Evliliğin Sırrı

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > Evliliğin Sırrı
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > Evliliğin Sırrı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Evliliğin Sırrı  (Okunma Sayısı 8016 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« : 11 Nisan 2014, 01:43:03 ÖS 13 »

EVLİLİĞİN SIRRI
Yaşlı adamın çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.
"Bu gençliğin sırrı nedir" diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya...
Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar
vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
"Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş.
Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler
edilmiş, vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam
edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak
ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.
"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.."
Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir
karpuz getirmiş.
Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :
" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet"
demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir
yoklamış yine beğenmemiş.
"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane
getirir misin" demiş.
Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş,
misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle
yerken bizim dedecik sormuş.
"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız
mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..
"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!"
Dedecik gülmüş.
"Efendiler" demiş,
"O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de
başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu
getiriyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek
karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca...) demedi. Beni sizin
önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu
gençliğimi hanımıma borçluyum."
"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile
içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur,
dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan
problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte
paylaşırız." Demiş....

ALINTI
Logged

maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #1 : 11 Nisan 2014, 01:49:41 ÖS 13 »


Huri gibi sevimli nasıl bir tabirdir abi  Cheesy
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #2 : 11 Nisan 2014, 01:53:32 ÖS 13 »

Bu kıssadan bula bula "huri gibi sevimli" terkibi mi dikkatini çekti. Smiley
Logged

maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #3 : 11 Nisan 2014, 02:05:00 ÖS 14 »


Algıda seçicilik olsa gerek  Huh?

kissaya gelirsek
Demek ben bu yüzden genç gorunuyorum  Cool
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #4 : 11 Nisan 2014, 02:12:43 ÖS 14 »

Maşaallah Smiley
Logged

hattabhamza
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 540

şirkten boşanıp,şehadetle nişanlanmak


« Yanıtla #5 : 14 Nisan 2014, 11:57:32 ÖÖ 11 »

not: yazı biraz uzun ama çok akıcı olduğundan okuması çok kolay



Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam  eder. İş yerimden oğluma telefon açtım,

“Akşam  yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim.

Deniz  kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum.Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten  sonra konuya giriyorum. Oğlum haftaya düğünün var, bir  baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor.Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi  birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı  zannettiyse!

-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı  şeyleri biliyorum artık.
-Ah senin o biliyorum zannettiğin  konularda da çok bilmediğin çık acak ama ben o konulardan  bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.Rahat bir nefes aldı. Bu arada  yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak  muhabbet edelim bakalım.
-Kaç dil biliyorsun oğlum  sen?
-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç  dil oluyor.
-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen  buna “kadın dili” de diyebilir sin.Güldü.
Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir  gamzesi var, o ortaya cıkıyor.
-Kadınların ayrı bir dili  mi var?
-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla  yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili  bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu  olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.
- İyi de  niye Bükçe?
-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle  söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler;  onun için dilin adını ;Bük çe” koydum.
-”Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu  gülerek.
-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor  gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak  istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün  doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay,anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına  sürekli Fransızca “seni seviyorum” diyorsun ama  karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seni  seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.
-Tamam baba,  haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar  neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini  direkt söylemiyorlar ?
-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır cevabı alıp  kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim  yetenekleri çok güçlü.
-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani.
-Ne bir sıfırı oğlum, en az on  sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük  bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden  leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri  gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta  bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar.”Niye leb demek zorunda kalıyorum da o  düşünmüyor?” diye canları sıkılır.
-Biz de bazen  Canan’la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye  düşünmedin?” diye kızıyor bana.
-Kızarlar oğlum,  kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler,  detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz.  Bizim de kendileri gibi düşünceli ol mamızı beklerler,  fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.
-N e olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?
-Var dedik ya oğlum,  Bükçe’yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?
-Hazırım baba.
-Bükçe bol kelime  kullanılan bir dildir.  Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe’de en az yüz kelime ile  anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o  gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana “Bugün  bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığı -ndan başlar, kaç mağazaya  gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden,  indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman  bir hikaye anlatır.
-Hikaye dili yani.
-Aynen öyle. Sen  akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma,  ana fikre gel,  kısa kes.” demeyeceksin. Böyle bir  şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen  “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da “seni  sevmiyorum” demiş olacaksın.
-Ne alakası var baba  “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat”  demenin?
-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman  sevilmediklerini düşünürler.
-Bu önemli. Bükçe’de  dinlemek sevmektir diyorsun.
-Aynen öyle. Devam edelim.  Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir  şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalıkonuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne  demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa  erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.
-Geçen hafta Canan bana  “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi  duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de  iyisin.” dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat  astı. “;Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir  şeyim yok.” dedi. Sence nerede hata  yaptım?
-”Böyle de iyisin” derken o  “de” ekini orda kullanmamalıydı

n. Canan bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın,  eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, da ha da  güzel olabilirsin.”
-Peki ne demem gerekiyordu?
-Şunu  hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile  ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa,  kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan ya ndın. Bunu hiç unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan  bence ihtiyacın yok.” deseydin,  günün zehir  olmazdı. Mesela bir gün kucağına oturup “Ağır mıyım?” derse sakın ;Evet, biraz” falan deme  “Hayır” de. Yoksa bir daha kucağına  oturmaz.
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her  giydiği yakışır ve her kadının annesi bir  hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.
-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana  çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa,  kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.
-Ve asla unutmazlar,  değil mi?
-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için  “Biraz cimri.” demiştim. Hala “Sen beni m  annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.
-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini  çözmek zor geldi.
-Zor gibi ama biraz gayret edersen  çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama  “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla  yüzüne vurmayacaksın.
-Anladım. Anlayacaksın ama  anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne  batırıyorsun?” Diye sormayacağım, o iğneyi ben  kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.
-Güzel ifade  ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşama tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni  biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda  bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen  anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel,  yemekle uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım  ama tabi “Ne demek istiyorsun?” demedim.
-Dün çok &n bsp;yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.
-Bunun pek çok sebebi olabil ir. Yorulmuş olabilir, bir  kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü  diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor  olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan  “Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir  şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını  rütbesi =ozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe  anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de  anlaman gerekiyor. “Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne  dersin?”dedim. “Tamam.” dedi. Döneri sever  biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner  yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu  düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette,  düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.
-Bu  Bükçe’de kısa konuşma yok mu baba?
-Var ama yerinde  olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela
baktın canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?”  diye. “Hiç bir şeyim yok.” diyorsa, aman bir  şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.
-Bükçe’de  “Hiçbir şey yok.” demek “;Çok şey var,  benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.
-Evet. Biz  erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten  bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur  ya da bir sey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir  şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak
gördükleri için “Bana değer veriyorsan, ilgilen ki  anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten  anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne  varıp bunaltmayacaksın tabi.
-Bir arkadaşım da  “Kadınların ‘Peki.’ demesi tehlikelidir”   demişti.
-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir  ‘peki’, ‘olur’, ‘tamam’ her zaman  tehlikelidir. Bu Bükçe’de “Şimdi tamam diyorum
ama acısını daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin  yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.
-Zor bir dil baba.
-Yok  yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen  hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe  bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.
-Anlamak da pek kolay  değil ama.
-Korkma, o kadar zor değil. En önemli  kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve  konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat  suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.
-Nasıl yani?
-Mesela, karın sana “Ne  zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu
sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi  kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir.  “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir  savunmaya girme. “Tamam canım haklısın, ben de  istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, konu kapanır. Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.
-Küçük ama önemli detaylar.
-Aynen öyle. Mesela  karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstünü  kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona  sarılmanı istiyordur.
-Keşke okullarda öğretselerdi biz  erkeklere Bükçe’yi. Ne kadar erken başlasak o kadar  çabuk kavrayabilirdik belki.
-Haklısın, aslında ben de  sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.
-Not mu alsaydım… Epeyce  detayı varmış dilin.
-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik  öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret  ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark  etmez”i kadınlar “Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.
-En değerli sözcük  nedir?
-Sen bil bakalım.
-”Seni seviyorum.”  herhalde.
-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler  “;Söylemiştim, zaten biliyor.” diy e bu konuda gaflete düşmemeliyiz.
-Bükçe sadece konuşma dili midir  baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor  bana.
-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona  geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. kadınlar  küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu  düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir  mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.
-Akşam  gelip sırt üstü yatmak yok yani.
-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar  zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu  küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi  davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar  yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla  geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep
alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük  küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.
-Tamam baba,  bunlara dikkat edeceğim.Garson yemek tabaklarını  kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki
nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru  adımlamaya başladı. Az sonra geldi.
-Baba çok teşekkür  ederim. Bükçe’yi anlamaya başladım. Canan aradı. “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim,yarın birlikte mi baksak?” dedi. Tam “Fark etmez,  sen seç.” diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi  “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklıma geldi. “Tabii canım, istersen  birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen  seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendi  seçecek.
-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar  illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen  o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler  onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.
-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini  hiç unutmayacağım.  Bana Bükçe’yi öğretmeseydin hali mi düşünmek bile istemiyorum. Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla  öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra  kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de  güle güle kullansın. Kullansınl ar ki yüzleri gülsün.

Sema Maraşlı’nın “Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz ”  kitabından….


Logged

Kan; Toprağın, Ter; Ekmeğin, Gözyaşı; Yüreğin Bereketidir...
ozanca
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4677



« Yanıtla #6 : 14 Nisan 2014, 12:10:59 ÖS 12 »

Demekki bende ondan çökmüşüm ...
Bende hanım şu karpuzu bi getir hele desem , herkesin içinde derki evde karpuz varmıda getireyim ...
Gelde kocama ...
Sebep mi ?

Malum ...

Logged

Not font kurbaa
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #7 : 15 Nisan 2014, 12:50:02 ÖS 12 »

Cheesy

Adam genc kalmanin yolunu bulmus abi ya kadin? İn çık in çık...
Kimbilir belki kadin da genc kalmayi buna borcludur.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu