NEWROZ ŞENLİĞİ

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > NEWROZ ŞENLİĞİ
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Tarih (Moderatör: Yonetim) > NEWROZ ŞENLİĞİ
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: NEWROZ ŞENLİĞİ  (Okunma Sayısı 6654 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maveraî
Haymatlos..
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 478


ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ


« : 21 Mart 2013, 04:27:20 ÖS 16 »


Kürtlere özgü bir kutlama olarak bildiğimiz (öyle düşündüğümüz) bu geleneksel günün net.te bakındığımda çok eskilere ve birçok kavme/ırka ait olarak kutlanmış olduğunu okuyup öğrenince sizlerle de paylaşıp tarihin sularında geçmişe doğru bir yolculuk yapalım istedim.


Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz; (Farsça: نوروز - Noruz, Kürtçe: Newroz, Özbekçe: Navruz, Türkmence: Nowruz, Kazakça: Naurız, Kırgızca: Nooruz, Azerice: Novruz, Kırım Tatarcası: Navrez) Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı.

Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran'ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta kutlarken, diğerleri Kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart'ta kutlarlar. Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon'dan çıkışı anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır.
2010'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir. 28 Eylül - 2 Ekim 2009 arasında Abu Dhabi'de hükumetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi 'ne dahil etmiştir. 2010'dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart'ı "Dünya Nevruz Bayramı" olarak kabul etmektedir.

Kelimenin aslı eski Farsça'dan gelir: Yeni anlamındaki nava ve gün ışığı/gün anlamındaki rəzaŋh birleşerek oluşturmuşlardır. Anlamı "yeni gün/günışığı" dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır (nev: yeni + ruz: gün; anlamı "yeni gün")
İrani dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz (Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca), Roz (Soranice) ya da Roj (Kurmanci) sözcükleri Proto-İranicenin "Rauça"sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın manası Işık olan *Leuk- kelime köküne dayanmaktadır. Şu en eski şekilden Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht, Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux, İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede Rusçadaki gibi bir k > ç ses ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca 'L' sesi 'R'ye dönüşmüştür.
Eski İrani dili olan Avesta dilinde Raôçah zamanında esasdan Işık demekti. Eski hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey Hindistan'da varolan dil grubu) Roçiş kulanılmaktadır.
Nevruz teriminin tarihte ilk yer aldığı kayıtlar, M.S. 2. yüzyıldaki Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır, ancak bundan çok daha öncesindeki (yaklaşık MÖ 648 ve 330 yılları arasında) Pers İmparatorluğu altında yaşayan değişik milletlerin Pers Şahına Nevruz gününde hediyeler getirdiğine dair bilgiler mevcuttur.
Nevruz diğer Türk devlet ve topluluklarında da kutlanılır. Bunlardan Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Navrız meyrami, Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart dokuzu Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris adları ile anılır.
Farsça'da yazılışı Nouruz'dur. Türk kökenli bir devlet olan Kazakistan'da Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak isimlendirilir.


Nevruz ve Ekinoks

Ekinoksta Dünyanın Güneş tarafından aydınlatılmasının gösterimi. Güneş ışıkları ekvatora dik geldiği için aydınlanma çemberi kutuplardan geçmektedir.

Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün kuzey yarım-kürede bahar ekinoksunun (günün eşitliği) oluştuğu gündür. Güneşin ekvatora dik açı ile gelir. Gece ve gündüz birbirine eşitlenir. Ayrıca hem kuzey hem de güney kutbu aynı anda gün-doğumu hattındadırlar ve gün ışığı her iki yarım-küre arasında eşit olarak paylaşılmaktadır.
Astrolojik olarak 21 Mart, burçlar sırasında ilk olarak yer alan koç burcunun başlangıç günüdür. 2008 yılında, kuzey yarım-kürede ekinoks, 20 Mart tarihinde saat 05:48'de gerçekleşmiştir.


Tarih ve Gelenek

Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, İndo-İranlıların avcılıktan hayvancılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. O çağlarda mevsimler insanoğlunun hayatında günümüzdekinden daha yaşamsal bir önem arz ediyordu ve yaşamla ilgili her şey dört mevsim ile çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir kışın ardından gelen bahar, tabiat ananın çiçekler, yeşillenen bitkilerin uykusundan uyanması ve sığırların yavrulaması, insanoğlu için büyük bir fırsat ve bolluğun canlanması demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid olduğu söylenir...
İran evren biliminin mimarlarından ve Zerdüştlerin Peygamberi olan Zerdüşt birçok bayramın kurumsallaşmasını sağlayan kişidir. Nevruz, "belki de" Zerdüşt tarafından kurumsallaştırılan bayramlardan biridir.


Persepoliste Krala Hediyelerin Sunumu

Bundan 12 yüzyıl sonrasında, M.Ö 487 yılında, Büyük Darius, Persepolis'teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruzu kutluyordu. Son araştırmaların sonuçları bu kutlamaların çok özel bir anlam ifade ettiğini göstermektedir. Sadece Nevruz gününde sabah saatin 06:30'unda güneşin ilk ışıkları gözlem evindeki büyük kabul salonuna denk geliyordu ve bu olay sadece 1400 yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum aynı zamanda Babillilerin ve Yahudilerinde yeni yılı ile çakışıyordu ve bu nedenle, bu kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır. Persepolis yerleşkesinin ya da en azından Apadana'non sarayının ve "Yüz sütunlu Salonun" Nevruzu kutlamak amacıyla inşa edildiği sanılmaktadır. Ne yazık ki eski kitabelerde Nevruzdan bahsedilmemektedir.


Afganlarda Nevruz

Afganistandaki kutlamaların yapıldığı Mezarı Şerif Mavi Camisidir.
Afganistan'da, Nevruz geleneksel olarak iki hafta boyunca kutlanılan bir bayramdır. Hazırlıklar günler öncesinden başlar ve Chaharshanbe Suriden yani Yeni Yıl'dan önceki en son Çarşamba gününden sonra bitmiş olur. Birçok gelenek ve görenek içinde en önemlileri aşağıda sıralananlardır:


Haft Mewa

İran'da hazırlanan Haft Sinnin aksine Afganistan'da Haft Mewayı yani Yedi Meyva'yı hazırlarlar. Haft Mewa, kuru meyvalardan hazırlanarak kendi şurupları içinde sunulan bir çeşit meyve salatası gibidir. Bu 7 meyva, kuru üzüm, Senjed denilen iğde, Antep fıstığı, kuru kayısı, ceviz ve badem ya da eriktir.


Smanak

Buğdaydan yapılan bir çeşit tatlıdır. Kadınlar bu tatlıyı özellikle geceleri bir araya gelerek ve sabahın ilk ışıklarına kadar şarkılar söyleyerek yaparlar. Bu şarkılardan bir tanesinin sözleri: Samanak dar Josh o mā Kafcha zanem - Degarān dar Khwāb o mā Dafcha zanem.


Gul-e Surkh Festival

Türkçedeki tam karşılığı Kırmızı Gül Bayramıdır. Gül diyerek aslında kırmızı lalelerden bahsedilmektedir. Bu bayram sadece Mezarı Şerif şehrinde ve yılın ilk 40 günü boyunca laleler gelişirken kutlanan eski bir gelenektir. İnsanlar, ülkenin birçok kesiminden bu bayrama katılmak için Mezarı Şerif'e gelirler. Bu bayram Jahenda Bālā denilen özel bir dini törenle birlikte kutlanır. Bu özel tören birçok Sünni Afgan'ın inancına göre dördüncü halife olan Ali bin Ebi Talib'in mezarının bulunduğu mavi camide yapılır. Kutlamalar, yılın ilk gününde yani Nevruzda camiye bir bez afişin asılmasıyla başlar ve değişik kutlamalar ile lale tarlalarında ve caminin etrafında tam kırk gün devam eder.


Buzkashi
 
Diğer kutlamalarla birlikte buzkashi denilen ve at üzerinde oynanarak yerdeki bir kafası kesilmiş keçi ya da koyunu yerden alarak rakipten önce hedeflenen alana bırakmak biçiminde oynanan bir oyunun turnuvası da düzenlenir. Buzkashi maçları daha çok Afganistan'ın kuzeyinde ve Kabil'de düzenlenir.


Özel yemekler

İnsanlar nevruz için özellikle de Nevruz arefesinde özel yemekler hazırlarlar. Genellikle, Sabzi Chalaw denen ve pilav ile ıspanaktan oluşan bir yemek hazırlarlar. Bununla birlikte, fırıncılar sadece Nevruza has olan ve adına Kulcha-e Nowrozi denen bir çeşit kurabiye yaparlar. Nevruz için hazırlanan yemeklerden bir diğeri de Māhī wa Jelabī yani Kızarmış balık ve Jelabidir ve bu yemek özellikle pikniklerin vazgeçilmez yemeğidir. Afganistan'da, nişanlanmış çiftlerin ailelerinin, Nevruz ve yine diğer bayramlardan olan Ramazan Bayramı ve Beraat Kandilinde, karşı tarafa hediye vermesi ya da özel yemekli bir davet vermesi bir gelenektir.


Erguvan Bahçelerine Yapılan Geziler
 
Kabilliler Istalif, Charikar ya da çevredeki diğer Erguvan çiçeklerinin açtığı yerlere özellikle yeni yılın ilk iki haftası piknik yapmak için giderler.


Jashni Dehqān
 
Çiftçilerin bayramı anlamına gelir. Çiftçiler, yeni yılın ilk gününde tarım üretiminin cesaretlendirilmesi için şehirlerin içinde yürürler. Günümüzde özellikle Kabil ya da diğer büyük şehirlerde şehrin önde gelenlerinin de katılımıyla düzenlenir.


Bahailerde Nevruz

Bahailer bu bayramı (Naw-Rúz derler) sadece bir bayram olarak değil aynı zamanda dini bir tatil olarak da kutlarlar. Ancak bu kutlama sadece Bahai takvimine göre yeni yılın kutlaması değil aynı zamanda tutmuş oldukları 19 günlük Oruç'un da bitmesinin kutlanmasıdır.
19 günlük (2 Mart – 20 Mart Bahai takvimine göre Alâ ayıdır.) Bahaî orucunun bitimindeki günün, güneş batışından ertesi günün güneş batışı arasındaki zaman Oruç Bayramı’dır. Bugün aynı zamanda Bahaî yılbaşıdır. Bugünle takvimin son ayı olan Alâ ayı sonra ermiş ve Baha ayının ilk günü başlamış olur. Bundan dolayı bugüne nevruz bayramı adı da verilir.
Bayram güneşin koç burcuna girmesiyle başlar. Bu giriş, güneş batışından bir dakika önce bile olsa, hemen oruç bozulur ve bayram tutulur. Bayram toplantısında Nevruz’a ait levih (Bahai inancındaki Tanrı sözlerinin derlendiği kitap) ve dualar okunur.


Kürtlerde Nevruz

Birçok Kürt şair ve yazarın da eserlerinde yer alan Nevruz'u Kürtler 21, 22 ve 23 Mart'ta kutlarlar. Bu bayram ile Kürtler çoğunlukla şehir dışındaki bölgelerde ve açık alanlarda bir araya gelir ve gelmekte olan ilkbaharı kutlarlar. Kadınlar rengarenk elbiseler giyerler ve başlarına pullarla süslenmiş ışıltılı örtüler örterler. Topluluk büyük bir ateş yakar ve bu ateşin etrafında dans ederek ya da üstünden atlayarak büyük bir coşkuyla bu bayramı kutlarlar.
Kürt yazar Musa Anter'e göre Nevruz aslında Kürtlerde ilk başlarda 31 Ağustosta kutlanıyordu ancak daha sonra Arap Takviminin kabul edilmesiyle bu kutlamalar Mart ayına kaymıştır.
"Nevruz kutlu olsun" Kürt dillerinde böyle söylenir: Kurmanci: Newroz pîroz be!, Zazaca: Newroz pîroz bo, ve Sorani: Newroztan pîroz bêt.


Demirci Kawa Efsanesi

Ateş üstünden atlamak bir Nevruz geleneğidir
Kürtlerde nevruzun Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanılır. Kürt mitolojisindeki Kawa efsanesine göre, günümüzden 2500 yıl öncesinde Zuhak (Bazı kaynaklara göre Dehak) adında Asurlu çok ama çok zalim bir kralın altında yaşayan Kawa adında bir demirci vardı. Bu kral tam bir canavardı ve efsaneye göre her iki omuzunda da birer yılan bulunuyordu. Her gün bu iki yılanı beslemek için Kürtlerden iki genci sarayına kurban olarak getirtip aşçılarına bu iki çocuğu öldürtüp beyinlerini yılanlarına yemek olarak verdiriyordu. Aynı zamanda bu canavar kral ilkbaharın gelmesini de engelliyordu. En sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel adlı iki kişi kralın sarayına mutfağa aşçı olarak girmeyi başarırlar ve Kralın yılanlarını beslemek için beyinleri alınarak öldürülen çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar. Böylece ellerindeki bir insan beyni ile kestikleri bir koyunun beynini karıştırarak yılanlara vererek her gün bir çocuğun kurtulmasını sağlamış olurlar. İşte bu kaçan kişilerin Kürtlerin ataları olduğuna inanılır ve bu kaçan çocuklar Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline getirilirler. Böylece Kawa'nın liderliğindeki bu ordu bir 20 Mart günü zalim kralın sarayına yürüyüşe geçer ve Kawa kralı çekiç darbeleri ile öldürmeyi başarır. Kawa etraftaki tüm tepelerde ateşler yakar ve yanındakilerle birlikte bu zaferi kutlarlar. Böylece Kürt halkı zalim kraldan kurtulmuş olur ve ertesi gün ilkbahar gelmiş olur.


Türklerde Nevruz

Türk kültüründe Nevruz: Orta Asya'da Nevruz bayramlarında geleneksel olarak pişirilen sümelek buğdaydan yapılan bir çeşit tatlıdır.
Türklerin (Göktürklerin) Ergenekon'dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Doğu Türkistan'dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart'ta kutlanır.
Türkiye'de bir gelenek, Türk Cumhuriyetlerinde ise resmi bayram olarak kutlanırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından Bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir.
Türk Takviminde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme Çağ adı verilirdi. Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saattir. Her bir çağ ise sekiz Keh ten ibarettir. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü olarak kutlanır. Bugüne ve yeni yılın başladığı an'a Yılgayak denir.
Oniki Hayvanlı Takvim ve Melikşah'ın Celali Takvimi'nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divânü Lügati't-Türk'te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, Nevruz-ı Acem ve Nevruz-ı Seba olarak girmiştir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir.
Selçuklu ve Osmanlı'da millî bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı. Özel olarak hazırlanan Nevruziye adlı macun Osmanlı döneminden kalan bir kültür olarak bu gün hâlâ Manisa'da 21 Mart'ta Mesir macunu şenlikleri yapılmaktadır. Alevi ve Bektaşiler arasında da kimi yörelerde eski takvime atfen Mart Dokuzu adi verilerek kutlanan Nevruz'da özel ayinler yapılırdı, yine Zerdüştler ve Yezidiler'de 21 Mart'ı bayram olarak kabul etmişlerdir.


Kırım Tatarları'nda Nevruz

Navrez kutlaması, Aydınbey, Bulgaristan
Navrez, Nevruz Bayramının Kırım Tatarları arasında söylenen adıdır.
Kırım Tatarları bu bayramda erkenden kalkarlar. Ağaçtan bir dal keserler. Bu dala Çiğdem, Kardelen gibi erken bahar çiçekleri asarlar. Çocuklar bu dalı alıp topluluklar halinde kapıları tek tek gezerler. Kapıda Navrez türküsünü söylerler. Ev sahipleri çocuklara hediye olarak yumurta, şeker gibi yiyecekleri sepetlere koyar, verdikleri mendilleri de dala bağlarlar. Bütün evler dolaşıldığında çocuklar verilenleri kendi aralarında pay ederler.
Kırım Tatarları Sovyet rejiminin baskısı ile bu milli bayramlarını kutlayamadıkları için günümüzde çocuklar bu bayramı bilmemekte ve kutlamamaktadırlar. Nadir de olsa Kırım Tatarlarının yaşadığı ülkelerde sembolik olarak kutlamalara rastlanmaktadır.


Nevruz Türküsü

Navrez türküsünün çeşitli söyleniş biçimleri mevcuttur. Bir örnek:

Keldı baar nur saçıp,
Navrez kokuy mor açıp,
Eşerdi çoller, daglar,
Azan navrezim mubarek.

Navrez keldı, korunuz,
Navrez akkın beriniz.
Cennet olsun cerınız,
Azan navrezım mubarek.

Keldı baar, turunız,
Bu navreze bakınız.
Koterilsin başınız,
Azan navrezım mubarek.
  
Uyun artı bagça,
Aktar-toktar bokça.
Balalarga beş (yımırta) akça,
Azan navrezım mubarek.

Çıktı çolge batır Ali,
Zilfi kara dülüdüli.
Ol tanrının arslanı,
Azan navrezım mubarek.

Kaynaklar: wikipedia.org da mevcut
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Maveraî
Haymatlos..
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 478


ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ


« Yanıtla #1 : 22 Mart 2013, 09:56:13 ÖS 21 »


“New” ve “roz” sözcüklerinden oluşan Newroz, “yeni gün” anlamına gelmektedir. Baharın başlangıcı olarak kabul edilen 21 Mart’ta kutlanan Newroz, İrani toplulukların kadim geleneklerinden olup, bahar bayramı ve yılbaşı olarak anlamlandırılmıştır.

Newroz kutlamalarına ilişkin farklı rivayetler bulunmaktadır. Kimileri bunu bir efsaneye dayandırarak “Demirci Kawa” öncülüğünde Zalim sultan Dehak’a başkaldıran mazlum Kürdler’in özgürlük günü olarak nitelerken, bazı anlatımlarda Cenab-ı Hakk'ın, kâinatı ve Âdem Aleyhisselam’ı yarattığı gün olduğu söylenmiştir.

İran kültüründe apayrı bir yeri olan Newroz’a ilişkin şu anlatımlara rastlanmaktadır:
“İran sultanlarından Cemşid, dünyayı dolaştıktan, Azerbaycan'ı beğenip oraya bir taht kurduktan sonra üzerine süslü bir elbise, başına da çeşitli mücevherlerle işlenmiş bir taç koyup tahta oturdu. Gününün ışıkları tacına yansıyınca etrafı aydınlattı. Halk bugünü özel bir gün sayarak sevindi.

O günü, apayrı bir gün bilerek “Newroz” dediler. Büyük şenlik yapıp, ondan sonra her sene bu merasimi tekrarladılar. Buna “Newroz-i amme” dediler. “Newroz-i hassa” ise, “Newroz-i amme”den altı gün sonradır. O gün Cemşid tahta oturup devlet erkânına şöyle dedi:
“Cenab-ı Hak, hepimizi yokken var etti. Akıl ve fikirle donatarak diğer hayvanlardan üstün kıldı. Bu sebeple hepimize lazım ve layık olan temiz su ile yıkanıp, Allah'ın dergâhına secdeye kapanalım ve şükredelim. Sonra bugünü ve bu usulü devam ettirelim.”

Cemşid'in bu isteği kabul edildi. Her sene iki Newroz arasında kalan bu altı gün kutlanmaya başlandı. O gün, kral, herkesin arzusunu yerine getirir, insanlar da bayram ederdi.”

Newroz; Selçuklular ve Osmanlılarda da kutlanmış, tatlılar yapılıp dağıtılmış, Osmanlı şairleri, diğer bayramlarda yaptıkları gibi, Newroz günlerinde de kasideler yazmış, Newroziye adı verilen bu kasideleri devlet adamlarına sunup hediyeler almışlardır.

İranlı dünyaca meşhur sosyolog Ali Şeriati Newroz’u anlatırken şunları söylemiştir:
“Newroz’un uzun yüzyıllar boyunca dünyadaki bütün bayramlara karşı iftihar etmesinin nedeni, yapay bir toplumsal sözleşme veya dayatılmış siyasi bir bayram olmayışıdır.
Newroz, dünyanın bayramıdır; yerin, göğün ve güneşin sevinç günüdür; çiçek açmaların coşkusu yeni doğuşların heyecanıdır, her başlangıcın heyecanıyla dolup taşmaktadır.

Newroz, büyük bir hatıranın yenilenişidir: İnsanın tabiatla akrabalığının hatırasının.
Her yıl kendi yapay, sahte ve karmaşık işleriyle oyalanarak annesini unutan bu unutkan çocuk, Newroz’un heyecanlı hatırlatmalarıyla onun kucağına yeniden dönüp bu geri dönüşü ve yeniden görüşmeyi onunla birlikte kutlar.”
(Kevir)

Kürd toplumunda Newroz’a değinen en eski kaynak ise Şeyh Ahmed-i Xanî’nin (1650–1707)
“Mem û Zîn” adlı eseridir. Bu eserinde Ahmed-i Xanî, Newroz’u şu şekilde betimlemektedir:

Weqtê weko şehsiwarê xawer
Tehwîl dikir di mahê azer
Ye'nî ku dihate bircê sersal
Qet kes nedima di mesken û mal
Bi-l cumle diçûne der ji malan
Hetta digihişte pîr û kalan
Roja ku dibûye 'îdê newroz
Te'zîm ji bo dema dilevroz

Buna göre Newroz, Kürdler’de yılbaşı olarak kutlanmış ve Newroz günü çocuğundan yaşlısına tüm insanlar evlerinden kırlara, yeşilliklere çıkmışlardır. Ahmed-i Xanî’nin bu günün kutlanmasına ilişkin şu tespiti de dikkate değerdir:

Lêkin ne bi tuhmet û bi minnet
Belkî bi terîqê şer’û sunnet


Buna göre Kürdler Newroz’u; İslam şeriatı ve Muhammed Peygamberin sünneti çerçevesinde kutlamış, haramlardan sakınmışlardır.

Kürd toplumunun bağrından çıkmış, cihanşümul bir İslam Âlimi olan Bediüzzaman da Newroz gününe önem vermiştir. Talebelerinden Muhsin Alev şunları anlatmıştır:
“Üstad gezmeyi, bilhassa bahar ve yaz aylarında kırlarda dolaşmayı çok severdi. Mahlûkatla, mevcudatla baş başa kalıp derin derin tefekkür ederdi.
İstanbul’da Newroz günü kıra giderken bizi de yanında götürürdü.
Kırda, “Bugün mahlûkatın bayramıdır” diye Newroz’un önemini bize anlatmıştı.
Kırda köpeklere ekmek parçası verip, “Bugün, bu Neveruz bayramından bu köpeğin bile bir hissesi vardır. Bahar mahlûkatın bayramıdır. Biz de onların bayramına iştirak edelim” demişti. Çok sevinçli bir hali vardı Newroz günü.”
(Son Şâhitler I)

Bediüzzaman, “Newroz günü, bahar mevsimine işarettir” (Sözler) der ve insanların öldükten sonra tekrar diriltileceğine delil olarak Kur’an ayetinin de işaretiyle bahardaki dirilişi gösterir.

Yine kendisi şöyle demiştir: “Gel, bugün Nevruz-u Sultanîdir. Bir tebeddülât olacak, acîb işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz…” (Sözler)

Buna göre Müslüman öncüler Newroz gününü; baharın başlangıcı olarak görmüş ve bu gün vesilesiyle baharla kucaklaşmayı nazara vermişlerdir.

Newroz, geleneksel anlam ve görüntüsüyle günümüzde İran ve Güney Kürdistan bölgesinde yoğun bir şekilde kutlanmakta, tüm parti ve inanç gruplarıyla insanlar Newroz günü dalga dalga dağlara, kırlara bayırlara akın edip, günü piknik havasında sevinçle geçirmektedir.

Ancak baharın gelişini müjdeleyen bayram olan ve tarihte kırlara çıkmak suretiyle kutlanan Newroz, Türkiye’de siyasallaştırılıp, özünden uzaklaştırılmıştır. Bugün, Kürdistan’ın kuzeyinde ve Türkiye’de devlet kurumlarının ve belli bir kısım materyalist partilerin öncülüğünde kutlanan Newroz’un inancımıza uygun kutlanmadığı açıktır.

Bundan ötürü Newroz’a ilişkin bir kısım dini tartışmaların yapıldığı görülmektedir. Kimileri Newroz’u kutsarken, kimileri Muhammed Peygamber’in bir hadis-i şerifini dayanak göstererek günah ve şirk olarak nitelemektedir.

Bu hususta İmam Zehebi’nin şu cümlelerini göz önünde bulundurmakta fayda vardır:
“…Eğer bir gelenek ve eğlence olsun diye ailesini hoşnut edip çocuklarını teselli etmek için yaparsa, bu takdirde onun durumuna bakılır. Ameller, ancak niyetlere göre değerlendirilir…” (Medine-i Münevvere İslam Üniversitesi Dergisi; sayı: 103-104)

Burada bu kadarla iktifa edip tartışmalara girmeden Newroz'u bir şenlik ve kutlama olarak görmek mümkündür. Mübarek Ramazan ve Kurban bayramlarımız gibi dini ve mübarek bir bayram olmadığı açıktır.

Kırlara çıkmak ve baharla kucaklaşmak suretiyle, ilahi tecellilerin, yeniden dirilişin ve ahiretin hatırlandığı Newroz'ların kutlandığı özgür bir ülke dileğiyle…


Necatê Zivingî
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.056 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu