değildir asla. Göklerin vücut varlığı da insanın vücut varlığı gibi değildir. Böyle olunca da, haşa, şanı yüce'olan, bu namütehahi kainatın var edicisinin vücudu da elbette ki, insanınki ile aynı olmayacaktır.

Bunların sözü, hakkı inkar eden Firavunun sözüne çok benzemektedir. Hatta onun sözünden de daha ileridir inkar hususunda.

Çünkü firavun, şu görüp durduğumuz varlıklar alemini inkar etmeye kalkışmıyordu. Ancak, bu alemin varlığının kendiliğinden ortaya çıktığını söylüyordu. Varlığın bir yaratıcısı olmadığını sanıyordu. Filozoflaşan bu adamların sözleri, firavununkinden kat be kat ileri oluyordu. Bu adamlar, alemin Allah olduğunu iddia ettiler.

Fasit olma açısından firavunun sözü her ne kadar bunlarınkinden daha açık bir biçimde küfür ise de, hakikatten, dem vuran, hakka dayalı olduğunu iddia eden haktan uzaklaşmada, bunlar firavundan daha ileri idiler.(Vahdeti-vücutcular)

Bunlar onun içindir ki, putlara tapanların da aslında Allah'a ibadet ettiğini söylemişlerdir.
Şu sözler onlarındır:

“Her ne kadar Firavun, örf ve adetler bakımından halkı zorladı ve istemediği yönlere sürüklemeye çalıştı ise de, bunda mazurdur. Çünkü onun, hüküm mevkiinde bir hükümdar olduğu için;

“Ben sizin hükmetme açısından en büyük rabbinizim” demeye hakkı vardır. Halkın hepsi birer Rab iseler de, firavun,

“Ben sizin Rabbinizim, çünkü zahirde bana iktidar verilmiştir.. Yüceliğim buradan geliyor” demek istemiştir.”
Onların sözlerinden biri de şudur:

“Sihirbazlar, firavunun sözlerinin doğru olduğunu bildiği için, onun en yüce bir Rab olduğunu kabul ettiler ve ona:

“Ne hüküm verirsen ver, sen ancak bu dünyanın hükümdarısın ve sadece burada hüküm vericisin” sözü gerçekleşmiştir. Çünkü, firavun hakkın bir aynası, bir görüntüsüdür.”

Her şeyi birleme (Vahded-i Vücud) görüşü ile ele alan ve tahrif eden bu adamlar, ahiret gününün gerçekliğini de inkar ettiler. Cennet - cehennem varlığını da reddetmiş oldular. Çünkü, onlara göre, cennet ehli de, cehennem ehli de aynı nimetlerden faydalanacaklardır.

Onlar böylece, Allah'ın dostluğunu kazanmış gerçek evliyanın da çok üstünde olduklarını, Resul ve nebilerden yüce bir makamda bulunduklarını; Resul ve nebilerin, Allah'ı kendi pencerelerinden gördüklerini iddia etmişlerdir.

Onların bu iddiası, gerçekte, Allah'ı, Ahiret gününü, melekleri, kitapları, peygamberleri apaçık bir inkardır. Bunları inkar eden de elbetteki kafir olmaktadır.

Burada söylemeliyiz ki onların dinsizliğini anlatacak değiliz. Bu konuyu geniş bir biçimde anlatmanın yeri burası değildir. Sadece, Allah'ın dostları ile şeytanın dostları arasındaki farkı belirtmek için küçük örnekler vermek istedik.

Bu adamlardan bahsetmemizin sebebi, şeytanın dostluğunu kazanmış adamların en büyüklerinden oluşlarıdır. Onun için okuyuculara küçük bir ikazda bulunmuş olduk.


Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye (rahimehullah)
Logged
Ezhattım
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 343


« Yanıtla #28 : 21 Temmuz 2014, 04:13:28 ÖÖ 04 »



Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye (rahimehullah) derki; (Yorumsuz)

Eğer vasıta ile; menfaatları (faydaları) celb, zararları defetmek için mutlaka bir vasıtanın lâzım geleceği kastediliyorsa...

Mesela: Kulların rızıklandırılmasında, kendilerine imdad ve hidayet edilmesinde bir vasıtanın bulunması ve kulların bu menfaatleri böyle bir vasıtadan istemeleri ve ondan bunu ümit etmeleri gibi bir vasıtanın (lüzumu) olması murad ediliyorsa...

İşte böyle bir vasıta telakkisi en büyük bir şirktir. (Ki Yüce Allah müşrikleri de bundan dolayı kâfir ve müşrik saymıştır.)

Yüce Allah bu iddialarından ötürü hıristiyan ve Musevileri kafir saymıştır.

Şöyle ki; onlar Allah'dan başka kendilerine dost ve şefaatçılar ediniyorlar. O dost ve şefaatçıların vasıtası ile menfaatları celb, zararları defetmek istiyorlardı. Her ne kadar Allah (c.c)'ın izin verdiği insanların şefaat etmeleri hak ise de...

Şefaat hakkında Yüce Allah buyuruyor ki:

"Allah gökleri ve yeri ve bunların arasında olanları altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Sizin O'ndan başka hiçbir (dostunuz) yariniz , Allah'tan başka hiçbir şefaatçiniz yoktur. Artık iyice düşünmez misiniz?" (Secde: 32/4)

"Rabbilerin (götürülüp) toplanacaklarından korkanları sen onunla (Kur'an'la) sakındır ki, onların O'ndan (Rabblerinden) başka ne bir (dostu) yari ne de bir şefaatçisi yoktur. (Senin bu inzarın) onların sakınmaları içindir" (En'am: 6/51)

"...(Kur'an ile) va'z et ki, hiçbir kimse kazandığı (günah) yüzünden helake sürüklenip atılmasın, ona (her bir nefse) Allah'tan başka ne bir (dost) yâr, ne de bir şefaatçi yoktur." (Enam: 70)

"De ki; O'nu (Allah'ı) bırakıp boş yere (İlâh veya Allah ile aranızda vasıta ve şefaatçi) zannettiklerinizi çağırın, onlar sizden herhangi bir sıkıntıyı gideremeyecekleri gibi, değiştiremezler de. Onların dua edip taptıkları da (Allah ile kendileri arasına vasıta olarak kabul edip, dua ve istimdat ederek yardım ve şefaatlarını istedikleri melekler, peygamberler ve salih kimseler de) hangisi Rabblerine daha yakın (olacak) diye vesile (derece yakınlığı) arayıp duruyorlar, onun rahmetini umuyorlar, onun azabından korkuyorlar, çünkü Rabbinin azabı korkunçtur." (İsra: 56-57)

"(Müşriklere) de ki, Allah'tan başka (ilâh veya Allah ile aranızda şefaatçi ve vasıta) zannettiklerinize (istediğiniz kadar yalvarın, istimdat edin), onların ne göklerde, ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. Onların buralarda (yerde, gökte) hiçbir ortaklığı olmadığı gibi O'nun (Allah'ın) da bunlardan bir yardımcısı yoktur, O'nun nezdinde kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati faide vermez." (Sebe: 22-23)

Selefden bir grup diyor ki:

"Bir kısım kavimler Hz. İsa, Hz. Üzeyr ve Meleklere dua edip onlardan istimdat ediyorlardı. Allahu Teâla bir çok ayetlerle, meleklerin ve peygamberlerin herhangi bir zararı kaldırmaya ve tebdil etmeye muktedir olmadıklarını, meleklerin de, peygamberlerin de Allah'a yaklaşmaya çalıştıklarını, onların da Allah'ın rahmetini umduklarını, azabından korktuklarını beyan buyurdu..."

"Beşerden hiçbir kimseye yakışmaz ki kendisine, kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o insanlara "Allah'ı bırakıp da bana kul olun" desin, fakat "öğretmekte ve okuyup yazmakta olduğunuz kitap sayesinde Rabbaniler olun" (der). Sizin melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi de emretmez, o, size, siz müslümanlar olduktan sonra hiç kâfirliği emreder mi?" (Âli İmran: 3/79-80)
 
Görülüyor ki, Yüce Allah melekleri ve peygamberleri "Rab" edinmenin küfür ve şirk olduğunu beyan etmektedir.

Öyleyse, her kim melekleri ve peygamberleri Allah ile kendileri arasında vasıtalar edinir;

Onlara dua ve tevekkül eder ve onlardan menfaat celbini ve zararların defini isterse;

Meselâ; onlardan günahların affını, kalplerin hidayete ermesini, sıkıntıların giderilmesini, yoksulluğun önlenmesini taleb eylerse, o kimse müslümanların icmaı ile kâfir olur.
Logged
chamdali
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279



« Yanıtla #29 : 21 Temmuz 2014, 01:59:14 ÖS 13 »

İsra; Soru-9*İnsan nedir, ne için yaratıldı, içinde barındırdığı nedir.?

Cevap; İnsan Allah’ın yeryüzündeki halifesidir Bakara/30 yani temsilcisidir...

selam,

ben yine teknik bir düzelti için yazayım:

üstteki cümle bir çok kimse tarafından dile getirilmesine rağmen kur'andaki kullanımına uymamaktadır. en'am 165 ve neml 62, insanı Allah'ın değil, yeryüzünün halifeleri olarak niteler:

en'am 165: "O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı..."

neml 62: "...sizi yeryüzünün halifeleri kılan..."

yine bir kaç ayette de helak edilen kavimlerin yerine halife kılınanlardan bahseder:

yunus 14: "Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık."

a'raf 69: "...Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını..."

bakara 30 da da yine insanın Allah'ın halifesi olduğu söylenmemektedir.


Logged
Sayfa: 1 [2] 3 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.634 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu