ÖNCE NEFSİNİ DÜZELT

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Kişisel Gelişim (Moderatör: Yonetim) > ÖNCE NEFSİNİ DÜZELT
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Sağlık > Kişisel Gelişim (Moderatör: Yonetim) > ÖNCE NEFSİNİ DÜZELT
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: ÖNCE NEFSİNİ DÜZELT  (Okunma Sayısı 2523 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maveraî
Haymatlos..
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 476


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« : 26 Nisan 2014, 12:02:45 ÖÖ 00 »


Allahu Tealâ’nın en büyük nimetlerinden ilki iman ve İslâm’dır. İmanı olan kimse cihana meydan okuyacak güçtedir ama hiçbir sebepten dolayı kendi nefsine pay çıkartmayacak ahlâka da sahiptir. İmanı olan insan Allahu Tealâ’nın emirlerine ram olur ve böylece hakiki insan (insan-ı kâmil) olur.

İmandan sonraki en büyük nimet, günahları idrak edip, tövbe kapısını açmak ve tevbe-i nasuhu ele geçirmektir.

Allahu Tealâ, “Hep birden Allah’a tevbe edin. Ey mü’minler, bu yoldan kurtuluşa ermeniz umulur.” buyurmakta ve bu ayet-i kerime ile insanları tövbeye çağırmaktadır.

İnsan önce kendi tövbe edip, kendisini ıslah etmeli. Aksi takdirde ne kendisine, ne de başkasına faydası olur. Hocaların yanıldığı nokta budur. Hoca bildiğiyle amel ederse arif olur, şifa kaynağı olur. Kendi halimiz güzel olmadıkça, kalpleri sözle fethedemeyiz. Onun için önce kendimiz azad olmalıyız.

Allah tövbede samimiyet ve sadakat ister. Sen kendini kurtarmadıkça başkasına fayda veremezsin. Ama kalp temizlenip nefis nurlanınca, insanın başkalarına tesiri olur.

Sahabenin ulularından yedi tane Abdullah var. Bunlardan birisi Abdullah b. Mes’ud.
Abdullah b. Mes’ud bir gün Kûfe nahiyelerinden birinden geçiyordu. Yolunun üzerindeki bir evde birtakım insanlar toplanmış, şarap içip şarkı söylüyorlardı. İçlerinde sesi çok güzel bir çalgıcı da vardı. İsmi Zazan idi.

Abdullah b. Mes’ud, evin önünden geçerken Zazan’ın hem udunu hem de şarkı söyleyen sesini duydu. Kalbi merhametle dolup şöyle dedi: “Bu ses Allah’ın kitabını okusaydı ne güzel olurdu!” Ve yürüdü.

Allah bir adamın kalbine hidayet verirse ona idrak de verir. Zazan, Abdullah b. Mes’ud’un oradan geçerken bir şey söylediğini fark etti. Yanındakilere o zatın kim olduğunu ve ne söylediğini sordu. “O, Abdullah b. Mes’ud’dur. ‘Bu ses, Allah’ın Kitabını okusaydı ne güzel olurdu’ dedi” dediler. Zazan’ın kalbi ürperdi, ilâhî bir coşkuya kapıldı. Udunu yere çarpıp, koşarak Abdullah b. Mes’ud’a yetişti. Ona yetişince ağlamaya başladı. İkisi de birbirlerine sarılarak ağlaştılar. Zazan tövbe etti. Abdullah b. Mes’ud’un sevdiği, ilim sahibi bir imam oldu.

Nasıl ki Abdullah ibni Mes’ud’un tek bir sözünden Zazan’a iyi hal geçtiyse, tövbesinde samimi ve sadık olan da başkalarına tesir eder.

Hiçbir bozuk kimse, senin elinde yararlı hale gelemez; ta ki sen kendi özünde yararlı olmadıkça…

{Yalnız kaldığın zaman Allah’tan korkmazsın; ta ki halk arasında Halık için yaşamadıkça…}


Mehmet Ildırar
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #1 : 26 Nisan 2014, 12:49:38 ÖS 12 »

Nefis neki ??

Kuranda nefis/can Huh? olarak tanımlar

Günah keçisi mi yok sa savunma mekanizması mı

Nefsin Ruh Anlamında Kullanılması: “Nefs” ile “ruh”un aslında aynıdır; terbiye edilmemiş rûha “nefs”, terbiye edilmiş nefse de ruh denilir. Kur’an’da “nefs”in en çok “ruh” anlamında kullanıldığını görüyoruz (6/En’âm, 93); 39/Zümer, 42; 75/Kıyâmet, 2; 91/Şems, 7-10 vb).

Nefsin “Kalp, Gönül, İçdünya” vb. Anlamlarında Kullanılması: Kur’ân-ı Kerim’in birçok yerinde nefs kelimesinin, “insanın kalbi, gönlü, içdünyası” gibi mânâlarda da kullanıldığı görülmektedir (2/Bakara, 87, 109, 235; 3/Âl-i İmrân, 154; 11/Hûd, 31; 12/Yusuf, 77; 27/Neml, 14 vb).

Nefsin “İnsan Bedeni” Anlamında Kullanılması: (12/Yusuf, 32, 51; 3/Âl-i İmrân, 61, 145; 6/En’âm, 151; 17/İsrâ, 33; 2/Bakara, 240; 16/Nahl, 7 vb).

“Nefs”in “Bedenle Birlikte Ruh” Anlamında Kullanılması: (16/Nahl, 111; 3/Âl-i İmrân, 25, 151; 11/Hûd, 105; 21/Enbiyâ, 47; 36/Yâsîn, 54; 82/İnfitâr, 5; 81/Tekvîr, 14; 82/İnfitâr, 5, 19 vb).

Nefsin “Kötülüğü Emredici” Anlamında Kullanılması: İnsanın her türlü kötülüğü işlemesine sebep olan nefs-i emmâre ile ilgili âyet-i kerîmede Hz. Yusuf şöyle konuşuyor: “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, daima kötülüğü emredicidir. Ancak Rabbimin merhamet ettiği hâri煔 (12/Yusuf, 53). İnsan nefsi, kötülük yönüne meyledicidir ve bütün gücüyle kötü işleri telkin edicidir. Genel olarak, insan nefsinin yaratılışında şehvete, günaha ve kötülüğe doğru bir eğilim vardır. Nefis, kendi gücünü bu yönde kullanır. Bu nedenle insan sırf kendi nefsiyle başbaşa kalırsa kötülüğe sürüklenebilir. Ancak, yukarıdaki âyet-i kerîmeden de anladığımız üzere Allah Teâlâ’nın koruduğu, yani Hz. Yusuf (a.s.)’un nefsi gibi Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve rahmetiyle tüm kötülüklerden arındırılıp temizlenmiş, başka bir deyişle terbiye edilerek rûhânî ve mânevî özellikler kazandırılmış nefisler bundan müstesnâdır. Allah Teâlâ’nın himâyesi nefsin kötülüğü emredici özelliğini etkisiz kılar. Kur’ân-ı Kerim’de nefsin insanı aldatıcı ve kötü işlere sürükleyici özellikleri, özellikle şu âyetlerde belirtilir: 12/Yusuf, 18; 20/Tâhâ, 96; 5/Mâide, 30; 14/İbrâhim, 22; 50/Kaf, 16; 59/Haşr, 9

Nefsin “İnsan, Cin, Melek, Hayvan veya Bitki İçin Zât (Kişi, Kimse, Kendi, Şahıs vb. )” Anlamında Kullanılması: Nefsin bir yönüyle de, “bir şeyin zâtı ve hakikati, yani varlığı” mânâsına geldiğini biliyoruz. İşte bu anlamda Kur’ân-ı Kerîm’de nefsin insanlara, cinlere, hayvanlara veya bitkilere, kısacası yeryüzündeki canlı varlıklara ıtlak olunarak, onların zâtı, varlığı mânâsında kullanıldığına şâhit oluyoruz: (2/Bakara, 48; 31/Lokman, 28, 34; 74/Müddessir, 38)

Nefsin, “Cins, Tür” Anlamında Kullanılması: Kur’ân-ı Kerim’in zengin kullanım biçimlerinden biri de “nefs”in geçen tüm mânâlarının yanısıra, bir de “cins, tür” anlamında kullanılmış olmasıdır (9/Tevbe, 128; 30/Rûm, 28; 7/A’râf, 189; 16/Nahl, 72; 42/Şûrâ, 11).

Nefsin Diğer Kullanılış Biçimleri: Kur’ân-ı Kerim’de, “nefs”in, ana başlıklar altında toplamaya çalıştıklarımızdan başka kullanılış şekilleri de vardır. Meselâ Fahreddin Râzî, “nefs”in Kur’an’da “akıl” mânâsında da kullanıldığını söyler. Ona göre: “Odur ki; geceleyin sizi öldürür (gibi uyutur), gündüzün de ne işlediğinizi bilir. Sonra belirlenmiş süre geçirilip tamamlansın diye gündüzün sizi diriltir…” (6/En’âm, 60) âyetinde geçen bu durum, akıl dışındaki hallerin, uyku durumunda etkisini sürdürmesi nedeniyledir. Akıl, uyku ile uyanıklık ânında değişen bir haldir. Demek ki; Râzî, uyku ânında insanın aklını kullanamaması nedeniyle, bazı âlimlerin “ruh” olarak anladıkları “nefs”i, burada “akıl” olarak kabul etmiştir. Uyku ânında aklın fonksiyonlarını yitirmesi gözönünde bulundurulursa, bu âyet-i kerîmedeki “nefs”ten “akıl” da anlaşılabilir.

Kur’an’da nefsin işkence ve cezâlandırma (3/Âl-i İmrân, 28, 30), gayb (5/Mâide, 116) nefes, gırtlak, boğaz (9/Tevbe, 118) gibi başka anlamlarda kullanıldığı da görülür.

Nefis birçok anlama gelebilmektedir.

Nefis /Fıtrat ilişkisi Nefsin terbiye edilmesi nedir Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh??? yeniden düşünmek gerek
Görüldüğü gibi, Kur’ân-ı Kerim’de nefis, sadece kötülüklerin kaynağı olarak gösterilmez. Kur’an, nefsin terbiye edilerek güzel özelliklerin ona kazandırılıp iyi bir ruh haline getirilebileceğini ifade ederek bunu tavsiye eder. İnsanın gönlüne, kalbine, iç dünyasına da delâlet eden nefis, insanın bedenden oluşan cüssesini ve bedeniyle birlikte rûhunu da ifâde etmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de, nefs kelimesinin 298 yerde kullanılması ve nefs üzerine yemin edilmesi, Rabbimiz  bu kavrama ne derece önem verdiğini göstermektedir



Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu