BEYİN EGZERSİZİ SORULAR

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > BEYİN EGZERSİZİ SORULAR
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

  İslami Düşünce Platformu > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > BEYİN EGZERSİZİ SORULAR
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BEYİN EGZERSİZİ SORULAR  (Okunma Sayısı 5638 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« : 20 Haziran 2014, 05:44:09 ÖS 17 »


[Bu kategoriye sardım gibi, bu aralar siteye her uğradığımda kendimi bu başlıkta buluyorum. Çok değerli zihni mefkûreler paylaşılmış. Hadi hayırlısı, bitirene kadar okuma keyfim kaçmaz inşaAllah!]


*Aşağıdaki sözü okudum ve fikir teatisine ihtiyaç duyup istişareye açmak istedim.

"Aranızdaki düşük ve bayağı kimselere ikrâm ediniz, onlara hediyede bulununuz. Çünkü onlar sizi, dünyâda ve âhirette utanacak duruma düşmekten ve ateşten alıkoymaktadırlar. İnsan, utanılacak ve âteşe düşmeye sebep olan şeyleri onlarda görerek bunlardan kendisini korur." Ahnef bin Kays

Düşük ve bayağıdan kasıt yoksulluk içinde olanlar değil zannımca, ahlaki düşüklük ve kötü karakterliler kastediliyor diye anladım. Hastalık nasıl ki sağlımızın kıymetini zihnimize belletiyorsa, kötüler de iyilerin kıymetini idrak etmemize yardımcı oluyor. ''İçimizden müteşekkir olalım tamam da...
Kafama takılan husus; böylesi insanlara ikramda bulunmak, keremli davranmak doğru mudur?''...(Anladığım kadarıyla buradaki ikram, sadece yeme içme ikramı da değil.)

Katkılarınız memnuniyet verecektir.
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2017, 11:09:38 ÖS 23 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5141



WWW
« Yanıtla #1 : 20 Haziran 2014, 06:54:26 ÖS 18 »



"Aranızdaki düşük ve bayağı kimselere ikrâm ediniz, onlara hediyede bulununuz.
Çünkü onlar, sizi dünyâda ve âhirette, utanacak duruma düşmekten ve ateşten alıkoymaktadırlar. İnsan, utanılacak ve âteşe düşmeye sebep olan şeyleri onlarda görerek, bunlardan kendisini korur." Ahnef bin Kays



doğru ya da yanlış demek isabetli olmaz ama
tercih ve yorum olarak değerlendirebiliriz.

haklılık payı var ki bir cahilin yapacağı seviyesiz ve düşük bir hareketi görünce onun yerine biz utanıyor o duruma düşmekten korkuyor ibret alıyoruz. ve bırakın o duruma düşmeyi o durumun kıyısından bile geçmemek için uzaklaşıyoruz.

ama o kişi bunu hem (topluma örnek) fayda olsun diye değil hem sizi düşünmesinden dolayı değil sadece kendi düşüncesiz ve sığ davranışları ile tercihte bulunmakta ve kendisini komik duruma düşürmektedir. ve hatta hatta o kadar sığ insanlar olabilecektir ki sizin gördüğünüzde dahi rahatsız olacağınız onun yerinde kendinizi hissedip utanacağınız düşüklükleri yapmalarına rağmen onlara gayet olağan ve sıradan gelebilecektir ve bırakın ders almayı yaptığı hatayı bir daha tekrar etmemeyi tam tersi zevk alıp gülüp eğlenip yoluna devam edebilecek düzeysizlikte olabilirler.

valla diğer sakız gibi sünen tasavvuf konusuna bulaşmamaya çalışıyorum ama
bana göre bu sözü söyleyen kimdi ahnef bin kays tasavvuf ehli mi ona bakın
zira böyle bir bakış açısı onlardan sudur olacaktır...

somut örnekler üzerinden gitmeyi severim



şimdi bu bayan kardeşimiz (kardeş de dedimya neyse tövbe)
yaptığı bu düşüklük ile bizlere ibretlik bir örnek teşkil etmekte.
böyle bir hareketin ne kadar çirkin olduğunu görüp ibret alıp o duruma düşmemeye çalışılır
hoş bu marjinal bir örnek olduğu için zaten kolay kolay kimse böyle bir görüntü vermez ama
genel olarak bu manzaradan sonra bizler kendimizi sorgulayacağız ve toplum içinde kadın erkek ilişkilerimiz ve
duruş tavırlarımız ne durumda hemen check edip falsomuz varmı yok mu oto kontrol edeceğiz
bu olay ve bu utanç örneği bu kendi kendimizi kontrole vesile olmuştur evet.

ama o arkadaş acaba kimse ses etmese o durumundan ne kadar eğlenmiş ve mutlu olmuş şekilde evine gidip huzur içinde uyuyacak.
ve hatta bir dahaki bahar şenliklerinde yine aynısını yapacak belki bu pozisyon kesmeyecek farklı şeyler deneyecek
zira ona göre bunda kötü bir durum yok masum bir eğlence şekli. kötü durum olduğunu bilse belki de yapmazdı zaten.

zurnanın zırt dediği yere gelelim
şimdi biz bu arkadaşdan ibret aldık onun sayesinde artık hiçbirimiz kucaklara oturmaz sırtlara tepelere oturmaz olduk
buna vesile olduğu için bu arkadaşa gidip hediye mi verelim teşekkür edip onore mi edelim ?

zaten aklı kıt olmasa o fahşa (Sözlükte "çirkin ve aşırı olmak" anlamına gelen fuhuş kökünden) hareketi yapmazdı
aklı kıt olana gidip de teşekkür ve hediye verilecek olursa daha da azgınlaşıp düşüklüğünü artık çukurluğa çevirecektir.
yani yorumsal olarak o bize iyilik ettiğini varsaysak bile biz ona kötülük etmiş olacağız.

tam tersi
azarlama yerme değil de kazanma düzeltme amaçlı güzel ahlak ve güzel öğüt ile asr suresinde olduğu gibi hakkı ve sabrı tavsiye etmeli
iyiliği emredip kötülükten sakındırmalıyız.

diye düşünüyorum. uzun ve dağınık oldu ama kusura bakmayın. islamoğlu gibi anlatabiliyooormuuyuuum diyeyim  Cheesy

Logged
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #2 : 20 Haziran 2014, 08:34:48 ÖS 20 »


Anlatabilmişsiniz, tebrikler ve teşekkür.
Beni düşündüren de bu olmuştu. Bu tavır, bayağılığı ödüllendirirmiş gibi...kişinin hatasını fark edemeyip şımarmasını, cesaret bulup yanlış, kötülük ve zararında daha da ileri gitmesini sağlamaz mı? Kötüye ve kendimize kötülük değil midir?

Ama öte taraftan şunu da düşündüm. Ayette ''Kötülüğü iyilikle savın!'' öğüdü var, ayrıca Ebubekir(radıyallahuanh) kızı Aişe'ye yapılan iftirayı yayan yoksul bir adama -bu ayetin gereğini yapabilmek adına- yardımını ziyadeleştirmiş.

Acaba utanılsın diye mi?...
Ama düşük, bayağı tiplerde utanma da pek rastlanılan bir vasıf değil zannımca. Sizin de örneğiniz üzre utanılsa ve kötü olduğu düşünülse yapılmaz sakınılır zaten. Sakınılır mı acaba?... Yoksa kişiden kişiye değişir mi bu nitelik?

İnsanlar kötülükleri bilgisizlikten mi yapıyor, bilip de kasti yapanlar yok mudur? Yanlış olduğunu düşünmediklerinden, doğru olduğunu sandığından mı yapıyorlar acaba? Kötülerin beyninin işleyişi, o zaman bir nevi tersten mi çalışıyor!...? Beynin işleyişindeki bir arızadan kaynaklı olabilir mi bu, ya da usta yalancılar olup kendilerini bile kandırdıklarından kaynaklı mıdır?...
« Son Düzenleme: 21 Mayıs 2017, 03:51:31 ÖS 15 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 281


« Yanıtla #3 : 20 Haziran 2014, 08:59:47 ÖS 20 »




"Aranızdaki düşük ve bayağı kimselere ikrâm ediniz, onlara hediyede bulununuz.
Çünkü onlar, sizi dünyâda ve âhirette, utanacak duruma düşmekten ve ateşten alıkoymaktadırlar. İnsan, utanılacak ve âteşe düşmeye sebep olan şeyleri onlarda görerek, bunlardan kendisini korur." Ahnef bin Kays




Es selamu aleykum

Metinden anlaşıldığı kadarıyle  ‘’ düşük ve bayağı kimseler ‘’ den kasıt , utanç  verici  fiilleri alenen işleyen günahkârlardır.

Bu durumda  - herhangi bir ironi sözkonusu değilse -  anılan sözün/tavsiyenin doğru ve yerli yerinde  sarfedilmis olduğu kanaatinde değilim.

Öncelikle bu tip kişiler  her zaman ibretlik olmayıp insanları menfi de etkileyebilir ve  ‘’ kötü örnek ‘’ olabilirler. Bu durumda  kendimizi onlara borçlu hissetmemiz sözkonusu olmayabilir.

Mümin için çok çok önemli bir düstûrun ‘’ Müsbet Hareket ‘’ olduğunu her zaman savunsam da , facirler söz konusu olunca , yapılacak yegâne şey bunlara elle/dille engel olmaya çalışmak; nehy-i anil münkerdir ;  yaptıklarının normal ve meşru karşılandığı anlamı çıkarabilecekleri ödüllendirme(!) /ikram vb değil.


Allah (cc)’na emanet olunuz.
Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #4 : 24 Haziran 2014, 01:41:48 ÖÖ 01 »

bana göre bu sözü söyleyen kimdi ahnef bin kays tasavvuf ehli mi ona bakın.
zira böyle bir bakış açısı onlardan sudur olacaktır...

Baktım, bakmakla da yetinmeyip biyografisi hakkında çıkan tüm linkleri okudum. Muhammed Peygamberin(aleyhisselam) zamanında iman ederek biat etmiş ve Ali(radıyallahuanh) dönemine kadar yaşamış bir Zat. Çok halim/hilm sahibiymiş ve sözlerinden anladığım kadarıyla da, düşük ve bayağı kimselere ikramın onları utandırıp kendilerini toparlamaya sevk edeceğini düşünerek yazmış. Üzerinde örnekler ile düşününce isabetli olduğuna kanaat getirdim.


Es selamu aleykum
Metinden anlaşıldığı kadarıyla  ‘’düşük ve bayağı kimseler‘’ den kasıt, utanç verici fiilleri alenen işleyen günahkârlardır.

Öncelikle bu tip kişiler her zaman ibretlik olmayıp insanları menfi de etkileyebilir ve ‘’kötü örnek‘’ olabilirler. Bu durumda kendimizi onlara borçlu hissetmemiz söz konusu olmayabilir.

Mümin için çok çok önemli bir düstûrun ‘’Müsbet Hareket‘’ olduğunu her zaman savunsam da, facirler söz konusu olunca, yapılacak yegâne şey bunlara elle/dille engel olmaya çalışmak; nehy-i anil münkerdir; yaptıklarının normal ve meşru karşılandığı anlamı çıkarabilecekleri ödüllendirme(!) /ikram vb değil.

Allah (cc)’na emanet olunuz.

Ve aleykum selam ve rahmetullah!
Evet, sözdeki kasıt; utanç verici davranışlar içerisinde bulunan kimselere karşı tavrımızdı. Kötülük ve kötülere tavrımız nasıl şekillenmeli?...daha geniş çerçevede değerlendirilebilsin diye bu tanımları da kullanmıştım. Ama ikisi apayrı şey tabii ki. Kötülüğü, 'hadis ile beyan ettiğiniz üzere' kişilere belirtmek ve düzeltmeye gayret göstermek lazım.

Sizde Allah'a emanet kalın, katkınız için teşekkürler..
« Son Düzenleme: 20 Mayıs 2017, 11:22:50 ÖÖ 11 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #5 : 27 Haziran 2014, 11:33:16 ÖÖ 11 »


“Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp- saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim."
Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost(veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan)Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.” (4/119-120)

Aranızda muhtelif tefsirlerden istifade etmiş ve zihni tefekkür içerisinde bulunmuşlardan(mevcuttur diye düşünüyorum inşaAllah!) ''davarların kulaklarını kesmekten'' ne kastedildiğini paylaşmalarını istesem...mümkünse ve zahmet olmayacaksa tabii; memnuniyet verecektir, katkıda bulunacaklara şimdiden teşekkürler.
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2017, 11:39:20 ÖS 23 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5141



WWW
« Yanıtla #6 : 27 Haziran 2014, 12:49:40 ÖS 12 »

Bazı hayvanlara işaret koymak sureti ile putlara adamak ya da kutsal sayıp dokunulmaz sahiplenilmez kesilmez yenilmez addetmek olarak yapılan o dönemin bir uygulaması diye biliyorum. Hakkı yılmaz tefsirinde şöyle açıklıyor

Hakkı Yılmaz

 Âyetteki, hayvanların kulaklarını yardırmak ifadesiyle, İblis'in insanlara kendi ürettikleri bir din icat ettireceğine işaret edilmektedir. Nitekim müşrikler Bahîre, Sâibe adı altında hayvanların kulaklarını yarıp onları haramlaştırmışlardır. Burada müşriklerin bu uygulaması, baz alınarak genel olguya işaret edilmiştir.

ALLAH'IN YARATIŞINI/ÖLÇÜLENDİRDİĞİNİ BOZDURMAK

Bu ifadeler, genellikle hayvanları burmak, insanları iğdiş etmek vs. şeklinde anlaşılmıştır. Ama burada konu edilen “bozma”nın, varlıkların genleriyle oynamak, insanların yararlanması için yaratılmış ay, güneş, taş, toprak vs. gibi varlıkları kutsallaştırarak ilâh hâline getirmek, sırtlarına binilsin, etleri yenilsin diye yaratılan hayvanları haramlaştırmak, meşru cinsel sınırın dışına çıkarak homoseksüellik ve lezbiyenlik yapmak, mazeretsiz hitan yapmak, kısacası tüm doğayı, doğadaki dengeyi bozmak şeklinde geniş manada anlaşılması daha uygun olur.

 http://www.istekuran.com/index.php?page=nisa

Logged
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #7 : 22 Şubat 2017, 12:27:09 ÖÖ 00 »


Kuran'a göre insanı tahkiki imana götüren sorgulama nedir ve nasıl olmalıdır?...

Katkılarınız verimli olacaktır..
« Son Düzenleme: 22 Şubat 2017, 12:29:19 ÖÖ 00 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #8 : 16 Mayıs 2017, 01:02:02 ÖÖ 01 »


1. Kişinin kendisine ait bir eşyayı farketmemişken, izni olmaksızın ç/almış olan bir kimsenin kendisinde yahut evinde görür ve belirtmeksizin aynı yolla alırsa..

2. İmkanı olduğu halde borcunu ödemeyen borçlusuna karşı, bir alacaklının (mesela: dükkanı varsa) oradaki malları borcuna eşit miktarca boşaltıp alması, el koyması..

Soru: Bu eylem hırsızlığa mukabil gelen, eş değerde bir günah mıdır, yoksa hakkı gaspedildiğinden 'gerekçesi haklı sayılıp' günahtan muaf mı olur?
Yapılan etik görünmesede caiz midir?

Bu konuda fıkhi malumatınız yahut kişisel fikriniz, vicdani düşünceniz nedir?
Herkes görüş belirtebilir, bunun olması memnun eder.


Sizin başınıza gelse örneğin, n'aparsınız?

A- Konuşup yüzleşir misiniz? (İnkar etme olasılığının yüksek olacağını düşünün.)

B- Polise mi ihbar edersiniz? (Bu duruma düşmesini istemediğiniz bir tanıdığınız, yakınınız olduğunu düşünün.)

C- Kabul edip kendisi iade etmeyeceği için, aynı yolla almaya mı kalkışırsınız?
Yoksa bu hırsızlık olur ve günahtır diye mi düşünürsünüz?

D- Görmezden gelip, unutmayı ve helal etmeyi mi seçersiniz? (Sizin için değerli bir şey veya yüklü miktar, mesela: tüm birikiminiz olduğunu düşünün.)

E- Allah'a mı havale edersiniz? (Allah'tan bulsun diyerek..)
« Son Düzenleme: 16 Mayıs 2017, 02:02:36 ÖS 14 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5141



WWW
« Yanıtla #9 : 16 Mayıs 2017, 10:48:32 ÖÖ 10 »



Sayın İsra, güzel soru sormuşsunuz.
Mesela 2. Maddede saydığınız durumu yaşıyorum.
Mal sattığım müşterilerimden biri borcunu ödemedi.
Zorlaya zorlaya bir kısmını aldım ama hâlâ bir miktar var.

Ben dükkanında otururken yan masada babasının arkadaşı ile konuşmasını duydum. Kurban bayramında kurbanı kesip tatile Antalyaya gitmekten bahsediyordu.

Parası yoksa kurban da kesemez tatile de gidemez.
Parası varsa benim borcumu niye ödemez.

Her gittiğimde para yok, işler kötü... Aynı sızlanmalar.
Mesela niyeti bozdum,
Yazın gidecem kasasının yanına oturacağım.
Belki hergün gideceğim hergün saatlerce oturacağım


Şeytan diyor ki,
Eğer o da ters davranırsa indir camını çerçevesini,
 kır tezgahını görsün gününü.

Ya da alacağım oranında eşyasını dükkanından zorla alıp çıkayım diyorum.

Daha bana teklif edilen illegal tahsilat yöntemlerine gitmiyorum bile.

Ben bu vb yollar ile hakkımı! Alabilirim, belki.

Bireysel olarak nefsimi tatmin etmiş olur,  hakkımı almanın ya da kısas uygulamanın huzuruna ererim.

Amaaa

Sorun şurada,
Herkes adaletini kısasını cezasını kendisi vermeye kalkarsa  toplumda kaos oluşmaz mı?
Bu şiddet toplumuna ve dolayısı ile terörizme yağmaya talana intikama kan davasına dönüşmez mi?
Ve bu olumsuz dönüşüm sonucu toplum helâk olmaz mı?

Şimdilik burada bırakıyorum sonra devam ederiz..

Logged
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #10 : 20 Mayıs 2017, 12:59:51 ÖÖ 00 »


*Alacaklı durumda olan kişinin maddi sıkıntısı, acil ihtiyacı yok ise; süreyi uzun tutup geniş zamana yayarak borçluyu sıkmaması, sakin ve sabırlı olması gerekir.

*Borçlu olanın ise; imkan bulur bulmaz en kısa zamanda borcunu ödeyip alacaklı durumda olan kişiyi mağdur etmemesi, itibarını ve kendisine duyulan güveni istismar etmemesi, bunu yitirmemeye çalışması gerekir. Şayet ödeme imkanı bulamıyor ve karşısındakinin de aciliyeti varsa, başka birinden borç alarak borcunu ödeyip alacaklısını değiştirirse, hem alacaklısını mağdur etmemiş hem de sıkıntılı durumunu atlatacak zamanı kazanmış olur.


Kurban ve tatil meselesine gelince... Borçlu olan birinin hayvan kurban etmesi mükellifiyeti olmadığı gibi, tatil yapma lüksüne girmesi de ahirete iman ve toplumsal sorumluluklar bilincine hakkıyla vakıf olunmadığının göstergesi bana göre..İslam ahlakına, ibadet olgusuna tezat düşen bir durum.

Lüks bir tatil yapma imkanı olan borçlu kimse, adayışını hayvan üzerinden değil kendi üzerinden yapmalı ve hayvanı değil, malını ve tatil keyfini kurban etmeli, adayışını bu yolla yapmalıdır.


Kurban ibadeti de birçok ibadet gibi içi boşaltılmış, ritüele dönüştürülmüş bir kavram olarak karşımıza çıkmakta maalesef!

İslam dininin Rabbi olan Allah; kendisine kan sunulmasını isteyen, mitolojide inanılan tanrılar gibi ve onlardan olan bir ilah değil. Kullarından istediği sevgiyle itaat, samimiyetle adanmışlık; kötülüğün türevleri olan kan dökücülük, yok edicilik ve bozgunculuk-ifsaddan sakınılması.

Vakfetmeyi, adayışı, önceliklerimiz ve karşımızdakilerin öncelikleri üzerinden yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Paraya ihtiyacı olana et vermek de neyin nesi?!... Para verilirse, kişi ihtiyaç duyuyor ve istiyorsa et almasını bilir. Hasta olduğundan ilaç parasına, kışın yakacak odun kömüre ihtiyaç duyan veya giyecek ayakkabısı olmayan, yemek pişirecek ocağı-tüpü olmayan birine et vermek lütuf mudur, zulüm mü? Empati yapmak halden anlamak mıdır, anlayışsızlık mı? Bu kabalık mıdır, incelik mi?!


Müslüman toplumlar akletmekten uzaklaştıkları için her türlü pislik üzerlerine boca olmakta ve elleriyle yapıp öne sürdüklerinin sonucunu yaşamaktalar. Sünnetullah'ın işleyişi gereği hak ettikleri şekilde yönetilirken, yapılan muamelelere de çoğu zaman müstehak durumdalar..


Can sıkıcı bir durumu, tebessüm ettirici ifadelerle aktarmışsınız. 'İllegal tahsilat yöntemlerine başvurmanıza gerek kalmadan'...hakkınızda hayırla sonuçlanır umarım!
« Son Düzenleme: 21 Mayıs 2017, 03:42:53 ÖS 15 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
İSRA
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


Zalim zulüm eder, Kader adalet eder..


« Yanıtla #11 : 15 Haziran 2017, 03:37:12 ÖÖ 03 »


76/İnsan Suresi 5. ayetinde: اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا  
geçen kefur katkılı içecekten kasıt kefir olabilir mi? okurken aniden aklıma getirildi.. Etil alkol barındıran bir içecek; Cennet ile ilgili ayetlerde de şarap, kadeh ikilisi anıldığından çağrışım yaptı belkide...

Muhtelif sitelerde geçen 'kefirdeki etil alkol miktarı' da şöyle: ''Alkol miktarının % 4 civarına çıktığı belirtilmiştir. 24 saatte demlenmiş kefir %0.08-2 arasında, daha gerçekçi bir yaklaşımla %0.08-0.5 arasında alkol içerir. Bir başka raporda ise Kefirdeki alkol miktarının % 0,6-0,8 oranında alkol bulunduğu görülmektedir. İçinde %,6-1,1 etil alkol, Kefir türlerinin süt asidi oranı % 0,6-0,9 arasında değişmekte, etil alkol miktarları da % 0,6-1,1 arasında kefir sertliğiyle orantılı olarak oluşmaktadır. Bileşiminde yüzde 0.6-1.1 oranında etil alkol oluşur. Kefir'in içinde % 0,6-0,8 oranında alkol bulunmaktadır.''

Son zamanlarda sıklıkla adı geçen, kullanımı yaygınlaşan, keşfedilip meşhur olan, ayrıca fazlasıyla yararı olduğu söylenen bu içecek, Mushaf'ta geçen; Zeytin, İncir, Üzüm, Nar, Hurma gibi(Muz ve Kiraz geçtiği de meallerde vaki) ürünlere dahil mi acaba?... Dahil ise, faydalarına binaen vurgu yapılıp istifade etmemiz istenilmiş olabilir.
« Son Düzenleme: 26 Haziran 2017, 02:37:21 ÖS 14 Gönderen: İSRA » Logged

because the most beautiful picture of your life is in you..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu