Bir garip Hacc yolculuğu..

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Gönül Muhabbet ister... (Moderatör: Yonetim) > Bir garip Hacc yolculuğu..
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Gönül Muhabbet ister... (Moderatör: Yonetim) > Bir garip Hacc yolculuğu..
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir garip Hacc yolculuğu..  (Okunma Sayısı 27204 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« : 11 Kasım 2013, 03:32:55 ÖS 15 »

Ramazan ayını idrak etmemize yaklaşık bir ay kala, yani Şaban ayı başlarında bacanağımın dünürü ziyaretimize gelip, bu yıl Hacca gideceğini söylemesiyle başladı garip hacc yolculuğumuz. Söylediğine göre 15-16 Eylül'de Cidde havalimanına valiz taşıma işçisi olarak gidecek, Kurban bayramından beş gün önce Hacc farizasını yerine getirmek için Mekke'ye Mekke'de sekiz gün kaldıktan sonra da Medine'ye gidecek, sekiz gün de orada kalıp Türkiye'ye dönecekler ve bu işin toplam maliyeti 1100 Euro olacaktı. Gayri ihtiyari böyle bi iş bize çıkmıyor dedim. Sevgili dünürümüz bu lafımı unutmamış, bu işe aracılık yapan arkadaşa benden bahsedince kontenjanda yer olduğunu sevinçli bir haber verircesine bana telefonda bildirdi.

Önce iş güç -marketçiyim benim durumumu en iyi Maxpayna anlar- nasıl olacak diye düşünürken, Kurban dönemi tatil döneminin bittiğini hiç hesap etmeden, çocuklar hazır tatildeyken bu fırsatı değerlendireyim dedim, eşimin de desteğiyle gitmeye karar verdim. Tabi öncelikle işe aracılık yapan kişilerin, bu işi üstlenen firmanın güvenilirilğini araştırmam gerekiyordu. Bu niyetle işe aracılık yapan arkadaşın mukim olduğu Akhisar'a sonradan hacca gelmeye niyetlenen bacanağım ve dünürüyle birlikte gittik. Daha sonra bacanağımın diğer dünürüyle birlikte Manisa ekibimiz üç kişi oldu.

İşin açıkcası pek güvenilir gelmemekle birlikte, aracı arkadaşın İzmir'den tanıdığım ve pek yaş tahtaya ayak basmayacağına inandığım bir arkadaşın pasaportunu gösterip onun da gideceğini söylemesiyle gönlüm rahat etti. Pasaportum olmadığı ve Akhisar'da müracaatın daha rahat olacağını öğrenmem üzerine pasaport müracaatımı yapıp, teslimat adresini de aracı arkadaşın adresi olarak verdikten sonra İzmir'e döndüm. Kontenjanda daha yer olduğunu, gitmek isteyen arkadaş olursa teklif götürebileceğimi öğrendiğim için, bir problem olursa en az sıkıntı oluşturacak bir arkaşıma teklif ettim, olurunu alınca onun pasaportunu da bir şekilde Akhisar'a aracı arkadaşa ulaştırdım.

İstenilen peşinat ya da kaporayı da ikimiz adına şirketin banka hesabına havale çıkarttıktan sonra geri dönülmez bir yola girmiş olduk. Ramazan ayı girdi ve geri kalan miktarı da havale çıkartıp gideceğimiz günü iple çekmeye başladık. Eylül ayı ortalarında gideceğimiz için iş ile ilgili ön hazırlık, alışveriş yaptığım yerlerin sevgili Kasabımıza -araç kullanan ve markette sürekli bulunacak olan tek kişi- gösterilmesinin ardından zaman çabucak geçti ve eylül ayı onbeş, onaltı, onyedi vs derken yirmisi gibi valiz işinin yattığını, istersek artı bir ücretle (+900Euro yani toplam 2000Euro) yirmibeşgünlük bir vizeyle Hacca götürebileceklerini öğrendik. Biz de kalan parayı anca uçağa bineceğimiz zaman verebileceğimiz şartıyla teklifi kabul ettik, kabul ettiler.

Eylül ayı geçti. Ekim ayı üçü beşi derken 9 Ekim'de bizi uçuracaklarını  Azn söylediler. Ben de İzmir'den birlikte gideceğimiz arkadaşla birlikte gitmek için salı günü için uçak bileti aldım. Ve olmazsa verdiğimiz parayı alır geriye döneriz düşüncesiyle İstanbul'a hareket ettik.

Uçaktan iner inmez bizi misafir edecek olan arkadaşın işyerine valizlerimizi bırakıp Fatih'e Şirketin merkez üssüne doğru yola çıktık. Biz ve bizim gibi memleketin dört bir bucağından Hacc ve mübarek topraklara ayak basma arzusuyla yola çıkmış yirmi otuz kişiyle salı akşamına kadar vize işleminin bitmesini bekledik, umutlarımız her geçen süre biraz daha azalarak salı akşamı arkadaşın evinde misafir olduk.

Çarşamba günü yeniden Fatih'e, vize alma çabalarının sonuçlanması için yine meraklı bir bekleyiş sürecinden sonra, akşam vakti vizelerimizin alındığını ve şirket yetkililerinden Cuma günü gecesi saat 23:00 - 24:00 sularında uçakla hareket edeceğimizi öğrendik.

Perşembe akşamı Akhisar'dan bizim gibi Hacca gidecek 50 kişilik bir grupla birlikte bacanağım ve iki dünürü de otobüsle İstanbul'a hareket etti. Sabah saatlerinde Atatürk Havalimanında onları karşıladım ve onları da alarak küçük bir İstanbul turu yaptırdım. Uçak kalkmadan bir kaç saat önce havalimanında olalım diye geriye döndük. Ben misafir kaldığım yerden valizimi almak için yolda indim. Valizleri alıp havalimanına tam döneceğim sırada aracı arkadaşın havalimanında herkese pasaportlarını geri verdiğini, şirketin uçak kiralayamadığını dolayısıyla bu işin yattığını bacanağımdan telefonla öğrendim.

Akhisar ekibinin geriye dönüş için bir araç tuttuklarını ve geriye döneceklerini öğrenince apar topar havalimanına gittim.

Devam edecek...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2013, 04:19:30 ÖS 16 »

çok heyacanlı yaw merak ettim  biraz geç kalmış ama dizi gibin

yanlız biraz geç kalmış bu dizim

hacc benim bildiğim özgürlük manifestosum

daha gitmeden ütülenirsek nasıl özgür olacaz

sömürüye şirke zulme karşı  çıkmaya giderkem  uyutulursak yandık yaw

aca ba hacc  hacc mı ibrahim peygamberin izine nasıl basılır


şirk kralığının gölgesinde ,sömürü konvoyunun adalet vagonu olabilir mi


42/ŞÛRÂ-16
Vellezîne yuhâccûne fîllâhi min ba’di mestucîbe lehu huccetuhum dâhıdatun inde rabbihim ve aleyhim gadabun ve lehum azâbun şedîd(şedîdun).
O'na (Allah'ın) davetine icabet edildikten sonra Allah hakkında tartışanlar; onların huccetleri (delilleri), Rab'lerinin indinde bâtıldır. Onların üzerinde (Allah'ın) gazabı ve şiddetli azap vardır.
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #2 : 11 Kasım 2013, 05:08:28 ÖS 17 »


Kontenjanda daha yer olduğunu, gitmek isteyen arkadaş olursa teklif götürebileceğimi öğrendiğim için, bir problem olursa en az sıkıntı oluşturacak bir arkaşıma teklif ettim, olurunu alınca onun pasaportunu da bir şekilde Akhisar'a aracı arkadaşa ulaştırdım.


Devam edecek...


vayy vayy vayyy demek abicim bizden daha samimi olduğun kardeşlerin varmış onları çağır bizi çağırma... Afro Afro Afro
oysa biz ailecek sizi ailecek şahsen ben kendim bizzat seni pek severim sayarımdı. Cry
kıskandım.  ne demiş üstad gafffurr :



olmadı tükanı bana emanet edebilirdin biliyorsun boşum ve bir hoşum zaten. tecrübe de var sen gelene kadar bir şube daha açardım  Cheesy

merakla hikayeni bekliyoruz abicim; saygılar sevgiler...

Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« Yanıtla #3 : 15 Kasım 2013, 05:34:52 ÖS 17 »

Hava limanına geldiğimde ortalık birbirine karışmış, farklı yerlerden gelen hacı-zedeler öfke içinde, şikayette bulunmaktan, dolandırıldıklarından bahsediyorlardı. Bu işe aracılık yapan arkadaşın rengi atmış, işin sonunun kendisi için hiçte iç açıcı olmadığını sezinlemişti. Ani bir kararla bizim cenah Akhisar için tuttukları araçla doğru Fatih Polis karakoluna gitmeye karar verdiler. Bu arada hacı adaylarından birisi pasaporttaki vizenin geçerliliğini sınamak, hem de memlekete döndüğünde aleme maskara olmamak niyetiyle Cidde’ye bilet almaya niyetlenmiş, vizenin geçerliliğini öğrenince gecikme payı da dahil olmak üzere gidiş dönüş 2600 TL ye bilet bulmuştu. Kendisiyle olay öncesi tanışıp telefon numarasını almamın daha sonra benim de aynı yolu izlememde etkisi oldu.

Fatih karakolunda müştekiler Karakolun arka bahçesine alındılar. Gece oniki gibi herkesin şikayet dilekçeleri alındıktan sonra biz beş arkadaş yarına kadar Aksaray’da bir otelde gecelemeye karar verdik.

Sabah erkenden ilk gün bizi evinde ziyaret eden arkadaşı arayıp durumu anlattıktan sonra, hac ve umre turizmi yapan tanıdık birilerini sorduk. Bir arkadaş ile bizi görüştürdükten sonra biz kendi imkanlarımız ile yola çıkmaya karar verdik. Görüştüğümüz arkadaş vasıtasıyla aynı gün 12/10/2013 tarihi saat 15:30 a Suud havayollarından gidiş dönüş dört kişilik bilet aldık. Arkadaşımızın birisi puan usulü bilet almayı tercih ettiği için Mekke’de buluşma niyetiyle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Ve yine geldiğimiz gibi yeniden Havalimanına geri döndük. Uçuş kartımız ve kontrollerin yapılmasından sonra uçağa binmek için beklemeye başladık.

Ve nihayetinde uçağa bindik. Uçak yolculuğu esnasında bir kafile ile tanıştım ve olan biteni onlara anlattım. Bu mini kafile başında organizatörlük yapan Ezher mezunu arkadaş ile birlikte dokuz kişiden oluşuyordu. Kafile başkanı arkadaş bizi memnuniyetle aralarına alabileceklerini, gerekli her türlü yardımı yapabileceklerini söyleyince derin bir ohh çektim. Niye mi?
Anlatılanlara göre işçi vizesi ile gelen bir yolcu kafilesi uçağını geri döndürmüşler, üstelik bir de uçağa ceza kesmişlerdi. Cidde’ye gitmek sorun değil, aslolan Mekke’ye girebilmekti. Mekke ile Cidde arasına 3 kontrol noktası koyan Suud yönetimi, değil işçi içeriye kuş bile uçurmuyorlardı. O nedenle, herhangi bir sorun ile karşılaşmamak için mikat mahallini ihramsız geçmek zorunda kalmış, bu nedenle ceza bile ödemiştik. Yakalanıp içeriye atılmamız, hatta içeride unutturulmamız işten bile değildi.

Cidde havalimanında yapılan sıkı kontrollerden sonra Cidde havalimanı önüne geçmeyi başardık. Bizim katılımımız ile onüç kişi olan grup, başkanımızın iki dolmuş kiralamasıyla Mekke’ye doğru yola çıktı. Kontrol noktalarından birer birer geçerken yaşadığımız stres ve heyecan müthişti. Nihayet Rabbimin izniyle Mekke’ye girmiş, konaklayacağımız otele yerleşmiştik. Ben hemen apar topar ihramımı giyip, otelin önünden daha sonra aramızda espri konusu olan HARAM HARAM diyen bir dolmuşa binip doğru Kabe’ye gittim.

Devam edecek…
Not: Aralarda merak konusu olan ve benim unutup geçiştirdiğim yerler olursa istek üzerine ayrıntı bir şekilde anlatabilirim. Smiley
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« Yanıtla #4 : 18 Kasım 2013, 05:44:54 ÖS 17 »

İnsanlığın ilk sığınağı..
Allah'ın insanlığa kucak açtığı, Allah'tan başka hiç bir kudretin gönüllü olarak bir araya getiremeyeceği onca insanın buluşma yeri Allah'ın evi..
Onca görkemli yapıya, gökdelenlere, Zemzem Tower'a rağmen,
sadeliğiyle dimdik ayakta duran Allah'ın mütevazi konağı.
Kapalı kapısına rağmen, manen içeriye sızma telaşında etrafında dört dönen Allah'ın kulları..

İlk telaş ile Kabe'yi çevreleyen Harem-i Şerif'in bir kapısından girip, Kabe'yi göremeden neredeyse öbür kapısından çıkıyordum. Sonra hiç hoşlanmadığım halde uydum kalabalığa. İnşaat nedeniyle tavaf alanı daralmış, bu nedenle gelen kalabalalık kontrollü bir biçimde dıştan bir tur attırılarak tavaf alanına alınıyordu. Tavaf'ın başlangıç ve bitiş noktası olan Hacer'ül Esved'in bulunduğu köşe tarafında giren ve çıkanlar tarafından izdiham yaşanmaktaydı.

Bismillahu Allah'u Ekber diyerek tavafa başladım. Dönen kalabalığın ortasında sünnet olan Remeli yapmam imkansızdı. Remel; tavafın ilk üç şavtı omuzlar dik, çalımlı bir biçimde kısa adımlarla koşar gibi yapılmasına denilir. Bu sünnettir. Kalabalık içerisinde ağır ve temkinli adımlarla tavafa başladım. Etrafımda elinde tesbih, zikirmatik ve dua mecmualarıyla dua ve tesbihatta bulunanların yanında tavafı tamamlayıncaya kadar söylediğim tek tesbihat "La ilahe illallahu vahdehula şerike lehu..."

Dördüncü şaft esnasında Sabah namazı için tavaf durdu, ve kendisine değil okuduğu Kur'ana tabi olarak namazımı eda ettim.

Tevhidin, birliğin sembolü Beytullah'ın etrafında BİR MERKEZ etrafında toplanmış onca yığının sahip olduğu onca samimiyetin Kur'ani şuur ve bilince dönüşmesi dileğimi de dualarıma ekleyerek yedi şafttan oluşan tavafımı tamamladım. Bu tavaf ve sonrasında yaptığım sayy umre için yerine getirdiğim menasiklerden. Haccı Kıran'a niyetlenmiş, onun gereği olarak ta önce umre tavafımı ve sayy'ımı yapıp ihramımı çıkarmadan Arafat'a gidecek, haccımı tamamlayacaktım bi iznillah..

Tavafı bitirdikten sonra önce Safa tepesinden başlayıp Merve tepesine kadar dört, Merve'den Safa'ya üç kez olmak üzere yedi kez SAYY yaptım. Hacer anamızın İsmail'i için çırpınışlarının, su arayışının sembolik tekrarı olan SAYY zemzemin bulunmasıyla sona erer. Sayy esnasında Safa tepesine daha yakın şimdilerde yeşil ışık ile belirlenen bölgede Hervele yapmak, yani koşar adımlarla o bölgeyi geçmek gerekir. Bu erkekler tarafından yerine getirilen bir sünnettir.

Sayy sonrası zemzem ile susuzluğumu giderdikten sonra kaldığım otele gerisin geriye döndüm.

Devam edecek...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #5 : 19 Kasım 2013, 10:12:29 ÖÖ 10 »

devamini bekliyoruz abi, sonra bir sorum olacak.
Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« Yanıtla #6 : 21 Kasım 2013, 06:05:56 ÖS 18 »

Otelimiz Maabdeh bölgesinde Mescid'ul İcabe'nin tam karşısında Erişen Turizm'in işlettiği bir otel. Görevlilerin kimbilir kaçıncı Hacca gelmiş olmaları sebebiyle, ameliyata gire-çıka kasaplaşan Cerrahlar misali hiç birisinden manevi bir hava alamadım desem yeri.

Çok sık aralıklar ile çocukluğum dönemi bakkalarına benzeyen BAKKAL'lar alışveriş ihtiyacımızın neredeyse tamamını karşılayacak dizaynda oluşturulmuş. Bakkallar da dahil çoğu esnafın Bangladeşli, Özbekli, Afganlı, Türkiyeli, Tacikistanlı vb olup, belli bir har(a)ç karşılığı orada ticaret yaptıklarını öğrendim. Bir çoğu meramımızı anlayacak kadar türkçe biliyor. En azından türkçe rakamlara aşinalar. Orada karşılaşılabilecek en büyük sorun yemek. Özellikle yemek seçme problemi olanlar alışkanlıklarına uygun tatta yemek bulmada zorlanabilirler. Otelimiz yemekhanesi bir türk tarafından işletildiği için şanslıydık.

Türkiye'de işimle ilgili ödeme takibi ve diğer hususları internet aracılığıyla halletmek zorundaydım. Bu nedenle internet cafe gibi bir yer aramama rağmen bulamadım. Otelin wifi şifresini bin bir güçlükle öğrendikten sonra, yanımda götürdüğüm küçük bir tablet ile o sorunumu da çözmüş oldum.

Türkiye'den ayrılmadan önce, bankanın göndereceği şifre vs hizmetleri kullanabilmek için telefonumu yurtdışına açtırmış, avantajlı olur ümidiyle hac paketine üye olmuştum. 100dk arama 200dk aranma hakkını nasıl olduda bitirip, faturam 450tl lik limite ulaştı anlamış değilim. Buradan Turkcell'i hacc dönüşü ağzımı bozdurdukları için kınıyorum Smiley

Sebil olarak kullanılan soğutmalı su kaynaklarının haricinde, temizlik için kullanıma sunulan tüm çeşmeler istisnasız sıcak akıyor. Özellikle mi ısıtılıyor, yoksa Mekke'nin sıcak havası nedeniyle midir bilinmez bütün sular sıcak. Mekke'de kaldığımız süre boyunca soğuk su ihtiyacıımızı otelin yemekhanesinden ve Mescid'ul İcabe'nin önündeki sebilden karşıladık.

Çay alışkanlığı olanlar bu ihtiyaçlarını sallama çayla karşılamak zorundalar. Mekke ve Medine'de bulunduğumuz süre zarfında demleme çay içemedik. Ne bir çay ocağı ne de bir cafe yok.

Umulanın aksine tüm tuvaletlerin temiz ve bakımlı olduğunu söyleyebilirim. Temizlik hususunda tek problem çöp problemi. Tüm şehir temizlik işçilerinin tamamı greve çıkmış görünümündeydi. Ve bu her yıl böyleymiş. Kurban bayramı bitimi sayılan Şeytan taşlamanın bitimiyle birlikte temizlik hizmeti başlıyor, o devasa çöp yığınları yine gariban ülkelerin gariban işçileri tarafından temizleniyor.

Akşam Arafat'a gitme planları yaparken, uçakta tabi olduğumuz kafilenin reisi Arafat yolunda bir hacının parmak izi alınırken çekilmiş fotoğrafını gösterip, çıkış yollarının kapatıldığı, herkesin tek tek kontrolden geçirildiği, işçilerin Arafat'a sokulmayacağı haberini almış bizim yatışmakta olan stresimizin yine yüksek seviyelere çıkmasına neden olmuştu. 

Gece on gibi otelin önünden Lebbeyk nidalarıyla otelin gerçek hacılarının arasına karışıp, onların bindiği otobüse binerek Arafat'a doğru yola çıktık. Otobüs şoförümüz siyahi, Mekke'yi çok iyi bilmeyen bir arkadaştı. Belki her polis barikatının önünde durup yol soruyordu. Otobüs içinde yolu bilenler engellemelerine rağmen yol sora sora Arafat yolundan çıkıp Taif'e doğru gidiyorduk. Ki son anda görevli arkadaşların yeniden Arafat yoluna otobüsü döndürmesiyle her şey yoluna girdi. Gece onbir oniki gibi Arafat'a geldik. Herkes varolan çadırlarına çekildi, biz "Adi Amele"ler karton üstünde bizimle aynı kaderi paylaşan Pakistan'lı kardeşlerimizin yanında yarı uyur yarı uyanık vaziyette sabahladık.

Devam edecek...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« Yanıtla #7 : 28 Kasım 2013, 07:38:35 ÖS 19 »

Arafat, Adem ile Havva'nın cennet sürgününden sonra buluştukları yer.
Cebel'ur-Rahme tepesi Adem'in duasının kabul edildiği tepe..
Aynı zamanda Peygamberimizin veda hutbesini okuduğu tepe Cebel'ür-Rahme..
A'raf tanışma kökünden gelir. Buluşup tanışmanın yeri Arafat. Hacc boyunca Arafat'ın dışında hiç bir yerde aynı anda onca kalabalığı bir arada görmek mümkün değil. Güneşin yakıcılığına ve sıcağa rağmen, çadırların gölgesinde vakfe anını geçirmektense, çadırlar arasında tur atmak daha cazip. Her beldenin gölgelendikleri çadırlar ayrı ayrı. Çadırların önünden geçerken, coşkuyla tekbir getirenleri, salavat getirenleri, el açıp dua edenleri görmek mümkün. Ayakta sessizce göz yaşı dökenler, elinde tesbih tesbihatta bulunmaya çalışanlar. Renk renk, grup grup Allah'ın capcanlı ayetleri.

Aramızdaki tek ortak iletişim aracı "Selam" ve tebessüm. Tebessüm gönül kapılarını açan sihirli anahtar. Ümmetin bu yetim çocukları, anne ve babalarının buluştukları bu kutsal mekanda bir ve beraber olsun diye Rableri tarafından çağırılmış. Onları kardeş yapma çağrısı "hacı olma" gayesiyle yer değişmiş. Herkes geçmişini temizleme gayretinde, geleceğini ufkunu temizleme gayreti ve bilinci maalesef yok.

Gece konakladığımız yerin yakınlarında bulunan kuleye güç bela tırmanınca Cebel'ür-Rahme'yi keşfettik ve oraya doğru yola koyulduk. Hacılar ayrılıp kaybolmasınlar diye adeta çadırlara bağlanmış vaziyette. Haklılar tabii. Onca kalabalık içerisinde yolunu kaybedeni bir daha bulmak epeyce zor olsa gerek. Bizi arayıp soracak toplam beş kişinin tamamı birlikte olduğu için kaybolma riskimiz sıfıra inmiş oldu.

Cebel'ür-Rahme hınca hınç dolu. Adem'in duasının kabul edildiği bu alan, dualarının kabul edilmesi umuduyla el açmış Allah kullarıyla dolmuş vaziyette. Buna rağmen tepeye doğru inatla yol almaya çalışanlar ile birlikte biz de tırmanmaya başladık. Yer yer uzatılan ellerin yardımıyla, yardım isteyen ellere uzanmak suretiyle tepeye tırmandık.

Tepede bulunan beton direk hacıların el sürmek için birbirini ezmeye çalıştıkları bir kutsal direğe dönüşmüş durumda. Burası hac boyunca en çok efor sarfedilen yerlerden birisi.

Öğle ve ikindiyi birlikte kılmak SÜNNET.. Namaz sonrası gece konakladığımız alana doğru yürümeye başladık. Biraz zor olsa da konakladığımız alanı bulduk ve alanın yanında bulunan Sıla Turizm'e ait olan çadırda gölgelenmeye başladık. İstanbul'da telefonla görüştüğümüz Musa kardeşimiz ile nihayet burada buluşmuş, çadırına konuk olma şerefine nail olmuştuk.

Her çadırda ayrı bir program, her çadır hopörlörünün sesini yanıbaşındaki çadırın sesini bastıracak biçimde açmış, bir gürültü seremonisi almış başını gidiyor. Çadırımıza sohbet için gelen Ahmet Bulut'un "Kur'an'ın anlaşılması" üzerine yaptığı konuşmasını dinledik, istifade ettik. Bu arada Fatma Tatlı bacımızın kulaklarını da çınlatmayı ihmal etmedi Ahmet hocamız.

Akşam vakti hava kararırken Sıla Turizm'in otobüsleriyle Müzdelife'ye doğru yola koyulduk. Müzdelife'de biraz istirahat ettikten sonra Akşam ve Yatsı'yı cem edip, şeytan taşlamak için uygun ebatta taş aramaya koyulduk. Asfalt ve betonların arasında güç bela bulduğumuz yetmiş taşı torbamıza doldurduktan sonra, Avusturya'lı bir kafileye katılıp Mina'ya doğru yola çıktık. Bu kafile Avusturya'dan hacca gelmiş türk hacılardan oluşuyordu. Gür sesli tekbirleri bizi cezbetmiş, aralarına katılmıştık.

Epeyce bir yürüyüşten sonra kendimizi şeytanların yanında bulduk. Silahımız dolu ve tedarikli olmamıza rağmen Avusturyalı ekibden zaman konusundaki şüphelerimizden dolayı ayrıldık. Gece 1.00 sularıydı ve bildiğim kadarıyla günün ilk ışıklarıyla birlikte taarruz yapılmalıydı. Biz bir kenarda sabahı bekleye duralım, binlerce onbinlerce kişi vakit ve saati hiç dikkate almadan aralıksız olarak şeytan taşlamaya devam ediyordu. Bu minvalde alınmış fetvalara dayanarak tabi ki.

Daha sonra anladım ki, herkes bizim gibi güneşin ilk ışıklarını beklese ve onca kalabalık aynı anda taarruzda bulunsa sanırım çok ciddi sıkıntılar oluşabilirdi. Milyonlarca insanın birbirini ezmesi ve belki ölümle neticelebilecek durumlarla karşılaşılmaması için kontrollü bir biçimde geceden başlamak kaydıyla görevliler tarafından taşlama yaptırılıyordu.

Sabah namazı sonrası sadece "Büyük Şeytan"ı yedi taşla taşlayıp Kabe'ye doğru aktık.

Devam edecek...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #8 : 07 Aralık 2013, 05:23:28 ÖS 17 »




.......Devam edecek...


hacı rahmetli abicim devam edecek edecek diyorsun 10 gün oldu hala devamı gelmiyor. tv dizileri gibisin izleyiciyi merakta bekletiyorsun.
sen devamını getir mutlu sona bağla ki soru soracağız. yoksa araya kaynamaya başlıyorum affola  Huh?

1 - umre nedir
2 - kuranda umre kelimesi-kavramı geçer mi (nasıl geçer)
3 - umre ile hacc farkı nedir ?
4-  umre'nin hükmü nedir (farz-vacib-sünnet-müstehab- olmazsa olmaz-  olsa iyi olur-olsa da olur olmasa da)
5-  umrenin kabul olması için gerekli şartlar nedir ? (farzları-sembolleri-şiarları)
6-  umrede neler yapılmalı neler yapılmamalı ( haramlar - farzlar)
7-  umrede dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir (her yönü ile : ibadet konaklama beslenme gezi ticaret iletişim)

tecrübesi olanlar, bilgisi olanlar, ilgisi olanlar ve RAHMETLİ abicim 7 maddelik sorularıma 7 madde olarak ayrı ayrı ve benim kıt aklım anlayacak şekilde basit kısa ve net şekilde (nedenleri ile birlikte) anlatabilirseniz pek mutmain olurum.
hani gidecek olan eşe dosta tavsiye niteliğinde olsun diye şey ettimdi  Roll Eyes



Logged
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #9 : 07 Aralık 2013, 05:36:20 ÖS 17 »




.......Devam edecek...


hacı rahmetli abicim devam edecek edecek diyorsun 10 gün oldu hala devamı gelmiyor. tv dizileri gibisin izleyiciyi merakta bekletiyorsun.





TV dizileri gibi olsa yine iyi en azından orada kesin bir tarih var, bekliyoruz. Ya burası, ohooo bekle Allah bekle.

Bu arada max nasılsın abi yaaa  Cool

Ula nasıl yöneticisiniz forumu kendi haline terk ettiniz be
Ozanca da kayıp zati
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #10 : 07 Aralık 2013, 05:45:38 ÖS 17 »


TV dizileri gibi olsa yine iyi en azından orada kesin bir tarih var, bekliyoruz. Ya burası, ohooo bekle Allah bekle.

Bu arada max nasılsın abi yaaa  Cool

Ula nasıl yöneticisiniz forumu kendi haline terk ettiniz be
Ozanca da kayıp zati


iyiyiz hamd rabbe iyiyiz sizleri sormalı ?
ula demişsin de;
ben buradayım hemide hergün. ara ara konu açıyoruz ama iştirak az
misal dershane üzerine 40 tane soru soruyorum sağolsun bir fecr abim itina ile tek tek sorulara cevap veriyor.
estiremiyoruz ki şuracıkta bir beyin fırtınası. hadi bende yok ondan yaprak kıpırdamıyor siz niye açmıyorsunuz burada beyin pencerelerinizi .


ozanca mı ? kim ki o
Afro

Logged
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #11 : 07 Aralık 2013, 05:55:30 ÖS 17 »

hamdolsun abi nolsun biz de iyiyiz çok şükür, bir yaramazlık yok

ne bileyim abi bu foruma gelince bir ketumluğum tutuyor
 
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #12 : 07 Aralık 2013, 06:05:31 ÖS 18 »

hamdolsun abi nolsun biz de iyiyiz çok şükür, bir yaramazlık yok

ne bileyim abi bu foruma gelince bir ketumluğum tutuyor
 


ha heryerde akışkan bir dilim vardır  Cheesy
ama bu mekanın aurası beni bozuyor diyorsun  Azn
sorunu nerede arasak acaba  Huh?
Logged
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #13 : 07 Aralık 2013, 06:26:28 ÖS 18 »

hamdolsun abi nolsun biz de iyiyiz çok şükür, bir yaramazlık yok

ne bileyim abi bu foruma gelince bir ketumluğum tutuyor
 


ha heryerde akışkan bir dilim vardır  Cheesy
ama bu mekanın aurası beni bozuyor diyorsun  Azn
sorunu nerede arasak acaba  Huh?


yok ondan değil
kendimi belki de yetersiz görüyorum sizlerin yanında
Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



« Yanıtla #14 : 11 Aralık 2013, 12:25:25 ÖÖ 00 »




hacı rahmetli abicim devam edecek edecek diyorsun 10 gün oldu hala devamı gelmiyor. tv dizileri gibisin izleyiciyi merakta bekletiyorsun.
sen devamını getir mutlu sona bağla ki soru soracağız. yoksa araya kaynamaya başlıyorum affola  Huh?

1 - umre nedir
2 - kuranda umre kelimesi-kavramı geçer mi (nasıl geçer)
3 - umre ile hacc farkı nedir ?
4-  umre'nin hükmü nedir (farz-vacib-sünnet-müstehab- olmazsa olmaz-  olsa iyi olur-olsa da olur olmasa da)
5-  umrenin kabul olması için gerekli şartlar nedir ? (farzları-sembolleri-şiarları)
6-  umrede neler yapılmalı neler yapılmamalı ( haramlar - farzlar)
7-  umrede dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir (her yönü ile : ibadet konaklama beslenme gezi ticaret iletişim)

tecrübesi olanlar, bilgisi olanlar, ilgisi olanlar ve RAHMETLİ abicim 7 maddelik sorularıma 7 madde olarak ayrı ayrı ve benim kıt aklım anlayacak şekilde basit kısa ve net şekilde (nedenleri ile birlikte) anlatabilirseniz pek mutmain olurum.
hani gidecek olan eşe dosta tavsiye niteliğinde olsun diye şey ettimdi  Roll Eyes





Pc başına işyerinde oturma fırsatı bulabiliyorum, evde pc ve internet kullanmamaya gayret sarfediyorum. İşyerinde pc başına oturma vaktimde bi hayli kısıtlı. Eleman azaltmasına gittik ve fatura girme ve fiyat belirleme işlerinin haricindeki vaktimi kasiyerlik yaparak geçirmek zorundayım, bunu da en iyi sen anlarsın. Hele ki yirmi yirmibeş günlük hac kaytarması biriken işler işin cabası. Her neyse başladığım işi bitirmekle yükümlüyüm, mazeret üretmenin bi anlamı yok. Merak eden arkadaşlar devam edecek sözünün ardını aylık bile olsa beklemek zorunda bıraktığım için özür diliyorum.

İslami ritüellere bakış açım, genelde ön kabulden yana ve geleneğin izini sürdürme yönünde. Bir nevi atalar dinine uyma da denilebilir. Aslında her insan doğduğu ana babasının, yakın aile çevresinin, ve içinde bulunduğu ortamın ön kabullerini ister istemez kabul ederek sürdürür yaşamını. Sorgulama, hepten kökten reddetmeyi değil de, kabul edilen şeyde ciddi arıza ve sıkıntılar varsa o zaman reddetmeyi ya da tashih etmeyi gerektirir.

Bu anlamda din adına yapageldiğimiz ritüellerin tümünü ayrıntılı bir biçimde Kur'an'dan bulacağız diye çabalayanlar neticede haccı dört köşeli binaya tapma, namazı da faydasız yatıp kalkma eylemi olarak tanımlama cüretini göstermişlerdir.

Salat (namaz) ibadeti gibi hacc ibadeti ve sair ritüeller Peygamberin içinde yaşadığı toplumun uygularken bulduğu ve Allah tarafından müdahalesi söz konusu oluncaya kadar devam ettirdiği ritüellerdir. Müdahale ya tamamen yasaklayan, ya da içerik olarak düzenlemeyi gerektiren müdahaleler olunca Peygamberimiz de Allah'ın bu müdahalesine uyarak o ritüelleri O'nun istediği formata dönüştürüyordu.

Bu anlamda fazla ayrıntıya girmeden yaşayan sünnet sadedince kendisini islama nispet eden topluluklarca kesintisiz bir biçimde uygulanagelen bu ritüelleri olduğu gibi uygulamaktan çekinmiyor, "abdestsiz Kur'an'a dokunmama" yasağının yanlış bir uygulama olduğuna kani oluşum gibi ileride namaz ve hacc konusunda da beni ikna edici açık deliller ile karşılaşırsam doğru gördüğüm delile tutunacağımı söylemiştim, namazın gereksizliğini iddia eden bir vatandaşa.

Bu anlamda Umre genel kabule göre Hacc dönemi başlangıcı ya da dışında Kabe'yi ziyaret ve tavafın yanında Safa ve Merve arasında say yapılmasına umre denilmekte. Hacc dönemi umre yapılış tarzına göre haccın türleri de ona göre değişmekte.

Tüm bu uygulamaların Kur'an'da ayrıntılı bir biçimde geçtiğini söyleyemem. Safa ve Merve'nin Allah'ın şiarlarından olduğunu söyleyen Rabbimiz, orada ki Say'dan bahsetmemekte, onların birer nişane olduğunun kabulü o günkü Say uygulamasının olduğu gibi kabullenildiğini gösterir.

Mezhebi nüans farklılıkları ne ölçüdedir tam bilemiyorum ama, bildiğim kadarıyla mikat mahallini ihram ile geçen kişinin Mescid-i Haram'a gidip, Kabe'yi tavaf ettikten sonra (Kabe etrafını Kabe'yi soluna alarak, yedi kez etrafında dönmek) Safa ve Merve arasında say (yürüme) yaptıktan sonra traş olup ihramdan çıkmanın tamamına UMRE denilmekte.

Umre farz bir ibadet değildir. Hacca gidenlerde Hacc ibadetine Umre ile başlarlar genellikle. İfrat haccı yapanlar hariç.

devam edecek Smiley

not: ben yolculuk ile ilgili anılarımı anlatmaya çalışıyorum sen beni fıkhi izahatlar içinde boğmaya çalıyorsun. Çok mu merak ettin aç fıkıh kitaplarına bak.  Huh?
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.473 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu