"Veli" ve Evliya" Terimleri

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > "Veli" ve Evliya" Terimleri
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > "Veli" ve Evliya" Terimleri
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: "Veli" ve Evliya" Terimleri  (Okunma Sayısı 74218 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #15 : 26 Mayıs 2014, 02:48:25 ÖS 14 »



Allah'ın ayetlerinde hiç bir çelişki yoktur. Maide 5.ayet ile 51.ayet çok açık. Siz sap ile samanı karıştırırsanız çelişki gibi görürsünüz. Benim açımdan hiç bir çelişki yoktur. Maide 5.ayette Allah ehli kitap ile yeme içime ve nikah konusunu ele alıyor. Maide 51.ayette ise onlarla velayet ilişki olunmayacağını anlatıyor. Ehli kitap eşiniz de olsa , arkadaşınız da olsa onlarla sırlarınızı paylaşmayın, onları dost edinmeyin, onları otorite edinmeyin diyor. Mesele budur.
Çelişki olmayan ayetleri bile kendine çelişki gibi göstermek de neyin nesi olur. Apaçık bu iki ayet arasında çelişki zannına kapılıyorsanız işiniz/işimiz çok  zor.


Sap ve saman ilişkisi kuran kim.? Bak ve gör. Bu ne demek .?

onlarla velayet ilişki olunmayacağını anlatıyor. Ehli kitap eşiniz de olsa , arkadaşınız da olsa onlarla sırlarınızı paylaşmayın, onları dost edinmeyin, onları otorite edinmeyin diyor. Mesele budur.

Yapma gözüm Allah aşkına. Açıkladığını mı zannediyorsun. Onlarla ilişki ya olacaktır, ya olmayacak. Olacak diyorsan dost kelamı yanlış.

İlişki olmayacak diyorsan, ayeti inkar ..

Hangisi, onlarla ilişki var mı, yok mu .?
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4698


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #16 : 26 Mayıs 2014, 02:59:11 ÖS 14 »

"kellim kellim la yenfa' "

Sana "selam" diyorum geçiyorum.
Allah selamet versin hepimize, sıratı mustakimden ayırmasın
Logged

.müslim.
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 54


« Yanıtla #17 : 26 Mayıs 2014, 06:18:24 ÖS 18 »

rabbim razı kalsın yazandan ve paylaşandan...


Hak divanında öğrenirsin amma, hiç bir değeri ve kıymeti olmaz. Burada idrak edemeyene ahirette zaten ettirilecek.

Yazık, Allah hidayet versin de bu dünyada idrak et.

Karşında beni görüyorsun değil mi.? Ayeti, ayetle çürütmeye çalışıyorsunuz.

Allah 'ın ayetlerini, birilerinin yazmış olduğu yazılarla kararta bileceğini, red ve inkar edebileceğini zannediyorsun. Paylaşmış olduğun yazının her harfinden sorumlusun.

Allah ıslah etsin, gerçekten de çok yazık.

EVLİYA ' KELİMESİNİN MANA KARŞILIĞI YİNE EVLİYA 'DIR.

Başka manası yok.

amin inşallah..bizim şeyhımız yok bizi kurtarsın sen kurtuldun desene..evliye dediklerin kendilerini kurtarmiştir inşallah..
Logged
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #18 : 26 Mayıs 2014, 06:34:40 ÖS 18 »

"kellim kellim la yenfa' "

Sana "selam" diyorum geçiyorum.
Allah selamet versin hepimize, sıratı mustakimden ayırmasın



Ve aleyküm selam ..  Amin ,

Allah cümlemize de selametlikler versin, sırat-ı müstakimden ayırmasın inşaallah.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #19 : 26 Mayıs 2014, 07:03:04 ÖS 19 »


amin inşallah..bizim şeyhımız yok bizi kurtarsın sen kurtuldun desene. evliye dediklerin kendilerini kurtarmiştir inşallah..


Hala işin gırgırındasın. Evliya yazmak bile içini sıkıyor belli ki.

Benim şeyhim değil beni kurtaran. O yalnızca irşat eder, öğretir, bildirir, izah eder, ikaz eder..

Kısacası terbiye eder.

E D B Ya Hu ' yu öğretir. 

Allah 'ı bildirir, senin kendini buldurur. Nefsinle seni tanıştırır. Benlik, gurur, kibir, ucup 'tan sakınmayı öğretir. Peygamber terbiyesi verir.

Daha ne versin, daha ne yapsın. Ahiret yurdu için gerekli teçhizatla donatır. 

Peygamber efendimize gerçek manada tabii olanların sayısı kaçtı biliyormusun .?

Cennet ile müjdelenen on kişi..

İnsanlar yalnız "inandık" demekle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?
Ankebût .2


İman ve inancın da imtihanı var. İnandım demek yetmiyor. İman ettim demek de yetmiyor.

Şunu demek istiyorum, İnanmıyorsan da karalama, inanmıyorsan da aleyhte olma ki, hesap gününde bir tutar dalın olsun.

İslam Dini seninle bana kalsa sonucun ne olacağı ortada. Dahanın, dahası var. Yetmiyor.

Evliya yok demek, olmadı, olmayacak demek, Allah 'ın ilmine sınır çizmek olur.

Sen de ayetlerin manalarını bilmiyordun amma, birilerini kendine yakın buldun ve böylece bu yolda görmesen de, farketmesen de kendine bir MÜRŞİT edinmiş oldun.

Hiç kimsenin fikri, görüşü, düşüncesi kendisine ait değil.

Doğduğu ilk günden itibaren fikirler, düşünceler yüklenmeye başlıyor insana, ve belirlenip şekilleniyor istikamet, güzergah. Kendisine ait olan tek şey, iradesi ile seçtiği yol.

Fikirler hep başkalarına ait.

Bu yüzden kesin ve net ifadeler kullanmaktan kaçın.

Yalnızca bir tavsiye ..

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #20 : 26 Mayıs 2014, 07:24:32 ÖS 19 »

EVLİYA var, hep var olacak. Hz. Allah kainatı bir saniye bile boş bırakmadı, bırakmayacak.

Yol gösteren bir Mürşit, terbiye eden bir Veli, İrşat eden bir Evliya kainattan hiç eksik olmayacak. Her ne kadar sizler yok desenizde, Evliya 'nın karşılığı olarak dost tefsirini alsanız da
hem vallahi, hem billahi sonuç değişmeyecek.

Evliya 'ya biat eden, Resulullah 'a biat vecibesini yerine getirmiş olur.

Muhakkak ki, Sana Bi'at edenler, gerçekte Allah'a bi'at etmektedirler. Allâh'ın eli, onların ellerinin üzerindedir .Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur. Ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allâh ona büyük bir mükâfât verecektir.
Fetih 10


Yukarıdaki ayette geçen, "Allah 'ın eli, onların eli üzerindedir" hitabını bir düşünelim.

Kul olarak nelere yormayız ki. Fakat gerçek bu. Hz. Allah 'ın Evliya 'ları Peygamber varisleridir.

Hz. Allah, her şeye gücü yetendir. Her yerden, her şeyden tecelli edebilir. Canlı veya cansız, (tabii bize göre) yarattığı her nesneden veya mahlukattan hitap edebilir.

Bunu, bizim cüz-i irade ile, külli iradeyi anlamamız, idrak edebilmemiz mümkün değil.

İsa a.s 'a doğuştan kör bir insanın gözlerini açtıran "O" idi.

Ölü insanı dirilten "O" idi.

Hz. Meryem 'i eşsiz hamile bırakan "O" idi.

Allah her şeyin hakimidir.

"Vehüveala külli şeyin kadir".
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
kutbay
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2519



WWW
« Yanıtla #21 : 27 Mayıs 2014, 09:20:47 ÖÖ 09 »

Bazı insanlar vardır; duyduğu her haberi, yorumu, fikri, düşünceyi alır ve üzerine birşey koymadan dağıtır.

Bazı insanlar vardır; alır, kişiliğiyle, inancıyla,  bilgi ve tecrübesiyle harmanlar dağıtır

Bazı insanlar vardır; fikir yürütür, düşünür, yorumlar...
Logged

Allâhûmme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #22 : 27 Mayıs 2014, 11:48:48 ÖÖ 11 »

Tasavvuf nedir?

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Tasavvuf hâl işi olduğu için, yaşayan bilir, tarif ile anlaşılmaz.

Tasavvuf ilmi, kalp ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna Ahlak ilmi de denir.

Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmiştir.

Birkaçı şöyle:

Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

Tasavvuf, sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. 

Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır.

Tasavvuf, İslam ahlakı ile süslenmektir.

Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

Tasavvuf, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

Tasavvuf, kadere rızadır.

Tasavvuf, Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

Tasavvuf, emeli bırakıp amele devam etmektir.

Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır.

Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur.

Tasavvuf, insanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu mürşid-i kâmil öğretir.

Tasavvuf, her sözünde, her işinde, dine yapışmaktır.

Tasavvuf, ızdırap çekmektir. Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz. Yani, aşıkın maşuku aramaya çalışması, maşuktan başkası ile rahat etmemesi gerekir.

Tasavvuf, kendi nefsinin ayıplarını, kusurlarını anlamaktır ve dine uymakta kolaylık ve lezzet hasıl olmaktır ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulmaktır.

Tasavvuf, herkese merhametli olmak ve ruhsat olan ameli terk etmektir.

Tasavvuf, Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmektir.

Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhari]

Tasavvufun hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #23 : 27 Mayıs 2014, 12:04:21 ÖS 12 »

Tasavvuf nedir?

Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullah efendimizden gelmektedir.

Tasavvuf, İslam ahlakı ile ahlaklanmak için gereken bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına ait bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, ruhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alametleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlar.

Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibadetin Allah rızası için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlastan ibarettir.

İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:
Fıkhı öğrenmeden tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkhı öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid'at ehli, sapık olur. Her ikisini edinen hakikate kavuşur. (Merec-ül bahreyn)

Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlakındandır.

Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, İslam dininin emrettiği bir ibadettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir.

Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir.

Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir Rehber Mürşid aramak da, İslam dininin emridir. Maide suresinin 35. âyetinde, "Ona kavuşmak için vesile arayınız" buyuruldu. Vesile, insan-ı kâmil demektir. Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır.

Tasavvufun iki gayesi vardır: Birincisi, imanın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Akıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen iman böyle sağlam olmaz.

Allahû teâlâ buyurdu ki:
Kalplere imanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur. Rad 28

Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun rızasına uygun iş yapmak demektir.

İkinci gayesi, ibadetlerde kolaylık, lezzet hasıl olması için, nefsten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbadetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günah olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak tasavvuf ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemekle mümkündür.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #24 : 27 Mayıs 2014, 12:45:17 ÖS 12 »

Bazı insanlar da vardır, bir şeyi gözlerinin içine soksanız göremezler.

Bazı insanlar da vardır, etrafında dolaşıp da gerçeği asla fark edemezler.

Bazı insanlar vardır, gerçeğin üzerini, yine gerçekle örttüğünü zannederler.

Bazı insanlar vardır, fazla sorumluluk almaktan kaçar ve kurtulduğunu zannederler.


Bu yüzden "Sonuçları değil, başlangıçları değiştirmek gerek".

Doğrudan sonuca varmak mümkün değildir. Dorudan sonuca varmayı hesap etmek, yalnızca konu başlığını okuyup, konu hakkında yorum yapmaya benzer.

Allah 'û Teala, "inandım demenin insanlara yetmediğini, nice, nice imtihana tabii tutulacaklarını" buyururken, acaba neyi kastediyordu .?

Bir şeyi dilemek yetmiyor. Bir şeyi hem dileyip, hem de naçizane yerine getirmeye çalışmak, çabalamak gerekir ki, kişinin samimiyeti, sadakati, bağlılığı görünsün, ortaya çıksın.

Bal, bal demekle insanın ağzı tatlanmaz. İncir gibi tatlı meyveyi de her kuş yiyemez.
 
Samimi olalım, sağlam duralım ki, bizlere verilen karşılığı da sağlam olsun. Hz. Allah ilk adımı kulundan bekliyor. Gerçekten samimi isek Hz. Allah 'a soralım.

Hz. Allah her kulunun gönlüne hitap eder. Yeter ki istemesini bilelim, yeter ki samimi ve dürüst olalım. İnandım demek yetmiyor, samimiyet ve sadakat şart.

TARİK NEDİR : Yol demektir.

TARİKAT NEDİR : Çoğulu, yani YOLLAR demektir. Ayette ,

Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma.

Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde sizi denemek için. Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri O haber verecektir.
Maide 48



İman, yetmiş küsür derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
(Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58)

Gerçek manada Din nedir, İslam nedir, Müslüman kimdir, Mü-min kimdir, Ehli iman kime denir, Ehli takva (devam eder gider.... Bir çoğumuzun bunların manalarından haberi yok.    

Kalkıp laf ebeliği ile Din 'i anlatıyorum diye hava atmaya gerek yok. İnsan bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir. Her ne kadar ilim sahibi olur ise olsun, bir insan karşısındakinin fikrini alır, uygulamaz ise de süzgeçten geçirir.

Bütün kapıları kapatmak çözüm değildir. İstediğin kadar kapıları kapat ve kilitle ..!

"Hırsız içeride olduktan sonra almış olduğun tedbirler ne işe yarar" .?

Düşünelim, tefekkür edelim, Allah 'tan samimi ve dürüstçe isteyelim ki, inşaallah lutfeder.


Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4698


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #25 : 27 Mayıs 2014, 01:03:08 ÖS 13 »

İSLAM nedir?

İslam, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir.

 İslam, kalp ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna Ahlak ilmi de denir.

İslam, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

İslam, sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

İslam, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır.  

İslam, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır.

İslam, Kur'an ahlakı ile süslenmektir.

İslam, ölmeden önce ölmektir.

İslam, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

İslam, Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

İslam, emeli bırakıp amele devam etmektir.

İslam, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır.

İslam, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. İslam, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur.

İslam, insanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu Kur'an ve Peygamber öğretir.

İslam, her sözünde, her işinde, Kur'an'a ve Sünnete yapışmaktır.


İslam, kendi nefsinin ayıplarını, kusurlarını anlamaktır ve dine uymakta kolaylık ve lezzet hasıl olmaktır ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulmaktır.

İslam, Müminlere karşı şefkatli olmak, Kafirlere karşı sert olmaktır

İslam, Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmektir.

Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhari]

İslam, hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır.



İslam, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. İslam bilgilerinin hepsi Kur'an ve Resulullah efendimizden gelmektedir.

İslam, Kur'an ahlakı ile ahlaklanmak için gereken bilgileri öğreten bir dindir. Tıp ilmi, beden sağlığına ait bilgileri öğrettiği gibi, İslam da kalbin, ruhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alametleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlar.

Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibadetin Allah rızası için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlastan ibarettir.

Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlakındandır.

İslam yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın hükmünü yeryüzüne halim kılmakla olur.

İslam yolunda ilerleyebilmek için, Kur'an ve Sünnetin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir.

İslam yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir örnek olan Peygamberin yoluna uymak İslam dininin emridir. Maide suresinin 35. âyetinde, "Ona kavuşmak için vesile arayınız" buyuruldu. Vesile, salih amel demektir. Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır.

İslamın iki gayesi vardır: Birincisi, imanın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Akıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen iman böyle sağlam olmaz.

Allahû teâlâ buyurdu ki:
Kalplere imanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur. Rad 28

Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun rızasına uygun iş yapmak demektir.

İkinci gayesi, ibadetlerde kolaylık, lezzet hasıl olması için, nefsten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbadetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günah olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak Kur'an ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemekle mümkündür.
Logged

osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #26 : 27 Mayıs 2014, 01:42:07 ÖS 13 »

Demek ki Tasavvuf, Din 'in dışında görülmemeli ..!
Demek ki Tasavvuf, farklı bir inanış gibi ifade edilmemeli ..!

Her ilmin, her bilimin, her konunun kendisine has bir eğiteni, öğreteni, öğretmeni, hocası var ise, Tasavvufun da, eğiteni, öğreteni, terbiyecisi, öğretmeni ... Mürşid-i Kamil ve Evliyaullah 'tır.

Tasavvufa girmeyen, Tasavvufu kabul etmeyenin "A" dediğine, Tasavvuf "B" demiyor.
 
Tasavvuf, İslam'î  yaşam olarak, Allah 'ın koymuş olduğu kuralları harfiyyen uygulamayı, ibadette, zikirde, devamlılığı mecburiyeti, sadakat ve samimiyeti gerektiriyor.

Bir nevi İslam 'ı yaşam biçimi de denilebilir.

Kelam değil, HAL işidir. Yaşamaktır, anlamak, idrak etmektir.






Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
kutbay
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2519



WWW
« Yanıtla #27 : 27 Mayıs 2014, 01:59:47 ÖS 13 »

Hiç kimsenin fikri, görüşü, düşüncesi kendisine ait değil.

Doğduğu ilk günden itibaren fikirler, düşünceler yüklenmeye başlıyor insana, ve belirlenip şekilleniyor istikamet, güzergah. Kendisine ait olan tek şey, iradesi ile seçtiği yol.

Fikirler hep başkalarına ait.

Bu yüzden kesin ve net ifadeler kullanmaktan kaçın.

Yalnızca bir tavsiye ..

Bu mesajınızda, "kişinin kendisine ait fikri yoktur" "fikrini" savunuyor ve tavsiyede bulunuyorsunuz.  


Her ne kadar ilim sahibi olur ise olsun, bir insan karşısındakinin fikrini alır, uygulamaz ise de süzgeçten geçirir.

Bu mesajınızda ise, kişinin kendini geliştirebilmesi için bir başkasının fikrini alması gerektiğini savunuyorsunuz.

- Siz bu yazdığınız düşüncelerin (yorumlarınızın) kendinize ait olmadığını mı savunuyorsunuz ?
- Doğduğu ilk günden itibaren kendisine ait olmayan düşünce ve fikirleri kullananlar kimler ?
- Kendisine ait olmayan, savunulan düşünceler "kim"e ait ?
- Karşımızdakinin fikrini almalıyızdaki "karşımızdaki" kişi kim/kimler ?
Logged

Allâhûmme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #28 : 27 Mayıs 2014, 02:24:29 ÖS 14 »

TASAVVUF

Evliya 'ya tabii olmak, biat etmek insanlara cazip, inandırıcı gelmediği için, farklı yorumlara maruz kalmakta. Dün peygamberler efendilerimizi kabul etmemek, onlara tabii olmamak, biat etmemekle, Evliya 'ya tabii olmamak, biat etmemek, Evliya 'yı kabul etmemek arasında hiç bir fark yoktur.

İlim sahibi olmak için, her insan kendisine farklı yollar, farklı yönler belirlemekte. Bazısı Din ile iştigal ederken, bir diğeri Tıp ile, bir diğeri Mühendislikle, bir diğeri Mimarlık, bir başkası serbest meslek tercihlerini kullanmakta.

Dünya için gerekli bu seçenekler ahiret için de aynen geçerlidir. Aksi düşünülemez. En üst derecesi Peygamberler efendilerimizin yaşantılarıdır. En alt derecesi ise "lailahe illallah" demektir.

İslam, inanmakla başlar, iman, ehli iman, takva, ehli takva, vera, beka, gurbiyet gibi devam eden imanın birden fazla şubeleri vardır. Bu yüzden inandım demek yetmez.

Tasavvuf erbabı olan kişiler, camii ile evi arasında geçirdiği zaman ile yetinmezler, abdest, namaz, oruç ve hac ibadetinin Allah 'ın vadettiği ebedi ahiret yurdu için yeterli olduğuna inanmazlar. (bu ibadetler İslam 'ın temel ibadetleridir ve her kişinin yapmakla mükellefliği zaten mevcuttur)

Peygamber efendimize buyrulan, vakit namazları dışında fazla namaz kılan, daimi ve sürekli Hz. Allah 'ın da hoşuna giden ve fedakarlık isteyen gece ibadeti ile meşgul olan kişilerdir.

Dervişleri, Zikri hiç bırakmayan, biat alınırken verdiği söze sadakat ve samimiyetle bağlı kalan,  Resulullah 'ın getirdiği ahkam üzere yaşama gayreti ve çabası içerisinde olan kişilerdir.  

Sadakat, samimiyet ve gayret işin aslıdır.

Tasavvuftan bahsederken, şalvarlı, sarıklı, cübbeli, şalvarlı ve bastonlu bir insan portresi çizmeyin.

İslam 'ı zaman uygun yaşayan kişilerdir.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4698


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #29 : 27 Mayıs 2014, 02:27:33 ÖS 14 »

Demek ki Tasavvuf, Din 'in dışında görülmemeli ..!
Demek ki Tasavvuf, farklı bir inanış gibi ifade edilmemeli ..!

Her ilmin, her bilimin, her konunun kendisine has bir eğiteni, öğreteni, öğretmeni, hocası var ise, Tasavvufun da, eğiteni, öğreteni, terbiyecisi, öğretmeni ... Mürşid-i Kamil ve Evliyaullah 'tır.

Tasavvufa girmeyen, Tasavvufu kabul etmeyenin "A" dediğine, Tasavvuf "B" demiyor.
 
Tasavvuf, İslam'î  yaşam olarak, Allah 'ın koymuş olduğu kuralları harfiyyen uygulamayı, ibadette, zikirde, devamlılığı mecburiyeti, sadakat ve samimiyeti gerektiriyor.

Bir nevi İslam 'ı yaşam biçimi de denilebilir.

Kelam değil, HAL işidir. Yaşamaktır, anlamak, idrak etmektir.


İslam İslamdır,Tasavvufta İslam'ın bazı ilkelerinin olması ,Tasavvufun İslam olduğu anlamına gelmez
Logged

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.431 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu