"Veli" ve Evliya" Terimleri

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > "Veli" ve Evliya" Terimleri
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an Kavramları > "Veli" ve Evliya" Terimleri
Sayfa: 1 ... 7 8 [9] 10   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: "Veli" ve Evliya" Terimleri  (Okunma Sayısı 77473 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #120 : 06 Ağustos 2014, 01:25:49 ÖÖ 01 »

"Ebû Hüreyre: Resûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur:

Zaman yaklaşınca (ve kâinat son günlerini yaşamağa başlayınca) mü'minin rü'yâsı yalan çıkmaz; çünkü mü`minin rü`yâsı nübüvvetin kırk altı cüz`ünden bir cüz`üdür. Nübüvvetten cüz`ü olan şey ise yalan olamaz."

“Benden sonra peygamberlik kalmadı, ancak bazı müjdeler olur; bunu ya müminler rüyada görür; yahut o müjdeler onlara görünür.”

"Bir kimsenin Allahü Teâlâ‘dan veya benîâdemden (insanoğlundan) bir hâceti olursa, tertemiz bir abdest alsın. Sonra iki rek'at hâcet namazı kılsın. Sonra Allahü Teâlâ‘ya senâ (hamd)da bulunsun ve Peygambere salevât getirsin... (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

"Men ra'ni fegad ra'ni feinneş şeytane lâ yetemesselü bî velâ bî sûretişşeyhi tâbian linnebiyyi sallallâhu teâlâ aleyhi vesellem.

“Beni gören, mutlaka beni görmüş demektir. Zira, şeytan benim suretime giremez ve benim gibi görünemez. Bana tâbi olan Şeyhlerde aynen böyledir.” (Hadis-i şerif; Müzekkin-Nüfus, s.551)

Ebu Katade'den Rasulullah şöyle buyurdu;

"Rüyalar üç çeşittir; birisi kişi kendi kendisine konuşur bunda bir şey yoktur. Kimisi şeytandandır eğer kötü ve hoşlanmadığı birşey görürse şeytanın şerrinden Allah'a sığınsın. O zaman o gördüğü rüya ona zarar vermez. Kimisi de ALLAH'TAN BİR MÜJDEDİR VE MÜ'MİNİN RÜYASI peygamberliğin kırkaltı parçasından bir parçadır.

Rüyasını tabir etmek istediğinde onu salih ve nasihat eden birisine anlatsın. O da hayır söz söylesin ve hayra yorsun."
(İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/3.Rüya tabirleri bölümü H.no:2821)
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #121 : 06 Ağustos 2014, 01:27:18 ÖÖ 01 »

Ebû Hureyre, Resûlullah s.a.v’in şöyle buyurduğu rivâyet etmiştir:

“Gecenin (üçte ikisi geçip de) son sülüsü kaldığında Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ (keyfiyyeti bizce meçhul bir halde) her gece dünyânın semâsına inerek buyurur ki: “Hani bana kim duâ eder ki, onun duâsına icâbet edeyim! Benden kim hâcet ister ki, dileğini vereyim! Benden kim mağfiret diler ki, onu mağfiret edeyim!” (Sahihi Buhari, 5. bölüm, 590)

Peygamber Efendimiz s.a.v buyurmaktadır:

“Cebrail kardeşimin bana öğrettiği iki namazdan biri İSTİHARE, diğeri HACET namazıdır.”

“Enes b. Melikten aldığı bir rivayete dayanarak, Ebu Haşim Eyli Rasulullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlattı:

--Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dileği olur ise, güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılsın; Bu namazın birinci rek'atında; fatiha sonra ayetel kürsi okunur ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kişi. Bundan sonra teşehhüde oturup selam verir...."

“Üstâdlarımız (hocalarımız); "Biz bu hâcet namazını kıldık ve ihtiyaçlarımız, dileklerimiz görüldü" demişlerdir.” (İbn-i Âbidîn)

“Tecnîs ve diğer kitaplarda, hâcet namazının yatsıdan sonra dört rekât olarak kılınacağı ve bir hadîs-i şerîfe göre ilk rekâtta; bir fâtiha, üç âyet-el-kürsî, kalan üç rekâtin her birinde birer Fâtiha, İhlâs ve Muavvizeteyn okunacağı, bunlar yapılırsa, kılınan namaz Kadir Gecesinde kılınmış gibi olacağı kaydedilmiştir. “ (İbn-i Âbidîn)

“Ben Hatemül Enbiya’yım, Ben’den sonra nebî gelmeyecek. Ama Ben’den sonra halifeler gelecek. Benden sonra nebî gelmeyecek ama Ben’den sonra imamlar gelecek ve o imamları arayın bulun.”.

"Ve ene nefahatun fetearadu ve men lem narif imame zamanihi felyemutu meyteten cahiliyetten. Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür." (Sahihi Müslim 58, hadis no. 1851)
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #122 : 29 Ağustos 2014, 08:39:21 ÖS 20 »

"Veren yalnız Allah-u Teâlâ’dır.“

Abdulkadir Geylani Hz. "El-Fethu'r Rabbani" Huzur sohbetleri 26.sohbet s.182,183 huzur Yayınevi tercüme Sıdkı Gülle:

"YÜCE KAPIYA VARMIŞ BİRİSİNİ BUL".!

Fasıklar ile münafiklardan uzak dur, sıddık nitelikli salih zatların peşine takıl. Kimin salih, kimin münafık olduğunu farkedemediğinde geceleyin kalk iki rekat namaz kıl ve ardından:

RABBİM! BANA SALİH KULLARINI GÖSTER, BANA BENİ SANA GETİRECEK KILAVUZU, bana senin yemeğinden yedirecek, senin meşrubatından içirecek, gözümü Sana yakınlık nuru ile sürmeleyecek beni, bana başkalarının gördüklerini anlatan değil, bizzat gördüklerini bana haber verecek BİR KILAVUZA İLET" de."


Abdulkadir Geylani Hz. "El-Fethu'r Rabbani" Huzur sohbetleri s.530,531, huzur Yayınevi tercüme Sıdkı Gülle:

"Gözlerin uykuya daldığı sırada güzelce abdest al, sonra namaz için divana dur.Namazın kapısını abdestinle Rabbinin kapısını da namazınla aç ve NAMAZIN ARDINDAN İSTEĞİNİ ARZEYLEYEREK ŞÖYLE YALVAR:

Rabbim! Kiminle arkadaşlık edeyim? KILAVUZ KİM? SENDEN HABER VEREN KİM? VEKİL KİM?

O, Al-i Cenaptır, Senin zannını boşa çıkarmaz, hiç kuşkusuz o kalbine ilhamda bulunur, sırrına vahiyle yapar., SANA YOL GÖSTERİR; kapıları açar, yolunu aydınlatır.

"ÖYLE YA CİDDİ ŞEKİLDE ARAYAN, İSTEYEN AMACINA ULAŞIR."

Abdulkadir Geylani Hz. Müridlerin kitabı;
S.1065: “Mürid, şeyhini, Aziz Celil Rabbi ile bir vasıta bilmelidir.

RABBİNE ULAŞTIRAN BİR YOL ve bir sebeb bilmelidir...

...Bir ŞEYH ola, bir de Mürid. Bir sahip ola , birde onun sahip olduğu kişi. Bir uyan ola, bir de uyulan. BU DURUM, ADEM (a.s)'den BERİ BÖYLEDİR , KIYAMETE KADAR DA BÖYLE SÜRECEKTİR.“
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #123 : 29 Ağustos 2014, 08:47:03 ÖS 20 »

Abdulkadir Geylani Hz. Müridlerin kitabı;

Sayfa-1102: “Gençler şeytanın sevgisine daha yakındır. Şeytan tarafından daha çok kabul görürler. Şerre, fitneye, hevai arzulara tabi olmaya, nefsin fesadına, töhmete daha meyillidirler.

Bütün bu anlatılan sebeplerden ötürü; onlarla arkadaşlık etmek çok tehlikelidir. Meğer ki, onunla arkadaş olan zat, kendisine mana yolunda tabi olunan bir zat, Allah ‘ı bilen bir alim, PEYGAMBERLERİN VEKİLİ, HİDAYET İMAMI, ALLAH TARAFINDAN KORUNMUŞ BİR KİMSE OLA.

 Zira, hali anlatıldığı gibi olan bir zat, hayır öğretendir. Halk-ı kötülüklerden çekindiren ve onları terbiye edendir.

"ONLAR YÜCE HAKK İLE HALKI ARASINDA BİR ELÇİ VE ONLARI GÖZETİCİDİRLER

Vekaleten Devrin İmami (Hidayet İmami) Gavsül Azam Abdulkadir Geylani Hz.lerine tâbîyet;

"Hepiniz birbirinize hizmet ediyorsunuz; peki Allah'a kim hizmet edecek? Ey ölü! Ey Toprak Yakında üzerinde gezilen bir toprağa dönüşeceksin! Topraktan geldin yine toprağa döndürüleceksin, beşikten mezara taşınacaksın.!

Ama sen bunun farkında değilsin, bunun sebebi senin sağır olmandır!... Benzin solukluğuna bakılmaz, başkalarına öğütte bulunmamın ilk şartı senin inanmış (Allah'a ulaşmayı dileyerek hakiki iman etmiş) olmandır.

"KULUN KENDİSİ HAKK 'A (ALLAH 'A) ULAŞMADIKÇA, HALKI HAKKA ÇAĞIRMASI UYGUN DEĞİLDİR"...

...Allah'ım! Herkesi islah eyle. Allah 'ım! Bizi salih kişiler eyle. Bize salah ver, ihtiyaçlarımızı sana arzettir, YÖNELİŞİMİZİ SANA ÇEVİR.

Hazret daha sonra el-imam izzeddin Medresesinin üstazına (öğretmenine) işarette bulunarak;

"KALK ELİNİ ELİME KOY, bu harap diyardan malından, evladından ayrılıp KOŞARAK RABBİMİZ 'E GİDELİM. ALLAH'A YÖNEL, AMELE YÖNEL, yakında Hakk'a götürüleceksin.

O seni amellerinden sorgulayacak. O seni, kendisini bilmen için yaratmıştır, dünya ve ahiret için yaratmamıştır..."
(el-Fethu'r Rabbani Huzur sohbetleri s.594,595,596 huzur Yayınevi tercüme Sıdkı Gülle)
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #124 : 13 Eylül 2014, 01:41:46 ÖÖ 01 »

Selamûn aleyküm ..

Allah 'ın rahmeti, bereketi, merhameti, mağfireti cümle kullarının üzerine olsun.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #125 : 13 Eylül 2014, 02:02:56 ÖÖ 02 »

Evliya 'sız olmaz.

Evliya 'ya tabii olmadan, Evliya 'ya biat etmeden İslam 'ın özünü yaşayabilmek mümkün değildir.

Peygamberler efendilerimizin zamanı geçmiş, bitmiş, o tertip ve düzen yürürlükten kalkmış değildir. Asr-ı saadet zamanını bu gün yaşayabilmek, ancak ve ancak Evliya 'ya tabii olmakla mümkün olabilir.

İzah etmek gerekirse;

Bir kişi Allah 'ın varlığına inandıktan sonra, şeriatına tabii olduğu peygamberini kabul ediyor ise, kabul ettiği şeriatındaki Evliya 'ya biat ettiği, tabii olduğu andan itibaren,

"lailahe illallah Muhemmeden Resulullah" 'ın, (Muhammedi 'ler)

"Lailahe illallah Musa Kelimullah" 'ın, (Musevi 'ler)

"Lailahe illallah İsa Ruhullah" 'ın  (İsevi 'ler) anlamını yaşıyor demektir.


İndirilen bütün kitaplara, gönderilen bütün peygamberlere iman eden bir kişi, imanın altı şartından dört tanesini yerine getiriyor demektir.

İmanın altı şartını kabul etmek, kişiye Mü-min sıfatını kazandırır.

Bu imandan sonra, İslam 'ın temel ibadetlerini yerine getiren bir kişi ise, Müttakiy 'dir, İttika sahibidir.

Biat eden kişi, kelime-i şehadetin mana ve anlamını idrak eden kişi demektir.

Şahitliğin manası ve anlamı budur.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #126 : 13 Eylül 2014, 02:56:22 ÖÖ 02 »

İslam, "yaşamak 'tır".

İslam, kal (kelam) değil, "hal 'dir".

İslam, "suret" değil, "siret" 'tir.

Bal, bal demekle insanın ağzı tatlanmayacağı gibi, inandım demek de, Allah 'ın kullarından beklediği, Kuran-ı Kerim 'de biz insanlara buyurduğu, bildirdiği, tebliğ ettirdiği bir inanış şekli değildir.

İnandım demek, Allah indinde karşılıksız kalır mı .? Umulur ki, inşaallah kalmaz. Fakat dünya hayatı için hep bir adım ötesi, hep biraz daha fazlası için çalışıp duran insanoğlu, nefsin heva ve hevesine kapılıp ahiret ve ebedi hayatı için az ile yetinmeye kalkışırsa...!

Sonu hiç de beklenildiği gibi olmasa gerek.

Bu yüzden İnsanoğluna, Elhamdülillah Müslümanım demek yetmez, icraat lazım. Hz. Allah Mü-min 'leri Kuran 'da şöyle bildiriyor;

Gönderilen Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Onlardan her biri “Allah'a, meleklerine kitaplarına peygamberlerine iman ettiler.” «Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız. Onları “İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini niyaz ederiz! Dönüş yalnızca sanadır» dediler
Bakara 285


Buyuruyor ve Müttakiy 'ler için ise ;

Kendisinde hiçbir şekilde süphe olmayan o kitap, Muttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.
O müttakîler ki, gaibe inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz mallardan infak ederler...
Onlar ki, Sana indirilenlere ve senden önce indiren kitap ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler
Onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
Bakara 2-3-4-5

Buyuruyor..

Evliya 'sı, Veli 'si  içinse ;


Ey Âdemoğulları, size kendi içinizden elçiler gelip size âyetlerimi anlattıkları zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Araf 35


Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir resülü memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir.
Kasas 59


Evliya 'sız bir zaman dilimi düşünmek, Allah 'a noksan sıfat isnat etmektir. Kıyamete kadar bu tertip ve düzen devam edecektir. Hz. Allah ilk yarattığı insana ne gibi bir rahmet bahşetmiş ise, son yaratacağı insanoğluna da kuşkusuz aynı rahmetini bahşedecektir.

Bunda kuşkusu, tereddütü olan kişinin imanında noksanlık var demektir. Çünkü Hz. Allah adalet sahibidir. Bir kararda kalan Hz. Allah 'tır. Allah 'ın dünü, bu günü, yarını yoktur, olamaz. Zamandan ve mekandan münezzehtir.

Zaman ve mekan biz insanoğlu için vardır.

Asr-ı saadette yaşayan insanları ihya edip, diğerlerini bundan mahrum edeceğini düşünmek, Allah 'ı bilmemek, idrak edememek, rahmetini, lütuf ve ihsanını kavrayamamak manasına gelir.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #127 : 23 Eylül 2014, 11:52:52 ÖS 23 »

İlmin her dalı güzeldir.

Mürşide intisap, mürşidin şahsına olmayıp, şeriatı ile yükümlü olduğun ALLAH 'ın elçisinedir.

"Vârisün-Nebi"nin anlamı budur.

 Hazreti ALLAH hiç bir kulunu adaleti icabı rahmetinden mahrum koymamış. Yeryüzüne elçi göndermediği zaman veraset taşıyan varis-ün Nebi ki, ALLAH 'ın Evliya 'ları ile, kullarının Peygamberinin getirdiği şeriat üzere yaşamaları ve biat rahmetinden mahrum koymamış.

 Cümle güç kuvvet Hazreti ALLAH 'a mahsustur. Peygamber efendilerimizin, ne de Evliyaullah 'ın gazabı ilahiden kişiyi kurtaracak gücü, ne de dilediğini cennetlik yapacak yetkisi vardır...

Bu gücü kendinde varmış gibi göstererek mürşitlik iddia eden kişi sahtekar ve zındıktır...

 Güç, kuvvet, afvu mağfiret, yaşatmak, öldürmek, diriltmek, rızıklandırmak yalnız ve yalnız Hazreti ALLAH 'a mahsustur. Bu yönlü, peygamber efendilerimiz de selahiyyetli değildir:

Resulullah s.a.v kızı Fatıma'ya;

"Ya Fatıma, kalk, namaz kıl. Sakın, babam peygamber, diye ihmal etme. ALLAH 'ın rahmeti olmadan ben de bir şey yapamam." buyurmuşlardır.

ALLAH 'a sadık kul olmak, Ademlikten kurtulup insan olmak için enbiya vesile, evliya vesile, namaz vesile, oruç vesile, zekat vesile, hac vesile, "evim" buyurduğu beytullah vesile.

 Kullarının bağışlanması için tövbe, istiğfar, Arafat vesile, Müzdelife vesile. Ebraha'nın ordusunun gazabı ilâhi ile helak olduğu yer Mina hüccacın rahmetine vesile.

Kurban kesmek de rahmete vesile. Saymakla bitmez... Hem akıl ermez. Bütün madde vesile, mana vesile. Sebepsiz bir zuhurat vaki değildir.

Yaratılmış küllî rahmeti ilâhi olan peygamber efendilerimiz de, cümle Evliya, Veli, mü'min, müslim, daha nice nicelerde zuhur eden rahmeti ilâhi... Kıyamete kadar devam edecek nuru Muhammedi vesile...

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #128 : 24 Eylül 2014, 12:15:34 ÖÖ 00 »

İnsan madde ve mananın birleşimi ile insandır.

 Manasını, niçin yaratıldığını düşünemeyen beniadem daima ziyandadır.

 Maddesini ayarlamak yetkisi, her kulun yaratılışında bu güç mevcut olup, manasını da ihya etmesi için yetkili kılınmıştır. Maddesinde sebebe tevessül edildiği gibi, manası da sebeplere tevessül ederek elde edilir. Bu yönlü cüz'î irade her beni ademe verilmiştir.

"Baki ALLAH fani evsaf ile düşünülemez",  yani, fani malzeme ile ALLAH bilinmez.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #129 : 25 Eylül 2014, 01:25:45 ÖÖ 01 »

Ustasız sanat haramdır.

Eğitimsiz öğrenci olunamayacağına göre,

Öğretmensiz eğitim alınamayacağına göre,

İlk okulsuz orta okul,

Orta okulsuz, lise,

Lise 'siz, üniversite okunamayacağına göre,


İnsan, doğumundan itibaren ölümüne kadar eğitim ve öğretime muhtaçtır. Eğitim, maddede olduğu kadar, manada da olmazsa, olmazdır.

Yeni doğmuş bir bebeği ele alacak olur isek, kainatta, hangi kabileye, hangi ırka, hangi ülkeye, hangi mezhep ve meşrebe mensup bir aileye verilirse verilsin, verilmiş olduğu bu aile, hangi inanç ve itikada mensup ise, çocuk bulunmuş olduğu şartlar altında yetişir ve almış olduğu eğitime göre de şekillenir.

Yani, terbiyecisi ne ise, çocuk o minval üzere yetişir. Fakat işin özü ve aslı şudur;

Her çocuk "İSLAM" fıtratı üzere dünyaya gelir..! Terbiyecisi onu şekillendirir.

Eğitim ve terbiye insan hayatının olmazsa, olmazıdır.

Tasavvuf ve buna bağlı olarak Evliya 'nın terbiyesi de mananın olmazsa olmazıdır.

Allah c.c, kendi zamanlarındaki şeriatlarını  yaşayabilmeleri için, insanların, gönderilen peygamberlere, elçilere, resullere, uyarıcılara, evliya 'lara tabii olunmasını, biat edilmesini emretmiştir.

Bu emir, Adem a.s 'dan başlar, Hz. Muhammed Mustafa s.a.v efendimize, ve onun irtihalinden sonra da kıyamete kadarki süreçte hiç bir değişiklik arzetmeden devam eder gider.

Hz. Allah, bir zamana bütün rahmetini bahşetmiş ve diğer bütün zamanlarda yaratmış olduğu insanları bu rahmetten mahrum etmiş olmaz, olamaz. Ayette;


Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasası. Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.
İsra 77


Sana söylenen, senden önceki elçilere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Kuşkusuz Rabbin, hem bağışlama sâhibi, hem de acı azâb sâhibidir.
Fussilet 43


Allah'ın, öteden beri devam eden kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
Fetih 23


Buyrulmakta....

Evliya 'lar, Veli 'ler, Elçi 'ler, Uyarıcı 'lar da, Allah 'ın asla değişmeyen bu kanunun birer parçasıdırlar.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #130 : 29 Eylül 2014, 11:43:25 ÖS 23 »

Elçi , Evliya , Resul , Mürşit , Uyarıcı , Müjdeleyici , ..



Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitab'ı ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.
Bakara 151


‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
Maide 51


Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resülü memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir.
Kasas 59


Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek MÜRŞİT bulamazsın.
Kefh 17

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #131 : 30 Eylül 2014, 12:30:48 ÖÖ 00 »

Elçi , Evliya , Resul , Mürşit , Uyarıcı , Müjdeleyici , ..




De ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır elde ederdim. Bana kötülük dokunmamıştır. Ben sadece inanan bir kavim için, bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
Araf 188


De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
Ahkâf 9


Biz elçileri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim inanır ve uslanırsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Enam 48


Biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah'a ve Resulüne inanasınız, O'nu destekleyesiniz. Ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam ALLAH’ı tesbih edesiniz....
Fetih 8.9



Yukarıdaki ayetler üzerinde biraz düşünelim, biraz tefekkür edelim. Kainat bir an olsun boş bırakılmamıştır. Allah 'ın Evliya 'sı, Mürşid 'i, Veli 'si, her zaman var olmuştur, kıyamete kadar da hep var olacaktır.

Evliya yoktur demek küfürdür.

Evliya yoktur demek, Allah 'ın Rahmet sıfatını idrak edememek, dün ile bu gün arasındaki bağı koparmak demektir.

Asr-ı saadet zamanını bu gün yaşamak, Evliya ile mümkündür. O zamanı idrak edebilmek, yine Evliya ile mümkündür. Biat, hayatta olan Allah elçisine yapılır. Ahirete irtihal etmiş Elçiye, Peygambere, Resule, Evliya 'ya biat olmaz.  

Kelime-i şehadetin mana ve anlamını yaşamak, Evliya 'yı kabul ve Evliya 'ya biat ile mümkündür. "Ve Eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Rûsûluhi" 'nin zamanımızda anlamını yaşamak budur.

Bir insan, ancak ve ancak, gördüğünün, işittiğinin, dokunabildiğinin şahidi olabilir. Başkasından duyulan bir sözün, bir kelamın telafuzu ile Allah Resulünün şahidi olabilmek, kişinin lisanından dökülen kelamdan başka bir şey değildir.

Bu yönlü kelime-i şehadetin manasını yaşamak mümkün değildir. Kişi yaşadığını zannetse de bu hali sadece zanda kalır. Hal değildir, yaşamak hiç değildir.

Yaşamak, tatbik etmek, uygulamak, hayata geçirmektir ki, İslam 'ın buyruğu olan "biat ve kelime-i şehadetin manasını yaşıyor olmak" , ancak Evliya 'ya tabii olmakla mümkündür.

Geçmişimizi biraz karıştırdığımızda her şey ortaya dökülecek, gerçekler açığa çıkacaktır. Ecdadımızın yaşantılarında bunu bariz bir şekilde görmek mümkündür.

Günümüzde Tasavvuf ve Evliya karşıtlığı, geçmişi örtmeye, dün ile bu gün arasındaki köprüleri yıkmaya, hakikatten insanları koparmaya ve uzaklaştırmaya çalışmakta. Günümüze kadar nakli gelen Din-i İslam 'ı, akli bir dine çevirmeye çalışmaktalar.

Çünkü ancak bu yönlü davrandıklarında yapmak istediklerine, amaçlarına ulaşabilirler.

Nakli bağı kurmak ise ancak Peygamberler ve Evliyaullah arasındaki bağı kurmakla mümkündür. Aradaki bir tek halkanın kopması, eksilmesi, çıkarılması, geçmişten günümüze gelen bağın kopması demektir.

Evliya bunun için vardır ve kıyamete kadar da her daim de var olacaktır.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #132 : 05 Ocak 2015, 02:37:14 ÖÖ 02 »

"BU ZAMANDA MÜRŞİT YOKTUR" DEMEK, KÜFÜRDÜR..
 

 
  Zikrullahı icra etmemek için Hazreti ALLAH hiç bahaneyi kabul etmiyor.

 "Kulum Beni zikret, kesir zikret".

  Nasıl bir şekilde olursan ol, zikretmeye mani hiçbir hadise yaratmadım buyuruyor. Ayakta zikret, oturarak zikret, yan üzeri yatarak da zikret. En güzel edepli yatış, sağ yanına yatıştır. Duygusuz olmayalım ve tefekkürle zikredelim.

  Bariz, açık olan tecelliyatı ilahiden nasip alamıyorsak göklerin ve yerin yaratılışı hakkında bakalım ve düşünelim. O, kuvveti, kudreti ilahiyi kabiliyetimiz nispetinde tefekkür ettiğimiz ve Yüce Varlığın karşısında imanımız nispetinde aczimizi bilmek bizi zikri ilahi rahmetine nasipli kılar.

  "Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu" (Nefsini bilen Rabbını bilir) hitabını, nefsin terbiyesini hayatı boyunca kendisine vazife edinen âdem insanlığa namzettir.

  O anlamıştır ki, âdem terbiyeye muhtaç yaratılmıştır. Peygamber efendilerimiz de mekarimi ahlâk-ı anlatmak ve öğretmek için ALLAH'ın rahmeti olarak gönderilmiştir.

  Peygamberimiz Efendimiz de; "Ben mekarimi ahlâk-ı tamamlamak için gönderildim" buyurdular. Hiçbir zaman dünyayı boş bırakmamış âdili mutlak olan Rabbımız. Gerek Peygamber efendilerimiz zamanında, gerekse sonrasında ALLAH'ın bu türlü rahmetini ihsan ettiğini her an müşahede etmek mümkündür.
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #133 : 05 Ocak 2015, 02:54:47 ÖÖ 02 »

Sahte şeyhlerden, sahte dindarlardan, ALLAH 'a yeteri kadar inanmayan dinsiz, mezhep ve meşrep kabul edemeyen,

 ALLAH'ın kitabı Kur'an-ı Azimüşşan'ı nefsinin hazzına göre değerlendiren,

 "ALLAH'ın kulu yalnız biziz" deyip, rahmeti ilâhiyi dar çerçevede gören ve göstermeye çalışan,

 bilge geçinen, hakikatları tahrif ederken zevk alan, dünyanı ve ahiretini karartmak için programlanmış, insan suretinde alim geçinen zalımdan da kaçmak gerek.

Her mevcudun güzel bir tarafı vardır. Onu bul. Onu bil. Onunla bir ol, denildi.

 Topluma ve inançlarına ters düşen fikrini, "yetkim var" diye, "benim gibi düşünmüyor" diye gayrıya tahakküm etmek, ne İslâm'a, ne de insana yaraşır.

 Bu tür kişinin insan haklarından bahsetmesi düzenbazlık değil de, nedir?

 O kişiler, konuşmalarından ve icraatlarından tanınırlar.

 "Habibim, sen onları yüzlerinden tanırsın, konuşmalarından daha iyi tanırsın"

 Hazreti ALLAH 'ın buyurduğunu, zamanımızda daha açık seçik tanımak mümkün. Bu türlü şahsiyetlerin, imansız ve inançsızlığını açıklamakla "aydın ve ilericiyim" hazzı ile hayatını düzene koymuş, hakikat bilgisi olmayan, iman fukaralarının da şerlerinden Rabbıma sığınırız.

 Bazı gerçekleri bilmeden dindar yaşadığını zanneden hakikat fukaraları, iman fukaralarının yaptıkları icraatların, hareketlerin, sözlerin ister hayır, isterse şer aksini yapmakla ibadet ve taat yapmış gibi zevk aldığını zannedenler bu tutumları ile kanun-u ilahinin hikmet yönlerini göremezler.

 Aldığı tedrisatın hikmeti ilahiyi yeteri kadar yansıtmadığını ehli her an müşahede eder. Gerçeği yaşamaya çalışır ve yaşar. Bu gerçek yaşantıyı umuma yansıtamamasının sıkletini taşır.

 "Hikmet mü'minin kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın" hitabını iyi düşünelim.

 İnsan, arif olmak için irfaniyyet tedrisatına muhtaçtır. Bu ilim ise ALLAH 'ın yed-i kudretindedir ve tertibi tanzimi ilahidir.

 İrfaniyyet tedrisatı görmeyen arif olamaz.

 Arif olmayan kişi de maddenin felsefesini yapıp izah etmekte mahirdir fakat mananın, özün garibidir.

Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
osisko
Derviş
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603

Edep ya Huuu..


« Yanıtla #134 : 05 Ocak 2015, 08:55:17 ÖS 20 »

- Şu kadarını bilmemiz lazım; tasavvufsuz, tarîkatsız, şeriatsiz, mârifetsiz, din yaşanmaz.

 - Bunların birleşimleri hakikattir.

 - Hakikatin zahire yansıması şeriattır.

 - Şeriatın kolları mezheplerdir. 

 - Tasavvufun kolları ise tariklerdir. Bu gerçekler inkar edildiği zaman din akla dönüşür. Gerçek mecrasından çıktığı gibi, akıl ilahlaşır.

İbadet ve taatlar lüzumsuzmuş gibi, her an akla uymayan yönleri tahrif edilir. ALLAH elçilerine ve elçi varislerine dahi lüzum görülmediği gibi ...

 Aklı ilahlaştırdık !..  Bugün Din-i İslam'ın yaşantısında imanı doyuran, itminan-ı kalpten bahsedebilir miyiz? Edemeyiz.

 Çünkü kaptanın beceriksizliğinden gemi karaya vurdu. Kaptan pişkin ... Ne yaptın? diye sorulduğunda, sıkılmadan; ''deniz tükendi" diyor! ...

 Beş duygudan ileriye yolu olmayan materyalistin denizi o kadar!...

İmamı Malik (r.a) der ki:

"Tasavvuf bilmeyen fakih fıska, tasavvufu bilip de fıkhı bilmeyen sûfi zındıklığa dûçar olur".

Dîn-i İslâm beşer îcadı olsa idi, akla mantığa göre bir şeyler yapmak elbet mümkün olurdu. Ama değil.

Tasavvufsuz dinî yaşantının, imana yapılan en büyük zulüm olduğunu bilmenin zamanı geldi de geçiyor bile!..

Şeriatlar ademin yaşayacağı zamana göre ALLAH tarafından tanzim edilmiş, elçileri vasıtasiyle merhamet-i ilahiyeden kullarına gönderilen yaşam tarzının düsturudur.

İçtihatla değerini muhafaza eder. İçtihatsız içinden çıkılmaz hale gelir.

Aynen bu zamanda yaşanılanlar gibi..
Logged

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..
Sayfa: 1 ... 7 8 [9] 10   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.107 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu