Azgınlık tuğyan

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Azgınlık tuğyan
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Azgınlık tuğyan
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Azgınlık tuğyan  (Okunma Sayısı 2999 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iktibas
Cengiz sarsmazelsoy
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 421


WWW
« : 09 Temmuz 2014, 09:27:11 ÖS 21 »

Alak suresi(6-9)
AZGINLIK(TUĞYAN)
6- Hayır insan azar.
7- Kendini zengin gördüğü için.
8- Dönüş Rabbinedir
Allah'ın imanlarını koruduğu kimseler hariçtir, kendisine verilip de zengin olunca şükretmez, kendisini zengin eden kaynağı tanımaz, oysa kendisini yaratan ve öğreten arkasından da rızkını veren bu kaynaktır. İnsan ise bunlara karşılık Allah'ı tanıması ve şükretmesi gerekirken azmış, günaha dalmış, şımarmış ve böbürlenmiştir.
Örneğin;
Karun) dedi ki; "Bu servet bana, ancak bende olan ilimle verilmiştir."
Kassas;78
İfade, türlü azgınlığı ve haksızlığı kapsayacak şekilde belirsiz olarak bırakılmak isteniyor. Belki de onlara zulmederek, çoğu zaman mal sahibi tağutların yaptığı gibi topraklarına ve araç gereçlerine el koyarak azgınlaşmıştı. Belkide onları bu maldaki haklarından yoksun bırakma suretiyle haksızlık etmişti. Bilindiği gibi zenginlerin mallarında yoksulların hakkı vardır. Ancak bu şekilde çevrelerinde bu mala ihtiyaç duyan birçok yoksul varken, sadece zenginler arasında dolaşan bir servet olması engellenir. Aksi takdirde kalpler kin ve kıskançlık duygularıyla bozulur, insanlık hayatı dejenere olur.
İnsanlar arasında bu örneğe her zaman rastlanır. Çünkü zenginliğinin tek nedeninin bilgi ve becerisi olduğunu sanan çok insan vardır. Bu yüzden bu tür insanlar, mallarını harcamaları veya harcamamaları konusunda kimseye karşı sorumlu olmadıklarını sanırlar. Malı ile neden olduğu bozgunculuk ve iyilikten dolayı hesap vermeyeceklerini düşünürler, mala karşı tutumları ile yüce Allah'ın öfkesini ve hoşnutluğunu çekeceklerini düşünmezler.
"Ben çalıştımda bu malı elde ettim"der."Falanacalara iş verdim,ekmek verdim"der  Bunu bana Allah verdi demezler.
Yani, "Suçlular daima her türlü kötülükten beri olan en iyi kimseler olduklarını iddia etmişlerdir, fakat onlara verilecek ceza kendi ifadelerine dayanılarak verilmez. Çünkü yakalandıklarında kendi günahlarını v.s itiraf etmezler."
Ben bu mala, mülke, bu servete bende olan ilimle ulaştım. Bu servet bana bende olan ilimden ötürü verilmiştir. Ben bütün bunları ilmimle kazandım. Kafamı çalıştırdım da bunları kazandım. Aklımı kullandım da bunlara ulaştım. Projem kuvvetliydi, planım isabetliydi demişti. Elindekileri, cebindekileri, kasasında, kesesindekileri Allahtan değil de kendisinden bilmişti. İşte buna dünyaya Karun’ca bakış diyoruz. Dünyayı Karun’ca değerlendiriş budur.
Bugün de bakıyoruz insanlardan kimileri dünyaya Karun’ca bakıyor. Kafamı çalıştırdım da bu serveti elde ettim. Aklımı kullandım da bunlara mâlik oldum. Eğer kafamı çalıştırıp ta zamanında paramı Euro , Dolara bağlamasaydım kazanmayacaktım. Eğer kafamı çalıştırıp ta zamanında paramı filan holdinge, falan filan kurumuna yatırmasaydım bugün bu kadar zengin olmayacaktım. Zamanında falan arsayı kapatmasaydım, falan dükkanı kapmasaydım kazanmayacaktım. Eğer planım, projem isabetli olmasaydı bunları elde edemeyecektim gibi sözler söyleyenlerin tamamı Karun’ca dünyaya bakan, Karun’ca dünyayı değerlendiren, yâni Allah’ı diskalifiye ederek kendilerini hayatın sahibi gören, kendilerini hayata etkin ve yetkin bilen insanlardır.
Zuhruf suresi 51 . ayeti kerimede Fravun'un böyle bir sapkınlığını görüyoruz.Ve firavun, kavmi içinde seslendi: “Ey kavmim, bütün Mısır benim mülküm değil mi? Ve altımdan akan bu nehirler? Hâlâ görmüyor musunuz?” dedi.
Bugünde bu vatan bizim lütfen İslamcılar gitsin,falancalar,filancılar gitsin,kolaymı kuruldu bu ülke diyerek tağutlaştığını görüyoruz.


Logged

Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma
iktibas
Cengiz sarsmazelsoy
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 421


WWW
« Yanıtla #1 : 09 Temmuz 2014, 09:27:48 ÖS 21 »

Kendisini müstağni görmektedir bu alçak insan da onun için bunu yapmaktadır. Halbuki dönüş Allah’adır. Bu âyet-i kerime Rasu-lullah efendimizin Kâbe’nin avlusunda namaz kılmaya başladığı ve Ebu Cehil’in de kendisini bundan menetmeye çalıştığı dönemi anlatır. Bu âyet sebebiyle Firavunla Ebu Cehil mukayese edilmiş, âyetin ifâdeleri doğrultusunda da Ebu Cehil’in Firavun’dan daha şedit bir alçak olduğu ispat edilmiştir. Bunların her ikisi de tâğuttur. Ama Ebu Cehil’in tâğutluğu Firavununkinden daha şiddetlidir. Bunu belirtmeden önce tâğutun ne demek olduğunu açıklayalım:
Tâğut, tağa, tuğyan haddi aşmak, sınırı çiğnemek demektir. Haddi aşan, sınırı çiğneyen her şey tâğuttur.
Tâğut kelimesinin şer’î mânâsı ise; Allah ve Resûlü’nün belirlediği ölçülerin dışına çıkarak, Allah’ın belirlediği kanunların, yasaların dışında kanun koyarak insanları kendi kanunlarına uymaya zorlayan, insanları kendisine kulluğa zorlayan ve böylece haddini aşan kişidir.
Allah’a karşı isyan edip, azgınlaşıp, zorla veya gönül rızasıyla insanların kendisine ibadet ve itaat etmelerini isteyen gerek şeytan, gerek insan, gerek put, gerek müessese ve kurumların hepsi tâğut-tur. Kanunları, görüşleri, hükümleri Allah kanunlarının önüne geçirilen her varlık tâğuttur. Arzu ve istekleri putlaştırılıp insanların ona boyun bükmeleri istenilen her varlık, Firavun, Nemrut gibi tâğuttur. İnsanları Allah yolundan uzaklaştırmak isteyen, insanları Allah dinini öğrenmekten meneden, yani din eğitimini yasaklayan her program, her sistem tâğuttur. Allah’ın insan hayatı için belirlediği kulluk yasalarından habersiz olarak, Kitap ve Sünnete müracaat etmeyerek kendi hayatını belirlemeye kalkışan, kendi kendine bir hayat programı belirleyen herkes tâğuttur.
Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan, “Allah bilirse biz de biliriz! Bizim de bilgimiz var! Bizim de aklımız var! Bizim de keyfimiz var! Biz de biliriz kılık-kıyafetin nasıl olacağını! Biz de biliriz eğitimin nasıl olacağını! Biz de biliriz nereden kazanıp nerelerde harcayacağımızı! Biz de biliriz nasıl bir hukuk yapacağımızı, biz de biliriz nasıl bir hayat programı belirleyeceğimizi!” diyerek Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan her insan tâğuttur. “Sen öyle diyorsan biz de böyle diyoruz! Sen kılık-kıyafetiniz şöyle olsun diyorsan biz de böyle olacak diyoruz! Sen mirasınız şöyle olsun diyorsan biz de böyle olmalı diyoruz!” diyerek Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan herkes tâğuttur.
Ya da Allah karşısında güç iddiasında bulunanlar da tâğuttur. “Allah varsa biz de varız! Allah’ın gücü varsa bizim de gücümüz var! Allah’ın cehennemi varsa bizim de kodeslerimiz var! Allah’ın melekleri varsa bizim de silahlılarımız var! Biz de asar keseriz! Biz istedik mi asarız! Biz istedik mi keseriz! Biz istedik mi açarız! Biz istedik mi kestiririz!” diyerek Allah karşısında güç ve kuvvet iddiasında bulunanlar da tâğuttur.
Logged

Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma
iktibas
Cengiz sarsmazelsoy
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 421


WWW
« Yanıtla #2 : 09 Temmuz 2014, 09:28:59 ÖS 21 »

Allah’a ve Allah’ın emirlerine isyan edip kendi kendine uyup, kendi hevâsını, kendi düşüncesini ve aklını putlaştırıp kendi kendisini mabûd yapmış kişi de tâğuttur.
“Kendi hevâ ve hevesini İlâh edineni görmedin mi?....”
(Câsiye: 23)
Kendi hevâsını, havasını putlaştırıp arzuları ve keyifleri istikâmetinde bir hayat yaşayarak Allah’ın kitabına ve Resûlü’nün Sünnetine karşı müstağnî davranan, ihtiyaçsız ve eyvallahsız davranan kişi de tâğuttur. Parasına, malına, makamına, çevresine, kredisine güvenerek kendi kendine yeteceğine zanneden, “ben bana yeterim! Benim malım, mülküm, makamım, koltuğum, çevrem, kredim var. Benim hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacım yoktur! Kitaba da, Sünnete de, dine de, diyânete de ihtiyacım yoktur! Ben kazanmayı bilirim! Ben kazanacak ve harcanacak yerleri bilirim! Ben hangi mesleği seçeceğimi bilirim! Ben ev tefrişini bilirim! Çocuklarımı nasıl eğiteceğimi pekâla bilirim! Ben hayatımı nasıl yaşayacağımı bilirim! Başka hiçbir şeye ihtiyacım yoktur! Ne Kitaba ne de Sünnete ihtiyacım yoktur” diyerek ken-disini putlaştıran insan da tâğuttur.
Bakın burada Rabbimiz Ebu Cehil’in tâğutlaştığını anlatıyor. Nâziât sûresinde de Firavun’un tâğutlaştığı anlatılıyordu. Oradaki âyet de şöyleydi: Rabbimiz, elçisi Hz. Mûsâ’yı Firavun’a gönderirken şöyle buyuruyordu:
“Ey Mûsâ! Firavuna git; doğrusu o azmıştır.”
(Nâziât 17)
Dikkat ederseniz bu âyet-i kerimede Firavun’un tâğutluğunu anlatırken Rabbimizin kullandığı ifâdeyle Alak sûresinin bu âyetinde Ebu Cehilin tâğutluğuyla alâkalı kullandığı ifâde farklıdır.
Birincisinde sadece “İnne” te’kid edatı kullanılırken, ikincisinde hem “Kellâ” te’kid edatı, hem “İnne” te’kid edatı, hem de “leyatğa”daki “Lam” te’kidleri kullanılmıştır. Hem de birincisinde geçmiş zaman ifâdesi kullanılırken, bu berikisinde ise şimdiki zaman ifâdesi, yani devamlılık ifâdesi kullanılıyor. Bundan da anlaşılıyor ki, Ebu Cehil, Firavun’dan daha şedit bir tâğuttu.
Allah diyor ki, hayır hayır bu gidişat farklı. Bu gidişat bozuktur. İnsan tuğyan ediyor. Nankör insan azgınlık yapıyor. Bu âciz, bu bir damla kandan meydana gelmiş insan aczini unutuyor, basitliğini unutuyor, kendisini kimin var ettiğini, varlığını kime borçlu olduğunu ve elindekileri kendisine kimin verdiğini unutuyor da müstağnî davranıyor. Kendi kendine yeteceğini zannediyor. Ben bana yeterim! Benim bilgim bana yeter! Ben kazanmayı bilirim! Ben ev tefrişini anlarım! Ben oğluma nasıl bir eğitim vereceğimi pekâlâ bilirim! Ben nasıl bir hayat yaşayacağımı bilirim! Ben nereden kazanıp nerelerde harcayacağımı, nasıl giyineceğimi, nasıl bir hukuk yapacağımı, neleri yiyip neleri içeceğimi, nasıl bir siyasal yapılanmadan yana olacağımı bilirim! Benim aklım var, bilgim var, keyfim var, benim ne Allah’ın Kitabına ne de Peygamberin uygulamalarına ihtiyacım yoktur! diyen Ebu Cehil ve Kıyâmete kadar onun yolunun yolcusu kâfirler, acizliklerini, basitliklerini unuturlar da Allah’a karşı, Allah’ın dinine ve Allah’ın elçisine karşı müstağnî davranırlar, müstekbir davranırlar. Hep aynı kategoridedir bunlar. Kendi kendilerine yeteceklerini zannederler. Kendi bilgilerini, kendi anlayışlarını, kendi yasalarını Allah’ınkinden üstün görürler.

8- Dönüş Rabbinedir.
Öyleyse kulluğun tamamı da Al­lah’a aittir. Hal böyleyken Allah’tan başka birile­rini belirleyip bu konuda onlardan yardım istemek Allah’a karşı saygı­sızlıktan, küstahlıktan başka bir şey değildir.
Muhsinin ihsanı anında gayri muhsine teşekkür etmek muh-sine hakarettir. Muhsinin ihsanına karşılık muhsini görmezden gelerek gayri muhsine teşekkür ya da kulluk muhsine karşı nan­körlüktür, nî­meti inkârdır der Kuran. Ayrıca muhsin kendi irade­siyle, kendi arzu­suyla ihsanda bulunduğu halde onun başkalarının tavsiyesi ile, baş­kalarının şefaatiyle bunları yaptığını iddia etmek muhsine karşı yapıl­mış en büyük nankörlüktür.
"De ki bütün şefaat Allah’a aittir. Çünkü göklerle ye­rin mülkü Allah’ındır. Sonra hepiniz O’na döndürü­le­ceksiniz."
(Zümer 43)
Allah diyor ki, siz bilirsiniz. İsterseniz öyle yaşayın. İsterseniz Allah’ı hesaba katmadan bir ömür tüketin. Ama şunu unutmayın ki:
“Halbuki dönüş Rabbinedir.”
Bu gidiş Rabbinedir. Her gidiş Allah’a doğrudur. Adım atarken, yürürken, dururken, yerken, içerken, konuşurken, evlenirken, boşanırken, otururken, kalkarken, bilesiniz ki hep Rabbinize doğru hareket etmektesiniz. Yaşadığınız her bir saniye, alıp verdiğiniz her bir nefes sizi Rabbinize doğru götürüyor, Rabbinizin huzuruna gidiyorsunuz. Her şey sizi ona yaklaştırıyor. Hep mezara doğru yaklaşıyorsunuz. Bir gün gelecek bu dünya da, bu hayat da bitecek, O’nun huzurunda toplanacak ve yaşadığınız bu hayatın hesabını O’na ödeyeceksiniz. O’nun huzurunda yapıp ettiklerinizden hesaba çekileceksiniz.


Logged

Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma
kutbay
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2525



WWW
« Yanıtla #3 : 09 Temmuz 2014, 10:34:25 ÖS 22 »

Sayın iktibas,
böyle paylaşım daha güzel oldu.

Teşekkürler
Logged

Allâhûmme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu